--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fatih Ayasofya’da

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
14

Fatih’in Ayasofya’ya girişini konuşuyorduk…

Gencecik Padişah Ayasofya galerilerine girdi, kubbelere çıktı. Her adımda şükrediyor, dualar mırıldanarak yürüyordu. Mutluydu. Nihayet Peygamber müjdesi tahakkuk etmiş, mucize gerçekleşmişti.

Meşhur Bizans tarihçisi Dukas (d. yaklaşık 1400–ö. 1462 sonrası) fethin Ayasofya’sını ve Ayasofya’nın içindeki Fatih’i haset içinde şöyle tasvir ediyor:

“Mâbetteki zenginlikler gözlerinin önüne serilince, Padişah, hayret etmekten kendini alamadı. Mâbedi tutan 107 sütun, en nadir mermerden döşemeler, yılan şeklindeki mermerler, Sina’dan getirilmiş gül rengindeki çizgili mermerler, Lakonya’nın yeşil mermerleri, Libya’nın mavi, boğaziçinin beyaz mermerleri, Tesalya, Epir ve Mısır’ın benekli granit taşları, sekiz porfir sütun, Baalbek’te Mark Otelien’in yaptırdığı Güneş Mâbedinden, Efes’ten vs. gibi yerlerden getirilmiş taşlarla, çeşitli renklerde yapılmış cam mozaikler Fatih’i hayret ve hayranlık içinde bıraktı.”

Padişah derin bir huzur, adeta huşu içinde Ayasofya’yı dolaşırken, bir yeniçeri, kilisenin en kuytu yerine çekilmiş, hem sevinçten ağlıyor, hem de hançerinin ucuyla yerden bir mozaik parçası koparmaya çalışıyordu. Niyeti bir küçük parçayı fethin hatırası olarak saklamaktan ibaretti.

Genç Padişah, durumu gördü. Görür görmez yeniçerinin üzerine yürürdü. Elindeki kamçıyla yere vurarak bağırdı:

“Bırak! Bu size verip bağışladığımız ganimetlerden değildir. Binalar bize aittir.” (Hammer, s. 382).

“Tasvirleri (resim ve heykelleri) örtünüz!” diye emretti yanındakilere, “Cuma namazını inşallah burada eda etmek isteriz. O vakte kadar mabedi namaza hazırlayınız.”

Tarih mirasını korumakta öylesine dikkatli, öylesine titizdi. Oysa bir zamanlar Bizans İmparatorunun davetiyle Selçuklu tehdidine karşı kullanılmak üzere, İstanbul’a gelen Haçlı Ordusu kiliselere kadar her şeyi yağmalamış, hatta Ayasofya’nın kubbesindeki altın haçı bile sökerek çalmışlardı. Grandük Notaras bu farkı çok iyi değerlendirdiği içindir ki, “Bizans surlarının önünde Latin şapkası görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih” etmişti. Ve yine bu farktır ki, Bizans ahalisi Feth-i Mübin’i bir kurtuluş olarak görmüş, fetih ordusunu alkışlamıştır. 

Aslında bu fark “işgal” ile “fetih” arasındaki derin farktır. Birincisinin maksadı yakıp yıkmak ve yağmalamak, ikincisinin maksadı ise inşa-imar ve ihya etmektir. Bu bakımdan Osmanlılar hiçbir zaman işgalci olmamış, yani yakıp yıkmamış, tam tersine, girdikleri beldeleri imar ve inşa etmişlerdir. Yerli halkı adaletleri, şefkatleri ve himmetleriyle korumuş, mutlu etmişler, bu sayededir ki, kendilerini sevdirmişlerdir. 

Osmanlı fetihleri gelip geçici bir heyecan dalgası değil, İslam hâkimiyetini tahkim edici bir zaruret, bir “beka” meselesiydi. 

Fetihler “Devlet-i Ebed Müddet”in bir parçası, “İlâ-i Kelimetullah” prensibini ihyanın son çaresiydi.

Fatih, Ayasofya’yı gezene kadar vakit ikindiye devrilmişti. İkindi namazını Ayasofya’nın bir köşesinde kıldı.

“Bu suretle Hıristiyanların Ayasofya Kilisesi’nde ilk olarak Muhammed Dini’nin ibadeti yapıldı” diyen Avusturyalı tarihçi Hammer, kim bilir ne derin bir elemin tesiriyle ekliyor: “Rum ve Lâtinler arasında süre gelen din ayrılıkları, İslâmiyet’in gelişi ile sona ermiş oldu: ‘Allah’tan başka ilâh yoktur!’”. Yani “Lâilahe İllallah!”

Ayasofya artık “kılıç hakkı” bir cami idi. Fethin sembolü ve Fatih’in vakfiyesi olarak tam 481 sene Müslüman alınlar bu camide secdeye gitti. Sonra, aslı bir türlü bulunamayan tartışmalı bir Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrildi.

Gelecek yazımızda müzeye çevriliş hikâyesini inceleyelim inşallah. 

 

Yorumlar

(14)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Cahil porsuk Selim e cevap

15 Haziran 2020 12:50

Bizim dinimizde birini çıplak görmek ile abdest bozulmaz

Korkusuz

13 Haziran 2020 22:56

DAHA DUN DAVETIN VARDI EZANLARDA UTANSINLAR EY AYASOFYA SENI KAPAYANLARDA ACMAYANLARDA DIYOR.SAIRIMI.Z

mutmaine®

13 Haziran 2020 20:48

FATİH SULTAN MEHMET yazmalısın Ey Yazar.

Vatandaş

13 Haziran 2020 20:42

Artık hür Cumhurbaşkanımız, hür bakanlarımız ve statükodan kurtulmuş ordumuz sayesinde vede inşallah alınlar Ayasofyada secdeye varacak

Mardinli

13 Haziran 2020 17:25

Sayın Yavuz hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam Ayasofya camii müzeyi yapanlar islamla alakaları yoktur onlara o günah yeter.Bu mübarek camii ibadete aça bilen açması gerekir dış mihraklar elbette hasablarina gelmez.Sayin başkan firsat elinde iken fırsatı kacirma ve isi bitir bu savabi kazan.Nasilki kaptanları büyük kazandılar onlardan kat kat sevab kazanın din düşmanların havlamalarina dinleme selam ve dua ile

Şahika

13 Haziran 2020 17:25

It ürür kervan yürür. Tek gayesi dinine milletine hizmet etmek olan devlet adamlarımızın önünü açsın,Allah, gayret, kuvvet,sabır ihsan eylesin. Kötüye, düşmana,satılmış haine,haçlı şeytanlar sürülerine fırsat vermesin.Hepsini kendi kazdıkları kuyulara düşürsün...

ilber=nihal

13 Haziran 2020 17:08

Yazı insanı nihal bengü lafı çok da uzatarak ayasofyanın açılmasından endişe ettiğini yazmış. O zaman ne oluyor? "atatürk Ayasofya' yı kapamakta haklıydı" oluyor. işte bu hanım 28 Şubat müslümanıdır(!): laik, atatürkçü, demokrat ve de örtülü tabii! 28 Şubat müslümanları, rejimi ve onun tüm değerlerini seve seve devralmıştır. artık islamın geri döneceği inancını yitirmişlerdir. nihal, 28 şubat 1000 yıl yaşayacak diyen ..... süper malzeme vermiştir. (nihal istanbul' u baban fethetmedi; ama babanı .....oğlan m. fethetti, hatırlayasın yâni)

YaseminNur Cemal

13 Haziran 2020 15:10

Açılışını bekliyoruz hayırlısı ile

Porsuk selim

13 Haziran 2020 12:41

Ayasofyada namaz kılarken mini şortlu turistleri görenlerin abtesti bozulmayacakmı.bence müze kalsın sultan Ahmet Camii bize yeter.

Abdullah

13 Haziran 2020 12:32

Fethin sembolünü, dedemiz Sultan Fatih'in vasiyetine uygun olarak yerine getirmek borcumuzdur.

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle