--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eski hayat daha mı renkliydi?

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
6

Eski insanlar daha renkli yaşarlardı: Hayatlarında hayal vardı, heyecan vardı, aksiyon vardı, gizem vardı, değişiklik vardı…

Kadınlar müsait yerlerde bir araya gelip hem dertleşirler, hem de eğlenirlerdi. O arada çocuklar oynar, onlar da kendi aralarında kaynaşırlardı.

Yakın akrabalar sık sık bir araya gelirdi. Birinin derdi tümüne dert olur, topluca onu çözmeye çalışırlardı.

Anlayacağınız, eskiden hayat dolu dolu yaşanırdı.

Şimdiki hayatımızda ise sürekli “tekrar”lar var: “Modern hayat”, zamanımızı kemiriyor! Bu hayat tarzı, en çok psikiyatristlerin, psikologların ve avukatların işine yarıyor: Depresyona düşenlerle boşananların sayısı alabildiğine arttı.

İyiden iyiye rutinleşen bu hayattan biz erkekler de sıkılıyoruz, ama meşguliyet alanlarımız, kadınlara göre daha geniş olduğu için, kendimizi kısmen oyalayabiliyoruz…

Ya ev hanımları ne yapsın? Bir araştırmaya göre, hayattan sıkılma konusunda ev hanımları şampiyon! Çünkü yaşantıları erkeklerinkinden daha monoton, daha rutin, daha renksiz ve heyecansız: Bir anlamda ütü ile mutfak arasına sıkışmışlar. 

Hayatlarında hemen hemen hiçbir yenilik, hiçbir heyecan, hiçbir renk ve âhenk yok. Kalk… Kahvaltı hazırla… Eşinin gömleğini, kravatını, çoraplarını ayarla… Çocukları kavga-dövüş okula gönder… “Vitrin” denilen heyulanın içindeki-ne işe yaradıkları belirsiz-fazlalıkların tozunu al… Avizeleri parlat… “Bugün ne pişireceğim” diye kafa patlat… Yemek yap… Sofra kur… Sofra kaldır… Bulaşık, çamaşır, çocuk… 

Daha pek çok, birbirine benzer işler. Nihayet akşam… Beyefendinin geç saatlerde evi teşrifleri… Onca çabasının birkaç güzel cümle ile takdir edilmesini bekleyen hanımına sert bir bakışları… “Ne pişirdin?” sorusu… Yemek beğenmeme kaprisi… Hatta kadının hangi zamandan kısıp kendine ayıracağını düşünmeden, “Biraz kendine zaman ayır da kadına benze!..” çıkışı…

Kabalık… Takdirsizlik… Hor görme… Televizyon karşısında pinekleme… “Onu getir bunu götür” gibi talimat yağdırma…

Bırakınız güzel birkaç söz edip karısının gönlünü almasını, evde doğru düzgün konuşan erkeğe neredeyse madalya takıyorlar!

Her gece bir öncekine benziyor…

Benzer günler, benzer geceler, benzer sabahlar…

Hep aynı rutinin parçalarıyız!

“Sıkılmak” ne kelime, bu durumdaki her insan patlar! Zaten ev hanımları da sık sık “sinir patlaması” yaşıyorlar!

Keşke sihirli bir değnek olsaydı. Öyle bir şey olsaydı önce kendi hayatıma değdirir, kendimi değiştirirdim…

Olduğumdan daha mü’min, daha derin, daha renkli, daha kararlı…

Mesela Hz. Ebubekir kadar fedakâr, Hz. Ömer kadar âdil, Hz. Hamza kadar sert, ama mert; Hz. Osman kadar mülayim; Hz. Âli kadar cesur…

Hz. Mevlâna kadar âşık; Hz. Yunus kadar karmaşık; Hz. Gazali kadar âlim; Hz. Bediüzzaman kadar minnetsiz…

Nihayet Evliya Çelebi kadar gezgin, Sadi kadar hayalperest, Nasreddin Hoca kadar komik, Fuzuli kadar şair olmak isterdim… 

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kocayusuf

29 Temmuz 2020 17:57

Yazınız güzel; güzel bir tablo çizmişsiniz. Temenniler ab-ı hayat... Ama, ölçü "İslam/Allah'ın Kanunları" olmayınca, hayat çıkmaz sokağa dönüşüyor... Allah (c.c.), yar ve yardımcımız olsun...

Samet

29 Temmuz 2020 13:04

Kışı başı milli gelir 4-5bin $'ı geçtikten sonra insanlar komşuya akrabaya pek fazla itibar etmemeye baslıyor. 1960-1970 yılları hatırlıyorum 80 haneli köyün her hanesi köydeki düğüne sünnete mevlüde çoluk çocuk iştirak ederdi. Şimdi komşunun düğün sünnet yemeğine bile tenezül etmiyor çok kişi. 1980 1990 lı yıllarda büyük şehirlerin lüks semtlerinde aynı katta karşı komşusunu bilmeyen tanımayan insanlar vardı. Şimdi köylerde bile herkesin eski yeni bir otomobili olduğundan olsa gerek kimse kimseye eyvallah etmiyor

ATATURKCU

29 Temmuz 2020 12:40

ESKIDEN DUNYAMIZDA NUFUS DAHA AZDI ORMANLAR DAHA FAZLAYDI NEHIRLER DENIZLER COK TEMIZDI YOKTU HILELI GIDA GDO URUN YOKTU OZON TABAKASI DELINMEMISTI GEZEGENI MAHVETTIK INSANOGLUNUN HIRSI HERSEYI MAHVETTI.LUX ASIRI TUKETIM FOSIL YAKITLAR DUNYAYI BITIRDI.

C b

29 Temmuz 2020 10:25

Hayalperest nedir acep

Salih

29 Temmuz 2020 10:00

Ya evhanımları ne yapsın? Cümlesi garibime gitti.6284 deki kadının beyanı esastır gibi esinti içinde.Hem evhanımı kalmadı,lokanta sektörü coştu.Halı yıkama,300 evroluk baķıcı desteğiylede anne sektörü.Dinimize inat kadın erkek fıtratdan eşittir ancak kadının zayıf yaratılması haşa hata ve İstanbul sözleşmesine göre düzeltilmesi,kadın beğendiği erkekle evlenmesi ve buna rağmen büyük çoğunlukla istediği anda sebebli sebebsiz boşanabilmesi,iş ararken öncelikli olması,zaten askerlik ve sünnet derdi yoktu bir tek doğurması.Tuik rakamlarına göre 2001 yılına göre dünyaya gelen çocuk sayısı 2019 da 150 bin azalmış.Sayın yazar iste buda benim pencereden görünen kadının dünyası.Son söz Allahcc dileseydi bizi tek cins yaratırdı.

Memet

29 Temmuz 2020 09:04

Ne biçim yazi kaleme almışsin hoca ev hanimlari başımızın ustunde yerleri var. Asil nesli onlar yeyistiriyorlar bosanmalara bakmadin herhalde bosananlarin %90 calişan bayanlar. Ne yapsin ev hanimi gidip pagrondan fırça yesin mudirun gözüne gormeye çalışsin namahrem demeden dedikodu yapsin. Onumu istiyorsun yazik yakıştıramadım size

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle