--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fâtih’ten birkaç ayrıntı

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
5

Yıllardır büyük fethin yazılmadık, incelenmedik tarafı kalmadı. Ben o büyük zaferi anarken, kimsenin pek dikkate almadığı ama benim çok önemsediğim bazı ayrıntıları gündeme taşımak istiyorum.

Fetihten sonra Bizans imparatorlarının sarayını gezen Padişah, bir ara mahzene iner...

Mahzende iniltiler duyunca ne olduğunu anlamak ister. Kapıları bir bir yoklar...

Nihayet küçük taş bir odada zayıf, yaşlı bir papazla karşılaşıp sorar:

“Bu ne haldir, sizi niye hapsettiler?”

Papaz cevap verir:

“Şevketlü Padişah, arzedeyim: Muhasara başlayınca İmparator Konstantin Dragazes bendenizi huzuruna çağırdı. Şehrin Osmanlılar tarafından alınıp alınamayacağını sordu. Şimdiye kadar okuduklarıma, öğrendiklerime ve Bizans’ta yaşananlara dayanarak bu kuşatmanın son olduğunu, şehrin elimizden çıkacağını ifade ettim. Çok kızdı. Beni hem dövdürdü, hem de buraya kapattırdı. O günden beri zindanda yaşamaktayım.”

Fatih bir an düşündükten sonra sorar:

“Peki, bu şehr-i Sitanbul gün olur bizim de elimizden çıkar mı?”

Cevap düşündürücüdür:

“Vakta ki içinizde fesat arta, insanınız kendi menfaatine ram ola, emvalini (malını) yabancılara satanlar çoğala ve yabancıdan medet umanlar ziyade ola, şehir sizden dahi çıka…”

Fatih oracıkta diz çöküp ellerini açar:

“Yâ Râb! Dilerim böyleleri kahrına ve gazabına uğrasın!”

Günlerden bir gün, Fatih Sultan Mehmed, kılık değiştirip İstanbul esnafını dolaşmaya çıkar...

Sıradan bir Osmanlı gibi bir bakkala dalar: Maksadı tartıda hile yapılıp yapılmadığını yerinde tespit etmektir. Bir sürü şey ısmarlar. Bakkal istenenlerin ancak yarısı kadarını verir. 

Padişah merak içinde sorar: “Bütün ısmarladıklarımı neden vermiyorsunuz?”

Bakkal, başını iki yana sallayarak şu cevabı verir: “Bugünlük evlad ü îyalimin nafakasını temin ettim. Diğerlerini komşu bakkaldan alınız. O da nasiplensin. Az önce siftah etmediğini söylüyordu.”

Gözleri yaşaran Padişah, yandaki bakkala girer... Birkaç şey aldıktan sonra, ondan da benzer sözler işitir: “Efendi, biraz da komşu bakkaldan alınız. O da çoluk çocuk besliyor. Benden aldıklarınız bugünlük bana yeter.”

Ve Padişah bu anlayışta insanların hükümdarı olduğu için Allah’a şükr ede ede sarayına döner.

Elbette bu milletin ordusu da kendisi gibi olacak ve “Mutlu Asker” diye anılacaktı...

Elbette böyle bir milletin yüreğine “kriz” filan uğramayacaktı...

Unutmayalım ki “iyi yönetici”ye sahip olmanın yolu, iyi yönetilmeyi hak etmektir.

Fatih Sultan Mehmed, Mahmut Paşa’yı vezir-i âzamlıktan (başbakanlık) uzaklaştırır. 

Bir süre sonra tekrar aynı makama getirince, Mahmud Paşa dayanamaz, Padişahın affına sığınarak, sebebini sorar. 

Padişah’ın cevabı ibret vericidir:

“Arnavutluk’ta Nasuh Beyin ahaliye zulm ve gadr ittüğün duyduk. Eğer bundan haberin yoğ ise, memalik ef’alinden (memlekette olup bitenlerden) gaflettesün (habersizsin) dimektür. Haberin var da def’i yolun tutmamış isen, (haberdar olduğun halde tedbir almamışsan) zulme rıza ittün sayılur. Ne gaflet, ne de zulm ile vezarette muvaffak olunamaz. Vezir olana kemâl (olgunluk-beceriklilik) lâzımdır. Vezarette kemalât olmazsa umran ve imâret de olmaz. Seni anın içün azlettuk. Lâkin senden elyak vezir bulamadığumuzdan tekrar nasb eyledük.”

“Vezarette kemalât”, bugün de, şiddetle özlediğimiz hasretlerimizden biri değil mi?

Küçük bir ayrıntı daha…

Bizans’ın yüreğine doğru fethin ilk adımları atılırken, yol boyu dizilen ve Osmanlı ordusunu bir kurtuluş muştusu olarak alkışlayan yerli halk, Padişah’a gül demetleri vermek isterler…

Fakat o kadar genç birinden bu kadar büyük bir zafer beklemedikleri için, gül demetlerini Padişah’tan daha yaşlı olan Molla Gürani’ye uzatırlar. Gürani, işaretle Sultan Mehmed Han’ı gösterirken, genç Padişah, tevazuun doruğundan seslenir:

“Bu gülleri almaya hocalarım benden daha layıktırlar, onlara verin.” 

Feth-i Mübininiz mübarek olsun!

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

CUMAĹİ TOROS

1 Haziran 2020 14:06

HEPİNİZDEN ALLAH RAZI OLSUN SAYGILAR

Cemal Hüseyin Çağlar

29 Mayıs 2020 22:10

Sevgili Yavuz Ağabey; Sizlerin bugünkü yazınızda hafızalarımızda kayıtlı “Fatih’in bedduası”nı (kulağa küpe olması gereken feryadı) uyanık halde kalmamız için tekrar etmeniz ne güzel oldu… (Fatih oracıkta diz çöküp ellerini açar:“Yâ Râb! Dilerim böyleleri kahrına ve gazabına uğrasın!..”)Fatih’in bu uyarısı bir; bir de Akif’in duası ;("Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın!")bu fakiri hep ürpertir. Akif’in duası bana hem dua hem de beddua olarak gelir. Şundan: Bu ulu coğrafyada her zaman ve her şartta bir ve beraber olursak Akif’in bu sözü duadır; yok eğer yeminli düşmanlarımızın tuzağına düşer de birliğimizi zayıflatırsak bu dua bedduaya dönüşür… Allah korusun ne istiklalimiz kalır ne de “İstiklal Marşı’mız!.. Bugün camilerimize gözyaşı ile koşmamız, İstiklalimize, coğrafyamıza, devletimize sahip çıkmaktı aynı zamanda… Bize fetih her zaman lazım, şu Ege’deki 12 Ada’yı almadan bu coğrafyada rahat edemeyiz, Batı Trakya, Kerkük ve Musul da bu ulu vatana katılacak İnşallah… Sizlerden bekamız için çok kıymetli olduğuna inandığım bir dileğim var: Yabancıya toprak satışına bir an dahi geç kalmadan son verilsin!.. Bu meyanda yazmanız duadır, gelecektir, kaleminize borçtur inancındayım… Yaradan’ın aziz milletimize nimeti bu ulu vatana şükürle, duayla, akılla, çalışkanlıkla, uyanıklıkla, canla, başla kıyamete kadar sahip çıkmamız cümlemizin boynunun borcudur… Selam, sevgi ve hürmetlerimle… Ailenizle Allah’a emanetsiniz…

insan0ğlu

29 Mayıs 2020 19:33

ULU ÖNDER Peygamber efendimizin,hadisi şerifinin yıldızı Fatih Sultan Mehmed Han benzeri bir daha gelmeyecek....ATAM Fatih'in izindeyiz.....muhtaç olduğumuz imanda kalbimizde çok şükür .....Osmanlı ya düşman , sarık,cübbe görünce çıldıran , içki ,oyun eğlence peşinde koşan , avrupa özentisi içinde yanıp tutuşan.... çok bilmiş namaz,oruç nedir bilmeyen gafiller onun kıymetini bilemez......Ayet varmı diye sorar, ayeti görünce yine burun kıvıran bu ahlaksız tipler ,farkında veya değil din düşmanlığı yapıyor.....artık sorun ülkenin heryerinde. ...özellikle sosyal ağlarda çirkefçe geziyor bu basitler.....İmanlı asker,alim,halk yoksa.....İstanbul sadece bir kale!

Kocasolak

29 Mayıs 2020 15:56

Hocam “ Ayasofya ibadete açılacak “diye Yunanistan kuduruyor diye, birkaç YORUMU haber yapmak, kime yarar? Yunan sanki Bizans’ın mirasçısı, Ayasofya’nın sahibi, hırıstiyan aleminin koruyucusu imiş İMASIDIR bu tip haberler. Yunan’ı büyütmektir. Türkiye bizim. İstanbul’da bizim. Ayasofya İslamın, müslümanların camisidir. Yunan kim ki?  

HASAN ULUBAT

29 Mayıs 2020 10:59

ALLAH CC İSTANBUL'UMUZU KIYAMETE KADAR TÜRK İLİ EYLESİN VE BİR AN ÖNCE KILIÇ HAKKIMIZ OLAN AYASOFYA'YI CAMİYE ÇEVİRMEMİZİ NASİP EYLESİN. İÇİMİZDEKİ BİZANS ARTIKLARIYLA AVANELERİNİ HELAK EYLESİN. AMİN. HAYIRLI CUMALAR.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle