--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nerede o eski köyler, eski köylüler

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
8

Hızlı geçen ömrün işaret taşlarıdır, bayramlar. Belli yaşa gelmiş olanlar her yaşadıklarını kolay kolay hatırlayamazlar, ama bayramları kimse kolay kolay unutamaz.

“Ah nerede o eski bayramlar” derken çekilen hasretsoluğunun içinde insanın kendi çocukluğu da vardır.

Benim çocukluğum, Doğu Karadeniz sahil şeridine sere serpe uzanmış bir köyde geçti. Önümüz “derya deniz” ardımız ormanlıktı. Her mevsim mavi ile yeşil iç içe girer, hemen her mevsim tabiat renk ziyafeti çekerdi.

Gerçi köyümde yaşamıyorum, ama köyümü her zaman yaşıyorum. Ayrıca hemen her yıl, çocukluğumla buluşmak üzere köyüme gidiyorum.

Hasretimi yapraklarındaki şebnemlerde saklayan ıhlamurların altında gölgeleniyor, aradan geçen yıllara rağmen diri kalabilen özlemime şaşıyorum.  

Attığım her adım, çocukluğumu uzatıyor kollarıma: Kollarımda çocukluğumu ninnilerken, çocuksu heyecanlar duyuyorum...

Çok gerilerde kaldığını sandığı çocuksu heyecanları yeniden yaşamak, sonsuz bir haz verir insana. Dünden bugüne gelen zamanın her kavşağında dikilen hatıralarda yazılı kitabelerde çocukluğunuzu okumaya çalışırsınız…

Ömür takviminizin her silik satırı yüreğinizde ürperir. 

Oysa hiçbir şey eski halinde kalmamış, her şey değişmiştir…

Meselâ, rahmetli anacığımın omuzlarında, kim bilir kaç kez çıktığım kaldırımlar çoktan asfalt yol oldu…

Oflu Hoca’nın minare yerine kullandığı kiraz ağacı kesilip yakıldı, yeri bile betonlaştırıldı…

Saklambaç oynarken, varlığımı sır perdesiyle sarıp sarmalayan otluğun yerine iki katlı beyaz badanalı bir ev dikildi…

Rahmetli babamın buruşuk kravatını takıp gittiğim son düğün evi, sahipleri tarafından terk edildi… 

Çift sürüp mısır ektiğimiz tarlaya önce çay ekildi, sonra da parsellenip satıldı…

Hatıralarını yüreğimde düğümlenen ilkokulum, Arı Üretim Merkezi’ne dönüştürüldü... 

Milli bayramlarda altı delik lastik ayakkabılarınızı vura vura “cumhuriyet/ Hürriyet” kafiyeli şiirler okuduğum merdiven bakımsızlıktan çöktü…

Belki Başöğretmenim bile ölmüştü, ama hayaller ölümsüzdü, her milli bayram sabahı, şimdi yıkık merdivenin başında dirilir, bacaklarının üstünde yaylanarak, “Çocuklar” derdi, “bayramınız kutlu olsun!”

Neden “mübarek olsun” yerine “kutlu olsun” demeyi tercih ettiğini anlamaya çalışırdım: “Acaba ‘mübarek’ sözcüğünün yüreklere ektiği tohumların filizlenmesinden mi ürküyor?” diye düşünmekten, kendimi alamazdım.

Dini bayramlarda “Mübarek olsun” denirdi, milli bayramlarda “kutlu olsun”!

Evde “mübarek”, okulda “kutlu”!

Evde “En çok Allah’ı seviyorum”, okulda “Atatürk’ü seviyorum!”

Hayat girift, ama kısa bir mektup gibi: Çabucak okunuyor, fakat çabucak kavranamıyor, özüne kolaylıkla ulaşılamıyor. Hayatın özüne ulaşıncaya kadar yalpalıyor, insan... 

Her “mükemmel”e bir “tesadüf” kulpu takıyor.

İlk bakışta “tesadüf” gibi görünen kimi olguların, aslında tüm ayrıntıları hesaplanmış ince bir plân olduğu gerçeğine ulaşıncaya kadar yalpalayan gençliğimin bir bölümüne yüreğim hâlâ yanar. Bu yüzden eğitim sistemine hâlâ çok kızarım.

Nihayet ekolojik dengede kendini açığa vuran “ezeliyet sırrı”nın tesadüflerle örülmüş değil, derin bir ilim ve hikmetle oldurulmuş fevkalâdelikler olduğunu fark ettim. Hayatın sırrı çözülür gibi oldu. Yaradılışın özündeki mucizeyi görmeye başladım: Meğer hayat zincirleme yardımlaşma imiş…

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Fira

30 Temmuz 2020 16:55

Sizin gibi edebiyat ve tarih heybesi dolu olan tecrübeli bir yazar; Mübarek Kurban Bayramı arifesinde çok daha kapsayıcı, bilgilendirici ve günün önemini vurgulayan şiir tadında bir yazıyı yazardı diye düşünüyorum... Bayramınız mübarek olsun... Bütün İslâm Âlemine Allah'tan huzur ve esenlik diliyorum...selam ve dua ile...

Hikmet Yılmaz

30 Temmuz 2020 15:09

Köyde kalarak düşünce konforuzu keşke bozmasaydınız !.. Şehre taşınıp başı göğe değerlerin,köylü edebiyatı yapmalarını "tok kedi rehaveti" olarak görüyorum.

Hopali

30 Temmuz 2020 14:34

Olmadi hemserim bu ataturk ile ilgili sozun neyse ! Boyle nostaljik yazilarda lutfen siyaseti karistirma..

Irfan

30 Temmuz 2020 12:58

Insanlar koca koca apartmanlarda sitelerde inanın "kalabalık içinde yalnızlık çekiyor". Sanırım milli gelir arttıkça saygıda sevgide hürmette reformlarda kendiliğinden oluyor. Şimdi köydeki herkeste eski veya yeni bir otomobil var her evde en az tv var. Yani dede/ninelerimizin el feneriyle kışın geceleri yaptığı komşu akraba ziyaretleri pek kalmadı. İhtiyarların çocuklara susun ajans dinliyoruz sert çıkışlarını hiç girmez olduk. Her perşembe kemal sunal filmleri izlemek için alamancıların ve biraz varlıklı ailelerin evine tv seyretmeye gitme alışkanlıkları da ortadan kalktı

ali namlı

30 Temmuz 2020 12:07

Ben de Arhavinin bir köyündenim ,Ankarada yaşıyorum, fırsat buldukça da köyüme giderim .Bu sene bu salgın nedeniyle gidemedik , en son geçen sene gitmiştim.Ağaçlar öylesine etrafı sarmış ki ne evler ne tarlalar gözüküyor, zaten evlerin çoğu yıkılmış , yerinde in cin top oynuyor! Eskiden her evde 4-5 inek olurdu, şimdi bütün köyde ancak o kadar var ! Köyde ne yoğurt ne de süt var ,hep hazır olanlardan yedik ! İşin en acısı da kimse bağ bahçe işi de yapmıyor , herkes çarşıdan getirip yiyor ! Uzun lafın kısası köyler ,yaylalar , hatta kasabalar bile sayfiye yeri olmuş !Bu vesileyle ben de içimi boşalttım.Hocama ve herkese sağlıklı , huzurlu bayramlar diler ,selam ve saygılar sunarım .

ATATURKCU

30 Temmuz 2020 12:00

BIZ OKULDADA ALLAHI SEVERIZ EVDEDE HERYERDE ATATURKEDE SAYGI DUYARIZ HEMSEHRIM OLDUGUN ICIN KOY HAYATINI OKUYAYIM DEDIM HIC YERI GEREGI YOKKEN ATATURK ILE ALAKASIZ BIR CUMLE KURMUSSUN NE GEREGI VARDI ? OYSAKI ANLATSANA ESKIDEN KARADENIZ NEKADAR GUZELDI YAYLALARDA SIS DUMAN ALABILDIGINE UZANAN YESIL CAYIRLAR MERALAR AHSAP CAMILER AHSAP KONAKLAR TAKALAR DUVARLARINI YOSUN KAPLAMIS BINALAR YESILLIK MASMAVI HIRCIN DALGALI DENIZ DERELERINDEN TOPLADIGIMIZ ALABALIKLAR ENVAYI CESIT ORMAN MEYVELERI SIMDIYSE BOYASIZ SIVASIZ BETON CIRKIN BINALAR BETON CIMENTO KALABALIK YIGINLAR VE DENIZI KARADAN KOPARAN SAHILYOLU

Salih

30 Temmuz 2020 10:12

EskidendeFakirdikAmaMutluyduk: InsanlikVardiSimdikiDüzenHerseyiYerleBirEttiAcabaßlkeyiBuHaleGetirenlerYataklarindaHuzurluYatabiliyorlarmiYaziklarOlusunHakkimizHaramOlsun

sema emine aydınelli

30 Temmuz 2020 08:06

Sayın yazar, "evde Allah ı, okulda Atatürk ü seviyorum" cümlesiyle HAŞA aLLAH İLE Sayın yazar, "evde en çok Allah ı okulda Atatürk ü seviyorum" cümlesi ile, haşa Allah ile Atatürk ü karşı karşıya getiriyorsunuz, Allah alemleri yaratandır, sev ya da sevme tarifi imkansız bir büyüklük, akıl almaz bir güçtür, Atatürk ise Allah ın yarattığı bir fanidir.Atatürk ü sevmek, saymak Allah inancına aykırı mıdır...Bir çocuğa Allah inancı vermek ilk önce aileye düşer ama Atatürk ile kıyaslamak mümkün müdür, çocuğun kafası karışmaz mı, yerr etmez mi bu karışıklık..

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle