• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
06 Kasım 2019

Dün, bugün ve yarın

Eskiden biz faziletli, adaletli, iffetli, izzetli, cesur, vakur, nazik, hoşgörü sahibi, dost, mütevazı, gösteri ve gösterişten kaçan insanlardık…

Tanıyalım tanımayalım, “Gülümseyiniz, müminin mümine gülümsemesi sadakadır” hadisi ve “Selamı yayınız” tavsiyesi çerçevesinde, karşılaştığımız herkese gülümseyerek selam verir, tanıdıklarımıza ayrıca hal-hatır sorar, aile efradına “selam ve hürmet” yollardık.

Böylece gönüllerimiz birbirine ısınır, geniş anlamlı toplumsal bir mutabakat oluşurdu.

Kişisel ve toplumsal ilişkilerimize “menfaat” hükmetmezdi. “Kardeşlik” en belirleyici unsurdu. Bu yüzden insanlar arasında kıyasıya bir rekabet oluşmaz, en azından rekabet, kırıcı ve incitici boyutlara ulaşmazdı.

“Tevazu” ve “doğallık” sıradan meziyetler sayılırdı: Hayata “Alçakgönüllülük” ve “yardımseverlik” hâkimdi.  

“Küstahlık” nedir bilinmez, büyüklerin sözü kesilmez, bilgiçlik taslanmaz, ar, namus ve hayâ gibi kutsallar es geçilmezdi.

Kadınlara karşı dinamiklerini imandan alan derin bir hürmet beslenirdi. Erkek ve kadın arasında mutlak surette bir mesafe vardı. 

Bunun belirleyicisi “Zinaya yaklaşmayın” mealindeki âyetti. 

Sokakta karşılaşılan kadına asla dik dik bakılmaz, derhal başlar öne inerdi. Kadının sokakta rahatça yürümesi için, erkekler kendilerini hafif alargaya çekerler, kadına yol verirlerdi. 

Her kadın toplumsal edebin bir gereği olarak anne, teyze, hala ve bacı olarak görülürdü. Onları rahatsız edecek en küçük davranışta bile bulunulmaz, bulunanı toplum müthiş yadırgar, büyükler derhal müdahale ederlerdi.

Lady Craven erkeklerin kadınlara karşı saygısını “aşırı” bile bulduğunu itiraf ettikten sonra, Osmanlı Devleti’nin kadınlara karşı tavrını hayretler içinde şöyle dile getiriyor: 

“Türklerin kadınlara karşı olan muameleleri bütün milletlere örnek olmalıdır. Meselâ bir erkek ağır bir suçtan dolayı idam edilip bütün mal varlığına el konsa bile karısına ve çocuklarına gayet iyi muamele edilir. Kadınların mücevherlerine dokunulmaz. Çocuklar devlet himayesine alınıp bırakılır.” (Zamanın Avrupa’sında idam edilen erkeğin tüm mal varlığı ile birlikte yakınlarının takılarına da el konulurdu).

Osmanlı toplumunda “Nemelazımcılık” yoktu. En azından bu kadar yaygın bir hastalık değildi. Tüm toplum, kaynağı din olan geleneklerin bekçisiydi…

Bunların bozulmaması için herkes üzerine düşeni yapar, bir bakıma her vatandaş “gönüllü polis” gibi çalışır, herkes “vatandaşlık” sorumluluğunu yerine getirirdi.

O kadar ki, mahalle kabadayıları bile, toplumsal düzene ve mahalle namusuna bekçilik ederler, mahalledeki kadına kıza yan gözle bakmazlar, baktırmazlardı.

***

Dün: Bir işe niyet ettiğimizde “İnşallah” derdik…

Bugün: “Yapacağım-edeceğim” diyoruz.

***

Dün: Her işe “Bismillah” ile başlardık…

Bugün: “Allah yokmuş gibi” yaşıyoruz (haşa)!

***

Dün: Her güzellik karşısında “Maşallah” çekerdik…

Bugün: “Vay beee!” çekiyoruz.

***

Dün: Hayretimizi “Allahallah” diye ifade eder, hayretimiz derinleştiğinde “Fesübhanallah” derdik…

Bugün: İngiliz ağzıyla, “Vaavv yaaa!” diyoruz…

***

Dün: Her adımımızı, “Tevekkeltü Alellah” diyerek atar, tevekkülü hayat felsefesi yapardık…

Bugün: Ne tevekkülden eser var, ne hayat felsefesi kaldı; sözün tam anlamıyla “yuvarlanıp gidiyoruz!”

Baktığımızı görmüyoruz, ikram edilen güzellikleri yaşamıyoruz; abuk-sabuk diziler, yarışmalar, tartışmalarla ömrümüzü heba ediyoruz!

Bir sonraki yazıda aynı minval üzere devam edelim inşallah…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tata Tonga

Eskiden şöyle insanlardır...iyi de toplumun bu hale gelmesine kundaktaki bebeler mi sebep oldu?
  • Yanıtla

H.Y.E

Gunumuzde birileri medeniyeti teknoloji olarak algilyor.Tamam fen ve teknoloji de medeniyetin tamamlayici maddi yonu fakat yeterli degil.Medeniyetin asil ruknu manevi cihetidir.Adalet,digerkamlik,merhametlilik,kibirlenmemek,zulmetmemek vb. Simdi dunyada hangisinin eksikligini cekiyoruz ? Elbette su manevi medeniyet cihetini. Medeniyet insaa ederken fenni ve teknolojik yonu gelistirmek kaybedilen manevi medeniyeti yeniden bulmak o kadar kolay degil.Tesekkur ederi Yavuz Bey ustadim bunlari bize hatirlattigin icin.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23