• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Yaşanan hiçbir olayı Allah’tan bağımsız düşünemeyiz

10 Aralık 2020


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Yaşanan hiçbir olayı Allah’tan bağımsız düşünemeyiz. İtikadımıza göre düşen bir yaprak bile Allah’tan izinsiz kımıldayamaz. Hayatın dışına çekilen/çektirilen bir din anlayışının yerleştirilmeye çalışılıp dini vicdanlara, camilere hapsetme anlayışı; dindar bilinen insanları bile sakat düşünceye sevk eder hale getirmiş/getirilmiştir. Bunlar da ‘algı (idrak) oluşturma’ sebebiyledir. Eğitim sistemimiz de buna âlet olmakta; sahih bir ‘din bilgisi’ verilmediği, verdirilmediği içindir ki olaylara gözüne takılan/taktırılan gözlükle baktırılmıştır.

Yağışların olmayışı, iklimlerin değişmesi, hava ve çevre kirliliği, tabiilikten uzaklaşma… vb. susuzluk tehlikesini gündeme getirmiştir. Su sıkıntısı kapıda! Barajlarda sular çok azaldı. Su depolarının perişan hâli de hepimizi (ister istemez) kara kara düşündürüyor. Cumhurbaşkanı’ndan, çevre yüksek mühendislere, endişe ve tedirgin olan insanımıza kadar ‘susuzluk tehlikesi’ aklıma (her gün mealle/tefsirle Kur’an-ı Kerim’i okumaya çalıştığım için) bu hususa temas eden, âdeta bizleri uyaran mûcizevî âyetleri getirdi.

(Yine onlara) de ki: “- Bana söyleyin: Eğer suyunuz, yerin dibine batar giderse, size bir akarsu kim getirir? (Bunu getirebilecek Allah’tan başka bir kuvvet var mı? O halde, O’na nasıl ortak koşarsınız, hükümlerini dinlemezsiniz?)”. (67 Mülk 30)

“Söyleyin bana, içmekte olduğunuz suyu, onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indiren biz miyiz? (56 Vakıa 68) Sütunumuz yetmeyeceği için şu âyetlere bakabilirsiniz: 

 (15/22; 16/10; 39/21) “Gökten indirilen su”, Kur’an’ın en çok başvurduğu kozmik delillerdendir. Bunun sebebi de, bütünüyle hayatın varlığı ve devamının suya bağlı bulunması ve suyun yararlanılabilir hale gelmesinde yağmurun taşıdığı önemdir. Bütün gezegenler içinde dünyanın bilinen en farklı özelliği, Allah’ın burada suyu yaratmış olmasıdır. Ayrıca yağmurun insan ve diğer canlılar, bitkiler için taşıdığı özel önem dolayısıyla konumuzun Kur’an’da yağmur ve onun sonuçları sayesinde elde edilen bazı temel ürünler bilhassa hatırlatılmakta, Allah’ın bu benzersiz lütfuna dikkat çekilerek bunlar üzerinde düşünmek, lütuf sahibini tanıyıp şükretmek gerektiği bildirilmektedir. Yaşadığımız ve yaşayacağımız olayların hepsi; gören göze, hisseden kalbe, düşünen akla sürekli Allah’ı hatırlatmaktadır. Onun için Kur’an-ı Kerîm’de bunlara “Allah’ın âyetleri” yani O’nun varlığının işaretleri, delilleri denmektedir. Allah’ın insanlara verdiği nimetler üzerinde düşünüp sonuçlar çıkarma ve özellikle suya dikkat çekilir. Hayatımızın temel ihtiyaçlarından biri olan su’dur. Onu bulutlardan indiren biz değiliz, elbette Allah Teâlâ’dır. Suyun oluşumunda bizim hiçbir müdahale ve yardımımız yoktur. Ondaki tasarruf da bütünüyle Cenâb-ı Hakk’a aittir. O halde onu içmemiz için en uygun özelliklerde yaratan Rabbimiz, dilese onu tuzlu ve acı yapabilir ve bizi bu büyük nimetten mahrum bırakabilirdi. Bu nimetlere nankörlük değil, şükretmek lazım gelir.

Bitkileri aşılayan rüzgârlar, canlıların su ihtiyaçlarını karşılayan yağmurlar da O’nun hazinelerinden gelen nimetlerdir. Rüzgâr esmese aşılanma olmaz, yağmur yağmasa canlılar su bulamaz ve hayat sönerdi. Bunları insan depolamış da o depolardan geliyor değildir. Hepsinin hazinesi Allah’a aittir. Her gün her saat içinde yaşadığımız için bu olaylar bize normal ve sıradan geliyorsa da her birinde Allah’ın sonsuz kudretini, akıllara durgunluk veren hikmetini yansıtan nice tecelliler vardır. Su hayattır, su canlıdır, su mucizedir. Bu âyetlerin indiği tarihte bir gün gelip insanlığın yeryüzünün su rezervlerini hoyratça tüketeceği, ırmakları kurutacağı, denizleri kirleteceği, kimsenin hayaline dahi gelmezdi. Ama oldu. Mülk sûresinin bu 30. Âyeti, Kur’an-ı Kerim’in mûcizevi ihbarlarından sadece biridir. Yüce Allah’ın dışında buna kimse muktedir olamaz. Onun için suları kaynaklarından fışkırtıp, kulların ihtiyaç duydukları şekilde (az veya çok) yerin çeşitli yerlerinde akıtması da onun lütfu keremindendir. İnsanın kendi varlığı ve yakın çevresinde her gün yararlandığı imkânlar üzerinde, bütün bu varlık ve oluşların hangi irade ve gücün eseri olduğu hakkında düşünmeye çağıran çarpıcı sorularla Allah Teâlâ’nın irade ve yaratma gücüne, bunun da insana yüklediği kulluk görevine dikkat çekilmektedir. Burada özellikle zikredilen, insanın yaratılışı, tuzlu deniz sularının yağmura, tatlı suya dönüştürülmesi, ekinlerin ürün vermesi ve ateşin faydası konularına başka birçok âyette değişik vesilelerle geniş biçimde yer verilmiştir. Öncelikle “Allah’ı anma konusunda kalpleri katılaşanlar”dan maksat, gönüllerinde Allah’a yer vermeyen, –putperest Arapların yaptığı gibi– sorulduğunda O’na inandıklarını söyleseler bile, hayatlarında bu inancın izi görülmeyen, kendilerine yapılan uyarılardan akıllarını kullanarak yararlanmasını bilmeyen, hakikatlere karşı duyarsız hale gelmiş, getirilmiş kimselerdir. İnanç ve değerler konusunda doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, yararlı ile zararlıyı ayırma kaygısı taşımadıkları, bu husustaki yeteneklerini de körelttikleri için âyette bunların “apaçık bir sapkınlık” içinde bulundukları bildirilmektedir. (39/21)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

okuyucu

çok güzel bir yazı,insan olarak o kadar aciziz ki 1 ay yağmur yağmadı ne yapacağımızı şaşırıyoruz.ALLAH c.c. merhameti hürmetine biz günahkar kullarını susuz bırakmasın.amin.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23