--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin Vefatının 62. Yılı münasebetiyle…

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
18

Süleyman Hilmi TUNAHAN Hazretleri; hayatını, İslâm’ı insanlarla buluşturmaya adamış, Mü’minleri Allah ve Resulünün ölçüleriyle inşa etme gayretiyle son nefesine kadar mücadele ve mücahede etmiş, 16 Eylül 1959’da vefat etmiştir. O fetret döneminde gönderilen muallim, mücahid, müceddit, mürşid ve mürebbî bir dâvâ adamıdır. 

Talebelerini hayatlarında, daima itidale teşvik etmiş, ifrat ve tefritten uzak kalmaları tavsiyelerindendir. Süleyman Efendi, hayatında şer’i hükümlerin hiç birisinden zerre kadar taviz vermemiştir. Yakın arkadaşlarının Süleyman Efendi hakkındaki şikâyetleri: “Efendi Hazretleri çok iyi insan fakat pek fazla müteşerri!” Yani Efendi Hazretleri çok iyi insan fakat şeriata çok fazla bağlı. Pek tabii bu bir kusur değil, meziyetlerin en büyüğü. Süleyman Efendi, şer’i meselelerde son derece celalli, beşeri münasebetlerinde ise halim, salim ve müşfik idi. Her halükârda ilmîlikten uzaklaşmamış yapılanları mutlaka ilmî temele oturtmuştur. Umumiyetle şifahî kültüre dayanan tasavvufî yapılanmaları ‘Şeriatsız tasavvuf olmaz!’ ilmiliğine dayandırmıştır. Bunda da, mürşid-i kâmilliği yanında birincilikle bitirdiği Medresetül Mütehassisinin (Süleymaniye Medresesi) Hadis ve Tefsir Şubesi müderrisliğinde bulunmasının payı büyüktür. İlaveten Medresetül Kuzâtta da (Hukuk Fakültesi) tahsilini yapıp diplomasını iyi derece ile alıp kâdılık (hâkimlik) rütbesine de ulaşmışlardır. Böylelikle devrinin aklî ve naklî ilimlerinde yükselmiştir. Bu özellikleri, belki de tasavvuf büyükleri içinde onu farklı kılmaktadır. Dünya hâdiselerini yakından takip eder. Her sabah bir ‘Yeni Sabah’ gazetesi aldırıp, dış politika yazarlarının yorumlarını ve önemli haberleri talebelerine muntazaman okuttururlardı. Matbuata (Basın ve Yayına) olan alakası takdirleri, teşvikleri ile o günkü şartlarda “Ah bir gazetemiz olsa! Müslüman zenginler bu işin ehemmiyetini kavrasalar da bir gazete çıkarsalar” buyururlar, sonra da “Gazete, bir milletin gözü, kulağı, dili mesabesindedir” derlerdi. Necip Fazıl’a “Büyük Doğu” mecmuasını çıkarmasında mânevi teşvikleri yanında, büyük maddî yardımlarda bulunmuşlardır. Türkiye’de Mason ve Siyonizm tehlikesine karşı milletimizi uyarıcı eserler neşreden Cevat Rıfat Atilhan’ın hizmetlerine büyük yardımda bulunmuşlar, kitaplarını tavsiye etmiş ve yaymıştır. O günün şartlarında İslâm mefkûresinden yana neşredilen her eser ve mecmua onun tarafından desteklenmiştir. İslam’ın aleyhine çıkabilecek hiçbir hareketin içinde olmamışlardır. Osmanlı ulemasından oldukları için devlet, millet, ümmet şuuru içinde yetişmiş ve yetiştirmiştir. Unutulan sünnetleri ihya, kaybolmaya yüz tutan İslam ilimleri ve iman hakikatlerini ‘Ehl-i sünnet vel cemaat’ usulü ve üslubu üzerine tecdid etmiş. Batıllarla, bid’atlarla, Allah ve Din düşmanlarıyla mücadele Süleyman Efendi Hazretlerinin başlıca vazifesi olmuştur. Aynı zamanda ‘Din Adamlığı’nı dininin adamı olarak görüyor “Efendiler! Hocalık bir meslek, bir ekmek teknesi değildir. Hocalık Allah’ın, Resûlullah’ın, Kitabullah’ın ve din-i Mübin-i İslâm’ın tebliğ memurluğudur” diyerek bu ulvi vazifeyi sadece devlet memuriyetinden ibaret görenlere de ders vermiş oluyorlardı. Hep verdi ama almadı. Talebelerine de hep vermeyi teşvik etmişler; “Evlatlarım! Sizler almayan, verenler olunuz. Böyle yaparsanız ayağa düşmüş din adamlarının itibarını yükseltirsiniz.” ‘Niçin hiç dinlenmeyip bu kadar yoruluyorsunuz’ sualine: “Kuru odunu yeşertmeye çalışıyoruz” cevabını verir. “Ümmet-i Muhammed’i ayağınıza beklemeyin, siz onların ayağına gidin.” Müslümanların meselelerini yakından takip eder, yerine göre câmi kürsüsünden dile getirirdi. O devirde birçok vâizler günlük hâdiseleri câmi kürsüsüne getirmeye cesaret edemezken; O, zaman zaman devlet adamlarını ikaz ederdi. Camii kürsülerinde; Fransa işgalindeki Cezayir’le ilgili, “Hükümet Cezayirli Müslümanlara yardım etmiyor, bari biz dualarımızla oradaki kardeşlerimize yardım edelim” diyerek dua etmişlerdir. Keza yine müteaddit vaazlarında, “Ey Menderes Ayasofya’yı aç! Bu şeref size nasip olsun” hitaplarıyla devrin Başbakanını ikaz etmişlerdir. Süleyman Efendi’nin açılmasını hasretle beklediği Ayasofya bugün açık. Böyle bir zâtın evlatları olduğunu söyleyenlerden bazı kesimin Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin hasretini bitiren Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı yakışıyor mu? DP iktidarında Kütahya cezaevinden çıkıp İstanbul’a dönünce 1957 seçimlerinin yakın olması dolayısıyla ‘geçmiş olsun’ ziyaretine gelenler: ‘Efendim seçimde kime oy vereceğiz?’ diye sorarlar. Cevapları: “Demokrat Partiye. Bunlar benim şahsıma, CHP ise dinime zarar verdi. Bana yapılanları affederim ama dinime imanıma yapılanları asla.” Bu seneyi devriye gününde; Bugün, küslük/ küskünlük/üstünlük olmasın, takvaca yaşayarak birbirimizi bağrımıza basma gerçekleşsin. Tek adamlık olmasın istişare/şûra olsun. Peygamberimizin hayatını gücümüz nisbetinde iyi bilirsek onun vârislerinin hayatını anlayıp idrak edebilir, anlayabiliriz. Böyle Peygamber varislerinin vefatlarının seneyi devriyeleri; bizleri ‘nefs muhasebesi’ne sevk etmeli. Her grubun, tarikatın, cemaatin ihvan ve ehavatı bizi, “İnnemel mü’mine ihvetün”e (‘Mü’minler muhakkak kardeştir’e) götürmeli/götürecek inşallah. Rasulülah Efendimizin huzurunda cennetinde buluştursun. Her hal ve şartta dinimizi yaşayan/yaşatan kullarının zümresine bizleri de dahil eylesin. İmandan, Kur’an’dan, Peygamberimizin izinden ayırmasın.

 

Yorumlar

(18)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yazık yazık

3 Kasım 2022 14:38

Yalaaann

Vatansever.

28 Eylül 2021 23:43

Yaşar bey. Zaman bulursan domuz etinin Kasaplık olarak satılmasından. Zinanın ve Ahlaksızlıgın serbestliginden. Deizimin öğrenciler arasında yaygınlastıgından Israf.Yoksulluk ve ötekileşmeden .Yabancılara satılan gayri menkullerden BAHSET ..EDEBİLİRSEN..

Ahmet koçak

17 Eylül 2021 14:04

Denizler kurusun ama kaleminin mürekkebi kurumasın

Serdar

17 Eylül 2021 00:09

CHP nin Kuran ve İslam dinini haşa ayaklar altına alıp yok saydığı, Kuran okumayı, Allah demeyi yasakladığı zulüm devrinde merhum Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri tek başına çıkıp adeta CHP nin zalimliğine isyan bayrağı açmış ve köy köy belde belde dolaşarak Kuran öğretme ve Yere atılan Kuranı başlar üstüne kaldırma mücadelesi vermiştir. Heyhaat, sözde üstadın talebesi olduğunu iddia eden süleymancılar üstadlarına ve devrin din alimlerine her türlü zulmü reva gören CHP nin şimdi figüranlığını ve tabiri caiz ise uşaklığını yapıyorlar. Yazık.

Halil

16 Eylül 2021 23:29

Ah bu siyasî tarafgirlik! Bu güzel öğütleri biraz da muktedirlere verebilsek. Yazının yarısı güzel diğer yarısı güzel olmamış.

VATANDAŞ

16 Eylül 2021 22:50

Bu “hocaefendi” düşman işgali sırasında ne yapıyordu? Dergahında zaman mı geçiriyordu? Vatanı böyle mi kurtarıyorlardı sence?  

Vanlı mehmet

16 Eylül 2021 22:30

Hocam reise düşmanlık yapanlara şöyle de sizde zerre kadar iman olsa ayasoya yı açan reise düşmanlık yapmazsınız  

Bir düşünen

16 Eylül 2021 20:22

Hocam güzel bir yazı olmuş. İşin siyasi yanını bir tarafa Birakalım. Ancak cemaatçılık anlayışı maalesef çoğu kez ümmet anlayışının önüne geçiyor ki bu sadece millet duşmanlarını sevindirir.

Otomatik

16 Eylül 2021 18:50

Süleymancılar kendileri en iyi dini onlar bilir en iyi fetvayı kuran-i özetle biz en iyi dini biliriz derler 

dava adamı

16 Eylül 2021 15:55

Üstadım yüreğimdekilerini yazmışsınız. Hakikati dile getirmişsiniz. Taassub bataklığına saplanıpta kendini Süleyman Hilmi Tunahan k. s. a hz nin yolunda zannedenlerin fitnelerinden Allah cc vatanımızı ve Reisimizi muhafaza eylesin.. amiin

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle