--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eski zamanlar ve 40’lı yıllar

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
25

Ne zaman 40’lı yılları yazsam, o yıllara bayılanlar sövüp saymaya başlıyor. Biraz vicdanlıları, “Bırak geçmişi, bugüne gel” falan diyorlar. Bilmiyorlar ki, dünü bilmeyen bugünü kavrayamaz!

Evet, 40’lı yıllar…

Ezansızlık-Kur’ansızlık bir yana, bu yıllar, halk ekseriyetinin sırtına ceket, ayağına çarık (potin zaten nadirdir), kursağına ekmek, çocuğuna ilâç bulamadığı/alamadığı yıllardır. 

Ankara’daki egemenler Paris’ten özel şarap getirtip Fransız şarabıyla kafa çekiyor (belgesi var), modayı yakından takip ediyor, sırtında kuyruklu ceket, başında silindir şapka, ayağında rugan ayakkabılarla balolarda, güzellik müsabakalarında, uyduruk kutlamalarda gününü gün ediyor.

Düşünün ki dostlarım, 40’lı yılların Türkiyesi’nde, Urla gibi bir Ege şehrinde dahi insanlar açlıktan ölüyor…

Ama ölen bile yokluktan, yoksulluktan kurtulamıyor! Çünkü bu kez de cenazeyi kaldıracak imam (çünkü dini öğretmek de öğrenmek de yasaktı) ve kefen bezi sorun oluyor…

Taşköprü Müftülüğü bu sorunu nasıl aşacaklarını “Diyanet Riyaseti”ne soruyor, “Diyanet İşleri Reisi Şerafettin Yaltkaya” imzasıyla, 16.11.1942 tarihli ve 153 sayılı fetva ile bu iş için (kefen niyetine) pamuklu, yünlü, ipekli herhangi beyaz bir bezin kullanılabileceği bildiriliyor (belgeli). 

Ortalama bir memurun aylık maaşının 50 lira olduğu bu dönemde, “çağdaşlaşma” yolunda, o zamanın parasıyla 75.000 lira gibi büyük paralar ödenerek heykeller dikiliyor (bu garabet bazı illerimizde hâlâ sürüyor)…

Yoksulluktan dolayı vergi borcunu ödeyemeyen köylünün çatısından kiremiti indiriliyor, ahırındaki ineklere, keçilere el konuyor…

Camiler “tahsisat yokluğu” bahane edilerek yıkıma terk ediliyor, harabeye döndüğünde ise haraç mezat satılıyor (isim isim, resim resim belgeli)…

Bir taraftan da her alanda ve her anlamda diktatörlük kol geziyor!

Gerçi ders kitapları Osmanlı hükümdarlarına “diktatör” diyor, cumhuriyetle birlikte özgürleştiğimizi iddia ediyor, ama aslında pek öyle olmuyor. Bir kere Osmanlı’nın son zamanlarında çok partili bir sistem vardır, lâkin cumhuriyetle birlikte tek partiye düşüyoruz! Ülkede tek parti olduğu için de 1946’ya kadar millet “seçme-seçilme hakkı”ndan mahrum yaşıyor.

Buna rağmen günümüzde de okutulan ders kitapları, padişahlara “diktatör”, İnönü’ye “demokrat” demeyi sürdürüyorlar.

Hem “Milli Şef”, hem “demokrat” ha! Bu iki kavramı bir araya getirebilen başka bir ülke yoktur inanın!

Ders kitaplarımıza göre, padişahlar “diktatör”müş! “Asarlar-keserler”, “yakarlar-yıkarlar, üstelik kimseye de hesap vermezler”miş!

Peki, bunlar doğru ise Şeyhülislâm Zembilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selim gibi öfkeli bir padişahın emrine nasıl karşı çıkabiliyor, tıpkı Hz. Ömer’e, “Seni kılıcımla doğrulturum” diyen sahabi gibi, fermanına nasıl itiraz edebiliyor?

Nasıl oluyor da ilk İstanbul Kadısı Sarı Hızır Çelebi, Fatih Sultan Mehmed’i, Rum Mimar İpsilantikarşısında haksız bulabiliyor, ardından da “Padişahlığına güvenip hükmümü dinlemeseydin billahi bu gürz ile başını ezerdim” deyip oturduğu minderin altındaki gürzü gösterebiliyor?

Nasıl oluyor da Bursa Kadısı Molla Fenari, Yıldırım Bayezid gibi öfkesi burnunda genç bir padişahı, “Namazlarını cemaatle kılmadığın için çıkan ‘binamaz’ söylentisini giderene kadar şahitliğini kabul etmiyorum” diyerek mahkemeden adeta kovabiliyor... 

Örnekler çok, ama sözü uzatmaya hiç gerek yok…

Hepsi aynı yere çıkar: Tarih kitapları âcilen değişmeli.

 

Yorumlar

(25)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hasan

23 Ekim 2019 23:45

Hocam söylediklerimiz çok doğru.

Süleyman Sırrı Dinçer

23 Ekim 2019 22:45

Kalemine..yüreğine..ferasetine..belagatına..sağlık..Sevgili..Hocam..bu..tür..yazıları...devamlı..yazın..çivi..gibi..kafalara..girmeli..malum..insanlarımız..bir..kez..okumayla..yetinmez.

Numan Divan

23 Ekim 2019 21:51

Bayılıyorum bu adamın yazılarına müthiş gerçekten müthiş Yakın da bakan olur Bu kadarını da hak ediyor 

Deli Hasan

23 Ekim 2019 21:45

Evet heykellere para verilmiş o zamanın insanı sıkıntıdayken de ya bu zaman da milletin durumu ortadayken itibardan tasarruf olmaz diye yapılan külliyeye de azıcık birşey desen iyi olurdu 

Kamil Görünce

23 Ekim 2019 21:42

Anca bu kadar güzel yazılır 

Ercan

23 Ekim 2019 19:19

Molla Fenari'nin padişahı camiden kovduğunu anlatmışsın. Bu devirde sıradan bir kaymakamı camiden kovabilecek bir diyanet işleri başkanı, müftü,İmam bulabilir misiniz?

Güneyrüzgarı

23 Ekim 2019 19:05

Yorumculardan bir kısmı İsmet İNÖNÜ'yü övdükçe övmüş.İki detay vereyim sonra devam edelim.Türk milleti olarak her zaman tepkili olduğumuz İsrail'i ilk tanıyan müslüman ülke biziz,İsmet İNÖNÜ yerli ve milliydi zırvalarına gerek yok,eğitimde Fullbright yasasını imzalayan ve başımıza bela eden kendisiydi,detayları her yerde var.Yerli milli İNÖNÜ ! biz harf devrimini öğrenilmesi zor diye yapmadık,Batıya uyum sağlamak,Arap kültüründen kopmak,Islamiyet ile bağımızı koparmak için yaptık,diyor.Double Diplomasi konusunu okuyun.Nutuk'dan,milli mücadelede İngilizlerin ordularını çekerek kazanmamızı sağladılar bölümünü,Turancılık ve İslamiyet'in hâyâl olduğuna dair bilgileri,İslamiyetin kaldırılması gerektiğini,katkısız ve lekesiz yeni bir dine ( Islamiyet katkılı ve lekeli mi oluyor bu durumda ) hayır demeyiz ifadesini,Sivas kongresinde Bekir Sami beye: anlattıklarınıza göre mandacılığın aslında kötü bir şey olmadığını gördük,ifadesini okuyun.Double Diplomasi konusunu,Rıza NUR'un ; Din ile mücadelede,milli mücadelede verdiğimiz kayıpların elli katı kayıp verdik itirafına bakın.Lozan'da,Yunanlıların mali yapısına acıyarak savaş tazminatından vazgeçmemiz,Osmanlının parasını ödeyerek sipariş ettiği gemilerden feragât etmemiz,birde Osmanlı borçlarını yeni Cumhuriyet ödedi satsatası var,borclar Osmanlı dağılmadan önce sınırlarına dahil olan devletlere taksim edildi,maddesi var okuyan biliyordur.Musul ve Kerkük petrollerinden almamız gereken payın ilk taksidini alarak diğerlerini hiç gündem yapmamamız bunları kabul etmek hangi ruh hâlini tarif eder acaba ? Kapatılan,yıkılarak arsası satılan ve asker yatakhanesi yapılan Sultanahmet cami,ahır yapılan camiler ve dahası ( Resimleri,kapatılması için resmi gazete yazısı,kanun numarası mevcut ) Mesela Lozan'ı biz imzalarken,kurşun dâhi atmayan İngilizlerin tam bir yıl sonra imzalaması,sizleri rahatsız etmiyor mu ? Bir yıl sonra imzalamalarınin nedeni nedir ? M.Kemâl'in cumhurbaşkanlığı genel sekreteri Yusuf Hikmet BAYUR'un kitabında,İngilizler Inebolu'ya motörle bize teslim edilmek üzere mühimmat getirdi ve bu teslimatların devam edeceğini,yazdığına ne dersiniz mesela ? İnönü yerli ve milliydi diyenler için,İnönü'nün şapka devrimi sonrasında şapkaya ayyıldız takılması önerisine,Biz Batı ile aramızda fark kalmasın diyoruz,siz ayyıldız takarak fark yaratmaya çalışıyorsunuz,cevabı yeter sanırım.Bize en uzak tarih yakın tarihimizdir,demiş biri ! Türkiye tarihinin özeti gibi adetâ.Uğur MUMCU'da Türk kime denir'in tanımını yapmış,12'den vurur gibi.

Turgay

23 Ekim 2019 17:33

Bahsettiğiniz dönem 2.Dünya savaşı yılları zaten 1.Dünya savaşı ve İstiklal savaşında gençlerimizin çoğu ya şehit olmuş ya da gazi kalanların çoğu da veremden, sıtmadan,frengiden kırılıyor. Not:Bahse konu olan şarapların belgesini de yayınlarmısınız.

misafir

23 Ekim 2019 16:12

Aynen Sayın Hocam; Tarih kitapları acilen değiştirilmeli.

misafir

23 Ekim 2019 15:45

MİLLETE 750 MİLYON DOLARA MAL OLAN ANKA PARKI DA YAZARMISINIZ

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle