--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Eskiyi unut, yeni yolu tut” (1)

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
15

1938-1946 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel, “Atatürk’ün Eğitim Bakanı” olarak şöhret bulmuş bir isimdir. Bugünkü Milli Eğitim sistemi de hâlâ onun çizgisinde yürüyor. 

Çok yönlü bir politikacıydı. Çok yönlerinden biri de şiir yazmasıydı. Yazdıklarının ne kadar “şiir” olduğu elbette tartışılabilir, ama Milli Eğitim Bakanı olursanız şiir niyetine yazdıklarınızı ders kitaplarına geçirmek kolaydır.

Benim ilkokulda ve ortaokulda okuduğum ders kitaplarında da “Habal Ali Yücel şiirleri” vardı. Bunlardan biri de 23 Nisan’a aitti:

Yirmi üç Nisan/ Yurdu koruyan/ Yarını kuran/ Sen ol çocuğum!” diye başlar, “Eskiyi unut/ Yeni yolu tut/ Türklüğe umut/ Sen ol çocuğum!” diye devam ederdi.

Tabii o dönemin ders kitaplarında “Atatürksüz şiir” olmazdı (hâlâ yok). Hasan Ali de bunu unutmamıştı: 

“Bizi Kurtaran/ Öndere inan/ Sözünü tutan/ Sen ol çocuğum!”

Ben asıl “Eskiyi unut” diye başlayan bölüme takılırım. Hasan Ali, o dönemin amacını tek mısrada özetlemişti: “Eskiyi unut, yeni yolu tut”…

Tamam da “Yeni yol” neydi acaba? İşin bu tarafı muğlaktı ve rivayetler muhtelifti… 

“Yeni yol” uğruna ezan değişti, alfabe değişti, lisan değişti, tarih değişti, kılık-kıyafet değişti, takvim değişti, isimler değişti, saat değişti (“Alaturka” iken “Alafranga” oldu), hatta selam değişti… 

Toplumsal hafıza bu hızlı değişim sürecinde alabora oldu: Öylesine zorlandı ki, âdeta silindi (reset)…

Ve gitgide “eski”yi unuttuk: Kültür ve medeniyetimizden eser kalmadı.

Ama artık böyle gitmez: Çöpe giden kültür ve medeniyet hafızamızı tazelememiz gerekiyor. Unutturulanları hatırlamaya çalışmamız lâzım.

Hatırlayalım ki, güzel âdetlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz vardı. Tanzimat sürecinde düştüğümüz “Batılılaşma tuzağı”, cumhuriyet döneminde katmerleşti, genel ve yaygın ifadesiyle “bizi biz yapan” ve bizi başka milletlerden ayıran değerlerden, özelliklerden uzaklaştık…

“Meselâ” diyelim ve bazılarını hatırlamaya çalışalım…

Bir yere mahalle kurulmadan önce mescit inşa edilir, “imam evi”, “müezzin evi”, “kayyum evi” derken, semt yavaş yavaş “mahalle”ye dönüşürdü. Her mahallenin en vazgeçilmezi “mahalle mescidi” ve “mahalle imamı” ve “komşuluk”tu. Mescide “Beytullah” (Allah’ın evi) dendiğine göre, mahallelerde Allah merkezli bir hayat yaşanırdı…

Her “külliye” toplumun “Hayat Merkezi”ydi. Yüreğinde cami bulunan külliyelerde soluklanırlardı. Şimdi her mahallede, üstünde “Yaşam Merkezi” yazan bir AVM var!

Sünnet tüm ayrıntılarıyla baş tacı edilirdi. 1830’larda İstanbul’a gelip dokuz yıl kalan Fransız gezgin Brayer’in de belirttiği gibi, bu ülkenin Müslümanları “Peygamber Hazret-i Muhammed’e hayrandı… Hayatlarını ona göre düzenlemeye çalışırlar, sadece onu örnek alır, onu taklit eder, sadece onun izinden giderler”di…

Şimdi izler karıştı…

Hayat “zikir kokulu”ydu: Her işe “Bismillah” diye başlanır, sonunda “Elhamdülillah” çekilirdi. Hatta öfkelerinde, hayretlerinde ve yılgınlıklarında bile “Allah” vardı. Her adım, “Tevekkeltü Alellah” diye atılır, kızınca, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” çekilir, hayret edildiğinde “Hay Allah!..”, “Allah Allah”, “Lailahe illallah”, “Fesübhanallâh!” denilir, haksızlığa uğranınca “Hasbünallâh!..” eşliğinde Allah’a sığınılır, daha olmazsa “Neuzubillah!” denilerek yaka silkinirdi…

Pazartesi devam ederiz inşallah…

 

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

AHMED

6 Ekim 2019 10:15

Yorumcu Mustafa Yıldız "Levhi Mahfuz" okuduğun için sana acıdım. insanı dinden uzaklaşatıran , yeni bir din inşa etmeye çalışan bir kitap. Allah kurtarsın.

AHMED

6 Ekim 2019 10:06

Kaleminize sağlık Hocam. Aynen Hristiyan siyasetçilerin dediği gibi : bizi Müslümanlıktan , köklerimizden, geleneğimizden uzaklaştırarak ucube bir millet haline getirdiler. Ben lise öğrencisi iken tuttuğum edebiyat defterindeki cümleleri torunum anlayamıyor. Torunum Lise mezunu ama iki kelimeyi bir araya getiremiyor. Buna da bazı yorumcular Atatürk sayesinde ileri gittik diyorlar. Bir dilde ne kadar kelime çeşidi varsa derdimizi o kadar net ve güzel anlatabiliriz. Atatürkün görev verdiği dil uzmanı Agop Martayan 45 yıl TDK da görev yapıyor. Ve Türkçeyi bozma, yozlaştırma , görevini tam olarak yerine getiriyor. Arapça diye güzelim kelimeleri atıp onun yerine Fransızca, İngilizce ,Ermenice kelimeler tavsiye ediyor. Halkımızın kullandığı "şeref" kelimesi yerine Fransızca "onur" kelimesini koyuyor. Eyyy yorumcu.: yabancı kelime diye babamın , dedemin kullandığı kelimeyi atıp "onur" kelimesi kullanılmasına bir şey söylemezsen ben sizin atanızdan şüphe ederim.

ATATURKCU

6 Ekim 2019 09:29

HASAN ALI YUCEL GIBILER SAYESINDE ORTADOGU KUZEY AFRIKA AFGANISTAN ARAKAN ARABISTAN YEMEN SURIYE GIBI ULKELERDEN EGITIM OLARAK ILERI GITTIK ORTACAG KARANLIGINDAN KURTULDUK.KOY ENSTITULERI KAPANMASAYDI DEMOKRAT PARTI EGITIME FREN OLMASAYDI DAHADA ILERI GIDECEKTIK.

Mustafa yıldırım

6 Ekim 2019 00:10

Levhi Mahfuz Burak Özdemir okuyun, veya bu kitaba top yekün elestirisini yapabilecek bir islam bilgini varmı? Varmı dünya üzerinde böyle bir babayiğit. İslamı Levhi Mahfuz sayesinde sevdim, ama o islam anlayışı sizin islam anlayışına hic uyduğunu düşünmüyorum.

Mustafa yıldırım

6 Ekim 2019 00:10

Levhi Mahfuz Burak Özdemir okuyun, veya bu kitaba top yekün elestirisini yapabilecek bir islam bilgini varmı? Varmı dünya üzerinde böyle bir babayiğit. İslamı Levhi Mahfuz sayesinde sevdim, ama o islam anlayışı sizin islam anlayışına hic uyduğunu düşünmüyorum.

Mustafa

5 Ekim 2019 22:55

Kadına şiddet evet olmaması gerek. Birde kadın susulacak yerde sussa. Bundan daha tehlikelisi dolandırıcılara şiddet yakında kadına şiddetin önüne gecer. HIRSIZIN DOLANDIRICI nın canaze namazı nı devlet kıldırmasın. Devlet hırsızın dolandırıcı nın cenaze namazını kıldırdıkca dolandırıcılar Ailesi kılsın resmi kayıtlı Birmilyon dolandırıcı var Türkiye de emniyet arşivi. İddia ediyorum kayıtsız hırsız ve dolandırıcı yaklaşık beş milyon

Barış

5 Ekim 2019 21:13

6284 sy. kanunu okudunmu bu kanun tarihinede bakın ne zaman yapılmış. bu yazdıklarınızla biyere varamazsınıź yani boş kimseyede faydası yok olana bi bakın siz

ali namlı

5 Ekim 2019 18:13

Okuyucuların ne güzel görüş ve fikirleri var ; hepsi de birbirinden güzel !Ancak Kürşadhan ile Kubilay neden birbirine düştüler , doğrusu anlayamadım .Aslında ikisinin de söyledikleri doğru ve güzel ; herhalde bir yanlış anlama var , bana öyle geliyor . Bütün bunlara ben de çok kısa bir şey eklemek istiyorum : Bizde rüşvet taa Kanuni zamanından beri devam ediyor Gerisi de aşağıda arkadaşların dediği gibi ! Selam ve sevgilerimle

ULUSLARARASI BOS KAFALILAR CEMIYETI

5 Ekim 2019 15:25

"Eskiyi unut yeni yolu tut" daki yeni yol neydi diye naivce diyorsunuz sayin yazar: Yeni yol Ermeni nin yoludur(Ermeni kulturu),yeni yol Yunan in yahudinin yoludur( bati kulturudur),hala anlayamadin mi saf adam! Cunku buyuk savasda seni yenen bunlardi. Japon yenseydi seni simdi samuray elbiseleriyle dolasiyor olacaktin Istanbul sokaklarinda belinde boyunu asan bir samuray kiliciyla.Anlamadin mi hala!!!!

Erkmen

5 Ekim 2019 15:22

Madem bu kadar iyi bir toplumdu bu Osmanlı niye çöktü? Sanki hiç suç işlenmiyordu, hırsızlık, tecavüz, cinayet, yaralama, yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık vs vs hiç yoktu! Neden besmele ile ile başlardık, camiden mescitten dışarı çıkmazdık falan filan! Bu arada Avrupa rönesansı yaptı biz uyuduk, sanayi devrimini yaptı biz uyuduk, hep çocuklarımıza 1. Mohaç Meydan Savaşını anlattık,  Macaristanın nasıl elden çıktığını anlatmadık 

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle