--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Eskiyi unut, yeni yolu tut” (4)

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
7

Eski ramazanlarda konakların mutfak kapıları, iftardan sahura kadar açık olurdu. Yolcular başta olmak üzere, oruçlu-oruçsuz herkes kolayca konağa girip karnını doyururdu. Hatta bu konuda Müslüman-gayrimüslim ayırımı bile yapılmazdı. Yemekten sonra “Bize misafir ağırlama sevabı kazandırdığın için teşekkür ederiz” anlamında bir hediye verilir (genelde altın para), bu hediyeye “diş kirası” denirdi...

Yemek şimdiki gibi alelacele yenmez, sofraya büyük saygı gösterilir, sohbet eşliğinde yemek yenirdi... 

Osmanlı sofrası hem estetik, hem de kültürel bağlamda bir sanat eseridir! Ayrıca Osmanlı sofrası, “tatbiki adab-ı muaşeret” (görgü) ve “temsili hayat dersleri” açısından da bir okuldu. Yani Osmanlı sofrasının, “beslenme” ile sınırlanamayan bir dini ve millî misyonu vardı. O sofra sohbetleri sayesinde tarihimiz nice “adam gibi adam”lar kaydetti...

Osmanlı halkı, ramazan dışında, kuşluk ve akşam vakti olmak üzere günde sadece iki öğün yemek yer, yemek aralarında atıştırmazdı. Sofra bezi döşemeye yayılır, üzerine bakır bir sini konur, aile bireyleri sininin etrafına serpiştirilmiş minderlere bağdaş kurarak yemeklerini yerlerdi.

Önce oturma ve yemeğe başlama hakkı aile reisinindi. Sofrada en başköşeye aile reisi otururdu.  Çocuklar ise annenin yanında yer alırdı. Yemek yemenin kuşkusuz bir adabı vardı ve herkes buna riayet ederdi...

Yemeğe aile reisi yüksek sesle besmele çekerek başlardı. Aile reisinin yüksek sesle besmele çekmesi, diğerlerinin hatırlaması içindi. Besmelesiz yemek yemenin bereketsizlik getireceğine inanılırdı... 

Sağ elle yer içer, eve giriş çıkışta sağ adım atar, soldaki sağdakine yol verirdi. Bu hem sünnet, hem de görenekti...

Fazilet (manevî  kuvvet,  erdem, iyi ahlâk,  iffet), nezaket, nezafet (temizlik), nezahet (ahlâk temizliği, saflık), necabet (soyluluk) diye özetlenen dört kural hayatın tümünü kucaklardı... Bu yüzden itiş-kakış olmaz, kimse kimsenin sözünü kesmez, kimse kimseyi aşağılamaz, asla hakaret etmezdi...

Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgin ve yazar, 1880’lerde yayınladığı kitabında, meşhur “Osmanlı nezaketi”ni şöyle anlatıyor: “İstanbul Türk halkı Avrupa’nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki (hoşgörülü), ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görebilirsiniz.”

Tekke, zaviye ve dergâhlar günün her saati faaldi. Günlük işlerini bitirenler bu mekânlardan birine gider, boş vakitlerini hoş sohbetler eşliğinde bir şeyler öğrenerek değerlendirirlerdi...

Eski insanımızda kıskançlık, hased, gıybet gibi olumsuzluklar yoktu. Bunlar olmadığı için de toplumda “fitne” çıkmazdı. Mahallenin yaşlıları gençlere örnek olur, fark ettirmeden onları denetler, büyük yanlışlara meyledenleri uyarırlardı...

Kalabalık arasına bir âlim girince, herkes ilmine hürmeten ayağa kalkar, en güzel yere buyur ederler, ikramda yarışırlardı... Yahut yaşlı biri girince, yaşça küçük olanlar derhal ayağa kalkıp yaşına hürmet gösterirlerdi...  

Yabancı birinin yolu mahalleye düştüğünde yatacak ve yiyecek sorunu yaşamaz, misafir almakta mahalleli âdeta yarışa girerdi...

“Eskiyi unut/ Yeni yolu tut” dediler, hayat tarzımızı unutturdular!

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kamil Görünce

10 Ekim 2019 00:25

Ey yıllardır takip ettiğim gazetem Fikirlerime yön veren aşk ile yazılan köşeler ...

Deli Hasan

10 Ekim 2019 00:23

Adamın umurunda mı memleket millet Etliye sütlüye karışmadan biraz ordan biraz burdan al sana yazı Çok yazık çok yazık

Cevdet turker

9 Ekim 2019 19:23

osmanlinin geri kalmasinin batmasinin en buyuk nedeni cagi iskalamasi sanayi devrimini kacirmasidir.sanayi devrimi yapan avrupa ve rusya kilicla yenemedigi osmanliyi tufek top barut ve agir silahlar gelistirerek yendi.tekkeler zaviyeler tarikatlaer medreseler pozitif bilim uretemedi yobazliga boguldu egitimde cok geri kalindi.

ORHAN İNAN

9 Ekim 2019 15:50

ALLAH(CC) ECDADIMIZDAN RAZI OLSUN..MEKANLARINI CENNET EYLESİN İNŞALLAH.. TORUNLARINA DA BİRAZ NEZAKET,BİRAZ GÖNÜL HOŞLUĞU VE İNSAN SEVGİSİ NASİP ETSİN İNŞALLAH..ELLERİNİZE SAĞLIK. BİR DE ,SİZLERE OKUDUĞUNU ANLAYAN ,BİRAZ KAFASI ÇALIŞAN YORUMCULAR NASİP ETSİN..

ATATURKCU

9 Ekim 2019 14:49

osmanli 400 sene kaldigi misirda piramitlerin ne oldugunu bile merak ermemis 600 yil hukum surdugu dogu anadoluda bile turkce ogretememis donanmasi son 200 yildir halicde demire bagli curumus 1 tane bile cagimizin gelismesine katkida bulunmamis ( diger medeniyetler top barut elektrik sinema rontgen isin celik v.b gibi icatlar bulurken )

ADILE GUNGOR

9 Ekim 2019 10:50

SAYIN YAZAR ANLATTIGINIZ HIKAYELER HEP ISTANBULDA GECIYOR.EYVALLAHDA OSMANLININ ANADOLUDAKI KOY VE KASABALARI NE HALDEYDI ? ACLIKTAN MILLET SUPURGE TOHUMU SABAH AKSAM KATIKSIZ CORBA ICIYORDU IC ANADOLUNUN IC KARADENIZIN COGU YERINDE MILLET SEFIL HALDEYDI .ACIN OKUYUN DIGER YABANCI YAZARLARI BURADA MASAL ANLATMANIZA GEREK YOK ! SANAYI DEVRIMINI KACIRAN EGITIMDE SIFIR CEKIP GERI KALAN BATININ MASALARDA PAYLASTIGI OSMANLIYI ABARTMANA GEREK YOK.HEE 500 SENE ONCESINE KADAR KILIC KALKANLA ZAPT ETMISIZ COGU YERI SONRA ?

sema emine aydınelli

9 Ekim 2019 08:22

Say ın yazar, bu "sağ el" söylemi , solak olmayanlar için doğrudur, biliyoruz ki insanlar ve tabii ki Müslümanlar arasında solak çok fazladır, ben de öyleyim.Biliyorsunuz ki bizi Allah böyle yarattı ve bizi eğitirken,yaradılışı zorlamamak için sağ el kullanmaya mecbur edilmedik, zaten bu "eziyet" olur,bir deneyin sol elinizi kullanmayı..Yemeğimi sol elimle yiyorum, ilk adımı da düşünmeden sol ayağımla atıyorum, Allah ın solak yarattığı ben,Müslüman değil miyim..

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle