--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Alma mazlumun ahını”!..

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
13

Devir Sultan IV. Mehmed devri. Sadrazamlık makamında, 5 Ağustos 1650’de göreve getirilen Melek Ahmed Paşa oturuyor.

Sadrazamlığa gelir gelmez kırık-dökük Osmanlı Donanmasını yenilemeye karar veriyor. Çünkü dünyada kadırgalar devri kapanmış, “kalyon” devri başlamıştır. Kadırgaya göre oldukça büyük olan yelkenli kalyonlar sayesinde deniz üstünlüğü Avrupalı devletlerin eline geçmek üzeredir.

Sadrazam, bu gelişmenin dışında kalmak istemediği için, Bahçekapı Tersanesi’ne, büyük bir kalyon inşa edilmesini emrediyor. Fakat hazinede yeterli para yoktur. 

Bilirsiniz, böyle durumlarda, zaten zar-zor geçinen halkın üç kuruşuna göz dikilir. Yine öyle oluyor: Hazineden maaş alan dul, yetim, ulema, şeyh, derviş ve Nakib’ül eşrafın (Peygamber Efendimiz’in soyundan gelenler) 1651 senesi ödeneklerinin kesilip kalyon inşasında kullanılmasına karar veriliyor. 

“Garip gurabanın üç kuruşuna göz dikmek hayır getirmez” diye itiraz edenler oluyorsa da, Sadrazam Paşa aldırmıyor…

Son ve en güçlü itiraz, bizim “tarihçi” taifesinin pek de hoşlanmadığı Mahpeyker Kösem Sultan’dan geliyor. Olayı duyar duymaz, Sadrazam’ı çağırıp:

“Bu yaptığınız ne inançlarımıza sığar, ne törelerimize. Derhal vazgeçiniz, “Devlet-i Âliyye’de bir kişinin aç kalması, donanmanın kalyonsuz kalmasından çok daha vahimdir!” diyor.

Sadrazam, sorumluluğu Padişah’a atıyor: “Hünkârımız dahi münasıp buldular.”

Bunun üzerine Kösem Sultan son ihtarını yapıyor: “Hasıl-ı kelam, bir defada otuz bin adamın gelirini kesip rızıklarından mahrum ederseniz, beddualar üzerinize yağmur gibi yağar!”

Sadrazam aslında “Melek” gibi bir insandır. Fakat o kalyonu o kadar istiyor ki, gözü başka bir şey görmüyor. Valide Sultan’ın sözlerine de kızmış, kendi dairesine döner dönmez bas bas bağırmaya başlamıştır: “Bunca zamandır kaleler filan mollanın, feşmekân dervişin dualarıyla mı fetholundu?” 

Sonuçta fakir fukaranın geliri kesiliyor. Onların hakkı olan para gemi inşası için kullanılıyor. Tabii gelirleri kesilen garip guraba büyük bir geçim darlığına düşüyor. Bazılarının ahı arşa yükseliyor. Gerçekten de beddualar yağmur gibi yağıyor.

Zaman içinde kalyonun inşası tamamlanıyor. Artık sıra denize indirmeye gelmiştir.

26 Nisan 1651 günü görkemli bir tören yapılıyor. Kalyonun yelkenleri bağlanıyor, zincirler yükleniyor, son olarak da iki yüz civarında denizci gemiye bindiriliyor ve Şeyhülislam’ın duasından sonra denize bırakılıyor.

Fakat öyle bir terslik oluyor ki, izahı mümkün değil: Koca kalyon suya iner inmez devriliyor, içindeki iki yüz denizciden ellisi maalesef boğuluyor.

Böylece hem Sadrazam’ın medar-ı iftiharı gemi kullanılamaz hale geliyor, hem de elli levent kaybediliyor. Bu büyük bir felakettir!

Bu manzara karşısında Sadrazam Melek Ahmed Paşa hüngür hüngür ağlarken, geminin yapılabilmesi için fakir fukaradan, garip gurabadan kırpılan paraları hatırlayan İstanbullular, “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” diye diye diye dağılıyorlar.

Bu hadise sebebiyle Melek Ahmed Paşa’nın sadrazamlığı son buluyor. Paşa, 21 Ağustos 1651 tarihinde esnafın başını çektiği protestolar sonucu azlediliyor. Makamda sadece bir yıl on yedi gün kalabilmiştir.

Tarihçi Naima, kendi adını taşıyan tarihinde bu olayı anlattıktan sonra, diyor ki: 

“Devlet adamları, fakir fukaranın hayır dualarını ve beddualarını hafife alırlar, dullara ve yetimlere gözyaşı döktürürlerse, ikbal merdivenlerinden düşüp ziyan olurlar!”

Sadrazam, bütün malvarlığını garip-gurabaya dağıtarak bu vebalden kurtulmaya çalışıyor. Yarın da inşallah onu anlatırım.

İmdi: Asgâri ücret, emekli, dul, yetim maaşları tespit edilmeye çalışılıyor ya, aman dikkat!

 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Sedat Açıkgöz

22 Aralık 2019 05:18

EYT' yi unuttunuz.

Çâğlar

21 Aralık 2019 01:40

Sayın yazar Fetoyla iltisaklı diye ömründe hiç suç işlememiş sicili tertemiz darbeden haberi olmayan 150 bin kişi işinden atildı.Bunu enaz 3 le çarp 450 bin kişi aç bırakıldı.Feto denen iblis Türk islam düşmanı.Din adına saf temiz dindar insanları kullanıp kandırdı bunlar okka altına gitti.Feto sayesinde servetinne servet katanlar makam mevki sahibi olanlar hiçbir şey kaybetmedi.Yüz binlerce masum nasil dua yapar bilen bilir. Hakan Şükürü mv yapanlar trt de spor yorumcusu yapanlar onun devlet kesesinde milyonlar kazanmasına ortam hazırlayanlar fetocu deyil amma cocuğunu gonderdiği ana sınıfına ödenen üçret terör örgütüne yardım buna adalet diyorsanız meydan da at da sizin. Mazlumların ahını unutmayın.

Deli Hasan

20 Aralık 2019 23:58

Pes doğrusu ne güzel yazmışsın harcanıyorsun be hocam

Recep

20 Aralık 2019 21:49

Beğendim

OSMANLI CEPHESİ HEP AYNI

20 Aralık 2019 17:36

Sadrazam(Başbakan)Ahmet Paşa nın sıfatı melekmiş ama,fakir fukaranın hakkını yemiş.Vatan için kılıfı ile ,fukaranın tahsisatı ı kalyon yapımına aktarmış.Sıfatı gibi hiç de melek değilmiş, bu Melek Ahmet Paşa.Peki,dünden bugüne kadar ne değişti?Mazlumun ahını tınlamayan idare, şimdi de yok mu?Osmanlı cephesinde değişen bir şey yok.Hep aynı.

Orhanoğlu

20 Aralık 2019 15:52

Sayın Hocam, Bu mazlum ahını alanların aheste aheste ödemesi sadece biz mü'minler için geçerli herhalde. Zira batılı kefereler asırlardır tüm mazlumları sömürüyor, köleleştiriyor, öldürüyor. Onlardan ne zaman çıkacak deyu bekliyoruz... Ne dersun?

nejla şimşek

20 Aralık 2019 13:22

sadece ücret mi mazlumun ahında çıkıyor Adaletin mahvettigi haklar nasıl çıkar benim evimi satıp paramı ödemiyen mv bakanlarda nasıl çıkar benim gibi binlerce insanın hayatını mahveddiler 

Yavuz bey

20 Aralık 2019 12:20

Sizinle taban tabana zıt dusuncede biriyim ama gel girki dogru yazdiginada egri diyemem hakikatsa allah razi olsun dogru yazmissiniz.ayni smdusuncede ol yada olma insaniz cok ortak degerlerimiz var demekki insanoglu dogru olanda bulusabiliyomus.allah dogru ve adaletli olani hem sever hem yaninda olur.ama bunu keske her zaman yapsaniz

murat

20 Aralık 2019 11:47

Çocukluğumda babamla çam meşe mantarı ( çıntar) toplamaya ormana gittigimizde yer yer içine taş ve toprakları dolmuş birbirine benzer çukurların ne oldugunu sorduğumda eskiden köylüler oraya arpa buğday saklıyormuş dedi.

Rabia

20 Aralık 2019 11:00

Euzubillahimineseydanirraciymbismillahirrahmanirrahiym 13 Ey peygamber! Sen bu Kur'ân muhataplarına, şu şehir halkını örnek olarak anlat: Nitekim o kente görevli elçiler, peygamberler gelmişti. 14 Olay şu: Allah onlara iki peygamber görevlendirmişti de, toplum bunları yalanladı. Allah da bir üçüncü elçiyle destekledi ve hepsi: “Bakın, biz Allah tarafından size gönderildik” dediler. 15 O kenttekiler, bu peygamberlere karşı dediler ki: “Siz de, bizim gibi birer insansınız. Zaten Rahman olan Allah ne vahiy, ne peygamber, ne de kitap indirmez, siz sırf yalan söylüyorsunuz.” 16 Peygamberler dediler: “Rabbimiz bilir ki, biz size gönderilmiş elçileriz. 17 Bize düşen, emanet edilen mesajı, size açıkça tebliğ etmek ve nasıl yaşanacağını da, bizzat hayatımızla göstermektir.” 18 Toplumun cevabı: “Doğrusu sizin yüzünüzden başımıza uğursuzluk çöktü. Eğer bu işinize bir son vermez ve elçiliğinizden vazgeçmezseniz, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size, acıklı bir azap dokunacaktır.” 19 Buna karşı peygamberler şöyle cevap verdiler: “Bir uğursuzluk, bir huzursuzluk, bir yanlışlık varsa, bu sizdendir. Size öğüt verildi diye mi uğursuzluğa uğradınız? Hayır, siz kendilerine yazık eden bir toplumsunuz.” 20 Şehrin taa öbür ucundan bir adam, başına gelecek herşeyi göze alarak çıkageldi ve dedi ki: “Ey kavmim! Şu görevli Allah elçilerini, dinleyin ve dediklerini tutun. 21 Bu peygamberlere uyun, bakın onlar sizden bu işe karşılık bir dünyalık istemiyorlar ve kendileri de doğru yolu tutmuşlar. 22 Bana gelince, neden beni yaratmış olan ve hepinizin dönüp varacağı Allah'a kulluk etmeyeyim? 23 Neden O'ndan başka ilahlar edineyim? Rahman olan Allah, bana bir zarar vermek istese, Allah'ın dışında kendilerine kul, köle olunan varlıkların şefaatleri benden yana, hiçbir fayda sağlar mı, beni kurtarabilirler mi? 24 Bu ilahlara ibadet ettiğim takdirde, gerçekten ben, büyük bir yanılgı içine ve apaçık bir sapıklığa düşmüş olurum. 25 Ey kavmim! Ben herkesin ve sizin Rabbiniz olan Allah'a iman ediyorum. Öyleyse bana kulak verin, dinleyin beni.” 26 Böyle bir tavır sonrası, üzerine üşüşüp orada şehid ettiler ve kendisine Allah tarafından denildi ki: “Haydi buyur cennete.” O da girdiği cennetteki manzaralar ve nimetleri görünce: “Ah ne olaydı keşke benim toplumum da bu gerçeği bir anlasaydı” der. 27 “Rabbimin geçmişteki günahlarımı bağışladığını ve beni saygın kişiler arasına dahil ettiğini bir bilselerdi.”yasin süresi ayetleri.elhamdulillah.Sayın Bahadıroğlu Allah korusun, ne kadar büyük bir basiretsizlik.ibret verici bir olay.dullara maaş demisken babasının gözetiminde olanlara maaş verilmiyor.bilmiyorum çok çocuklu bu bayanlara haksızlık mı yapılıyor.biraz daha dikkat edilirse faydalı olacağını düşünüyorum.kimsenin yaptığı kimseye kâr kalmaz.Allahu Teala bir çığlıkla bile ayetlerde anlatıldığı gibi bir toplumu helak edebilir elhamdülillah.Allahummehdini ve seddidni.deriz.hz Ali Ra.Allahim beni doğru yola iletve başarılı kıl.amin.Saygilar selam ve dua ile Allah'a emanet olun teşekkürler hasbinallahi ve nimel vekil deriz

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle