• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
10 Kasım 2019

Mustafa Kemal Atatürk

Bugün 10 Kasım. Atatürk’ün ölüm yıldönümü: Her ölüm yıldönümünde “Kemalistler”den boşu boşuna yeni bir şeyler bekliyorum…

Yeni bir yorum, yeni bir belge, yeni bir çıkış, yeni bir anlatım; Atatürk’ü evrensel boyuta taşıyacak yeni bir mesaj. Yok!

TRT başta olmak üzere, televizyonlar ve en yüksek tirajlısından birkaç bin satanına kadar hemen hemen tüm gazeteler, “tıpkısının aynısı” program ve yazılarla âdeta “yasak savma”ya çalışıyorlar… 

Atatürk’ü anlatmak için ekrana çıkarılan insanların yaş ortalaması yetmişin üzerinde; böyle olunca, görüşlerini tazeleyecek bir hazırlık yapmadan ekrana çıkıyorlar ve tabii onlarca yıldır söyleye söyleye eskittikleri görüşlerini gözyaşları eşliğinde tekrarlıyorlar.

Atatürk bu duygusal ortamda rasyonel kişiliğinden sıyrılıp masal kahramanına dönüşüyor!

***

Atatürk’ün bir deha olduğu kesin: Büyük riskler aldığı ve büyük çabalar harcadığı da…

Rasyonel bir çizgi üstünde yürüyüp ülkeyi aklın, mantığın ve bilimin ışığında yeni bir yapılanmaya götürmeye çalıştığı ise inkâr edilemez gerçek.

Bunları inkâr eden de yok. Yine de kafalar oldukça karışık ve çelişkiler yumağı! Çünkü bu konuda “tarafsızlık” söz konusu değil. “Tarafsızlık” olmayınca, analitik çalışmalar yapılamıyor. Dolayısıyla her şey, “Cumhuriyet/ Hürriyet” nutuklarıyla, “En büyük Türk Atatürk” övgüsünde kala kalıyor.

Çocukluğumdan beri böyle bu! Aynı yaklaşımlar, aynı kalıplar, aynı övmeler, ya da yermeler. 

Çocukluğumdan bu yana, o çok önemsediğimiz Atatürk’le ilgili olarak aynı kalıpsal yaklaşımların sergilenmesi, aradan onlarca yıl geçmesine rağmen, onun evrensel boyuta taşınması konusunda bir çaba gösterilememesi, kendilerini “Atatürkçü” sayan kesimlerin ya kabiliyet yahut samimiyet derecesini gösteriyor.

Öte yandan, Atatürk’e “muarız” unsurların, yeni deliller ortaya çıkarma konusunda, “Atatürkçüler”den daha çalışkan olduklarını söylemeye de imkân yok: Ya “şartlar” elvermiyor buna ya da alışkanlıklar!

Her şey çocukluğumdaki gibi!..

***

Puslu, yağmurlu, hırçın Karadeniz kasımları... 

Beyaz yakası çıkarılmış (10 Kasımlarda, bizim ilkokulda beyaz giymek yasaktı) simsiyah önlüklerimizin içinde somurtuyoruz. Somurtuyoruz, çünkü 10 Kasım’da gülmek yasaktı: Başöğretmen Hikmet Bey, “matem günü”nde güleni asla affetmezdi!

Yağmur yağıyor, soğuk iliklerimize işliyor, kemiklerimiz üşüyor. Şiir okuma sırasının bana gelmesini sabırsızlıkla beklerken, birazcık ısınmak için durduğum yerde ayaklarımı vuruyorum. 

Hikmet Bey beni hemen fark ediyor. Alev okuna dönmüş gözlerini üzerime çiviliyor. Ne yazık ki, Başöğretmenimin alevden bakışları bile içimi ısıtmaya yetmiyor.

Nihayet şiir okuma sırası bende. Yorularak ısınmak için şiirimi bağıra bağıra okumaya başlıyorum:

“Doktor doktor kalksana/ Lambaları yaksana/ Atam elden gidiyor/Çaresine baksana!”

Şiiri bitirir bitirmez Başöğretmenime bakıyorum. Başöğretmenim Hikmet Bey, ya gerçekten duygulanmış yahut öyle görünmeyi seviyor. Ağladı ağlayacak havada dereye doğru bakıyor.

Ben çocuk aklımla, rahatını bozup yataktan kalkmayan, lambaları yakmayan, Atam elden giderken çaresine bakmayan doktorlara kızıyorum. 

Atatürk’le ilgili hiçbir konu “tahlil”e dayalı olarak, “doğru” ile “yanlış”ın ışığında tartışılamıyor. Onun “aklın, mantığın ve bilimin ışığında” çalıştığını iddia eden görkemli profesörlerimizle yazarlarımız bile sözlerine gözyaşlarını katıyorlar…

Atatürk’e ve ona dair her şeye hâlâ fevkalâde duygusal, ancak alabildiğine de muğlak: Doğum tarihi ile cenaze namazında bile ihtilâf var…

Duygusallığın ürettiği ifratlarla tefritler tarihin de, tarihi şahsiyetlerin de canına okuyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ULUSLARARASI BOS KAFALILAR CEMIYETI

Sayin yazar,yazinizdan sunu anliyorum.: Illimunati birinci dunya savasinda Turklerin basini ezdikten sonra Ilimunatinin ilk klonladigi millet yine Turk milleti olmustur ayni sekilde Ruslarin isini bitirip sovyet insanini klonladiktan sonra.Ve Ilimunatinin ilk toplum klonlama deneyleri olmasina ragmen ikisi de basarili olmustur. Turkiyedeki klonlama ile Ruslarin yerine klonlanan sovyet insaninin klonlanma sureci analiz edildiginde oradaki islemin insanlik tarihinde o zamana degin gorulmemis olcekte barbarca yapilmis olmasiydi.On milyonlarca insani buyuk bas hayvanlar gibi oldurerek yok ettiler klonlama isinin basarisi icin.Kabul etmek gerekir ki Ilimunati Turklere karsi bu kadar barbarca davranmadi,isi birkac yuzbin kisiyle halletti.onun icin Turklerin Ilimunatiye bir sukran borclari bulunuyor fazla aci cektirmeden yeni bir insan tipi yarattigi icin.
  • Yanıtla

Tata Tonga

Ya da Suudi Arabistan'da... veya Ürdün'de. Suudi Arabistan devletinin veya Ürdün devletinin kurucusuna aynı cümleleri kullanabilecekler miydi? Keşke oralarda doğsalardı...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23