--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli vicdana emanet

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
6

“Devletin bize öğrettikleriyle hayatın bize öğrettikleri farklı” demiştim ya dünkü yazımda: Dramın boyutlarına bakınız ki, Birinci İnönü Savaşı’nın gerçekte olup olmadığını bile net olarak bilemiyoruz (İstiklâl Savaşı’mızın bazı kahramanlarına ve bazı tarihçilere göre, böyle bir savaş hiç olmamış, dolayısıyla böyle bir zafer de kazanılmamıştır). 

Eğer bu bir “dedikodu” ise, böyle dedikodular sadece yasakların kol gezdiği ülkelerde olur: Yazılmasından korkulan şeyler kulaklara fısıldanır, tabiatıyla bir sürü yalan-yanlış şey de karışır…

Sır tuta tuta, yüreklerimiz “sır küpü”ne döndü. Kafamızda “cevapsız soru”lar cirit atıyor...

Sultan Vahideddin de aynı sır küpünün parçası. Peşin hükümlerin kıskacında ya “Büyük vatansever” ya da “vatan haini” olmak zorunda!

Her iki hüküm de “duygusal” mantığın ürünü. Oysa tarih araştırmasında duygusallığın yeri yoktur. Tarih belgeler ışığında yazılır…

“Zülfiyar”e dokunup dokunmadığına da bakılmaz!.

Rahmetli Necip Fazıl, ‘Vahidüddin’ isimli eserinde, Atatürk’ü Anadolu’ya padişahın gönderdiğini yazdı diye 18 aya mahkûm olmuştu. Ölmeseydi cezaevine girecek, belki de cezaevinde ölecekti…

Şimdi aynı gerçeği gazeteler yazıyor, televizyonlar söylüyor. Zaten belgeleri de yayınlandı…

Peki, Üstad’a reva görülenler ne olacak?

Dahası da var…

Bize, devlet hazinesini Sultan Vahideddin’in çalıp götürdüğünü okutmuşlardı; artık biliyoruz ki, şahsına verilmiş armağanları bile makbuz mukabili hazineye bırakmış, hak etmediği tek kuruş bile almamıştı… 

Zaten bu yüzden yurt dışında sefalet içinde öldü. 

O kadar ki, bakkal-manava borçlarına mukabil, tabutuna haciz kondu. 

Yani Sultan Vahideddin, devlet hazinesini yurt dışına kaçırmadı. Sadece kendisi kaçmak zorunda kaldı. 

“Zorunda kaldı” sözünü burada bilerek kullanıyorum. Çünkü başka çaresi yoktu. Ya kalıp kendisine “vatan haini” damgasını çoktan vuranların insafına sığınacak, yahut kaçacaktı. 

Kaçmasaydı belki diğer hanedan mensupları gibi hırpalanacak, aşağılanacaktı. Belki olağanüstü mahkemelerde yargılanacak, “halife” unvanına rağmen hakaret görecek, büyük ihtimalle de asılacaktı. En azından, bir sürü hakaret gördükten sonra, sürgün edilecekti. 

Yassıada’da kurulan siyasi mahkemede Adnan Menderes’le arkadaşlarına yapılanları hatırlarsanız, Sultan Vahideddin’e yapılabilecek olanları tahmin ve tasavvur edebilirsiniz.

Diyeceğim şu ki, özellikle yakın tarihimizi yeniden yazmak zorundayız. İfrattan, tefritten, ideolojiden ve siyasetten arındırıp, sırf belgelere dayanarak ve tarihi gerçekleri dikkate alarak tarihimizi yeniden kaleme almamız gerekiyor.

Peki, ama 5816 sayılı “Atatürk’ü Koruma Kanunu” durup dururken, bu yapılabilir mi?

Bu kanun öncelikle Kemalistleri rahatsız etmesi gerekirken, neden hiç rahatsız etmiyor? Atatürk’ün korunmaya muhtaçmış gibi gösterilmesinden niçin sıkılmıyorlar?

Farzımuhal Fatih Sultan Mehmed’i benzer bir kanunla korumaya alsalar, şiddetle itiraz ederim.

Tarihi yapanlar, milletin vicdanına emanet edilmelidir!

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ahmet

31 Aralık 2019 10:26

devammmmmm hocam.

Hakan

25 Aralık 2019 22:18

Vahdettin haindir hilafet ordusu ile Yunan tarafında yer almıştır

maraşlı

25 Aralık 2019 15:10

Hocam bu saatten sonra narkozlanmış insanlara gerçekleri anlatsan ne değişecekki , inanmayacaklar , inkilaplar sayesinde ne müslüman ne hristiyan olduğu belli olmayan bir millete dönmüşüz , Din deyince sadece namaz ve oruçdan başka akla başka bir şey gelmeyen dini hassasiyeti olmayan insanlara gerçeği haykırsanda boş hocam en iyisi ilahi adalete bırakmak

Yeter artik ya

25 Aralık 2019 12:19

Bi bikmadiniz insanlari din uzerinden ayirmaya ataturkle osmanliyi kiyaslayip durmaya.töbe haşa ataturku peygamber efendimizle sav. Kiyaslamaya ya birakin artik bunlari ya. Hepsi farkli insanlar farkli zamanlarada yasamislar hepside iyi insanlar peygamberimiz bu konuya dahil bile oalamaz zaten o farkli herseyiyle.ya biz muhammet mustafanin ummetleriyiz elhamdulillah hic okumadiniz dinlemedinizmi yaptiklari.ister inansin ister inanmasin kimseyi hor gormemus kirmamis kotu davranmamis.biz onun kesip attigi tirnagi bile olamayiz biliyorum ama en azindan onun gibi olmaya calisalim ya iyi olalaim.birakin artik kutuplastirmayi bizi kiyaslamalari birakin ataturkte osmanlida fani insanlardi iyi yada kotu yaptiklari olabilir.

orhan inan

25 Aralık 2019 09:33

ÇOK ÖNEMLİ KONULARDAN BAHSEDİYORSUNUZ.SİZİ DESTEKLİYORUM.5816 NIN OLMAMASI HALİNDE BAZI DOĞRULAR BELGELERİ İLE GÜN YÜZÜNE ÇIKACAK.BİLİNEN VE HİSSEDİLEN DUYGULAR DEĞİŞECEK,BU KESİN.AMA EN ÖNEMLİSİ TARİHİMİZİ BİLMENİN VE O NA GÖRE GEÇMİŞİ DEĞERLENDİRMENİN ,ONDAN DERS ALMANIN YOLLARI AÇILACAK..HAYATIMIZDA ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK.BAZI RİTÜELLER KALKACAK BELKİ..SÖVÜLEN VE YERİLENLERE SAYGI DUYULACAK..HER ŞEYİN DIŞINDA YALAN SÖYLEYEN TARİHTEN KURTULUNMUŞ OLUNACAK.BU ERGEÇ OLACAK..ANCAK NE KADAR GEÇ OLUR İSE TOPLUMDA BIRAKTIĞI TAHRİBAT DA O KADAR FAZLA OLACAK..DOĞRULARDAN KORKMAMAK LAZIM..ÇÜNKÜ ONLAR MUHAKKAK DOĞRUYA GÖTÜRÜR..ELLERİNİZE SAĞLIK.

Okur

25 Aralık 2019 03:22

Atatürk hakkında idam fermanı da orta yerde duruyor

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle