• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
TÜM YAZILARI
12 Kasım 2019

“Atatürk ve cumhuriyet ticareti”

Cümle elifi elifine şu: “Ülkemizde en büyük ticaret Atatürk ve cumhuriyet ticaretidir!”

Bu sözler 10 Kasım günü Beştepe’deki “Atatürk’ü anma” programında, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından söylenmiştir.

Cumhurbaşkanımız bununla tek tür bir “istismar”ı kasdetmiyor, yüzbilmem kaç cümleden ibaret bir “Atatürk kitabı”nı beş bin liradan satmaktan tutunuz, “Atatürk’e övgü” görüntüsü altında “zümre diktatörlüğü” kurmak isteyenlere, oradan envai çeşit darbe teşebbüslerine (tüm darbelerin maskesi “Atatürkçülük”tür) ve darbelere, Başbakan asmaktan başbakanlık yapmış politikacıları sürmeye, farklı düşünceleri bastırma çabalarına kadar, ifrat Atatürk düşmanlığı dâhil, her türlü “istismar”a gönderme yapıyor. 

Önce birkaç soru: Hemen her konuyu farklı düşünen partilerin bir anda birleşip, “Atatürk övgüsü”nde buluşmaları olacak iş mi?..

Birinin “ak” dediğine mutlaka “kara” diyen liderlerin (Erdoğan’ın, Kılıçdaroğlu’nun, Bahçeli’nin ve diğerlerinin) aynı kişiyi sevmeleri mümkün mü?

Mümkünmüş gibi gözüküyor! Bunu her 10 Kasım’da ve milli bayramlarda görüyoruz: “Bu nasıl olur?” diye de yıllardır soruyoruz.

Her cevap aynı: “Cumhuriyletin Kurucu Lider’ine, varlıklarını cumhuriyete borçlu olan partilerle genel başkanların sahip çıkması doğaldır!”

Soru: Siyasi partilerle liderlerin “varlıklarını cumhuriyete borçlu” oldukları doğru ise meşrutiyet döneminde kurtulmuş onlarca siyasi parti neci oluyor? (İngiltere başta olmak üzere Avrupa monarşilerinde de partiler var malum)…

Doğrusu şu ki, biz çok partili meşrutiyetten tek partili cumhuriyete geçtik: “Kurucu lider” döneminden 1946’ya kadar ülkede bir tek siyasi parti vardır: Cumhuryet Halk Partisi. İki genel başkanı olmuştur: Atatürk ve İnönü…

Kurulan partilerle birlikte, Atatürk’ün en yakın arkadaşlarına kurdurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kısa süre sonra kapattırdığı da malumdur…

Yani kurulan “Cumhuriyet”in özü olan “cumhur” (halk) 1946’lara kadar belirleyici değildir. Cumhuriyet tek partiden, siyaset tek tercihten ibarettir! 

Kemalistler bu olguyu ısrarla görmezden gelirler: “Cumhuryet”le “demokrasi” kavramlarını ısrarla karıştırıp kavram kargaşası oluştururlar: “Cumhuriyet” demek “demokrasi” demekmiş gibi yaparlar.

Ayrı bir konu, şimdilik bu konuya girmeden soralım: “Kurucu Lider”in kurduğu partinin PKK’nın siyasi ayağı ile “ittifak” kurması “doğal” mıdır? O Atatürk ki, Dersim’de filizlenen terörü bombalarla bastırmıştı!

Buna rağmen, CHP’nin “Atatürk’ü sahiplenmesi” “Atatürk istismarı”na girer mi, girmez mi?.. 

Hem PKK, hem de siyasi uzantılarıyla (buna bazı STK’lar dâhildir) ölesiye mücadele eden iktidarla müttefiki MHP, Atatürk müştereğinde CHP ile aynı düşüncede gerçekten birleşebilir mi, birleşemez mi?..

Sayın Cumhurbaşkanımızın Beştepe’deki konuşması hariç tutulursa, AK Parti zirvelerinden gelen değerlendirmeler, CHP’den gelenlerden pek farklı değil: Bu nasıl olabilir?

Dahası, birbirlerinin gölgesine kurşun sıkan insanlar, 10 Kasım sabahı birlikte “Anıtkabir”e ve Atatürk heykellerine koşuyor, saygı duruşu yapıyor, bu “hayatın tabii akışı”na uyar mı, uymaz?

Birileri de bu tuhaflığı “Atatürk sevgisi” ile izah etmeye çalışıyor... 

“İnşaatın tepesindeki işçi, kimsenin baskısı olmadan, kimsenin görmediği bir yerde saat dokuzu beş geçe saygı duruşuna geçiyorsa, bu sevginin millete mal olduğunu gösterir.”

Bu mantığı seveyim ben: “Kimse görmüyordu da kameralar nasıl çekti?” Sakın o duruş, “Biri görürse başım derde girmesin!” korkusundan olmasın?..

Anaokulundan başlayan kimi resmi, kimi gayriresmi “beyin yıkama” faaliyetlerinin etkisiyle de olabilir pekalâ…

Cumhuriyet, beş bin yıllık devlet geçmişimizin devamı, Atatürk ise “devlet adamı” geleneğimizin önemli bir yansımasıdır. Doğruları-yanlışlarıyla tarihe mal olmuştur. “Övgü-sövgü” sarmalından kurtarılıp “milli vicdan”a emanet edilmeli, edeb dairesinde özgürce tartışılabilmesi sağlanmalıdır. 81 yıldan bu yana çift anahtarlı kasalarda saklı tutulan belgeler araştırmacılara açılmalıdır. Bunların olabilmesi için de 5816 sayılı yasa âcilen kaldırılmalıdır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Davut Yılmaz

Mühim bir tashih. M.Kemal Dersim'i teröre bulaştıkları için değil, ağır vergileri bermedikleti daha doğrusu veremedikleri için bombaladı. Daha pek çok sebebi var olmasına rağmen bunla iktifa edelim. HDP/PKK'ya vurmak için masum yere katledilmiş insanları kullanmayalım.
  • Yanıtla

İZMİRL

Nefis mütalâalar.. Allah razı olsun hakikatlerin öğrenilmesine vesile oluyorsunuz.. Selâmlar, sevgiler..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23