--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ailesiz kadın “korumasız kadın”dır!

Yavuz Bahadıroğlu
Yavuz Bahadıroğlu
21

Anlamadığım nokta şu: Cumhuriyetimiz neredeyse yüz yaşına giriyor, neden hâlâ Osmanlı’yı kötülemekte varlık arıyoruz?

Osmanlı’dan cumhuriyete “miras” kalan bu topraklarda, yüz yıldan beri Osmanlı kötüleniyor, aşağılanıyor, suçlanıyor!

Biraz yumuşatılmakla birlikte (meselâ Sultan II. Abdülhamid Han’a artık “Kızıl Sultan” denmiyor), ders kitapları hâlâ aynı yalanları, yanlışları çocuklarımızın şuuruna ekiyor, kendi ceddine düşman ediyor!

Bu, “kadın” konusunda da böyledir, maalesef: Meselâ, şöyle bir iddia tekrarlanıyor: “Osmanlı toplumunda kadın değersizdi, hiçbir hakkı-hukuku yoktu, erkek ‘boş ol’ dediğinde kapının önüne konurdu. Kadın, cumhuriyetle birlikte değer kazandı. Seçme-seçilme hakkını aldı. Boşanmalar medeni hukukun getirdiği kadın lehine bir sisteme bağlandı. Artık kadın mağdur değil.”

Hemen söyleyeyim ki, bu tür iddiaların gerçekle hiçbir ilgisi yok. Tümü yakıştırma, tümü Osmanlı’yı kötüleme yarışının parçası…

Osmanlı’da ne anlatıldığı gibi bir “kafes arkası kadını” mevcut, ne de her türlü hak ve hukuktan mahrum bir Anadolu kadını”…

Kadının söz hakkı da, seyahat hakkı da, mal-mülk edinme hakkı da, boşanma hakkı da var. Mahkeme kayıtlarına bakılırsa, sözlerimizin sayısız ispatı bulunacaktır. Bazıları da zaten yayınlanmıştır. Ama ders kitapları bir dönemin etkisinden çıkamamıştır.

Osmanlı asırlarında kadın ve erkek, hayatın kendilerine biçtiği role uygun şekilde yaşar, hayat yolunu uzlaşarak yürürlerdi. Şimdi zıtlaşarak, kavgaya tutuşarak yürüyorlar. Bu defa erkek, fiziki gücüyle kadına egemen olmaya çalışıyor. Kadına “seçme-seçilme” ve “açılma hakkı” vererek bunun önünü alamazsınız!

Kaldı ki, “Pek çok Avrupa ülkesinden önce kadına seçme/seçilme hakkı” verildiği” iddiası (1934) tüm gerçeği yansıtmıyor. Çünkü seçilmenin ön şartı olarak “baş açma” mecburiyeti dayatıldı. Bu ise Anadolu kadınının inancı ve temsil ettiği kültürü Meclis’e taşıyamama anlamına gelir (Yani kadın tercih ettiği kıyafette Meclis’e girdiği gün bu hak fiiliyata geçmiş oluyor. Bunun da birkaç yıllık bir geçmişi var. Onun öncesi de “28 Şubat Süreci”dir: Kadının “ikna odaları”nda tüketildiği o iğrenç süreç)…

Öte yandan; Türkiye’de 1946’ya kadar, ne kadının “seçme hakkı” vardır, ne de erkeğin: Zira “tek parti rejimi” sürmektedir. Bu durumda “seçme hakkı”ndan söz etmek imkânsızdır. Seçebilmek için en az iki partinin bulunması gerekir. Kurulan rakip partiler kısa süre içinde kapatıldığına göre, hangi seçim?

“Kadına saygı” bahsine gelirsek: Osmanlı sistemi bunu sağlamak için öncelikle erkeği eğitir, kadına neden saygı gösterilmesi gerektiğini öğretirdi. 

Bu eğitimin temelini de Peygamber Efendimiz’in “Veda Hutbesi”nde öngörülen “dini çerçeve” teşkil ederdi: “Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emri ile helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.” 

Cumhuriyet ise “Batı tarzı eğitim”le kadını erkeksileştirip erkeğe rakip yaptı. Uygun olmayan iş yerlerinde kadını çalışmaya zorlandı. “Ev kadınlığı” küçümsendi. Sonuç olarak “taciz” olayları arttı, doğurganlık azaldı, boşanmalar çoğaldı, aile yapısı çözüldü, “kadın cinayetleri” ile “kadına şiddet” olayları toplumu derinden sarsacak boyutlara ulaştı. Bu da en büyük zararı kadına veriyor. 

Aile önemsenmiyor, “ev hanımlığı” ve “annelik” küçümsenip, “çalışan kadın” imajı yüceltiliyor. Böylece kadın gitgide artan bir hızla “ailesiz” kalıyor…

Ailesiz: Yani kimsesiz! Hedeflenen “özgürlük” anlayışı bu mu?

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ziyaretçi

14 Şubat 2020 11:53

Kadın korumasız derken eli bıçaklı katillere karşı korumak için kendisini siper eden bulunur. Emniyet güçleri eli bıçaklı katillere karşı tüm vatandaşları korumakla görevlidir. Tecavüzcülere bakın mesela. Onlar çocukları taciz ederken o çocuklara yardım edecek kimse yoksa o çocukları mı suçlayacaksınız. Korumasız çocuk tacizi hak ediyor dendiğini düşünebilen bir tane bile ne medeni bir hıristiyan ne medeni bir müslüman yoktur. Eli bıçaklı tecavüzcüler sokaklarda kol mu gezsin ? Bunu normal göstermeye çalışanlar katile destek verdiğini unutturabilir mi? Şu bilinsin ki Katillere geçit yok, tecavüzcülere geçit yok. Kanunlarımız bunu tesis edecek bir düzene sahiptir. Bunun tersini göstermeye çalışmakla boşa enerji harcıyorsunuz.

61 TS CEM

13 Şubat 2020 15:46

 -  Anlamadığım nokta şu: Cumhuriyetimiz neredeyse yüz yaşına giriyor, neden hâlâ Osmanlı’yı kötülemekte varlık arıyoruz? Neden hala sen aklamaya çalışıyorsun her yönüyle.bildigimiz Osmanlı'yı?

Ziyaretçi

13 Şubat 2020 15:34

Memduh Bayraktaroglu bu yazinizi bugün youtube de cok güzel yorumlamis. Dinlemenizi tavsiye ederim.

Burcu Ertuğ

13 Şubat 2020 07:56

İki gün önce "Herkes Bizim Gibi Olmak Zorunda Değil" yazınızla bunu bi yan yanya koyup okuyun. Herkes sizin gibi olmak zorunda değil gercekten.Sizin deyiminizle "ailesiz kadını" korumasız görmüyoruz biz. Ayrica ailesiz kadın değil o evlenmemiş kadın yoksa ailesi var zaten herkesin

Mustafa

13 Şubat 2020 04:45

Böyle konuşarak zaten kadını sizler ikinci sinif görüyorsunuz kadın kendi sinifinda çok şerefli.Güçlü ve Ailenin temel Taşı iki satırla bunu anlatak mümkün değil o yüzden istanbul sözleşmesini çöpe atmamış zart bunu anlamak icin YARATICININ Bizleri andinlatmasi için gönderdi KURANI KERİM Bize yeter unutmayalimki kötü heryerde kötü

kara

13 Şubat 2020 00:46

hocam chp yi eleştirmekten bıkmadınız eleştirin eleştirin sabah akşam chp yi eleştirin o kanunları yapanların torunları toprak oldu 18 seneden beri seyredenler ne oldu hocam vay bee ne chp imiş

Murathan

12 Şubat 2020 23:01

Kime nasıl anlatılacak. Nuran devres gibilere nasıl izah edilecek bu hakikatler. Bu toplumda İslam dunya görüşünü kaybetmiş bu kadar insanı nasıl turettiler. Yazar der seçilme hakkı için baş açmak şarttı. Biri der başım kapalı oy kullanabiliyoruz. Kalkıp ne iduğü belirsiz İSTANBUL SÖZLEŞMESİ gibi birseyden medet umar. Bilmez misiniz Merve Kavakci olaylarını.... Görmez misiniz ah ah gelenekten uzaklastikca; dizi film, aşkı Memnu emsali şeylere rağbet arttıkça toplumda ciddiyetin tahammulun huzurun asaletin kalmadığını. .. Rabbim birileri yapmış yapacağını. ..bize de bu eğrileri düzeltme uğrunda gayret ver...Amin

Fatma

12 Şubat 2020 21:19

Allah razı olsun sizden ne güzel anlatmışsınız

NURAN DEVRES

12 Şubat 2020 18:19

Ülkemizde kadının yeterince özgürleşmemesinin nedeni İstanbul Sözleşmesinin tam anlamıyla uygulanmamasıdır. Eksik uygulamadır. Okullarda maalesef gerici bir eğitim var. Kadın ikinci sınıf bir varlık. Çocuklara bakacak, kocasına hizmet edecek. Sanki bir dadı. Bir hizmetçi. Kadının şahsiyetini kazanması lazım. Kocasına hiçbir şekilde muhtaç olmaması lazım. Bunun için kız çocukları mutlaka okutulması. Dil bilen, dünyayı tanıyan, kültürlü, başarılı bireyler olmalı. Ne yazık ki cehalet ülkede kol geziyor. Bir baba kızının sevgilisi var diye onu öldürüyor. Bunun tek nedeni cehalet.

SSSH

12 Şubat 2020 17:29

Ver telefonu ver, Cumhurbaşkanı'nı arıcam Bu yazara EVLENDİRMEYE TEŞVİK NİŞAN ÖDÜLÜ verilmeli Pes Arkadaş

Yavuz Bahadıroğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle