• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
12 Haziran 2020

“Kal’ayı teşrif buyurdu!”

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması konuşulurken Fatih, fetih ve Ayasofya üzerine birkaç kelâm etmemek olmaz. 

Fethi yaşamış tarihçilerimizden Tursun Bey, “Tarih-i Ebü’l-Feth” isimli eserinde şöyle diyor:

“Çün erkân-ı devlet vü mülâzımân-ı hazret kal’anun kapularun açdılar, Sultan Muhammed-i Gazî, Hazret-i Muhammed-i Arabî aleyhi efdalü’s-salavât, Burâka binüp seyr-i cennet ider gibi, ulema ve umerâsı ile kal’ayı teşrif buyurdu.”    

Bugün “cevher insan” modeline hasret oluşumuzu da dikkate alarak, Fatih Sultan Mehmed’in kimliği, kişiliği ve yetişme tarzı üzerinde dikkatle durmak gerekiyor. 

Öncelikle belirtmeliyim ki, Sultan İkinci Mehmed’in doğduğu dünyada, bir fatihin yetişmesi için gerekli maddi-manevi tüm şartlar hazırdı. Osmanoğlu’nun elinde, Malazgirt zaferinden itibaren oluşan aynı kıble eksenli, Kur’an orijinli insan kaynakları vardı. 

Mesela annesi: Evlâdına sürekli olarak “feth-i Mübin” telkin eden, hocalarından (özellikle de “Kürt Hoca” olarak anılan Molla Gürani’den) her şikâyetini “Aman aslanım derslerinde gaflet etme” diye uyararak “hocalara hürmet” telkin eden şuurlu bir kadın…

Babası: Peygamber müjdesi şehri kendisinin feth edemeyeceği kulağına fısıldandığında, en verimli yaşta olmasına rağmen, tahtı 12 yaşındaki oğluna terk edip, “Hadis-i şerifte övülen ‘mutlu emir’ olamayacaksam, bari ‘mutlu emir’in emrinde asker olurum” anlayışı içinde Manisa’ya çekilecek kadar fedakâr bir Padişah!

Süt annesi (Taye Hatun): Yeddine emanet edilen çocuğu fetih suresi ile ninnileyerek emziren bir muhterem…

Ve tabii ki Fatih’inhocaları: Tarih, Molla Gürani, Ak Şemsüddin, Molla Hüsrev gibi cevherlerin aynı dönemi paylaşmalarına pek nadir şahit olmuştur. 

Bu ilim-irfan sahibi “yürek adamlar” sadece aynı dönemi paylaşmakla kalmadı, aynı çocuğu aynı anda beslemek gibi İlâhî bir tevafukun temel unsurları olarak “fethin mânevi mimarları” pâyesini de paylaştılar.

“Feth-i Mübin”i ancak böyle cevher insanların yetiştirdiği bir padişah gerçekleştirebilirdi. Sıradan bir şehzadeyi bunlar “Fatih”e dönüştürdü. Fetih esnasında kale gibi arkasında durdular ve Sultan İkinci Mehmed’in yüreğini beslemeye devam ettiler. Fatih’in hocalarına hürmeti o kadar belirgindir ki, ilk kez şehre girişinde onları yanına almış, fetih şerefini onlarla paylaşmıştır.

Doğu Roma’nın Başkenti tam bir “Kiliseler Şehri”dir. Fatih onca katedrali, kiliseyi hiç dikkate almadan at sürmüş, işaret almış gibi Ayasofya’nın avlusunda durmuş, atından inmiş, şükür namazı kılmış, sonra yerden aldığı bir avuç toprağı, “topraktan geldik toprağa döneceğiz” anlamında sarığına serpiştirmiştir. 

“Gurur” ihtimalini böylece, geleneklere uygun biçimde bertaraf ettikten sonra mabede girdi. “Barbar” dedikleri Türklerden kurtulmak için sığındıkları Ayasofya’nın kurtaramadığı Bizans önderleri, gencecik Padişah’ın içeri girmesiyle birlikte kendilerini yere attılar. 

Bu sahneyi gelin Hıristiyan bir tarihçiden dinleyelim:

“Sultan Ayasofya’nın içine gelince, Patrik ve bütün halk yerlere kapanarak bol bol ağladılar. Fakat Sultan, onlara eli ile susmalarını işaret etti. Sükunet sağlanınca Patrik’e, ‘Ayağa kalk! Ben, Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren artık ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda, benim gazabımdan korkmayınız’ dedi... O mağrur Artakserks’i yenmiş olana, galip geldi. O güne kadar yetmiş dört imparator tarafından savunulan muhteşem şehri aldı... Büyük İskender ile bütün dünyayı mağlup etmiş olan Roma’ya galip geldi.” (Belleten, No: 145, 147. Ve Büyük Türkiye Tarihi, c.2., s.448).

Yarın inşallah Ayasofya ile konuya devam edeceğiz…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şamil Yücel

EY AYASOFYA’LA UĞRAŞAN BEYLER. Ne olur biraz Allah’tan utanıp dininizle uğraşın. Olmaz mı? Allah hırsızlık yapmaz. Allah cani mi ki elleri ayakları çaprazlama olarak kesin desin? Hiç mi günde beş kez adını andığınız Allah’a saygınız yok? Kuran’a kutsal kitap diyorsunuz. Kutsal kitap da şiddet olmaz. Da kutsalın ne olduğunu bile bilmiyorsunuz. Allah sizleri ıslah etsin Allah’ın ilham kaynağı firavun’mu? İŞTE ALLAH’IN KATINDANDIR DENİLEN AYET ALLAH ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. ır”.( MAİDE 33) İŞTE FİRAVU’NUN AYETİ Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!( Şuara)
  • Yanıtla

Necati

21.yuzyilda yaşıyorsunuz ama kafa hala 13. Yy da kalmış. Keşke hayranı olduğunuz çağda yaşasaydiniz da bı gorseydiniz KAL'A yi da KALEYİDE,
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı