• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI

Çocukluğumun ramazanları

09 Mayıs 2020


Yavuz Bahadıroğlu İletişim: [email protected]

Ramazan-ı mübareki coşkuyla karşılama geleneği, benim de çocukluğumun en güzel anılarından birini oluşturur. 

Ramazandan birkaç gün öncesinden karşılama seremonisi başlar, bu çerçevede tüfekler atılır, oyunlar oynanır, zikirler çekilirdi. 

O gün bugündür, zihnimde ramazan bir coşku olarak kaldı. Her ramazan öncesinde hâlâ o çocuksu coşkuyu ve ramazan sevincini içimde hissederim.

Camilerde topluca mukabele okunurdu. Eski mukabelelerin farklı bir özelliği vardı: Bu münasebetle aileler çocuklarına “Okuma aşkı” aşılarlardı…

Bir kitabın etrafında birkaç hafızın halkalanması kitaba gösterilen ilginin dışa vurumu olarak izah edilirdi.

Eskiden her ailede en azından bir Kur’an, bir sahih hadis kitabı, Peygamber Efendimizin manzum övgüsü olan bir Muhammediye, ilmihal ve mevlit olurdu…

Tâ Osman Gazi’den beri, ramazan ayının ilk on gününde sarayda padişah huzurunda “Huzur Dersleri” yapılırdı.

Bunun günümüzdeki adı, “Beyin fırtınası”dır…

Amaç âlimler arasında görüş birliği sağlamak, ayrıca padişahı eğitip ufkunu açmaktı.

“Mukarrir” adı verilen âlimler daha önce belirlenmiş konuları padişahın huzurunda sunar, “muhatap” denen tartışmacılar soru yağmurunu başlatırlardı.

Belirlenen her konuyu kıran kırana müzakere ederler, padişah da zaman zaman tartışmaya katılırdı.

Fikrin ifade edilmesi tamamen özgürdü. Huzur dersleri saray salonlarından birinde öğle ile ikindi arasında gerçekleştirilirdi. 

Dersler genellikle iki saat kadar sürerdi. Mukarrirlerin cüppeleri siyah, muhatapların mavi renkte olurdu. 

Ramazan geceleri kendini bilen ailelerde Muhammediye okunur, selat u selam çekilirdi.

Eskilerimiz hasretle kucaklarlardı ramazanı, biz de hasretle kucaklıyoruz. Sokağa çıkamasak da bu millet eski heyecanla bekler her zamanı. Çünkü mayamız sağlam… 

Söylemeye pek dilim varmıyor, ama yakın tarihte bir inkıta (kesinti) yaşandı…

Ramazanların coşkusunu halk yakın tarihte de aynen yaşıyordu, ama aydın kesimin pek umurunda değildi. Devlet görmezden geliyor, devlete bağlı çıkar grupları da aynı şekilde davranıyordu…

Özellikle bazı gazeteler ve yazarlar… Diyanet İşleri Başkanlığı denen müessese yine vardı…

Arşiv çalışması yaptığım sırada, 1940’ların bir gazetesinde, ramazan haberinin iç sayfalarda tek sütuna âdeta kaybedildiğini gördüğümde çok şaşırmıştım. Düpedüz geçiştirilmişti. 

Haberin başlığı şöyle bir şeydi:

“Yarın Müslümanların oruç ayı başlıyor.”

Köşe yazılarına göz attığımda, bazılarının ramazanı alaya aldığını görmüş, bir yazarın “Ramazandan can havliyle çıktık” diye başlayan bayram yazısını ibretle okurken, kendimi çok kötü hissetmiştim…

Gazeteler “ramazan köşesi” hazırlamak, hele hele “ramazan ilavesi” vermek şöyle dursun, ramazandan olumlu birkaç cümle ile dahi bahsetmezlerdi… 

Radyo “İnanç Dünyası” kabilinden programlar yapmaz, hatta radyolarda Kur’an bile okunmazdı.

CHP iktidardı…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

slm

... neden eski bayramlar yok??? .. Toplumla bir ilgileri yok.
  • Yanıtla

Okur

Osman gaziden vurdun CHP den çıktın...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23