“Osmanlı Müslümanı” ve “Modern Müslüman” 2

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Yabancı gezginler Osmanlı insanının tevekkülüne hayrandılar. 

Fransız gezginlerden Du Loir, “Türkler herhangi bir intikam hissi beslemekten son derece çekinirler” diyor… 

La Baronne Durand de Fontmange, “Osmanlı’da ne iğfâl edilmiş kız hikâyeleri, ne sokakta bulunmuş çocuk, ne düello, ne de intihar var” diyerek, toplumsal yapımızın Avrupa karşısındaki farkını ortaya koyuyor.

5. Ya sabır!

“Osmanlı Müslümanı”nın “olmazsa olmaz”ı, “sabır”dır… Bu konuda da “rol-model”i “Devr-i Saâdet”tir. 

Böyle olduğu içindir ki, “Osmanlı Müslümanı” sadece sıkıntı, musibet, haksızlık karşısında değil, hayatın tüm getirileri ve götürüleri karşısında sabrederdi. 

Fakirliğin getirdiği sıkıntıları sabrıyla aşar, öfkesini sabrıyla yener, arzularını sabrıyla dengeler, insani ihtiraslarını sabrıyla frenlerdi.

Ne başarı karşısında şımarır, kibirlenir, ne de mağlubiyet karşısında umutsuzluğa kilitlenirdi.

Çünkü hayata “tevhid” penceresinden bakardı. Bu pencereden görünen her güzelliğe “Sanii Zülcelâlın eseri” olarak saygı duyardı. O kadar ki, hayvanlar ve bitkiler de bu “saygı”lı yaklaşımdan nasiplerini alırdı.

Türk-İslâm düşmanı Guer’i hayretler içinde bırakıp, “İstanbul’da, sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür...” dedirten çevre duyarlılığının kaynağı işte bu bakış açısıdır.

İnsana bakışı da böyleydi: “Yaradandan ötürü” yaradılanı hoş görürdü. İnsanların farklılıklarını zenginlik sayar, kimseyi inancından, itikadından, ibadetinden, kıyafetinden dolayı horlamazdı.

Kısacası, Osmanlıların hayatı “zikir-fikir-şükür” çerçeveliydi. Yağmurda “rahmet”, karda “beyaz kefen-ölüm”, baharda “diriliş”, depremde “hikmet”, kazada “rıza” görür, her türlü felakette “saadet”in tecellisini beklerdi…

Şimdiki gibi yağmura “sel”, kara “felaket”, depreme “kıyamet” gözüyle bakmaz, kazaya “isyan” etmezlerdi.

Hayata Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın gözüyle bakar, “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler” derlerdi.

Hayretleri bile zikirdi: Hayrete düştüklerinde şimdi olduğu gibi “Vaaaav yaaaa!..” diye Amerikan kırması çığlıklar atmazlardı. Duygularını “Allah Allah”, “Fesübhanallah”, “Lailahe İllallah”, “Tövbe estağfurullah”, “Neuzubillah”, “Hasbinallah” gibi kelimelerle ifade ederlerdi.

Her işe “Bismillah” ile başlar, sakınmak istediklerinde “Neuzubillah” der, haksızlığa uğramaları karşısında “Hasbünallâhü ve ni’mel-vekîl!” diyerek “tevekkül” ederlerdi.

Kızdıklarında en çok, “Lâ havle” (velâ kuvvete illâ billâh-il aliy-yil azim) çekerler, beddua yerine “Hay Allâh derdini alsın!” türünden dua mırıldanırlar, şaşkınlıklarını “Fesübhanallâh!” eşliğinde yenerler, damarlarına basıldığında “Yâ sabır!” diyerek sabrın kuvvetine sığınırlardı.

Tekke ve zâviyelerin duvarları, “Edeb ya hû!”, “bu da geçer ya hû!”, “vazgeç ya hû!”, “hoş gör ya hû!” gibi teselli levhalar süslerdi.

Ticarethanelerin duvarlarında ise mutlaka “Errizku Alellah” levhası asılı olurdu.

Kısacası, toplum “yaşamak” ve “yaşatmak” temelinde yücelmişti.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Mustafa Mustafa 18 gün önce
    Kuran Müslümanı. Tarikat Müslümanı. Cumhuriyet Müslümanı. DİYANET Müslümanı. AKP Müslümanı. CHP Müslümanı. Kuran Müslümanı hariç diğerleri mürciye meshebi ni taklit ediyor.Rasulullah savashabıntabiinin müslümanlığı, tarikarsız mezhepsiz Rasulullah sav Kuran ışığında iman edelim. R. Tayyip Erdoğan iki kez dile getirdi meshepleri mizi tarikatlarımızı bir kenara bırakalım KURAN GERCEĞİ KURAN CATISI altında tevhîdi bir birliktelik meshebsiz tarikat sız muhkem ayetler ışığında birliktelik. TAGUTSUZ ve şirk siz İman kardeşliğine.
  • KamilKamil18 gün önce
    Osmanlı ecdadımız dinimizi, meşhuur cibriil as hadisinin işaret ettiği gibi, iman(inanmak) islam(inandığını yapmak) ve ihsan(yaptığını maddi ve manevi şartlarına uygun olarak iyi yapmak) olarak yaşadı.bugünkü müslümanların çoğunun imanı iman değilki, islamı islam olsun. Allah cc tek hak din vardır buyuruyor, müslümanlarınçoğu reis dahil dört hak din var diyor.peygamberimiz as tek hak yol vardır oda sünniliktir buyuruyor. Şimdiki müslümanların çoğu şiilikde hak, 1500 senedir batıl bildiğimiz diğer sapık mezheplerde haktır diyor, son senelerde okullarda hak diye okutuluyor. Osmanlı ecdadımız ehli sünnete aykırı hareket edenleri ikaz ihtar ve irşad ederdi.irşad kabul etmezse ceza veriyordu. Şimdi ise ehli bid’ad mükafatlandırılıyor, etkili ve yetkili makamlara getiriliyor. Kur’anı kerimin üçde biri tarihseldirbu devirde geçmez diyen, her fırsatda bunu ifade edenbir nadaan diyanete bakan devlet bakanı yapılıyor. Papalık projesi olan dinler arası diyaloga inananlar ve övenler diyanet işleri başkanı yapılıyor. Lions,liones, cemevleri,kilise evleri ve benzeri fesad yuvaları hiç gündeme gelmezken, dini ve sünni cemaatlar gündemden düşmüyor, milli güvenlik kurulunda yok edilmeleri için karar alınıyor. Diyanet işleri de sap ile samanı karıştırarak, memleketimizin en dini ve en milli bir topluluğunu/topluluklarını, yetmiş seksen senedir milletin içinde ve hizmetinde olan, bütün fertleri esrardan ve eroinden uzak, anarşiden ve terörden ırak, Allah cc a kul, habibine ümmet olan, Allah cc ın tek hak dinini, peygamberimizin tek hak yol buyurduğu sünnet çerçevesinden, kıl kadar taviz vermeden,Allah cc ın kullarına Allah cc rızası için öğrenmek ve öğretmekten başka bir ameli ve emeli olmayan,sünni ve nakşi olancemaati,fetö ve benzeri fesad ve siyasi vede işbirlikcilere benzetiyor.Milletimizi bu cemaatdan uzak olmasını istiyor.Milletimizin geleceğimizin temellerinin atıldığı bu mektebi muhammedilerin temellerini berhava etmeye çalışıyor.Diyanet işleri bahsettiğiniz osmanlı ahlakının manevi mimarlarını düşman olarak biliyor, bir defa olsun, milletimizin en büyük mirası olan, A yesevilerden, imamı rabbanilerden, geylanilerden,(ra)onların örnek hallerinden hutbelerinde bahsetmiyor. Belkide inanmıyor.aaaah yazar bey aaah, ilahiyatcılar,hükümetimiz tarafından beslenen bu güruhu laa yüflihuuun,artık kıyas,icma ve sünneti geçtiler, şu anda kur’anın lafzının Allah cc kelamı olup olmadığını tartışıyorlar.İslam düşmanlarının istediği, islam dışı olan ılımlı islamı gerçekleştirmeye, insanlığın iki cihan saadetinin tek proğramı olan tek hak dinimizi, hristiyanlık gibi, kalplere hapsedilmiş, dışarda hiş bir yerde ve işde tezahürü olmayan bir beşer proğramı haline getirmeye çalışıyorlar.Böyle bir ortamda bahsettiğinizmanzara normaldir. Eğri ağacın doğru dalı olmaz.Müslümanlar olarak Akit gazetesinden çok hizmetler bekliyorduk. Sizde ak ve kara ayırmadan iktidarın şakşakcısı oldunuz. Sol ve solcularla savaşırken, yüce ve tek hak dinimiz için onlardan dah zararlı ve tehlikeli olan, dinimizin içini, gafilane veya hainane bir şekilde boşaltmaya çalışan bu ehli bid’ad ı unuttunuz. Tek ümidimiz sünni cemaatlerin çalışması sebebi ile mevlamızın lütfu keremi ve mühafazasıdır.السلام على من اتبع الهدى والتزم متابعة المصطفي صلى الله عليه وسلم
  • FerhatFerhat18 gün önce
    Güzel bir yazı olmuş hocam, fakat gerçek asr-ı saadet devrinin putlardan arındırılmış ve babadan oğula geçen saltanat düzeni ile mukayese edilmemesi gerektiğin inaniyorum. Zira islam dininde müminlerin temsilcisi vasfini taşıyan emirul muminin, yani müminlerin lideri islami Şûra uygulaması neticesinde danışmalar ve istişâre ile seçilirdi. Böylelik ile hakkın adaleti tecelli olur ve islam mülkü padişah veyahut şahislar tarafindan gasp edilmezdi ve ganimetler adil bir sekilde sosyal anlamda paylaştırılırda. Işte Adaletin tam manada tecelli ettiği bu devre bu yüzden asr-ı saadet devri olarak nitelendirilmiştir. Malesef Emeviler Hz. Hüseyin a. s. şehid ettikten sonra islami gasp ederek islami Şûra sistemine son vermistirler. Malesef osmanlı padişahları ne kadarda Tevhid nizamını referens almış olsalar dahi, asrı saadet söz konusu olamaz, zira islami Şûra nin eksikliği ve saltanat düzeninin işleyişi islamin tam manada uygulanmamış olmasının anlamını taşır . Tabiki bunu yazmak ile atalarmiza saygisizlik etmek nuyetinde degilim, zira onlarin kahramanliklari ile ve islam adina yaptiklari ile gurur duyuyoruz, lakin bazi gercekleride göz ardi edemeyiz. Zira Osmanlı'nın son dönemlerinde saltanatciliktan kaynaklanan hatalar yüzünden kocaman bir imparatorluk ve islam cografyasi siyonizmin kontrolüne girdi.
  • ahmetahmet19 gün önce
    Rahmetli Mehmet Şevket Eygi nin müslümanmı süslümanmı ve müslümanların üzerinde ölü toprağı serpili sanki sözlerini unutmak mümkün değil
  • TarihTarih19 gün önce
    Allah aşkına bırakın bu Osmanlı putları inşa etmeyi... Osmanlı ecdadımız 600 sene İslam'a bayraktarlık yaptı. Büyük başarıları olduğu gibi büyük fitneler de geçirdi. Nihayetinde devlet kötü yönetildiği için yıkıldı. Osmanlı ailesi de, tebaası da insandı. Bu insanlar arasında nice iyi insanlar olduğu gibi nice kötü insanlar da vardı. Bazı padişahlarımız toplumdaki içki ile esrar ile mücadeleden bitap düşmüşlerdi. Osmanlı dönemi İslamı günden güne asr-ı saadetten uzaklaşan, bidat ve hurafelerle yıpratılan bir hal aldı zamanla. Sevmediğiniz Atatürk'ü de Sultan II. Abdülhamit dönemi okulları yetiştirdi. Osmanlı'yı eleştirel okumalıyız. İyi işlerini takdir ettiğimiz gibi hatalarını da tenkit etmeliyiz ki tarihten ders alarak aynı hatalara düşmeyelim. Kuran'da Allah'ın "MÜNTEKİM" (İntikam alan) diye bir ismi şerifi var. Biz bize yapılan zulmü boşverecek bir ümmet değiliz. Şahsi intikam peşinde koşmasak da din ve devlete yapılmış hıyanetin intikamını almak durumundayız. İntikam her hal ve şartta kötü değildir. Osmanlı İslamının, asr-ı saadet İslamından uzak bir çok yanı var. Lütfen insanlara putlaştırılmış bir tarih sunmayın, eleşitirel bir tarih okuması yapın.

Günün Özeti