--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Kıssa”dan romana…

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
5

Osmanlı’da roman yok…

Onun yerine dört bin yıl öncesinden başlayarak eski devirleri, eski hayalleri güne taşıyan masallar, destanlar var: Siret-i Anter, Binbirgece vesaire. Nihayet hepsinin aktığı ibret ummanı: Kıssalar... Menkıbeler...

Kıssalar ve menkıbeler, Osmanlı’da, fetih hamlesinin temelidir.

Osmanlı’nın romana karşı direnmesinin ve hiçbir ilgi bağı kurmamasının sebebini romanın yüklendiği fonksiyonda aramak lâzım.

Romanın fonksiyonu teşhir, malzemesi aşırı tecessüstür!

Roman mütecessis, meraklı; her eve girmek, her aksaklığı, her kusuru bulmak ve herşeyi herkese göstermek iddiasında…

Oysa İslâm’da hem teşhir yasaktır, hem kusurları ifşa, hem de aşırı ve gereksiz teessüs, yani yersiz merak.

İslâm’da teşhir yok, ifşa yok; bunun yerine tespit, isbat ve ikaz var. Osmanlı kendini teşhir ve ifşa etmekten kaçındı. Düzelmeyi tespitte, isbatta ve ikazda aradı.

Bu konudaki başarısı ya da başarısızlığı bir ayrı mevzu...

Nokta tespitimiz şudur: Osmanlı’nın namus telâkkisi bütün aileyi, hattâ bütün toplumu mukaddes bir sır perdesine sarar ve toplum, sırrını, sadece nâmahrem olmayan nazarlara açar.

Romanın tam tersi yani…

***

Osmanlı’da heykel de yoktur… 

Çünkü Osmanlı, bediî zevklerde bile ebediyet arayan vahiy medeniyetine mensuptur. Dünyayı “ahiretin tarlası” sayan bir kültürün çocuğudur…

Vahiy medeniyetinin çocuğu fani zevkleri tatmin uğruna yaratıcıya nisbet gibi bir abesiyetle iştigal etmez.

Osmanlı, heykel dikmek yerine ebedî âbideler dikmeyi seçti. Muhitini baştan başa çeşmelerle, kubbelerle, sebillerle, köprülerle, hanlarla, kervansaraylarla, aşhaneler, bimarhanelerle süsleyip, bunların bekası için vakıflar vücuda getirdi…

Onun nazarında ebedileşmenin ölçüsü faydasız bir heykel yontmak değil, bir mabede imza atmak ya da insanlığın hayrına hizmet edecek bir medreseye kubbe çakmaktı.

Özenle yontup her birini sanat eserine dönüştürdüğü mezar taşlarında bile ebediyet emelinin yansımaları açıkça görülür.

Öte yandan; bugün müzelerde zevkle seyrettiğimiz şaheser beşiklerde insana verdiği değerin ölçüsü saklıdır...

Şu tespiti yapmakta mahzur yok: Osmanlı, “Beşikten mezara ilim” emrine uygun olarak, sanatı beşikten mezara kadar bütün hayata yaymış, ancak faydacılığı esas almıştır.

Son hüküm cümlesi Yahya Kemal’dan:

“Eski Türklerin bir dinî hayatları vardı; dinî hayatları olduğu için de çokşeyleri vardı. Yeni Türklerin de dinî hayatları olunca çokşeyleri olacaktır.”

Edebiyat ve sanat da, Yahya Kemal’in belirttiği çok”ların birer parçasıdır…

Şimdilik bu kadar. 

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hikmet Yılmaz

29 Ocak 2020 21:07

". Tatil bana yakışıyor" diyen Başkan gibi fular ve mendilde size yakışıyor. Tam Avrupai kıyafet.

Rabia

29 Ocak 2020 12:22

Euzubillahimineseydanirraciymbismillahirrahmanirrahiym1İstekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekleşecek olan bir azabı istedi.2 Kafirler için olan, bu (azabı) geri çevirecek kimse yoktur.3 (Bu azab) Yüce makamlar sahibi olan Allah'tandır.mearic süresi ayetleri.elhamdulillah.Sayin Bahadıroğlu tefsirciler bu kişinin müşrik nadr bin kays olduğunu söyler.kuranın ayetlerine biz müslümanlar işittik ve itaat ettik deriz.Allahim sen bizi bağışla.şuphesizki dönüş sanadır der.Allaha hamederiz.mazlumlar nasıl sabrediyorsa, gözlerimiz mazlumlarda bizde Allah'ı tesbih ederek sabrediyoruz.

Kubilay

29 Ocak 2020 12:06

“Eski Türklerin bir dinî hayatları vardı; dinî hayatları olduğu için de çokşeyleri vardı. Yeni Türklerin de dinî hayatları olunca çokşeyleri olacaktır.” cok sükür "Türk" kelimesi gördüm yazinda ama o da senin degil: Yahya Kemal'in..

H.Y.E

29 Ocak 2020 08:16

Islam Dini,heykeli vr heykelciligi yasaklamistir.Bu yasaklayisin pek cok hikmeti vardir.Eski Araplarin heykeller tapmalarinin altinda yatan dusunce sudur:Bu kimseler cok buyuk insanlardi.Kendilerinden sonra gelenlere buyuk iyilikler yaptilar.Bizim de onlara minnet borcumuz var,oyleyse onlarin onunde egilmeliyiz. Evet lat,uzza,menat vb aslinda yasadiklari caglarda iyi kimselerdi.Onlar olunce unutmamak icin putlari yapildi.Daha sonraki asirlarda bu putlara tapinilmaya basladi.Gunumuzde bile hala putlara tapan insanlar(!) var. .

sema emine aydınelli

29 Ocak 2020 06:45

Sayın yazar, Avrupa da heykeller var da hanlar, saraylar, çeşmeler, şatolar ve daha pek çok muhteşem yapılar yok muydu..Bir edebiyat ürünü olan büyük,klasik romanları,mütecessis, her eve giren,kusurları ifşa eden ,aileyi açığa çıkaran değersiz yazılara mı indirgediniz..Ne denir bilmiyorum.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle