• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
27 Nisan 2019

Yarın elbet bizimdir!

Yarınlar İslam’ın zaferinin günleri olmaya gebedir. Tıpkı müşriklerin Kâbe’nin içini put doldurmasına rağmen ertesi gün Resûlullah Efendimizin kâinatı aydınlattığı gibi. Mekke’nin ve Kâbe’nin putlarla dolması, Muhammed aleyhisselamın insanlığı kurtarmak için gelmesine engel olamadı.

Hemen herkesin seçim sonuçları ve siyaset konuştuğu, her kafadan bir ses çıktığı, haber kanalları ve sosyal medyanın ‘algı yanılması’ ile tasavvur ve düşüncenin şekillendirildiği şu günlerde bizim asıl habere bakmamızda zaruret var. 

Kur’an-ı Kerim’de son cüzün ilk sûresi. ‘Nebe’ Sûresi’ önemli ve büyük haber manasına gelir. Nebe’ ile haber arasındaki fark da ‘sahibi için hayati önemi olan haber’in Nebe’ olmasıdır. Bu haberi de ‘gazete manşeti’ olarak değil, ‘göklerin manşeti’ olarak okuyabiliriz. Hele Ramazan-ı Şerife günler kala asıl gündem olan Ramazan’ın gölgede kalması, ‘seçim sürprizi’nin gerek Türkiye’deki, gerekse Ümmet coğrafyasındaki Müslümanları tedirgin edip ümitsizlik hali meydana getirmesi cereyan eden hadiseleri, âyetlerin/hadislerin ışığında tefekkür etmediğimizi gösteriyor.

Bugün İslam dininin dünya üzerindeki durumunu görüp de “olmaz, gitti bu din” zannedenler, tıpkı Mekke’nin ortasında birbirini öldüren, kadınları vurup kaçıran Kureyş Kabilesinin içerisinden Muhammed aleyhisselamın gelemeyeceğini tasavvur edenlerin hatasına düşmüş olurlar. “Bu toplumdan hayır yok” diye mağaraya çekiliyorlardı. Halbuki hayırsız gördükleri toplum, insanlığın kurtarıcısına hamileydi. Bugün İslam dininin ve İslam dinine iman etmişlerin dünya üzerindeki durumuna bakıp küfrün ve kâfirin daha güçlü olduğunu, iplerin onların elinde olduğunu zannedenler, Peygamberimizden önceki topluma bakanlar gibidirler. Yarınlar İslam’ın zaferinin günleri olmaya gebedir. Tıpkı müşriklerin Kâbe’nin içini put doldurmasına rağmen ertesi gün Resûlullah Efendimizin kâinatı aydınlattığı gibi. Mekke’nin ve Kâbe’nin putlarla dolması Muhammed aleyhisselamın insanlığı kurtarmak için gelmesine engel olamadı. Fark etmeden doğumu çabuklaştırdılar. Çünkü doğum yaklaştıkça sancının artması doğaldır. Ortadoğu’nun sancısını bu açıdan değerlendirebiliriz. Ümmet de sadece Ortadoğu’dan ibaret değil! Mesela Fransa! Fransızların yani Müslüman olmayanların doğumu 1,7 ama Fransa’daki Müslüman ailelerde doğum oranı 8,1. Adamların uykusu kaçıyor, bu ne demek? Fransa, otuz/kırk sene sonra yüzde elli biri Müslüman olan bu Fransa demektir. Tarık bin Ziyad’a Fransa’yı fetih nasip olmamıştı. Allah, Fransa’yı savaşsız, kılıçsız, masrafsız getiriyor. Ve işin garibi, zamanında Paris metrosunu kazmak için o insanları getirmişlerdi. Bedava tünel kazdırmak için getirdikleri adamları Eyfel Kulesinde görmek zorunda kaldılar. Eğer bugün, bütün insanlık İslam dinini kara listeye almayı, Müslümanı terörist, geçinilmez, yaşanılmaz bir tip olarak lanse etmeyi adeta ilke edinmişse, İslam etrafında fitneler koparılıyorsa bu, yarınların İslam güneşiyle doğacağının işaretidir. Hz. Ebubekir,  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek vücudundan ruhu çıkmış, ölmüş hâlini görünce ne dedi? “Muhammed öldüyse Allah hayy ve kayyumdur” dedi. Ebubekirlik budur! Küfrün haber bombardımanı altında düşünceleri harap olmuş Müslüman olmak da bizim hâlimizdir. Uhud günü Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yaralandığında, amcası ve Mus’ab şehit düştüğünde, “Muhammed’in işi bitti” diyen müşriklerin doğru söylüyor olmaları gerekirdi. 

Bugün bütün dünyanın taarruzu altında bulunan dinimiz İslam, Allah’ın izniyle onca sancılı ve zor günlerine rağmen doğumu yaklaşan insanlığın güneşini doğuracak olan bir anne gibidir. Çektiği sancılar yapacağı doğumun büyüklüğündendir. Aslında şer güçler onların bile huzur kaynağı olacak bir geleceği baltalamak istiyorlar ama heyhat! Gece devam etsin diye perdesini açmayan, gözünü kapalı tutan akılsıza benziyorlar. Sen perdeni açsan da açmasan da vakti gelince güneş doğacak Allah’ın izniyle! Çünkü güneşin sahibi sen değilsin. Planı yapan Allah’tır. Yahudi’nin Filistin’i işgal etmesini, oradaki kardeşlerimize yaptıkları zulümleri görünce ümitsizliğe kapılıyoruz. Belki de Yahudilerin orada toplanması, hepsinin rahatça işgal ettiği topraklardan daha rahat gönderilmesinin vesilesi olamaz mı? Bu kadar Yahudi’yi bir arada bu kadar kolay bulamazdık. Yedi kıtayı dolaşıp dünyadan Yahudi mi toplayacaktık? Hazır bir yere toplanmışlar, vagonlara doldurup göndereceksin işte. Allah eğer bir şeyi bu kadar basit gördüyse ben de bu kadar basit görürüm. 

Dün Allah’ındı, bugün de Allah’ındır, yarın da Allah’ındır. Allah’tan başka da hiçbir şeyin galibi yoktur. Âdem aleyhisselam ağlamadı mı? Terör Âdem aleyhisselamın ailesinde de vardı. İki çocuğundan biri diğerini öldürmüştü, “kurudu neslim” deseydi biz şimdi ne olacaktık? Ateşe atılırken bile İbrahim aleyhisselam “bitti bu iş” dedi mi? Bize göre çok kötü durumdayız. Ya Allah’a göre? Mesele burada! Bu hesaplar bize göre mi, Allah’a göre mi olacak? Allah’a göre ise eğer, Allah ölüden diriyi çıkaran Allah’tır. (Âli İmran Sûresinin 26 ve 27. Âyetlerine bakılabilir.) Gözümüzün önündeki elma ağaçları kışın odun gibi iken, yazın elmalarını taşıyamıyor, çiçek doluyorlar. Olsa olsa odun hâline gelmiş bir Ümmet olduk diyelim. Baharımızdaki çiçekleri hayal bile edemiyoruz. Biz hayalimizin de üstünde bir çiçek bahçesine dönecek Ümmetiz. Yeter ki bizim elli yıllık, atmış yıllık birikimimize göre değil, ezeli ve ebedi olan Allah’a göre düşünelim. Haber bültenlerine göre değil, Allah’ın kitabı Kur’an’a göre düşünelim. Suriye’yi, Bağdat’ı, Yemen’i filan adamlar yerle bir ettiler. Allah’ın mülkü Suriye’den ibaret mi, Yemen’den ibaret mi? Göklerin ve yerin bütün mülkü, orduları Allah’ın değil mi? Allah’ı, mülkünü, dininin geleceğini batılı ajansların sunumuna göre düşünemeyiz. 

Kendi ülkelerinde de bir sürü sıkıştırmaya rağmen Kur’an; en çok satılan, en çok okunan kitaptır. Ölüyü dirilten kitap! Ölülere bile hayat veren bir kitap olan Kur’an, dirilerin okuduğuna fayda vermeyecek mi? Kur’an nesli geliyor Allah’ın izniyle. Meleklerle bağ kurmuş yürekleri internet çökertebilir mi? Elbette bu Ümmet yaralı bir Ümmettir. Doğru ama bu öldüğünü göstermiyor. Ölseydi, ezanlarının sustuğu topraklarda ölürdü. Şimdi seksen sene önce ezanların yasak olduğu topraklar, bütün dünya Müslümanlarının İslam umudu oldu. Allah’ın Firavun’un kucağında Musa’yı büyütmesi de bu değil miydi? Her gün beş yüz kişi Müslüman oluyor Avrupa ülkelerinde? Sadece otuz yıl önce seksen bin Müslümanın bulunduğu İngiltere’de, iki milyon Müslüman onun için mi bugün yaşıyor? İngiltere’nin ödü patlamayacak mı? Ortadoğu’yu kana bulama planları yapmayacak da bunu kim yapacak? Otuz yıl önce sadece dört tane mescidin bulunduğu İngiltere’de bunun için mi üç bin mescid var bugün? Biz, Ümmeti Muhammed’iz. Umut Ümmetiyiz. Ağlayacaksam gözyaşlarımı içime akıtırım, küfrün karşısında kendimi mağlup ve perişan göstermem. Çünkü ben Ümmeti Muhammed’denim. Üç günlük hesaplarımız yok bizim. Dünya ile sınırlı olmayan bir Ümmetiz biz. Allah’ın izniyle cennet Ümmetiyiz. İnşallah bu güneş doğudan önce batıda doğacak. Biz, sadece ‘yarın nasıl hatırlanırım’ bunu düşünmeliyiz. Kâfirlerin yanında mı yer aldık, Mü’minlerin yanında mı? Ebubekir gibi mi anılacağız? Münafıklar gibi mi? Hepimizin endişesi bu olsun. Allah, dinini üstün getirecektir. Kâfirlerin isteyip istememesi, ‘Allah’ın nurunu tamamlaması’na mani olamayacaktır. Üstad bugünleri görür gibi ne güzel söylüyor:

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı