--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Kadına şiddet”in tarihsel kökleri (2)

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
15

Osmanlı döneminde, evliliklerde kadının rızasını almak şarttır: Gerek fetvalarda, gerekse izinnamelerle sicil defterlerinde bu husus belirtilmiştir. Ayrıca her kadın uygun işlerde çalışabilir, sosyal kurumlar vücuda getirebilirdi. 

Ankara Şer’iyye sicilerine kayıtlı 151 vakıftan 43’ü, 1546 tarihli İstanbul Tahrir defterlerine kayıtlı 2 bin 517 vakıftan 913’ü kadınlara aittir. Bu da kadınların ekonomik haklarını diledikleri gibi kullandıkları anlamına gelir.

Osmanlı bir tarım toplumudur. Bunun bir icabı olarak köylü kadın ekim, dikim, hasat, satış konularında erkeğiyle aynı haklara sahiptir. Ona sorulmadan iş yapılamaz, ürün satılamaz…

Hatta kırsal kesim kadını erkeklerden daha fazla etkindir. Köyler “anaerkil” bir yapıya sahiptir. 

Şehir kadınları ise dokumacılık, ip eğirme, örgücülük gibi işlerde çalışmışlardır. Gerektiği zaman da haklarını çatır çatır aramaktadırlar.

Yani Selçuklu-Osmanlı asırlarında kadın “ikinci sınıf vatandaş” değildir, dini ve milli geleneklerimizde “kadına şiddet” yoktur, her kadın bazı şer’î, örfî ve vicdani haklara sahiptir.

Onaltıncı yüzyıl gezginlerinden Canaye’ye (Le Voyage de Philippe du Fresna-Canaye, ed. M. A. Hauser, Paris, 1897) göre, “Osmanlı kadını ince zevkli ve becerikli”dir…

Julia Pardoe, Olivier, Gautier, La Borenne Durand de Fontmagne, Edmondo de Amicis başta olmak üzere, birçok Avrupalı seyyahın (gezgin) kaleminden yukarıdakine benzer tespitler çıkmıştır.

Bunların tümünün özeti, Türk kadınlarının zarafet konusunda tüm dünya kadınlarına örnek olacak durumda olduklarıdır.

Kendilerine değer verilmiş, hattâ baş tacı edilmiş, İslâmî esaslar çerçevesinde Osmanlı kadını yüceltilmiştir.

“Aynı çağlarda Avrupa kadınının durumu neydi?” diye sorarsanız, onsekizinci yüzyıl sonlarına kadar Avrupa’da kadın dövmek son derece doğal sayılırdı. Pazarlarda, kadın dövmek için özel surette yapılmış sopalar satılırdı.

Dahası, kadın dövmenin, “sinirleri yatıştırdığı”na inanılır ve tavsiye edilirdi.

Meşhur tarihçi Brantom, “Onaltıncı yüzyıl Almanyası’nda, sadakat göstermeyen kadının kocası tarafından öldürülmesine izin verildiğini” yazıyor.

1558 tarihli “Frankenhaus Kanunnamesi”ne bu maksatla bir de madde konmuştu: “...Aldatılan erkek öfkeye kapılıp nikâhlı karısını öldürürse, erkeğin bu fiili ceza gerektirmez.” (Bu madde ancak 1900′de kaldırıldı).

Daha önce de yazdığımı hatırlıyorum: Onyedinci yüzyılın sonlarına kadar, İngiliz gazeteleri, “satılık kadın” ilanlarıyla dolu çıkardı. Hem de, “Büyük fırsat… Kelepir mal” başlıkları eşliğinde... 

Eşleri tarafından satılan kadınların üzerinde bir süre sonra kocasının hak iddia etmemesi için, belediye, “tapu” işlevi gören bir belge tanzim edip verirdi.

Hatırlar mısınız bilmiyorum: İngiltere Veliaht Prensi Charles, birkaç sene önce Oxford Üniversitesi’nde “İslâm ve Batı” konulu bir konferans vermişti. Charles’in söylediği aşağı-yukarı şuydu: “Kur’an, Müslüman kadınlara mülk edinme, miras, boşanma, nafaka, iş kurma hakkını 1400 sene önce vermiştir. Kur’an’ın, 1400 yıl önce kadına verdiği haklar, benim büyük annemin bu çağda bile yabancısı olduğu haklardır. Bu konuda da Avrupa, İslam’ın çok gerisindedir.”

Her Müslümanın kadına bakışı, Peygamber Efendimizin Veda Hutbesi’nde söyledikleri çerçevede olmak zorundadır: “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim… Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.”

Bütün bunları bilmeden ekrana çıkıp “Kadın dövme geleneğimiz var!” diye ahkâm kesmek, olacak iş değil!

Demek oluyor ki, “cahil cesur olur” sözü boşuna söylenmemiş. 

 

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

zuhur

11 Aralık 2019 00:08

"onsekizinci yüzyıl sonlarına kadar Avrupa’da kadın dövmek son derece doğal sayılırdı." Doğru sayın yazar. Hakikaten öyleydi ve daha da fazlası vardı, sizin de belirttiğiniz gibi. Ancak unutmamak lazım ki Avrupa artık on sekizinci yüz yıl öncesinde yaşamıyor. Bugün Avrupa'da durum çok farklı. Peki doğuda durum ne? Unutmadan ekliyeyim; 17. yüz yılın sonlarına doğru (yani 1600'lerin sonuna doğru) İngiliz gazetelerinde "satılık kadın" ilanı olması normaldir. Onlar bizden epey önce başladılar medya işine :) Şaka bi yana, bizim gazetemiz yoktu ama köle pazarlarımız vardı. İnsan alınır satılırdı buralarda. Gazeteye verip müşteri aramıyorduk gerçi ;)

Murathan

10 Aralık 2019 20:09

Ali riza rumuzlu yorumcuya INANDIGINIZ GIBI YASAMAZSANIZ YASADIGINIZ GİBİ INANIRSINIZ. Itikat tabi ki kalp meselesidir. Kalbinde olmayan şeyi yani inanmadigin şekilde yasiyorsan ya riyakar ya da munafik olursun. Kalbinde olan itikadini yasamiyorsan muslumanim demekle yetiniyorsan en azindan gafil tembel olursun. Kurani kerimin kadının etek boyundan bahsetmedigini tesetturun arap adeti olduğunu mu zannediyorsunuz. Oyleyse AHZAB SÜRESİ 59.ayeti okuyun. Rabbimiz muminlerin anneleri olan peygamber hanimlari ile kizlarina ve de mumin kadinlara tepeden tırnağa ortunmelerini emrediyor. Ustelik bunun taninmalari için yani müslüman olduklari anlasilsin da kimse laf atmaya kalkismasin diye buyurdugunu yine ayetin içinde açıklıyor.

Nerede o eski günler

10 Aralık 2019 19:32

Bir medeniyeti veya toplumu yıkmanın üç yolu vardır. 1-Aileyi yıkmak. Bunun içinde kadın istihdamını artırıp, onları evlilikten ve annelik vazifelerini yapmaktan uzaklaştırmak 2-Alimleri,hocaları,öğretmenleri itibarsızlaştırmak. 3-örnek olacak kişilerin değerini düşürmek. Böylece toplum onları örnek almayacak, onları dinlemeyecek ve sonunda toplum ifsat olacak.

Mustafa

10 Aralık 2019 19:01

Kadına şiddet batı sevdası Batılılaşma nın tezahürdür. Batıyı inceleyin daha akla hayale gelmeyen suclarda patlama bekleyin. AB VE ABD kaynaklarını araştırın İslam coğrafyası BATIYA göre daha az suclu var. İslâm, Kurani ahlak ve iman daha güzel yaşansa batı müminlerden örnek alırlar.

Murathan

10 Aralık 2019 18:36

Mehir kadının,kocasının onu boşama ihtimaline karşı bir guvencedir sadece... bu mehrin miktari Kadın kendine yeni bir hayat kuruncaya kadar yetecek miktar olarak belirlenmiştir. Hiç okumadan meseleleri kaynağından araştırmadan kendi kafanizin bildiğini olur olmaz soyleyiverip ortalığı toz duman ediyorsunuz. Ben de buna hayretler içerisinde kalıyorum.

Kamil Görünce

10 Aralık 2019 17:59

Hani o uzun boylu bir artist var ya Hmm Tarık Akan İşte o kadar uzun değil aslında Sinema işte Hani ince bıyıklı bir artist var Ayhan Işık arkasından turist Ömer diye bağırdım Hayret dönüp bakmadı

OSMANLI DA KADIN MEHRİ VERİMİŞ HAZ OBJESİDİR

10 Aralık 2019 17:24

Kadınlara verilen mehirler, onlardan yapılan cinsi istifadeye karşılık bir bedeldir. 

orhan inan

10 Aralık 2019 15:58

ÇOK GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ.ZEVKLE OKUDUM.ANCAK,EVVELİNDE GAZETE İLANI İLE KARISINI SATANLARA BİR ŞEY DİYEMEYENLER ,YİNE MÜSLÜMANA PAÇADAN SARMIŞLAR..NE DİYELİM ? HER KES LAYIK OLDUĞUNU BULACAK.

OSMANLIYA DEĞİL KUR AN A BAKIN

10 Aralık 2019 14:37

İslam’da, erkekle kadın bir bütünün parçalarıdır. Biri diğeri için vazgeçilmez hayat arkadaşıdır. İslamiyet’ten önce toplumda hak ettiği yeri alamayan kadın, İslamiyet ile insana yakışır haklara, müstesna bir makama sahip olmuştur. KUR AN DAN AYETLER: “………………………….(Erkeklerin kadınlar) üzerindeki hakları olduğu gibi kadınların da erkeklerin ma’ruf şekilde lehlerine de hakları vardır. Erkeklerin ise kadınların üzerine bir dereceleri vardır…”Bakara suresi,228.ayet. “Kendileri ile dostluk ve yakınlık kurmanız için kendi cinsinizden eşler (hanımlar) yarattı. Aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi O’nun varlığının delillerindendir ”Rum suresi,21.ayet.  “Ey İman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Apaçık bir edepsizlik (fuhuş)yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın.  Onlarla iyi geçinin” Nisa suresi, 19.ayet. Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah’ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır. Hucurat suresi, 13.ayet. Ve Biz, herşeyden (zıttıyla kaim kılarak) çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür(akledip düşünesiniz) edersiniz.Zariyat suresi, 49.ayet. HADİSLER: “Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarıdır.”  Ebu Davut, Taharet,94. Her kadın, bir erkeğin ya kızıdır, ya kardeşidir, yahut hanımı veya annesidir. Kadınlara kötü şeyler reva görülmemeli, onlara layık olduğu değer verilmelidir. (R. Nasıhin) "Peygamber , Veda Haccı için Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Kafile içerisinde hanımlar da vardı. Yol düzenini sağlayan Enceşe isimli bir genç, coşkuyla şiirler okuyor, güzel sesiyle ezgiler söylüyordu. Bu durum, develerin heyecanlanıp hızlanmasına ve üzerlerindeki hanımların rahatsız olmasına sebep olmuştu. Peygamber, hanımları sarsıntıdan kurtarmak için olaya müdahale etme gereği duydu. Mübarek ağzından dökülen şu zarif ifadelerle gence seslendi: “Ey Enceşe, sakin ol! Kristalleri dikkatli taşı!” Peygamber, hassas bir varlık olan kadını kristale benzetmek suretiyle onun değerine ve ona karşı ne derece dikkatli davranılması gerektiğine işaret ediyordu." Buhari, Edeb.111. Muaviye el-Kuşeyri (ra) anlatıyor: “Hanımlarımız hakkında ne dersiniz?” diye sordum. O da (peygamber)bana şöyle dedi: “Yediklerinizden onlara da yedirin, giydiklerinizden onlara da giydirin, onları dövmeyin ve onları kötülemeyin.” Ebu Davut, Nikah, 40-41.

OSMANLIYA DEĞİL KUR AN A BAKIN

10 Aralık 2019 14:37

İslam’da, erkekle kadın bir bütünün parçalarıdır. Biri diğeri için vazgeçilmez hayat arkadaşıdır. İslamiyet’ten önce toplumda hak ettiği yeri alamayan kadın, İslamiyet ile insana yakışır haklara, müstesna bir makama sahip olmuştur. KUR AN DAN AYETLER: “………………………….(Erkeklerin kadınlar) üzerindeki hakları olduğu gibi kadınların da erkeklerin ma’ruf şekilde lehlerine de hakları vardır. Erkeklerin ise kadınların üzerine bir dereceleri vardır…”Bakara suresi,228.ayet. “Kendileri ile dostluk ve yakınlık kurmanız için kendi cinsinizden eşler (hanımlar) yarattı. Aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi O’nun varlığının delillerindendir ”Rum suresi,21.ayet.  “Ey İman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Apaçık bir edepsizlik (fuhuş)yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın.  Onlarla iyi geçinin” Nisa suresi, 19.ayet. Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah’ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır. Hucurat suresi, 13.ayet. Ve Biz, herşeyden (zıttıyla kaim kılarak) çift yarattık. Umulur ki böylece siz tezekkür(akledip düşünesiniz) edersiniz.Zariyat suresi, 49.ayet. HADİSLER: “Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarıdır.”  Ebu Davut, Taharet,94. Her kadın, bir erkeğin ya kızıdır, ya kardeşidir, yahut hanımı veya annesidir. Kadınlara kötü şeyler reva görülmemeli, onlara layık olduğu değer verilmelidir. (R. Nasıhin) "Peygamber , Veda Haccı için Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Kafile içerisinde hanımlar da vardı. Yol düzenini sağlayan Enceşe isimli bir genç, coşkuyla şiirler okuyor, güzel sesiyle ezgiler söylüyordu. Bu durum, develerin heyecanlanıp hızlanmasına ve üzerlerindeki hanımların rahatsız olmasına sebep olmuştu. Peygamber, hanımları sarsıntıdan kurtarmak için olaya müdahale etme gereği duydu. Mübarek ağzından dökülen şu zarif ifadelerle gence seslendi: “Ey Enceşe, sakin ol! Kristalleri dikkatli taşı!” Peygamber, hassas bir varlık olan kadını kristale benzetmek suretiyle onun değerine ve ona karşı ne derece dikkatli davranılması gerektiğine işaret ediyordu." Buhari, Edeb.111. Muaviye el-Kuşeyri (ra) anlatıyor: “Hanımlarımız hakkında ne dersiniz?” diye sordum. O da (peygamber)bana şöyle dedi: “Yediklerinizden onlara da yedirin, giydiklerinizden onlara da giydirin, onları dövmeyin ve onları kötülemeyin.” Ebu Davut, Nikah, 40-41.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle