• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
27 Ocak 2020

“İbrahim Edhem’i bilir misiniz?”

Rahmetli babam, “Her şeyi düşün, ama her aklına geleni söyleme” derdi… Sanırım Türkiye’yi çözmüştü.

Bir gün birlikte ormana gitmiştik. Bahanesi, kışlık odun yapmaktı. Aslında ise benimle birlikte vakit geçirmek istiyordu. Çünkü birbirimize hasrettik.

Babamın bitmez tükenmez “sefer”leri (gemisiyle bir yerlere gider, aylar sonra eve dönerdi) yüzünden, fazla birlikte olamıyorduk. 

Bir süre çalıştık. Birkaç kurumuş ağacı kestik. Sonra dinlenmeye oturduk. Böyle vakitlerde babam, yüreğime ebedi hakikat tohumları ekmeyi severdi. Birden sordu:

“İbrahim Edhem Hazretleri’ni bilir misin?”

Hayır, hiç duymamıştım. Anlatmaya başladı: İbrahim Edhem, tacıyla-tahtıyla, zevk ve safasıyla Belh hükümdarıymış. 

Etrafında bir dediğini ikiletmeyen halayıklar, uşaklar, hizmetkârlar, vezirler, komutanlar, bürokratlar… Elinin altında her türlü imkân… Buna rağmen içinde büyük bir boşluk, derin bir huzursuzluk: “Bu gidişin sonu olacak?” sorusu, sürekli olarak beynini mıncıklıyormuş.

Günün birinde, bir vesile ile dünyanın ne kadar boş olduğu gerçeği kafasına “dank” edivermiş: Ebediyet sırrı yüreğini avuçlamış.

Sonunda tacını-tahtını, zevkini-eğlencesini bırakıp yollara düşmüş: Hz. İbrahim cehdiyle kendini aramaya başlamış. Çölleri geçmiş, dağları aşmış, diyar diyar dolaşmış.

Bir gün, Bağdat yakınlarında bir derviş topluluğu görmüş. Aralarındaki samimiyetten, göz bebeklerinde parıldayan riyasız sevgiden, birbirlerine “kardeş” diye hitap etmelerinden ve tatlı tatlı muhabbetlerinden o kadar etkilenmiş ki, yaklaşıp kim olduklarını sormuş.

“Biz gariban dervişleriz” demişler…

“Beni de aranıza alır mısınız?” diye sormuş…

“Bir şartla” demiş, dervişlerden biri; “Önce dervişlik imtihanını vermen lâzım. Sana bir soru soracağız, doğru cevap verirsen, aramıza alacağız.”

Edhem kabul etmiş. Onca bilgisi varmış. Elbette soruyu dosdoğru cevaplandırabilirmiş.

“Ey Edhem” demiş derviş, “Söyle bakalım: Bir kese altının olsa ne yaparsın, olmasa ne yaparsın?”

Daha zor, daha girift bir soru bekleyen Edhem, bu basit gibi görünen soru karşısında rahatlayarak cevap vermiş: “Bir kese altınım olsa da şükrederim, olmasa da şükrederim…” 

Dervişler gülüşmüşler. Biri kendini tutamayarak şöyle demiş: “O senin yaptığını Bağdat’ın köpekleri de yapıyor. Yiyecek bulsalar da, bulamasalar da şükrediyorlar. Sen insansın, daha farklı olman gerekir.”

Edhem sıkıla sıkıla sormuş: “Peki o durumda siz ne yaparsınız?”

“Biz” demiş derviş, “Bulursak dağıtırız, bulamazsak bizden daha çok ihtiyacı olanlara vermesi için Allah’a dua ederiz…”

Ethem çok şaşırmış. Henüz olgunlaşmadığını anlamış. Tekrar yollara vurmuş, çöllere dalmış. Sonunda “olgunluk çağı”nı yakalamış: “İbrahim Edhem Hazretleri” olmuş…

Basra’ya yolu düştüğünde, onu tanıyan halk, ısrarla dua ettikleri halde dualarının bir türlü kabul olmadığını söylemişler ve bunun sebebini sormuşlar… 

İbrahim Edhem Hazretleri on gün sonra, on maddelik bir liste göndermiş:

1- Allah’ı tanıdığınızı söylüyorsunuz, ama emirlerine uymuyorsunuz. 

2- Kur’an-ı Kerim’i okuyorsunuz, ama onunla amel etmiyorsunuz…

3- Hz. Peygamberi sevdiğinizi ifade ediyorsunuz, ama sünnetini yapmıyorsunuz…

4- Şeytanın düşmanınız olduğunu biliyorsunuz, ama onu kendinize dost ediniyorsunuz…

5- Cennet’i seviyorsunuz, ama Cennet’e layık olmaya çalışmıyorsunuz... 

6- Cehennem’den korkuyorsunuz, ama Cehennem’e gitmek için özel bir çaba gösteriyorsunuz…

7- Ölüm haktır diyorsunuz, lâkin hak olan ölüme kendinizi hazırlamıyorsunuz… 

8- Din kardeşinizin ayıbı ile uğraşıyor, kendi ayıbınızı görmüyorsunuz… 

9- Allah’ın lütfettiği nimetleri bolca tüketiyor, şükretmiyorsunuz... 

10- Ölülerinizi gömüyorsunuz, ama bir gün sizin de gömüleceğinizi aklınıza getirmiyorsunuz. 

Listeyi dikkatle okursanız göreceksiniz ki, bu “arıza”ların tamamı, bizim de arızalarımızdır! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mardinli hoca

Sayın yavuz hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam biz müslümanlar olarak dunyayasarildik.Hakikati anlamadık halbuki insan oğlu rahmetli babanız buyurduğu gibi düşünmesidir.İnsan oğlu kendine bu sorular sormalıdır nerden ne için ve nereye gideceğiz?Bu soruların cevapları şunlardır biz yoktuk Allahın iradesiyle ana ve babamız vesilesiyle dünyaya geldik bu dünyada ebedi kalmak için değil Allah bize takdir ettiği omur dünyada kalacağız dünyada olduğumuz müddetçe imtihandayız.Omur bittikten sonra ahirete intikal olacağız.Ölüm insanın yok oluşu değil aksine fani olan dünyadan bakı olan ahirete intikal etmektir.Her insan bu sorular sormalıdır ve ona göre harekat etmemiz gerekir.Yoksa insan zarara uğrayacak Allah cc bizi hak yoldan ayırmasin ahireti kazananlardan eylesin amin selam ve dua ile
  • Yanıtla

efe

Alana anlayana güzel mesaj var bildiklerini yazarak anlatarak öğreterek paylaşan insanlardan allah bin kere razı olsun
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı