• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
08 Kasım 2020

Vahşetin adı medeniyet mi?

  Batı medeniyeti, bugünkü haliyle bir ‘ruhsal intihar’ medeniyetidir. Dünyaya hâkim olan Batı medeniyeti, bir bütün halinde donmuş. Siyasetiyle, ekonomisiyle, dünya görüşüyle, hayat tarzıyla, kültürüyle, edebiyatıyla... Bu bütünü, bir yerinden değiştirerek geliştirmek mümkün değil. Daha önce mümkündü ve çeşitli örnekleri de vardır. Vahşi kapitalizmden düzenleyici kapitalizme geçtiler, sosyal tedbirleri oluşturdular, vs. Bugün öyle bir noktaya gelindi ki, sistemlerinin her şeyi kenetlenip kilitlendi. Artık o sistemin içine girip düşünmek (yahut ‘içinde kalıp da düşünmek’) mümkün değil. 

Bir şeyler üretiyor ve her ürettiği şeyin bedelini öldürdüğü ‘insan’ın ruhu ödüyor. 

Bu ‘uygarlık/medeniyet’ dedikleri vahşetin, her eserinin hemen bitişinde ölüm, intihar ve tehlike var. Bu medeniyetin ana vasfı tehlike. Batı medeniyeti, daha çok bir madde medeniyeti olduğu için maddenin getirdiği her tehlike, ruhu istilasından ve insana hükmetmek isteyişinden doğan her teknolojik buluş (insan unutulduğu için)  vahşet yüklü. Bu medeniyetin fikir temeli pozitivizm oldu. Kafamızın içini, ruhumuzu da bir reklâm, bir propaganda bombardımanına tutuyor. Fikirlerimizin çoğunu peşin hükümler olduğunu, rotatiflerin altından çıktığının farkında bile değiliz.

Bizim iman şartlarında ‘Peygamberlere iman’ vardır. Peygamber Efendimiz; Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselam olduğu halde diğer Peygamberlere iman etmemiz şarttır. Gayri Müslimler, her inanca karşı mesafeli olabilir ama elindeki bütün imkanları (basın/yayın, medya/sosyal medya) Peygamberimize hakarette/dil uzatmakta kullanmak cehalet döneminin 20. Asırda temsilciliğini yapmaktır. Fransa Cumhurbaşkanı’nın bunu teşvik etmesi affedilir bir hata değildir. ‘Medeniyetin beşiği’ olarak bilinen ülkesinin asimile ettiği soykırımından tutun her türlü zulüm ve işkence yaptıkları ülkelerin (Cezayir örneği yeter) insanlarının da hatırlanmasına vesile oldu. Laneti hak etti. Bu laneti, ‘Muasır Medeniyet’ diyerek hedef gösterilen bu vahşetin bizdeki temsilcileri de hak ediyor. Yaşasın yaşamasın kendi mukaddes/kutsal değerlerine her türlü hakareti yapanlara ses çıkarmayıp o izi sürenlere İslâm tarihini okutmak lazım. 

Mekke-Medine dönemi, Taif’te yaşananlara rağmen Peygamberimizin ‘onlar bilmiyorlar, bilseler yaparlar mı? Rabbim hidayet et.’ Dualarını, Hudeybiye müsalahasını (anlaşmasını) Medine’de kurulan İslâm devletini, farklı inanç ve kavimlere nasıl davranıldığını, harplerdeki esirlere yapılan insani muameleleri, Mekke’nin fethini, vs. Düşünerek ibret ve dersler çıkararak, bugünlerde yapılanlarla kıyas ederek verilen ‘savaş ahlakı’ derslerini bugüne taşısınlar. Sonuçta doğrunun, hak ve hakikatin yanında dursunlar. Yanlışın, zulmün de karşısında. Yalnız şu hususu düşünmeleri bile yeter. (insanlıklarını kaybetmemişlerse…) Mekke müşriklerinin yaptıkları işkence, zulüm ve İslâm’a hayat hakkı tanımamanın Hicrete vesile olması. On sene sonra Mekke’nin fethiyle dönülmesi, kendilerine yapılanlara rağmen sadece kendilerini öldürmeye gelenlerin öldürülmesi. (7 kişi) Dünya medeniyet tarihinde görülmemiştir. Bunun sebebi de ‘Fütuhul gulûbün (kalplerin/gönüllerin fethinin) ‘fütuhül buldan’dan (beldelerin fethinden) önce gelmesi. Bütün bunları ‘Batı uygarlığı’ mensuplarının anlaması mümkün değil. Hep kanı, vahşeti, zulmü gördüler. İnsanlığı unuttular. İslâm’ın bayraktarlığını yapan biz Türklere ve devletimiz Türkiye’ye karşı; ABD, İng, Fr, Alm, İsrail, B.A.E, İran, diğer devletlerin ‘şer ittifakı’na ses çıkarmayıp tasdik ve tasvip etmeleri, ‘devlet olma’ fonksiyonundan uzak olduklarını gösteriyor. 

Devletimizin, milletimizin düşmanlarıyla ortak hareket eden, yurt dışına kaçıp orada itibar görüp kendi ülkesini kötüleyenler, malûm siyasilerin ‘muhalefet’ adı altında her şeye karşı çıkmaları da apayrı bir rezalet. Bunlara bazı İlahiyatçıların tepki göstermemeleri, hiç ses çıkarmamaları, yazılarında/konuşmalarında bu hususlara hiç temas etmemeleri de ayrıca derslik meselelerden. Dindar olarak bilinenler de şekli dindarlıktan kurtulamadılar. Takva’nın tarifine baksalar yeter! (Takva, ‘sorumluluk bilinci’dir.)

Kendi değerlerinden habersiz ve nasipsiz insanları özürlü olarak görmek; özrü de Kur’an-ı Kerim’deki özür kavramıyla açıklamak gerekiyor. “Kulakları duymaz, gözleri görmez, ibret ve ders almazlar. Hak ve hakikatler görmedikleri için özürlü’dürler.”  

Eğitim sisteminin mevcut tezgâhı da bu özürlü mamülleri üretiyor. Nasıl ki en kaliteli kumaş bile bozuk tezgahtan defolu çıkarsa, en güzel yaratılmış, en şerefli varlık olan insanın durumu da buna benziyor.  

Bu medeniyete karşılık, örnek olarak İslam Medeniyeti’ni verelim. İnsanüstü âlemin de katıldığı, mukaddesler ülkesinin baş sığınağı bir sulh, iyilik ve huzur medeniyetidir. Onda ülke bir iyilik ülkesi (Beldetün tayyibe), bir sulh ve emniyet ülkesi (beledün emin)’dir. Orda herkes, birbirini gördüler mi, ‘selam, selam’ diyerek emniyet ve güven verirler. Batı medeniyetinin getirdiği ise cehennemî bir hayat şartı ve iklimi olmuştur. Medeniyetin ölçüsü para değil, madde değil; insandır, insanın bütünlük dengesidir, o dengenin sıhhatidir.

Dünyanın sancısı, İslam’a, Kur’an’a yaklaşma ihtiyacının sancısıdır. Beşeri kültürün her dalında meydana gelen tıkanmanın, kararmanın, soğumanın ve bundan dolayı da teknolojik oyuncaklarla idraki uyuşturmaya çalışmanın sebebi aynıdır.

Yaşadığımız olayları kendi ölçülerimizle değerlendirelim. Millet ve devlet olarak misyonumuzu unutmayalım. Sadece milletimizin, ümmetin değil; insanlığın da ümidi/güveni, kurtuluş çaresi biziz. Bizim medeniyetimiz olan İSLÂM…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vahşet:

Vahşet kelimesi ifade edilmek istenene mana ile uyuşmayan şekilde kullanılıyor. Vahşi yabani demektir, öldüren demek değildir. Vahşi olan hayvan, insandan uzak ve ayrı yaşar; yoksa insanı öldürür anlamına gelmez, insanı görünce kaçabilir de. Tersi evcildir, insanla beraber yaşar, kaçmaz. (vahşi bitki de vardır meselâ) İnsanı, fıtrata aykırı şekilde öldürmek, parçalamak 'Vandallık' tır. 'Vahşilik' ile 'Vandalizm' sürekli olarak birbirleriyle karıştırılıyor. Biri diğerinin yerine kullanılabilecek kavramlar değildirler.
  • Yanıtla

medeniyet terakkidir, ama her zaman iyi bir halt değildir

'Medeni' olmayan 'vahşi' değil 'bedevidir'. Dolayısıyla medeniyetin zıddı da 'vahşet' değil 'bedeviyet' dir. Ya da medeni olmayan insana veya topluma 'köylü' de denebilir. Vahşi apayrıdır.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23