İmani Amel Merhale Fıkhı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'İmani Amel Merhale Fıkhı' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
İmani amel ve merhale fıkhı. Başta iman ve amel. Sorun hem içeridekilerden, özellikle yeni nesil İslam'a karşı bir soğukluk, hem de dışarıdan cesaret edememe, İslam'a giriş veya iman etme noktasında.
Zamanımızda daha çok ileri konular, daha çok muamelata dönük şeriat konuları veya işte başta tesettür konusu, gısas dahil, birçok konu medeni konular, Medine fıkhına dair, ileri merhalelere dair konular daha ön planda tartışıldığından sadede gelinemiyor. Aslında bunu da tartışanlar daha çok müşrik tayfadır. Çünkü Allah-u Teala da kitabında buyurur. Yani işte müşrikler bu tek celsede indirilmeli değil miydi bu din, bu kitap sözüne? Allah-u Teala biz onu tenzili yani ağır ağır parça parça indirdik buyurur.
Bu da işin gereği, işin gereği de budur, onu kalbine, gönlüne yerleştirmek için. Yani şu anlaşılıyor, bir merhaleli bir süreç var ki bu aslında hikmetli olan ve insanın kalbine de yerleşmesi için gerekli olan bu. Ama insanlar aceleci davranınca tabii ki bunu birileri müşrik kafayla, münafık kafayla işte tersine, engellemek veya pişmiş aşa su katmak, olayı bozmak, ifsat etmek amaçlı olanlar böyle yapıyor da bazı dini çevreler de ilahiyatçılar, modernistler, şunlar bunlar buna bilerek veya bilmeyerek bu oyuna tuzağa düşüyor ve onlar da olayı hızlandırıyorlar.
Bu da aslında toplumun veya yabancıların İslam'ı yanlış tanımasına vesile oluyor. Onun için burada bir merhale fıkhı söz konusu. Onun için biz diyoruz ki yani eğer İslam'ın gereklerini şu anda piyasada dolaşan çok ileri fıkha dair, Medine toplumuna İslam'ın devlet olmuş haline dair konulardan korkarak onları yerine getiremem, şöyle sorumluluk alırım, böyle sorumluluk alırım yaklaşımı sıkıntı.
Yani sen o döneme yetişecek misin bakalım? Senin hayatında İslam devlet olacak mı? Hükümet olacak mı? Hakim olacak mı? Medine yaşanacak mı? O daha olup olmayacağı belli değil ki. Birçok nebinin hayatında bu olmamış. Çok, çok azına nasip olmuş.
Yani sana da nasip olmayacağı büyük ihtimal. Öyleyse yani korkunun ecele faydası yok. Sen o korkularla neden İslam'ı kabul etmekten beri durursun? Özellikle bu daha çok yabancı topluluklara dair ama bizim içimizde de içimizden birileri de İslam'a soğurken böyle soğuyor.
Efendim şunu yapamam, bunu yapamam. Hatta bazıları amellerde bile işte ben diyor sakal bırakmayayım. Mesela o sadece sünnettir.
İşin aslı değildir ama tabii fıtri tarafı da var. Ama vatandaş işte ben onu bırakırsam hiç günah işlememem lazım. Onun hakkını vermem lazım diye böyle bir şeytani tuzak da var.
Yani sen ona hakkını vermem lazım derken asıl hakkını vermiyorsun. Sakalı bırakmıyorsun. Ve sürekli bir tıraş yani bir fıtrata aykırı bir şey.
Başka beşeri zahmetler. Veya işte hacca gidersem ben işte daha sonra sıkıntı olursa günah işlersem şöyle böyle. Sen zaten gitmeyerek günah işlemiş oluyorsun.
Sen velev ki günah işlesen, velev ki sakalın hakkını vermemiş olsan bile o üstüne düşeni yap. İşte bu mantık gibi ya ben İslam'ın gereklerini yapamazsam diye İslam'dan soğuyan mahallemizdeki, ülkemizdeki gençler, yeni nesiller veya hidayete erecek olan dışarıdan birileri onlar için bu düşünce fasit bir düşünce. Buna gerek yok. İslam'dan soğuma. İman et. Ve gereğini yap. Şeytan eğer sizi başka türlü oyalayamadıysa, kandıramadıysa bununla kandırıyordur. Bu da şeytani bir tuzaktır. Önce sana düşen imandır. İMANİ ameldir. Sonrasını yapamadan da bunu ihmal etme.
İmansızlık senden neler alır neler. Yani büyük kayıptır. Ama sırf iman etsen, diyelim ki muamelatı yapmadın. Haramlardan ictinap etmedin. Farzları yerine getirmedin, vacibleri, sünnetleri vs. Onlar seni cennetten uzaklaştırmaz. Belki cennetteki seviyeni düşürür. Ama cennettesin. Cennete girmek için iman yeterli.
Ama iman yoksa cennete giremeyeceksin ya. Cehenneme gideceksin ya. Var mı böyle ucuz bir şekilde cenneti kaybetmek ve cehennemi kazanmak buna hangi akıl mantık evet der, bunu doğrular? Burada mantık hatası var.
Dolayısıyla bir defa iman esaslı bir şey. İman esaslı bir şey. Yani iman ve imandan olan ameller, imani ameller diyoruz. Onlar öncelikli. Önce iman sonra imanla ilintili ameller. İhmal edilmemeli. Onun dışındakiler işte bireysel şeriat mevzuları, gısas mevzuları, kıyafet mevzuları, sakal mevzuları, şekil şemal mevzuları vs Birçok ileri meseleler. Bunlar zaten birçoğu devlet gerektiren yani İslami bir otoriterin olmasını gerektiren mevzular. İşte kısastır, şudur, budur. İşte şeriat el kesecekmiş, kol kesecekmiş vs. Yani İslam devletinde bile o çok nadirattan. Zaten İslam devleti yoksa o devlete ait bir şey. Hakim olmaya ait bir şey. Devletin yükümlülüğü o. Dolayısıyla onlar farazi. Bu faraziler yüzünden cennetten olmak, imandan olmak, İslam'dan olmak akıl karı değil.
Onun için hem kendi gençlerimize yeni nesle, hem de hidayete muhtaç veya işte hidayete muhatap kitlelere diyoruz ki İslam'ın bahsedilen tesettür, hatta onun en ileri şekilleri, onlar farz değil ki, şart değil ki. Hatta onlar, onlar bireysel tercih. Bir yerde o kişinin özeli, onun özel, birey hakkı, birey özgürlüğü.
İşte peçedir, başka türlü isimlerle anılanlar, o bireyin özel hukuku. Herkes için gerekli bir şey değil. Yani tesettür bile Medine toplumunda veya birçok haram Medine toplumunda haram kılınıyor. Birçok farz Medine toplumunda ileriki merhalelerde farz kılınıyor.
Önce iman, önce imanı bir kuşan, imanı elde et. Gerisini acele etme ve birçok nebide bile, birçok Allah'ın kitabında bile bunlar mevzu bahis edilmemiş konular. Kur'an'da var, niye Kur'an'da var? Kur'anda çünkü sadece bireye ait, erken evre meseleler değil. Bireysel veya işte bireyin Mekke toplumundaki kişilerin veya toplumun sorumlulukları değil. Medine toplumunu da gündeme almış, niye? Artık kitap gelmeyecek. Öyle bir gündem olduğunda ona kim hitap edecek?
Ama önceki kitaplarda böyle değil. Önceki kitapların çoğunda Medine fıkhı yok, Medine hukuku yok. Niye? Çünkü yaşanmamış, gerek duyulmamış.
Onun için buradan bu Kur'an'ın da aslında son kitap olduğunun da bir taraftan bu işareti. Diğer taraftan da yani aslında din kemale ermiş, kitap kemalde. Kemaldeki bir topluma da hitap etmiş.
Ama şu anda din kemalde ama toplum zevalde. Toplum tekrar eski hallerine dönmüş. İrtidat etmiş, dinden çıkmış. Hükümetler, devletler topluca irtidat etmiş. Dinsizleşmiş, dinden çıkmış. Toplumlar da bireyler de birçoğu öyle yarım yamalak durumda.
Öyle bir toplumda dolayısıyla Kur'an'ın, dinin öncelikleri gündemde olmak durumunda. Onun için biz bu öncelik fıkhı, ehemmiyet fıkhı veya merhale fıkhı, işte başta iman ve imanla ilintili ameller. Ya tabii ki bazı ameller de olacak veya bazı haramlar dan da ictinab edilecek. Yani bu tamamen de işte hiçbir şeye dikkat etme değil. Özellikle nedir? Düşünsel olan. İmani, itikadi olan düşünce bir defa yerleşecek kalbinde.
Sonra onunla ilintili olan yansıması, o düşüncenin tezahürü olan bazı ameller. İşte insanın imanına halel getirecek, imanı bozan amellerden ictinab etmen lazım. Ve imanın gereği olan amelleri de işlemen lazım. Nihayetinde belki bunlar. Yani iman ve imanla ilintili ameller ancak gündem edilebilir evvel emirde. Bu hem işte bizim neslimizin imandan, İslam'dan soğumasını engelleyecek.
Onlara işi bir yerde kolaylaştırmak, kolaylaştıralım derken işi sulandırmak, aslına halel getirmek değil. Aslını koruyor, imanı koruyor. İman olmazsa olmaz.
İmani ameller de olmazsa olmaz ki şu anda bizim mevzu bahis ettiğimiz konular ekseriyet bu konular. Dikkat ederseniz o teferruat konulara, efendim teferruat fıkhı, onlara değinmiyoruz, Medine fıkhı. Onlar Medine'ye ulaşırsak, Medine toplumu oluşursa, bir devlet oluşursa o zaman konuşuruz.
Yani şu anda bunlar ancak ilmi, farazi tartışmalar olur. Bunlarla iştigal edersek de aslında bugünün fıkhını ihmal etmiş oluruz. Bugünün hakkını veremeyiz.
Şu anda ne kadar enerjimiz varsa anın ilmi, ilmi hal, halin ilmi ve hareketi hal, halin hareketi. Bizim için bu önemli hal, an, dün geçmişte kaldı, yarın gelecek. Dolayısıyla biz bugüne bakacağız. Biz bugüne bir şey söyleyeceğiz ve bugüne dair bir itikad, bir iman, bir emniyet, kendimizi garantiye alma ve bunun gerekli olan amelleri, daha çok düşünsel. İşte imani düşünceye tezat düşen amellerden beri olmak ve imanın gereği olan amelleri yapmak. İşte amel imandan mıdır değil midir konusu da bir yerde bu şekilde düşünülürse, evet amel imandandır ama bütün ameller değil.
Bütün ameller değil, işte bazı ameller işleyemedin, iman gitti diyemeyiz. Günahkar olursun veya bazı işte haramları işledin, iman gitti diyemeyiz. İman zayıflamış olabilir veya işte günah işlemiş olursun.
Bu kadar. O da senin en fazla cennetteki seviyeni düşürebilir. Mevzini biraz düşer, daha üst rütbeler, daha üst mevziler, mevkiler, mertebeler, evet onıun yerine daha mütevazi ama cennet, cennetin en mütevazisi bile öp başının üstüne koy. Buldunda daha ne istiyorsun?
Ama yani bu tür sudan bahanelerle cenneti kaybetmek, imanı kaybetmek haşa olacak iş değil. Merhale fıkhı da işte bu şekilde. Yani şu anda birçok modernist ilahiyatçı veya medreseli veya işte gelenek üzerinden, miras üzerinden dini taşıyanlar ne oluyor? Medine fıkhı ile iştigal ediyorlar.
Onunla insanları adeta boğup boğup duruyorlar. Halbuki ne gerek var? Bak kısas, şu anda bugünün konusu değil ki. Bugünün konusu değil. Bugünün konusu iman, iman kurtarma. Sen kısas deyip durursun, İslam devleti olacak orada, zaten İslam devleti olsa insanları aç bırakmaz, hırsızlığa mecbur etmez, her türlü tedbirini alır. Alamıyorsa da halkı o konuda mesul tutamaz, tutmaya hakkı yok.
Şu anda kısası bahane edenler aslında yani nifak arayanlardır, hastalıklı tiplerdir. Ona alet olan sözde hocalar, ilahiyatçılar da oyuna gelmiştir ve onlar da onlardandır. Onlar da onlardan.
Tesettürün de ileri hali bir de, ileri hali şu anda sürekli işte bir peçe üzerinden yürünüyor. Peçe, farz değil ki. Kardeşim yani tesettür bile medinede, yani iman, önce iman, imanda belli bir mesafe alınacak, ondan sonra tesettür. Zaten imanlı olan, böyle bir mirasla gelen, bireysel olarak bu efsafta olan insanlar tabii ki tesettürlü bulunacak. Ama şu anda gündem nedir bakın, peçe veya başka türlü. Bunları ancak şöyle değerlendirmemiz lazım. Bunlar o kişilerin bireysel hakkıdır. Onların bireysel özgürlük alanıdır. Kimsenin onlara müdahale etme hakkı yok. Ama İslam'ı o şekilde, oraya indirgemek bu İslam'a zulümdür. İslam'a zulümdür.
İşte şekle şemale, sarığax cübbeye veya sakala. Evet sakal fıtri bir şey. Allah'ın yarattığını niye sürekli tıraş edip kesip durursun? Bu bir de fıtrata aykırı.
Yani ahlaka da aykırı bir yerde. Ama İslam'ın ilk gerekliliği değil. Hatta İslam'daki statüsü bunun sünnet, farz bile değil. Bunu hem işin başına taşımak hem bu şekil, şema,l kıyafet bunları imanın bile önüne geçirmek imana haksızlık olur. İnsanların iman mücadelesini zora sokar. İnsanların imansızlaşmasına bile vesile olur. Veya hidayetleri engeller. Çok eşlilik te öyle. Bu şeytani bir tuzaktır.
Kim bu konuları iştigal ediyorsa, kaşıyorsa ya bilerek şeytanlaşmıştır. Kendisi bu hileyi tuzağa kuruyordur. Özellikle şeytani medya. Veya şeytanın tuzağına gelmiştir. Dikkat etsinler. İlahiyatçısı, hocası, hacısı. Bu tuzağa gelmesinler.