• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
14 Mart 2021

Yaşayan İslâm’ın ölü Müslümanı olmayalım!(2)  

Âlimlerimiz, dinin insanın dört boyutuna hitap ettiğini beyan ederler: (1- Duyma, inanma: İman 2- Düşünme, bilme: Marifet 3- Yapma: İbadet 4- İfade etme: İkrar) Dikkat edilirse Din, hayatın tamamında, insan fıtratının her özelliğinde vardır. Boşluk bırakmaz. Sünnet de iyi anlaşılmalıdır. Sünnet; söz ve şekilden ziyâde hikmet/ruh/ilke/mânâ ve gaye ile anlaşılmalıdır. Kur’an’ın pratiği veya hayata aktarılışıdır. Peygamber Efendimizin, Kur’an-ı Kerim’i esas alarak hayatın her alanında; inanç-ibadet-eğitim-hukuk ve ekonomi vs. gibi konuları kapsayacak şekilde ortaya koyduğu bir model ve dünya görüşüdür, yaşayış tarzıdır. Allah Rasulünün İslâm’ı anlama ve hayatın her alanına uygulama, teorik ve pratik olarak ortaya koyduğu bir düşünce ve hayat tarzıdır.  

Dinimizi yaşarken örnek alacağımız Peygamberimizin Hayatı, bir kalıp veya şablon değil, bir nümune/emsal/örnek model olarak ele alınıp değerlendirilmelidir. Dinimizi ciddiye almak her Müslümanın olmazsa olmaz şartıdır. Hz. Muaz’ın cevabından hareketle; sünnet anlayışımız, sadece geçmişin bir tekrarı olmamalı, asrımızdaki İslam toplumlarının karşılaştığı problemleri çözmede yol gösterme (kılavuz ve rehber) fonksiyonu taşımalıdır. Dinimizi ciddiye alma şuuru Rabbimizin razı olduğu hayat tarzını ortaya koymaktır. Kınayanların kınamasından korkmadan, mazeretlere sığınmadan, yaşayamadığımız hususlarda kabahati zamana yüklemeden. Önemli olan insanın imanı hakkında ne söylediği değil; bu imanın o insanı ne yaptığı ve ne hâle getirdiğidir. Seni herkesle aynı yapmaya çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek en büyük başarı değil midir? Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azmazlar mı? Uygun üsul ve üslupla emri bil maruf nehyi anil münkeri de her hal ve şartta yapmamız gerekmez mi?  

İman, düşünce ve davranış alanındaki anlayış ve uygulamamız “Sünnet” ölçüsüyle değerlendirilmelidir. İman esaslarını da (ister amel, yani uygulamayla ilgili olsun) Peygamberimizin “telkin edip öğrettiği esasların tamamı” olarak kabul etmelidir. Aslında Hz. Peygamber’in yolu demek olan Sünnet, bu manada Kur’an’ın yorumlanması, sonra da uygulanmasıyla ilgili esaslardan ve açıklamalardan başka bir şey de değildir. Nitekim Hz. Aişe validemiz Peygamberimizi kastederek: “O’nun ahlakı Kur’an idi” derken, bu hususu gayet veciz bir şekilde dile getirmiştir. Burada ahlak ile kastedilen, sadece edeple ilgili hususlar veya Türkçedeki anlamıyla ahlak değildir. Aksine burada ahlak kelimesini, “gidişat, davranış ve yaşayış tarzı” olarak anlamak icap eder. Dolayısıyla Hz. Aişe’nin bu sözünün manası Peygamberimizin inancı, düşüncesi, gidişatı, kısacası hayatı “Kur’an’ın tatbikinden başka bir şey değildi” demek olur. Rivayette sözü edilen üçüncü nokta ise, kısaca içtihat diyebileceğimiz bir ‘araştırma çabası’dır.  

Müslüman problemlerinin çözümünü Kur’an ve Sünnet’te açıkça bulamadığı takdirde, Kur’an ve Sünnet’i esas alarak bir takım çözümler araması gerekir. Müslüman zaman ve mekân üstü bir dinin mensubudur. Her hal ve şartta yaşanan bir dinin. Değişen şartlar, ortaya çıkan yeni düşünce ve fikir sistemleri, problemler, meseleler, ümitsizlikler, hastalıklar, vs. karşısında İslam’ın tavrını belirlemek ve İslam’ı iyi anlamak oradan alacağımız ışıkla, ilhamla çağın karanlığına tutmaktır. Böyle bir yorumu yapabilmek için, her şeyden önce içinde yaşadığımız çağdaki gelişmeleri ve bu asırda yaşayan Müslümanların fikri ve sosyal meselelerini bilmek ve bunlara göre yorum yapmak şarttır. Başka bir tabirle, İslâm’ın ekonomik, sosyal, ahlaki ve fikri alanlarda yeniden yorumlanması ve çağın gereklerine cevap verebilecek bir hale getirilmesi demektir. İşte böylesine önemli ve güç bir vazifeyi yerine getirebilmek için, hiç şüphe yok ki öncelikle Kur’an’ın ve Sünnetin çok iyi bilinmesi gerekir. Bu ikisini bilmeden yapılacak her yorum, daima hatalara maruz kalmaktan kurtulamayacak, dahası, İslam’ın gerçek çehresinin ortaya konmasına da mani olacaktır.     

Müslüman dinine, dininin dışında pek çok şeye verdiği önem kadar önem vermeli, dinin iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet ile irtibat kurarak, Kur’an ve Sünneti tanıma, öğrenme ve uygulama çabası içerisinde olmalıdır. Bu öğrenme çabasından maksat, öğrenilenleri düşünce ve uygulama alanına aktarmaktır. Yoksa sadece öğrenmiş olmak için öğrenmek değildir. Nitekim Peygamberimizin ashabının büyüklüğü de, onların Kur’an ve Sünneti ya da içtihadı iyi bilmekle beraber, öğrendiklerine içten inanıp, bunları samimiyetle uygulamış olmalarındandır. Rabbim bizleri o izi takip edenlerden kılsın. 

Allah’ım! Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan sana sığınırım.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23