• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
15 Ekim 2020

Zulme Sessiz Kalmak

Dünyada kötü insanlar yok mu? Var. O insanların iyiliklerini, ıslah olmalarını dilemek ve bu yönde üzerimize düşeni yapmak görevimizdir. Ama aynı noktada bir görevimiz daha var: ‘İnsanların zulmünü önlemek, zulümleriyle mücadele etmek, zulümleri karşısında mukavemet ve salabet göstermek.’ ‘Yaradan’dan ötürü hoş görmek’ deyişi yanlış anlaşılıyor. Zulmü hoş görmek, zulme ortak olmaktır ve Allah’ın rızasına aykırıdır. Bazı kötü insanlar, adeta iradelerini kaybetmişlerdir. Zulmünü alışkanlık haline getiren böyle insanlar da vardır. Hem de devletin çeşitli kademelerinde. Onlar; korunmaz/korunulur.  Tedaviye muhtaç tiplerdir. Ama herhangi bir sebeple, zulmünü karakter haline getirmiş bu gibi kimselere bilerek yardımcı olmak, daha büyük bir vebali muciptir. Ucunda ölüm olsa zalimin zulmüne yardımcı olunmaz. Huzur-u İlahi’de ‘ölmemek için yaptım!’ mı diyeceğiz sonra?  

Doğru işte hayır vardır. Zahiren, getirdiği netice nasıl görünürse görünsün hayırdır o. Hayra vesiledir. Çünkü Allah’ın rızasına uygundur. Müşahhas (somut) planda biz hayrın her tecellisini önceden belirleyemeyiz. Şer gibi görünür, hayırdır; hayır gibi görünür, şerdir. Biz bilemeyiz Allah bilir. Biz ölçüleri uygularız; doğruluk ölçülerini uygulamanın usulüne göre uygulamanın, bizi hayırlara ulaştıracağına inanırız. Tarik-i müstakim, sırat-ı müstakim, biliriz ki bizi hayra götürür. Bize düşen, istikamet ehli olmaktır. Hayrı tecelli ettiren, ilahi iradedir. Her zalim, cesaretini ve gücünü gafillerin gafletinden alır. Her zalimin arkasında, menfaat korkaklarının ve hesapçılarının gafleti vardır. Hitler denilen adam, ferdi varlığıyla aklen de, bedenen de bir hiçtir. Yanındakilerden biri şöyle demiştir: ‘Tarih onu değil, aslında bizi yargılayacak. Biz normal insanlar onun yaptıkları karşısında sessiz kaldık. Asıl suçlu biziz.’ Allah’tan korkmak, mesuliyet şuurunun kaynağıdır. Allah korkusunu bırakan, korkulara mahkûm olur. Kaybetmekten korkar, sıkıntıya düşmekten korkar, tehditten korkar, nefsine nahoş gelen her şeyden korkar. Nefsani esaret, onda mukavemet gücü bırakmaz. Onun hayır ölçüsü nefsidir. Hiçbir şeyle tatmin olamaz. Kazandığı her şey, kaybetme korkularını daha da artırır. Sonunda şahsiyetini de kaybeder, kimliğini de. Çünkü şahsiyetini kaybedenin kimliği kendisini rahatsız etmeye başlar. Onu da değiştirmek istemesi eşyanın tabiatı icabıdır. Değiştirir, ama öyle değiştirir ki; yozlaşma kılıfı mahiyetindeki yeni elbiseye ‘kimlik’ bile denilemez. Yüreğindeki Allah korkusunu zihninde ve ruhunda bir mesuliyet şuuru haline dönüştürmek; istikamet yolunda tekâmül etmenin (gelişmenin) yegâne çaresi ve teminatıdır. Mesuliyet, mukavemet, istikamet, teslimiyet, cesaret… Bu bütünlük hayatın ‘var olma’ zaruretidir. Aslen var olmayanın sevgisi de olmaz, başka faziletleri de. Var gibi görünse bile; tereddi (gerileme) dönüşümüne uğramış, mahiyet değiştirmiş, tanınmaz hale gelmiştir. Zalimin istismar malzemesi olmak derekesine inmiştir. Hayatı anlamak da, insanı anlamak da, İslam’ı anlamakla mümkündür. (Âl-i İmran suresi 8. Âyete bakılabilir.) 

Son yaşanan olayları, bu olaylara tepki bile göstermeyenlerin halini görünce insanımız da çok şaşırmış, (bu kelli/felli adamların halini görünce) ‘nasıl bu hale geldiler?’in cevabını bulamaz duruma düşmüşlerdir. Hangi birini sayayım.  

Biz PKK’yla, DEAŞ’la, DHKP-C ile vesaire savaşırken aslında sadece bu terör örgütleriyle değil daha çok bunların efendileriyle savaşıyoruz. Bunlara açıkça destek verenlerle, terör örgütlerinin finansörlerine, lojistik, stratejik destekçilerine kısacası emperyalist ülkelere karşı da savaşılıyor, farkında mıyız? Kobani olaylarının failleri yargılanıyor, vatanı, devleti bölmeye çalışan teröristlere sahip çıkıp devletin sağladığı imkânları onlar için kullananların hesap vermesi, bu canilere hamilik yapan belediye başkanlarının alınıp kayyım tayin edilmelerine tavır koyup ‘özgürlükleri kısıtlanıyor, halkın oyuna (seçtiklerine) müdahale ediliyor, demokrasinin sonuçları hazmedilemiyor, vs.’ şeklinde konuşup duruyorlar. Hadi HDP bunların siyasi ayağı. CHP de suç ortakları ve dışardan aldıkları emirlerin uygulayıcıları. Peki, M. Akşener’e, T. Karamollaoğlu’na, A. Davutoğlu’na, A. Babacan’a ne oluyor. Yetiştikleri ocakları, siyasette gözünü açtıkları yerleri, yaptıkları görevleri, sorumluluk taşıdıkları mevkileri, mücadele ettikleri terör belasını, onların siyasi temsilcileri hakkında söylediklerini hiç düşünmüyorlar, şimdiki vaziyetlerinden dolayı utanmıyorlar. Geldikleri yer, düşünceleri, inançları belli iken düştükleri bu durumun fecaatini, vahametini neyle izah edebilirler! Yarın oy isteyecekleri vatandaşa hangi yüzle gidecekler? PKK, YPG gibi câni, vahşi, vatan, devlet düşmanlarının siyasetteki temsilcilerini ziyaret etme, hapiste olanlara özgürlük isteme, onlarla beraber hareket etme… Vicdanları bu kadar mı kararmıştır? Gaflet ve dalalet çukuruna doğru yuvarlanışlarının izahı yapılabilir mi? 

‘Tayyip Düşmanlığı’ bu kadar ortak payda olabilir mi? ‘Tek devlet, tek bayrak, tek millet’ cümlesi mi sizi rahatsız eden? Son iki asır içinde ilk kez bu kadar güçlü ve lider ülke konumunda Türkiye. Bundan rahatsız olan dış güçlerden ne farkınız var? Nasıl bu ülkenin siyasetçileri olarak onlarla aynı çizgide olabilirsiniz? Peşin hükümlerinizi (ön kabullerinizi) ülkenin menfaatlerinin önüne geçirip, operasyonlara çanak tutmayacaksınız. Bütün farklı kesimler, ülkenin çıkarlarını öne çıkaracak ve Türkiye’nin dışarıdan fena hâlde kuşatıldığı bir zaman diliminde, iç cepheyi güçlendirecek şekilde hareket etmek zorunda. Tabii vatan, millet, devlet sevgisi kalmışsa…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adalet

Değerli hocam, ben imam hatipliyim. 90 lı yıllarda Şevki Yılmaz'ın ve H.Huseyin Ceylanin video kasetlerini alıp köy köy gezerek dinlettim ama bugünler içinmi. At izi it izine hâlâ karıştırılıyor. Kurunun yanında yaşta yanıyor. Zulüm artarak devam ediyor. İnsan kendi seçmenine zulüm yaparmı. Ak partililer eziliyor AKP liler saltanat sürüyor. Mazlumun sesini duyan yok. Kendi iktidarımızda zulme uğrayan biziz. Minareyi biz yaptık ezanı başkaları okuyor. Adalet mi ? Sadece cuma hutbelerinde anlatılıyor. Toplumda en huzurlu yaşayanlar ayyaşlar sarhoşlar, değen yok dokunan yok. Fetonun B plânı devam ediyor. Allah sonumuzu hayır etsin. Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal...
  • Yanıtla

Vicdanın rahat mi

Zulüm deyince sadece bunlarmi aklina geldi... Rabbim ne oluyor bu müslümanlara... Hepsi de senin dinini siyasi hesaplar ve icin kullanıyor...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23