--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mustafa Kemal Atatürk

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
16

Bugün 10 Kasım. Atatürk’ün ölüm yıldönümü: Her ölüm yıldönümünde “Kemalistler”den boşu boşuna yeni bir şeyler bekliyorum…

Yeni bir yorum, yeni bir belge, yeni bir çıkış, yeni bir anlatım; Atatürk’ü evrensel boyuta taşıyacak yeni bir mesaj. Yok!

TRT başta olmak üzere, televizyonlar ve en yüksek tirajlısından birkaç bin satanına kadar hemen hemen tüm gazeteler, “tıpkısının aynısı” program ve yazılarla âdeta “yasak savma”ya çalışıyorlar… 

Atatürk’ü anlatmak için ekrana çıkarılan insanların yaş ortalaması yetmişin üzerinde; böyle olunca, görüşlerini tazeleyecek bir hazırlık yapmadan ekrana çıkıyorlar ve tabii onlarca yıldır söyleye söyleye eskittikleri görüşlerini gözyaşları eşliğinde tekrarlıyorlar.

Atatürk bu duygusal ortamda rasyonel kişiliğinden sıyrılıp masal kahramanına dönüşüyor!

***

Atatürk’ün bir deha olduğu kesin: Büyük riskler aldığı ve büyük çabalar harcadığı da…

Rasyonel bir çizgi üstünde yürüyüp ülkeyi aklın, mantığın ve bilimin ışığında yeni bir yapılanmaya götürmeye çalıştığı ise inkâr edilemez gerçek.

Bunları inkâr eden de yok. Yine de kafalar oldukça karışık ve çelişkiler yumağı! Çünkü bu konuda “tarafsızlık” söz konusu değil. “Tarafsızlık” olmayınca, analitik çalışmalar yapılamıyor. Dolayısıyla her şey, “Cumhuriyet/ Hürriyet” nutuklarıyla, “En büyük Türk Atatürk” övgüsünde kala kalıyor.

Çocukluğumdan beri böyle bu! Aynı yaklaşımlar, aynı kalıplar, aynı övmeler, ya da yermeler. 

Çocukluğumdan bu yana, o çok önemsediğimiz Atatürk’le ilgili olarak aynı kalıpsal yaklaşımların sergilenmesi, aradan onlarca yıl geçmesine rağmen, onun evrensel boyuta taşınması konusunda bir çaba gösterilememesi, kendilerini “Atatürkçü” sayan kesimlerin ya kabiliyet yahut samimiyet derecesini gösteriyor.

Öte yandan, Atatürk’e “muarız” unsurların, yeni deliller ortaya çıkarma konusunda, “Atatürkçüler”den daha çalışkan olduklarını söylemeye de imkân yok: Ya “şartlar” elvermiyor buna ya da alışkanlıklar!

Her şey çocukluğumdaki gibi!..

***

Puslu, yağmurlu, hırçın Karadeniz kasımları... 

Beyaz yakası çıkarılmış (10 Kasımlarda, bizim ilkokulda beyaz giymek yasaktı) simsiyah önlüklerimizin içinde somurtuyoruz. Somurtuyoruz, çünkü 10 Kasım’da gülmek yasaktı: Başöğretmen Hikmet Bey, “matem günü”nde güleni asla affetmezdi!

Yağmur yağıyor, soğuk iliklerimize işliyor, kemiklerimiz üşüyor. Şiir okuma sırasının bana gelmesini sabırsızlıkla beklerken, birazcık ısınmak için durduğum yerde ayaklarımı vuruyorum. 

Hikmet Bey beni hemen fark ediyor. Alev okuna dönmüş gözlerini üzerime çiviliyor. Ne yazık ki, Başöğretmenimin alevden bakışları bile içimi ısıtmaya yetmiyor.

Nihayet şiir okuma sırası bende. Yorularak ısınmak için şiirimi bağıra bağıra okumaya başlıyorum:

“Doktor doktor kalksana/ Lambaları yaksana/ Atam elden gidiyor/Çaresine baksana!”

Şiiri bitirir bitirmez Başöğretmenime bakıyorum. Başöğretmenim Hikmet Bey, ya gerçekten duygulanmış yahut öyle görünmeyi seviyor. Ağladı ağlayacak havada dereye doğru bakıyor.

Ben çocuk aklımla, rahatını bozup yataktan kalkmayan, lambaları yakmayan, Atam elden giderken çaresine bakmayan doktorlara kızıyorum. 

Atatürk’le ilgili hiçbir konu “tahlil”e dayalı olarak, “doğru” ile “yanlış”ın ışığında tartışılamıyor. Onun “aklın, mantığın ve bilimin ışığında” çalıştığını iddia eden görkemli profesörlerimizle yazarlarımız bile sözlerine gözyaşlarını katıyorlar…

Atatürk’e ve ona dair her şeye hâlâ fevkalâde duygusal, ancak alabildiğine de muğlak: Doğum tarihi ile cenaze namazında bile ihtilâf var…

Duygusallığın ürettiği ifratlarla tefritler tarihin de, tarihi şahsiyetlerin de canına okuyor.

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

EMRE TEK

4 Kasım 2023 06:01

YENI BIRSEY MI ISTIYORSUN SANA CANIM TURKIYEM DERIM HER TASI TOPRAGI INSANI MUSATAFA KEMAL ATATURK VE SILAH ARKADASLARI SAYESINDE BUYUDU GELISTI YOK SANA YETMIYORSA SIZ TURKCU OLMAYAN BIR ZIHNIYETIN BEBELERISINIZ O ZAMAN TURKIYEMDE YASAMAYIN KAPILAR ACIK

Vahdeddin kaçtı diyene

11 Kasım 2019 00:34

1 kasım 1922 de saltanat lağvedildi. 6 ekim 1922 de refet bele ankarayı temsilen istanbulda idareyi ele aldı. Vahdeddinin sarayının etrafında silah sıkıyorlar ve halkı vahdeddinin aleyhine kışkırtıyorlar bunun üzerine vahdeddin 17 kasım 1922 de can güvenliğinin olmadığı için ingiltereye iltica talebinde bulunur ingiltereye kabul etmezler önce maltaya sonra italyaya gitmiştir. Refet bele paşa sadrazam tevfik paşanın oğlu ali nuriye vahdeddinin gittiği iyi oldu kalsa idi biz ona neyapacagımızı biliyorduk ankara onu ascaktı diyor . Vahdetdinde hatıratında hicret ettiğini belirtmiştir . İtalyada bakkala borcu olduğundan öldüğünde cenazesine haciz konmuş afrikalı müslümanlar parayı ödeyip cenazeyi şama göndermişlerdir . Kaçan adam hazinedeki servetide götürür rahat yalardı tek kuruş almamıştır . Mustafa armağan murat bardakçı 'yı okuyup öğrenin gerçekleri laik kamalistler deniz bitti kara göründü.

Mesut

10 Kasım 2019 23:40

Adsız ; aslını inkar edene soysuz derler 5 bin yıllık türk tarihini kim inkar ediyor ? Ben etmiyorum . Yanlız önce müminim ve türküm islami inkar eden türkle sadece HZ ademden bagım var gerisi yok . Vahdeddinin ingilizlere beni alın diye mektup yazdığını söylüyorsun külliyen yalan orjinal belge diyorsun yani osmanlıca siz osmalı düşmanları ne zaman osmanlıca öğrendinizde latin harflerine çevirdiniz . Asker zoru ile zorla ingiliz gemisine bindirilerek sürgün edilmiştir . Sayın bahadıroğlu siz tarihçisiniz birde siz anlatın gerçekleri . yalancı kahramanların mayası tutmuyor maalsef vahdeddin hainse nede 5816 koruma kanunu var kaldırın bu kanunu batıcı laik kamalistler hadi kaldırın .

Kemal mi

10 Kasım 2019 23:36

Kamal mı, Kemal'i ve Mustafa sı kimliğinde soyadı kanunuyla değiştimi?

ali namlı

10 Kasım 2019 22:38

Bu günkü yazınıza ben de naçizane aynen katılıyorum ,teşekkürler ! Selam ve saygılarımla

Nur

10 Kasım 2019 19:54

Aynen hocam

Kemal Şahin

10 Kasım 2019 18:36

Fani bir insana üstadın ifadesiyle mabudiyete layık bir önem atfedilirse, yapacak fazla bir şey kalmıyor ağabey. Atatürk parti kuran bir politikacı aynı zamanda. Politik tercihlerini hakkaniyet ölçüleriyle eleştiremiyorsanız, yönetim cumhuriyet olsa ne yazar, nerede kaldı milletin hakimiyeti. Söz konusu Atatürk dahi olsa, milletin düşünce hürriyetine pranga vurursanız, üstadın ifadesiyle cumhuriyet isim ve resimden ibaret kalır. Bizlerde her 29 ekimde coşmakla yetiniriz.

Mesut’a

10 Kasım 2019 18:09

Senin vahdettin ingiliz işgal komutanına beni alın diye mektup yazıyor. Arşivde orijinali var. Zaten sonra da İngiliz savaş gemisiyle ülkeden kaçıyor. Bu adam mı kahraman? Bu adam mı halife?

Adsız

10 Kasım 2019 14:08

Sayın mesut diye yazan yorumcu ben türküm beşbinyıllık tarihimi nereye koyuyorsun benim tarihim taşlara yazılmış dünya durdukca duracaktır orhun abideleri yazının anası orada o yazının yazıldığı tarihte avrupada millet yoktu

Derman

10 Kasım 2019 13:13

Sayın bahadiroglu .basogretmenin kızgın bakışı seni isitamamis,eskiden eğitim verenler,hep kızgın herbiri bir asker gibiydi,Hikmet bey hey gidi günler hey.hz musayi Firavun'un sarayında yaşatan Rabbim. Allah CC istemezse bir yaprak kimildamazmis.birde,. Yorumcu Tata Tonga seni kim yaratdi bedenini aldığın nefesi kim verdi.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle