--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Özgün” olmak mı, “özgür” olmak mı?

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
7

 

“Osmanlı, kadını kafese kapatmıştı, Cumhuriyet özgürleştirdi” diyenlere, “kadın cinayetleri”ni sormak geliyor içimden: “Hayat hakkı gasp edilmiş birey nasıl özgür olur?”

Peki, ya mutluluk? “Osmanlı kadını” üzerine çalışmalarıyla tanınan meşhur İngiliz yazar Miss Julia Pardoe (1806-1862), “Eğer” diyor, “Özgürlük mutluluksa, Türk kadınları en mutlu kadınlardır, çünkü tüm imparatorluktaki en özgür insanlar onlardır.” 

Bizim Kemalistlerin iddialarının tam aksi istikamette bir iddia bu: Kadına “özgürlük” vaadedilip mutluluğu çalınmış! Julia Pardoe tam da bunu söylüyor.

Öte yandan, Osmanlı kadınının kendine has bir “kimliği” ve “kişiliği” var, ama “cumhuriyet kadını”nın kendine özgü bir “kimliği ve kişiliği” yoktur. “Cumhuriyet kadını”, “Batılı kadın”ın kopyasından ibarettir: Aynı kıyafet, aynı eda, aynı hayat tarzı: Batı’dan gelen fikri (feminizm gibi) ve bedenî (vücut ölçülerine, hatta makyaja kadar) akımları aynen benimseyen sınırsız bir taklitçilik…

“Osmanlı kadını” ise tamamen kendine özgü, her şeyiyle Avrupalı kadından farklı, tümüyle orijinaldir: Bu bakımdan kıyas kabul etmez.

Osmanlı coğrafyasında uzun süre yaşamış Lady Montague, Julia Pardoe ve Lucy Garnett gibi Batılı kadın yazarlar, bunu açıkça ifade etmişlerdir. Bunlar ve “Osmanlı ailesi” üzerine çalışan diğer Batılı yazarlar, Osmanlı kadınının “Oryantalist kaynaklarda gösterildiği gibi pasif, zayıf, Harem’de tutsak, sadece bir zevk aracı” olmadığını, “aktif, güçlü ve toplumda çok önemli yere sahip” olduğunu söylemektedirler.

Meselâ Lady Montagu, “Türk kadınları dünyanın en hür kadınlarıdır” (Montagu, 1939) diyor. 

Gerçek şu ki, 1882’ye kadar, evli bir İngiliz kadının mal sahibi olma, dava açma, boşanma, çocuklarını yanına alma ve miras hakkı yoktu. Boşanma halinde mallar ve çocuklar kocaya kalıyordu. Hâlbuki Osmanlı kadını evlilikte kontrat yapma, istediği şartları koyma, dava açma, boşanma ve miras hakkına sahipti. Boşanma halinde küçük çocuklar anneye verilirdi. Kadının rızası olmadan erkek mal üzerinde tasarrufta bulunamaz, ürün bile satamazdı.

Meşhur Batılı seyyahlardan D’ohsson, Osmanlı kadını hakkında şu ifadelere yer veriyor: “Tavırları soylu ve zarif, davranışları hoş, konuşması açık, saf ve incelikli... Konuşmalarındaki sadelik, ifadelerindeki açıklık, düşüncelerindeki incelik, ses tonlarındaki zarafet ve davranışlarındaki seçkinlik beni her zaman için çok etkiledi.”

Meşhur tarihçimiz Âşıkpaşazâde, Osmanlı’yı inşa eden grupların arasında “Bacıyan-ı Rum” (Anadolu Kadınları) dediği bir kadın örgütünden bahsediyor.

Bacılar Teşkilâtı’nın faaliyetlerine dair başka bir bilgiyi “Menâkıb-ı Evhadü’d-din-i Kirmânî”de buluyoruz. 

Orhan Gazi zamanında Anadolu’nun birçok yöresinde Türkmenler arasında bulunup gözlem yapmış, özellikle de Türkmen hanımların çeşitli alanlardaki faaliyetlerine şahit olmuş olan meşhur Mağribli gezgin İbn Battuta, kadın örgütlenmelerinden söz ediyor.

Ayrıca Niğdeli Kadı Ahmed, 1340 yılında tamamladığı “el-Veledü’ş-Şefik” adlı eserinde Niğde dolaylarında Taptuklu Türkmen dervişlerin hanımlarının sosyal faaliyetlerini kaydediyor.

Mevlevî yazar Ahmed Eflâkî de, keza, eserinin bir yerinde Konya’daki bir “Kadınlar Cemaati”ni anlatıyor.

“Osmanlı kadını akşama kadar kafes arkasında oturup kocasını bekler”miş, öyle mi?..

Öyle ise bu “kadın örgütleri” nereden çıktı? Çanakkale Savaşı’nın ve Milli Mücadele’nin “kahraman kadınları” Batı’dan mı ithal edildi?..

Nene Hatun, Zeynep Mido Çavuş, Nezahat Onbaşı, Mücahide Hatice Hanım, Safiye Hüseyin, Binbaşı Ayşe, Erzurumlu Kara Fatma, Hafız Selman İzbeli, Şehit Şerife Bacı, Halime Çavuş nerede yetişti? 

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Meva

15 Şubat 2020 00:07

Batıya uymaya çalışmayın batarsınız doğuya dönün yönünüzü bir güneş gibi yeniden doğarsınız :)

Korkusu

14 Şubat 2020 14:31

Alah razi olsun.Hocam hakikatleri yaziyorsunuz.yabanci bir yazar.Bit Turk kadini Saray bosnadan Mekkeye kadar yalniz basina seyehat edebilir diyor.Turk milletinin taklitcilikten kurtulup aslina donmesi lazim.Kafayi kuma gomenlerin arkalari acik.Mazile.bagimizin guclenmesi lazim

Ögeday

14 Şubat 2020 14:14

"Osmanli kadini" derken yIne Osmanli Sarayini anlattin.. Cik bu saraydan bir kere de Türk kadinini anlat!..

Nonno$

14 Şubat 2020 14:11

benim icin hergün 14 subat yani sevgililer günü.. Sevgilime hergün bir gül..

okuyucu

14 Şubat 2020 12:52

sema kardeş,haklarını gözetecek şekilde,kırmadan,sevgi ve şefkatle nikah kıyanlar niye zoruna gidiyor.şu an avrupada ve bizdede azgın insanlar her gün gencecik körpe vücutları haram yoldan ve acımasızca perişan edip sokaklara atıp,daha sonraki leş yiyicilere yem etmesi ve o kişilerin mağduriyeti seni rahatsız etmiyor,bazı şartlar gereği izin verilen evliliklere düşman oluyorsun.sende biliyorsunki müslümanlar genelde tek eşlidir fakat özel durumlarda kişiye izin verilmesini,sanki bütün toplum 4 evliymiş gibi görmen çok insafsızca olmuş.

sema emine aydınelli

14 Şubat 2020 08:52

Osmanlı da, erkeklerin dört kadına kadar alma hakkı yok muydu...Lütfen bunu da yazın, gençler öğrensin. Medeni Kanun çıkmadan bir kadının üzerine yasal olarak kuma getiriliyordu.Ya da imam nikahı ile evlenen bir kız evine bir kuma olarak gidebiliyordu. Bunlar gerçektir ,biliyoruz da ben, ayrıca, evlenip kuma olarak giden büyükannemden dinledim.

Ahmet

14 Şubat 2020 08:01

Müslüman erkeğin mümine bir kadının sevgilisi olmaz müminler karı koca olurlar. sevgili zina cağrıştırır, zinaya yaklaşmayın ayeti ne demek istiyor ateş ile barut yanlız kaldıkları da zinaya yaklaşmış olurlar. Zinaya yaklaşmak haram zina külliyen haram. Zinayı övenler zina üzerine doğan nesile ne diyecekler. Zinayı övenler servetlerini zinakar ların coçukların bağışlasınlar.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle