--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Rü’yet-i hilâl”

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
5

Eskiden ramazan, hilâlin görülmesiyle başlardı. Buna “rü’yet-i hilâl” denirdi. Bu son derece ciddi bir işti ve katı kuralları vardı.

Eskiden İstanbul Bayezit’teki yangın kulesi, aynı zamanda hilâl gözlemekte de kullanılırdı. Ayrıca Süleymaniye, Fatih, Cerrahpaşa, Sultan Selim ve Edirnekapı Camilerinin minareleri de aynı amaca hizmet ederdi. 

Kadılık makamına mensup güvenilir bazı memurlar, bu gözlem yerlerine gönderilir, ayı gözlemeleri istenirdi. Aynı zamanda, adı geçen camilerin hizmetlileri ile halk da gönüllü olarak gözlem yapardı.

Ramazan hilâlini gören, önce şahit tutar, böylece birkaç çift gözün aynı anda hilâli görmesi sağlanırdı. Sonra birlikte fetva kapısına gidilirdi. Fetva Emini’nin emriyle hilâli gören iki kişi içeri alınıp sorgulanır, o sırada, dışarıya haber sızmaması için, Fetva Dairesi’nin büyük kapısı sımsıkı kapatılırdı. 

Sorgulama çok titiz yapılırdı. Ramazan hilâlini gördüklerini iddia eden şahitler, tuzak sorularla şaşırtılır, doğru söyleyip söylemedikleri iyice araştırılırdı…

Doğru söylendiklerine kanaat getirildikten sonra bir mahkeme ilâmı hazırlanıp Kadı Efendi tarafından mühürlenir, ardından sicil defterine kaydedilir, nihayet Şeyhülislâmlık Makamına gönderilirdi…

Ancak ondan sonra büyük kapının açılmasına izin verilirdi. 

Açılan büyük kapıdan Süleymaniye Camii’nin mahyacıbaşısı elinde bir kandille gözükür, avludaki binek taşına çıkar, kandilini sallayarak Süleymaniye Camii minarelerinde işaret bekleyen kandilcilere “ramazan başladı” işaretini verirdi…

Bu işareti alır almaz, minarelerde hazır bekleyen kandilciler minarelerdeki mahyaların kandillerini bir bir yakar, bu manzarayı gören diğer camilerdeki gözcüler de aynı şeyi yaparlardı…

Böylece İstanbul doyumsuz bir güzelliğe kavuşurdu. Minarelerdeki mahyalarla kandillerin yanması, o dönemin sakin yaşantısını şenlendirir, tüm hayata müthiş bir hareketlilik getirirdi.

Süleymaniye Camii’nin minareleri ışıklandırıldıktan sonra, davulcular ve tellallar sokak aralarına dağılır, ramazan-ı şerifin geldiğini halka müjdelerlerdi…

Çocuklar davulcuların arkasına takılır, sokak sokak dolaşırlardı.

Hilâlin görünüp ilân edilişi, ecdadımız açısından büyük bir seyir ve eğlence olurdu.

Halk kandillerin yanmasıyla sokaklara dökülür, ramazanın başlaması şerefine şenlikler yapardı. 

Kimisi gelen ramazan hürmetine fakir fukaraya sadaka verir, kimisi kurban kesip etini dağıtır, kimisi çocuklara harçlık, mendil, başlık gibi armağanlar vererek çocukları ramazan sevincine ortak ederdi.

Anlayacağınız dün de bugün de bu topraklarda ramazan coşkuyla karşılanıyor, neşeyle yaşanıyor.

Teravih namazları, özellikle çocuklar için, ramazanın en büyük neşesiydi. İlk teravihler, özellikle selâtin camilerinde kılınır, camilerin çevresi akşamları bayram yerine dönüşürdü.Çocuklar bu şekilde namaza ısındırılır, alıştırılırdı.

Teravihe gidecek olanlar en iyi elbiselerini giyerlerdi. Özene-bezene sakladıkları kokuları sandıklardan çıkarıp sürünür, her taraf mis gibi kokardı…

Yanlarında saf tutacak mü’min kardeşlerinin huşu ve huzurunu bozmamak için, o günlerde soğan, sarımsak gibi şeyler yenmez, ayrıca maydanoz ve karanfil gibi, hoş kokular saçan bitkiler çiğnenirdi.

Kısacası camiler, şimdiki gibi, ter ve çorap karışımı kokmazdı!

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hayırlı Ramazanlar

9 Mayıs 2020 14:20

Sayın Yavuz bey eskiden Ramazan ayında, şimdilerde çocuklarmızin parayla gittiği gölge oyunu olurdu. Hacivat ile Karagöz 5 dk lık bir sahne alirlardı. Haberlerden önce şimdilerde nedense bu yok bir kısıtlamamı var siz gazete köşe yazarı olarak ögrenebilirsiniz. Bizide aydınlatırsınız. Birde yazmış olduğunuz makaleye engel olan durum ney bununla ilgili bir yazi kaleme alırsanız burdan okuruz teşekkürler.

mümin Ekiz

9 Mayıs 2020 00:58

SELAMUNALEYKUM. Yavuz hocam. Hayırlı ramazanlar.çok gecmis olsun.Aramıza döndyrene ..hamdu senalar olsun..Çok geçmiş olsun. .Allah sifalar verir inşallah. .şimdiden hayirli sahurlar hocam.SELAMUNAKEYKUM

Mustafa

8 Mayıs 2020 12:44

Türbelerden medet umanlar, bakın üzerine beş kat bina dikilmiş.Üzerine kondurulan binanın yapımına engel olamayanları aracı koymayın. Allah subhanehu ve teala hamdolsunki Bu ramazan Türbe şirki yıkıldı, yıkılsın artık aracılık Şirk i.

Tahsin Koç

8 Mayıs 2020 11:18

HOCAM HOŞ GELDİNİZ ALLAH C.C. SAĞLIK SIHHAT VERSİN ÇOK ŞÜKÜR YAZILARINIZI OKUYACAĞIZ

kehanet

8 Mayıs 2020 09:30

BAŞLIK KONU KANAYAN ÖNEMLİ YARALARIMIZDAN BİRİSİ.... LAKİN İÇİ BOŞ. SON İKİ YÜZ YILDA DİN ÜZERİNDE ÇOK OYUNLAR OYNANDI. DİNİ TEMSİL EDENLER KÖTÜ ELLERDE OLDUĞU İÇİN ÇOK TAHRİBAT YAPTILAR. bu gün hilal in takip edilmeyip RAMAZAN ların BAYRAM ların HAC ların katledildiğinden bahsedilmemiş. "HİLALİ GÖR ORUÇ TUT HİLALİ GÖR BAYRAM YAP" H.Ş. emredilmiş. Halbuki Astronomi o gün bugünkünden daha ileriydi teleskopta vardı. Buna rağmen hiçbir zaman hesap zikredilmemiş. Çıplak gözle bakmak esas tutulmuş. “GÖRÜLMEMİŞSE VEYA HAVA da GÖRMEYE MANİ BİR DURUM VARSA ŞABANI VE RAMAZANI 30 a TAMAMLAYIN EMREDİLMİŞ. hilafetin yıkılmasından sonra bu takip hiç olmadı. diyanet zaten dini yok etmek için kuruldu. BUNDA BAŞARDI AMELSİZ BİR İSLAM ORTAYA ÇIKARDI. Şimdilerde birazcık düzelme emaresi varsa da gerçeklerden çok uzak... . Daha yeni başkan bir konuda dinin emrini açıklamaya kalktı. Kuran zihniyet biz orayı bunun için kurmadık diye hemen TAŞ YAĞMURUNA TUTTU. Din adına değil dini yok edenlerin adına çalışır. Hal böyle olunca bu konuyu da yozlaştırdı. Hilali hiç takip etmedi. Yazılı veya sözlü sorulunca da başbakanların emrinde olduklarını onlardan gelen emre göre hareket ettiklerini söylediler. Onun içinde bizim ramazana başlama tarihleri hep şaibelidir. Diğer islam ülkeleri de bizimle birlikte başlamazlar. Sorulunca da : HALI OLARAK “EMRİ YERİNE GETİRİN HİLALİ TAKİP EDİN GÖRÜN İLAN EDİN UYALIM” derler.. RÜ’YET İ HİLAL KONFERANSLARINDA da açıkça bunu söylediler. BİZİM BAŞKANLAR HACCA GİDİNCE bize uymayıp onlarla birlikte farklı günde bayram yaptılar. İki sene önce din işleri yüsek kurulu üyesinin dediği gibi: Ramazanın kaza veya tövbe yoluyla telafisi var. ASIL SIKINTI HAC TA VAKFE YANLIŞ GÜNDE YAPILDIĞI İÇİN HACCIN BİR FARZI YERİNE GELMEYİP büyük masraf ve ümitlerle gidenler eli boş dönüyorlar. Bunun telafisi yok. DİN GİBİ MÜSLÜMANLARINDA İÇİ BOŞALTILIMIŞ AKLAETMEYİ FİKRETMEYİ ÖĞRENMEYİ BIRAKIP BİRLEİRNE AKILLARINI KİRAYA VERMEYE UYUNTULUĞA ALIŞTIRILMIŞLAR SÜRÜ PİSİKOLOJİSİ VAR. DOĞRYU MERKATDA ETMEZLER. Bendeniz bu işin uzmanıyım, tahsil ve tecrübem de buna yeterli her sen takip ederim hac tamamen sıkıntılı son üç yıl hariç.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle