--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Devletin öğrettiğiyle hayatın öğrettiği farklı!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
11

Yakın tarihi tartışma konusunda zihinler yeterince özgür değil! Bu bakımdan, yakın tarihle alışageldiğimiz “övgü” ya da “sövgü“ dışında, gerçekleri arayış cehdiyle ilgilenen tarihçi, mayın tarlasında yürümeyi göze almak mecburiyetindedir.

Bunları hiçbir ard niyet, peşin hüküm taşımadan ve halkın yönetime katılması bağlamında, içi demokrasi ile doldurulmuş bir cumhuriyete asla alternatif aramadan tüm samimiyetimle ve ciddiyetimle söylüyorum:.

Yâni, mayın tarlasında yürüdüğümü bile bile bu yazıyı kaleme alıyorum. Çünkü kalem yazmak zorundadır! Yoksa bilgi vicdanı rahatsız eder! 

Birileri istediği kadar aksini söylesin, dilediği kadar “Aslında eleştirmek ve tartışmak yasak değil de, hakaret etmek yasak” şeklinde bir yaklaşımla yasaklara ve yasakçılığa “kılıf” bulmaya çalışsın, olmuyor: Çünkü ben kendimi ancak özgür hissettiğim kadar özgürüm! Ve yakın tarih konusunda kendimi özgür hissetmiyorum! 

Esasen kimi etkili-yetkili çevrelerin zihinleri de, bu konudaki özgürleşmeyi taşımaya henüz hazır değil. Bu yüzden, ne zaman yakın tarihe ilişkin farklı bir şey gündeme gelse, aba altından sopa göstermeye varan hassasiyetler ortaya çıkıyor. 

Yakın tarihe bakışımız salt duygusal! “Duygusal” olanın “bilimsel”, “tarihsel”, “mantıksal” olmak gibi bir zorunluluğu zaten yoktur: Yakın tarihe ilişkin “derin analiz”lere rastlayamayışımızın en önemli sebebi bence budur.

Açıkçası “gerçek tarihçi” yakın tarihten kaçıyor. Öncelikle yanlış anlaşılmaktan, yanlış anlaşılıp süründürülmekten, hatta bazılarına “aykırı” gelebilecek “bilimsel” ve “tarihsel” yaklaşımından dolayı “vatana ihanet”le suçlanmaktan korkuyor.

Kimse durup dururken huzurunu bozmak istemez. Ayrıca da kimseden kahraman olmasını filan beklemeye hakkımız yok! O zaman da meydan ya tümüyle “yakın tarih şaklabanları”na kalıyor ya da tam bir “mürit mantığı”yla yakın tarihe ilişkin hükmünü çoktan vermiş siyasi duygusallara…

Onlar da dönemin belli bölümünü “övmek”, diğer bölümüne “sövmek” dışında bir şey yapmıyorlar…

Sonuç olarak yakın tarihimiz ve yakın tarihi olumlu-olumsuz yönleriyle etkilemiş isimler bir alacakaranlık kuşağında, “övgü-sövgü” ikileminde kala kalıyor: Yeterince ne Sultan Abdülhamid’i tanıyoruz, ne Sultan Vahideddin’i; ne Enver Paşa’yı, ne Atatürk’ü, ne İnönü’yü, ne de Rıza Nur’u…

Sır küpüne düşmüş gibiyiz: Sorunlar ve sorular birikiyor… İstiklâl Savaşı’mızın gerçek kahramanlarından Kâzım Karabekir Paşa’nın neden daha sonra kabuğuna çekildiğini,  domates-salatalık yetiştirerek hayatını kazanmak zorunda kaldığını, yakın tarihe ilişkin anılarının (İstiklâl Harbimizin Esasları) neden yıllar boyu yasaklandığını bilmiyoruz! 

Henüz Atatürk’ü Samsun’a götüren Bandırma Vapuru’nda bile anlaşmış değiliz: Kimilerimiz “çürük-çarık” olduğundan söz ederken, kimilerimiz neredeyse “transatlantik” tanımlaması yapıyoruz!

Çocukluğumda okuduğum ders kitaplarına göre, Atatürk, asker olduğu halde ne komutanlarından, ne de Padişah’tan izin almaksızın “çürük Bandırma Vapuru”na atladığı gibi işgal altındaki İstanbul’dan çıkıp sağ salim Samsun’a varmıştı…

Duyduklarım ise ders kitaplarında okuduklarımdan çok farklıydı: Güya Atatürk’ü Samsun’a Sultan Vahideddin göndermiş, bunun için de, Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan en iyi gemilerden birini tahsis etmişti. 

Meşhur Bandırma Vapuru “çürük-çarık” değil, sapasağlamdı.

Başladık bir kere, mecburen devam edeceğiz. 

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mutmaibe

24 Aralık 2019 22:34

Mutmain hanım , neden ve ne için bu kadar nefret dolusunuz

Cabbar Cokkibar

24 Aralık 2019 17:46

Degerli Bahadiroglu! Siyasal tarih ve bilim tarihi konusunda dunyada kim ozgur ki siz ozgurluk istiyorsunuz?

Emre

24 Aralık 2019 12:58

Bence en büyük sorunlarımızdan bir tanesi mustafa kemali tarihte yerli yerine oturtamamak. Kimisi aşırı seviyo kimisi nefret ediyo. Keşke gerçek neyse ortaya konsa yorumsuz bir şekilde. Ondan sonra seven sever sevmeyen sevmez.

Ferîd

24 Aralık 2019 11:52

Geçmişten adam hisse kaparmış... ne masal şey. / Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi. / Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi. (Mehmet Akif) Biri yakın tarihini eleştirmez, biri uzak tarihini eleştirmez, iki yanlıştan bir doğru çıkmaz. Tarih tekerrür eder durur. Kimi uzak atasını peygamber gibi görür, kimi yakın atasını.. İdeolojiler farklıdır ancak zihniyet değişmez. Biz bize benzeriz.

orhan inan

24 Aralık 2019 11:50

YAZILARINIZ HAKARETE VARMAYAN DURULUKTA VE GERÇEKLERİ OLDUĞU GİBİ İZAH ETME GÜZELLİĞİNDE..ELLERİNİZE SAĞLIK.BU GÜN MESELENİN ÖNEMİ ,YAKIN TARİHİN GİZLENMESİNDEN VE TOPLUMA YANLIŞLARIN DOĞRU GİBİ TABU OLARAK DAYATILMASINDAN KAYNAKLANIYOR.YOKSA,BİLİNEN VE GİZLİSİ OLMAYAN YAKIN TARİH VE KAHRAMANLARI İLE KİMSENİN ÇOK DA PROBLEMİ YOK.NEYSE NE..OLAN OLMUŞ VE BU MİLLET GÖNÜL GENİŞLİĞİ İLE AFFETMEYE DE BAĞRINA BASMAYA DA ÇOK UZAK DEĞİL.VE HATTA HAZIR BİLE..BUNA RAĞMEN DÜNÜN VE BU GÜNÜN BASKICI VE GENELDE İSLAMA KARŞI OLAN GÜÇLERİ SADECE MÜSLÜMANLARI ETKİ ALANLARININ DIŞINA ÇIKARMAMAK İÇİN ,YAKIN TARİHİ ÇARPITARAK ANLATIYOR VE BUNU DEĞİŞMEZ TABU OLARAK DAYATIYORLAR.NEREDEYSE DİNLERİ HALİNE GETİRDİKLERİ BU İNANIŞ VE DAYATMALARININ MİLLETİMİZE ÇOKÇA ZARAR VERDİĞİNİN FARKINDA BİLE DEĞİLLER..AMA,AKINTIYA KÜREK ÇEKMENİN BİR NETİCE VERMEYECEĞİ GİBİ YAPANINI DA ÇOK YORACAĞI AÇIKTIR..BU ÜLKE VE MAZLUM MİLLETİMİZ BUNU HAK ETMİYOR.BİR AN EVVEL DOĞRULARI BİLMENİN MÜMKÜN OLACAĞI UMUDUYLA HÜRMET EDİYORUM.

OSMANLI AFYONU SİZLERDE KAFA YAPMIŞ

24 Aralık 2019 11:45

Osmanlı tarihi dayatmacası ile zihinler özgür mü kalmış oluyor?Osmanlı tarihi dediğiniz Padişahların yalakaları olan yakınındaki tezkire yazanlar değil mi?Tarihi,padişahların istedikleri şekilde yazmazlarsa kelleleri tehlikede zaten.Tarihi gerçekleri yazmakta özgür değillerdi. Yalaka tarihçi olmasınlar da kelleri mi gitsin?Osmanlı tarihi çarpıtılmış bir tarihtir.Osmanlıyı kahraman göstermekten başka bir şey değil.Ortaya çıkmış bazı yanlışlar için de hep başkları suçludur.Osmanlı da asla kusur aranmaz.Osmanlı bulunmaz hind kumaşı değil.Osmanlı bir matah değil.Uyanın demekten yorulduk.Siz hâlâ derin horultudasınız.Başkasının gözünde çöp aramayı bırakın,kendi gözünüzdeki merteğe bakın.

Özhan Kaymaz

24 Aralık 2019 11:20

Haksızlık edilmesin; Ahmet Demirel, Cemil Koçak gibi hakikatleri yazıp, söyleyenler var ve çok kıymetli kitap ve konferansları bulunmaktadır. (YouTube’ta kayıtlar mevcut)

İZMİRLİ

24 Aralık 2019 11:06

Ferîd rumuzlu okuyucuya ithafen cevabım: Ecdadı az seversin , sevmezsin,eleştirirsin,hiç sevmeye de bilirsiniz,mesele o mu sizce? Yoksa yakın tarihimizin hâlâ zifiri karanlıkta ısrarla tutulmasından dem vuruyor yazar burada.. Selâmlar size.. Üstadım lütfen devam ediniz aydınlatmaya.

Ferîd

24 Aralık 2019 10:29

Yıllarca ecdadı eleştirmeyi "ecdada sövmek" olarak gösterip, "bizden başka ecdadına söven yok" herzelerini bize yutturdular. Ancak gençler bu herzeleri yutmuyor. Gençler, bir ingiliz romanını, bir fransız romanını okuyor, rus tarih filmi, çin tarih filmi izliyor ve şunu görüyor: Adamlar gayet de ecdadını eleştiriyor, hatta yerden yere vuruyor. Dünyada bizden başka ecdadını peygamber gibi, evliya gibi hatasız/kusursuz gören kalmamış. Biz eski ecdadı veya yeni ecdadı hatasiz/kusursuz görüyoruz da ne oluyor. Boyumuz mu uzuyor? Bir arpa boyu yol mu gidiyoruz? Gençler eleştiri ile sövgünün farkını ayırt edebiliyor.

mutmaine

24 Aralık 2019 09:13

Hocam, bu gökten indiği sanılan videolar var..gerçek resmi konuşmalar..........bunlar hakaretmidir? Hakaretse yutubda neden yayına izin veriliyor,...değilse neden bilinmiyor....dile getiren tarihçi ,tv, gazete vs yok? Acayip bir ülkeyiz,okumadan araştırmadan çarpık öğrendiği! tarihle ,şeriat dahil küfredenler var..., Çanakkale şehitleri ŞERİAT ile yönetilen, yönetenlerdi...bunu dahi anlamayan ,hiç bir zamanda anlamayacak gafiller var...abdestin bir şeriat kuralı olduğunu bilmeyenler varken....önce KÜFÜR EDİLEN DEĞERLERİ AÇIKLAMAK GEREK...siteye gelen hobbitlerin derdi öğrenmek değil kin kusmak, nefret dilini iyi kullanıyorlar....3 -5 kişi için belki vesile olursunuz,ama geride milyonlar var...

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle