Peşin hükümlerinizden ne zaman vazgeçeceksiniz?

22 Eylül 2019 Pazar

Tasavvufa körü körüne bağlılık diye saldırıyorlar. Tarikat ve tasavvuf muhitleri sömürü, şehvet, yobazlıkla eş tutuluyor. Son bir araştırmada en rezil davranışları sergileyen sapkın tarikatlar, kamuoyunun merkezine taşınıyor.

Tarikat içindeki sapmalar olabilir, suimisal emsal olmaz. Yapılan hata ve sapkınlıklar, tarikat ve cemaatlere teşmil edilemez. Üsveyi hasene (güzel örnek) olarak yaşayıp insanları İslâm ile buluşturması gereken bu gönüllü kuruluşlar, İslam’dan soğutmaya vesile olamazlar, olmamalılar. Kendi bünyelerinde asliyeti (orijinali) bozarak şer güçlere malzeme verenlere gereken ikaz yapılmalıydı. Altyapı Kur’an-ı Kerim’e (âyetlere) Hadis-i şeriflere, sünneti seniyeye, sahabey-i Kiramın Allah Resulü’nden nakil ve yaşayışlarına dayanmayıp; sadece şifahi kültüre dayanırken Şeriattan uzaklaşılırsa bu sonuç ortaya çıkar. Feto ve benzeri yapılanmaların çıkış noktası bu olmuştur. Cemaatlar, tarikatlar kendisiyle yüzleşip, toplum da aydınlatılmalı, tahribat önlenmeliydi. Yapılan yanlışların, hataların çeşitli tevillerle müdafaası yapılmamalıydı. Maalesef son günlerde bir hayli gündem oluşturan, tarikat diye kurgulanan biyografi ve vak’alar, tamamen dolandırıcılık hikâyeleri, Türkiye’nin en okumuş laikçi kesimlerin tarikatla doğrudan alakası olmayan bu uydurma, yalan, dolan ve kurguları büyük bir coşkuyla tarikat ve cemaatlerin hali diye benimsemesi çıkarılan tabloda her kesimin yer almasını sağladı. Ne bu adamlardan, ne yazı ve kitaplarından bahsederek bu rezillerin reklamını yapacak değilim. Herkese düşen doğru okumak, doğru düşünmek, doğru tahlil yapmak, okuma seviyesi müsait değilse kendi kavramlarımızı öğrenmekten işe başlamak. ‘Tarikat, cemaat nedir?’ sorusuna cevap verecek hiçbir sıhhatli bilgi olmadan örnekler bilgi diye yutturulamaz. Örneklemeler bilginin izahında kullanılır. Ben Süleyman Hilmi TUNAHAN Hazretlerinin vefatının 60. Yılı münasebetiyle canlı yayında iken gönderdiği mailde CHP’nin değil, Demokrat Parti’nin zulmettiğini söyleyerek tarih bilgilerinin de ne seviyede olduğunu gösteriyorlar. Okuyucularına tamamen üstün körü bilgilerle, gördükleri, tesbit ettikleri yanlış örneklerle okuyucuları, vatandaşları yanlış bir bilinç içinde okumaya hazırlayıp ‘algı operasyonu’ yapıyorlar. Tabii utanma, hâyâ, edep mahrumlarına ne anlatabiliriz ki? Buradan tarikatlara, sufilere ve tasavvufa bakılmasına davetiye çıkarılıyor. Özellikle bütün laikçi, sol ve Kemalist zihinlerin tarikat fobilerine hitap ediliyor. Yanlışlarını hiçbir zaman kabul etmezler ki düzeltsinler. Yanlış ve peşin hükümlerini yeniden üretip lanse etmekten başka hiçbir tashih, pişmanlık, yanlıştan vazgeçme bilgisizliklerini giderme hiç olmadı/olmayacak. Tarikat geleneğinden, silsilesinden, sistematiğinden gelen Şeriatın dışına çıkmayan mürşitlerden, şeyhlerden değil, tamamen cahil, dolandırıcı, hırsız, namus düşmanı insanların kurduğu şebekeleri dini kisvelere büründürerek 28 Şubat örneklerinde olduğu gibi insanımızı dinden, dindardan, cemaatlerden, tarikatlardan soğutma görevlerini ifa ediyorlar. Bunlar sadece görüntüleriyle sufi bir hava vererek halkın inandığı birtakım hurafeler ve inançları kullanıyorlar. Peygamberimizin hayatından İslâm’ın nasıl anlatılacağını öğreten bir Peygamber olduğuna şu kısa bilgi bile verilmezse okumayan, düşünmeyen sadece bakan bir topluma ne anlatılabilir ki? “Rasûlullâh aleyhisselama:

“-Yâ Rasûlallâh! Bana İslâm’ı öylesine anlat ki onu bir daha başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim, dedim. Efendimiz: “-Allah’a inandım de ve dosdoğru ol!” buyurdu. İnsan evvelâ Allâh Teâlâ’ya karşı dürüst olmalı ve istikamet üzere bulunmalıdır. Her şeyden önce O’nunla olan mîsâkına sâdık kalmalı ve O’na karşı duygu, düşünce, niyet ve sözlerinde samîmî olmalıdır. O’nun adına söylediğimiz bir söze, ettiğimiz bir yemine ve yaptığımız işe çok daha dikkat etmemiz gerekmektedir.

Bu anlayışta tarikatlar geriliğin ve cehaletin kaynakları. Sömürü ve şehvetin ocakları. Geri kalmamızın baş müsebbipleri. Tarikat ve sufilere de toptancı yaklaşırlar. Bütün dini grupların hepsini, teşekkülleri ve cemaatleri de tarikat diye damgalayarak aynı kefeye koyarlar. Öne çıkarılan sapkın tarikatlar ve aktörleri ile ‘işte tarikat budur’ diye milletin gözüne sokuyorlar. Bütün tasavvuf mirası ve birikimi sanık sandalyesine oturtuluyor. Bütün tasavvuftan öte bütün cemaatler ve hatta bütün muhafazakâr vakıflar ve çevreler zan altında tutuluyor. İmam Hatipler, Kuran kursları, başörtü, vakıf ve dernekler ile bütün İslami camianın teşekkülleri, gönüllü kuruluşlar sapkın kimi tarikatların davranışlarıyla özdeşleştiriliyor. Allah ile görüşmek, vahiy almaya devam etmek, masum olmak iddiaları ortalığı sarmış. Fakat kelam ve fıkıh imdada yetişmiş. Sınırları/hududullahı hatırlatmış. Haramın küçük ve büyüğünden uzak durma, farzı en incesine kadar yerine getirmek, dünyayı dünya ehline bırakmak. Her zaman tarikatların kulaklarına küpe yapması gereken teklifler bunlar. Yaptığı her işe: helal mi, haram mı, meşrû mu gayri meşru mu, günah mı, sevap mı? Bu sorular sorulup cevabı; helal, meşru, sevap olmadığı müddetçe yazar/çizer geçinen, entelektüel pozlarındaki şarlatanlara malzeme verilmiş olur.

De ki: “Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. Şu var ki bana, ilâhınızın, sadece bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim rabbine kavuşmayı bekliyorsa dünya ve âhirete yararlı iş yapsın ve rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın” (Kehf: 110). 

İmam Malik Medîne’de Peygamber Mescidi’nde ders verirken şöyle diyor: “Şu Ravza’da medfun bulunan zat dışında kim olursa olsun sözü kabul de edilir red de edilir”.

Âyetlere, açıklayıcı hadislere ve Ehl-i Sünnet temel kabullerine göre yanılmamak ve günah işlememek özelliği beşer içinde yalnızca Peygamberimize aittir; o da aslında ümmetinin her bir ferdi gibi bir beşerdir, bu bakımdan günah işlemesi ve yanılması mümkündür; ancak Allah Teâlâ O’nu ümmetine örnek kıldığı ve örneğin yanılması, günah işlemesi ümmetinin bunları doğru ve meşru bilmesine sebep olacağı içinPeygamberini günah işlemekten korumuş (ma’sûm kılmış), dini hükümlerde yanılması halinde de bunu derhal düzeltmiş, yanlış olanın din hükmü olmasını engellemiştir. Ehl-i Sünnet müçtehitleri ve mezhep imamları şu konuda ittifak etmişlerdir:

Bir de gaybı bilme konusu var; Kur’ân-ı Kerim’in açık ve kesin ifadesine göre insanlar (beşer) ve cinler gaybı bilemezler. Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini, neyi kazanıp neyi kaybedeceğini, nerede hayatının son bulacağını bilemez. Falcılara, büyücülere, cincilere, kâhinlere; hasılı gaipten haber verenlere inananlar Hz. Peygamber’e inanmamış olurlar. Bu temel bilgileri niçin hatırlatmaya ihtiyaç duydum?

Ehl-i Sünnete mensup olmayı başkalarına bırakmayanlar var; bunların bir kısmı şeyhlerinin, önderlerinin, hoca efendilerinin, üstadlarının gaybı bildiğine, yanılmaz ve günah işlemez olduğuna inanıyorlar. Evet sorsanız ‘beşer şaşar, insan hata da eder günah da işler’” diyorlar, ama sıra tâbi oldukları kişiye gelince ‘Evet o da yanılabilir, günah da işleyebilir; bu sebeple ondan sâdır olan sözleri ve davranışları Ehl-i Sünnet ilkelerine göre değerlendirmek, uyanı almak, uymayanı almamak gerekir’ demiyorlar, diyemiyorlar ve bunu yapmıyorlar!

İslam bilinecek, her mümin kulluğunun gerektirdiği kadar din bilgisine sahip olacak (bu farzdır), sonra bu bilgisini hayatına uygulamaya çalışacak; iradesi ve gücü zayıf kaldığı için bir güzel topluluk (Allah’ın salih bilinen kulları) ile beraber olmak, Allah’ın salih bilinen bir kulunu örnek almak istiyorsa onların ve onun herkesin bildiği, bilmesi gereken sahih İslam bilgisine uygun olan davranışlarını örnek alacak, kendi yapamadığını onların nasıl olup da yapabildiklerini öğrenecek. İmanı, iradeyi, Allah ve Resulullah sevgisini güçlendirecek tecrübe ve yöntemlerinden istifade edecek, ama Ehl-i Sünnet ilkelerine uymayan, ittifakla İslam dışı olduğu kabul edilmiş bulunan bir söz, bir davranış kimden gelirse gelsin onu reddedecek, kabul etmeyecek. Bunlara riayet etmeyenler, körü körüne tabi olarak dindar olma yolunu tutanlar ve bu sebeple hataya ve günaha düşenler bir gün gelecek o önderlerin kendilerinden kaçtıklarını görüp pişman olacaklar ama iş işten geçmiş olacak! 

(Devam edeceğim İnşaallah…)

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • nbmnbm29 gün önce
    arkadaşnedenANLAMAYACAM !diyorsun? sokaktagünlükhergün tanık oluyoruz.Tarikata mensup, kişiler, benim tanıdıklarım, yakın çevre.saattarihisim olay olaylarveririm.1 değil, 10, 20, 25, 30kişi sayarım. 5 VAKİT CAMİDE, 8 VAKİTmal çalıyor, tefecilik yapıyor
  • KubilayKubilay29 gün önce
    İnşaallah
  • Doğrusu...Doğrusu...1 ay önce
     İşte,insân Ehl i Sünnet ve Cemâet İtikâdı dâiresinde bulunmağa rikkat ve dikkat ü itinâ göstermezse böyle acâib ve tuhaf sorularla meşgûl edilir.!?
  • Peşin hükümPeşin hüküm1 ay önce
    Ailesinde Hafız ölen 70 kişiye şefaat edecek.şehit ölen 70 kişiye şefaat edecek. Hacca giden kilometreyi sıfırlıyor. 7 Sabah namazına giden bir hac 3 ümre sevabı kazanıyor. 3 gün oruc tutup Regaib gecesinde 12 vakit namaz kılan 900 yıl sevab. Allah aşkına cennet kimin elinde.  Din gününün maliki kim? Karar verin. 
  • sınır?sınır?1 ay önce
    Edith Layth de delilleri Kur' an' dan getirelim diyor ve onun bu önerideki amacı peygamberi reddetmek; ve kendisi bir müsteşrik üstelik..
  • mhmtmhmt1 ay önce
    Gerçekler acıdır, acıtır, keşke fark edebilseler. Yerinde bir uyarı olmuş. Allah razı olsun. KİTABIMIZDA sık sık uyarıyor ama öğüt almak istenmiyorsa elden birşey gelmiyor. Nasihat alıp uyanlar kurtuluştadır. KEŞKE KEŞKE DİYECEKLER. KEŞKE BUNU ANLASALARDI, ANLAYABİLSELERDİ, UZAKLAŞSAYDIK, YALANLAMASAK VE İNANANLARDAN OLSAYDIK, İMAN ETSELERDİ, RABBİME ORTAK KOŞMASAYDIM, BİLMİŞ OLSALARDI, FALANCAYI DOST EDİNMESEYDİM, BİLSELERDİ, BİLMİŞ OLSALARDI, PEYGAMBERİMİZE İTAAT ETSEYDİK,... diyerek bin pişman olacaklarını söyleyerek defalarca uyarıyor. Tabi iş işten geçmiş olacak son pişmanlık fayda vermeyecek. Kuran-ı Kerim 16. sayfasında bulunan, Bakara süresinin 102 nolu ayeti " Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı! " Kuran-ı Kerim 16. sayfasında bulunan, Bakara süresinin 103 nolu ayeti " Eğer iman edip kendilerini kötülükten korusalardı, şüphesiz, Allah tarafından verilecek sevap daha hayırlı olacaktı. Keşke bunları anlasalardı! " Kuran-ı Kerim 25. sayfasında bulunan, Bakara süresinin 165 nolu ayeti " İnsanlardan bazıları Allah'tan başkasını Allah'a denk tanrılar edinir de onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi. " Kuran-ı Kerim 25. sayfasında bulunan, Bakara süresinin 167 nolu ayeti " (Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, işlerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar. " Kuran-ı Kerim 129. sayfasında bulunan, En'am süresinin 27 nolu ayeti " Onların ateşin karşısında durdurulup «Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!» dediklerini bir görsen!.. " Kuran-ı Kerim 199. sayfasında bulunan, Tevbe süresinin 81 nolu ayeti " Allah'ın Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; «bu sıcakta sefere çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem ateşi daha sıcaktır!» Keşke anlasalardı! " Kuran-ı Kerim 219. sayfasında bulunan, Yunus süresinin 98 nolu ayeti " Yunus’un kavmi müstesna, (halkını yok ettiğimiz ülkelerden) herhangi bir ülke halkı, keşke (kendilerine azap gelmeden) iman etse de bu imanları kendilerine fayda verseydi! Yunus’un kavmi iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir süre (dünya nimetlerinden) faydalandırdık. " Kuran-ı Kerim 229. sayfasında bulunan, Hud süresinin 80 nolu ayeti " (Lût:) Keşke benim size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı veya güçlü bir kaleye sığınabilseydim! dedi. " Kuran-ı Kerim 261. sayfasında bulunan, Hicr süresinin 2 nolu ayeti " İnkâr edenler zaman zaman, keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu ederler. " Kuran-ı Kerim 297. sayfasında bulunan, Kehf süresinin 42 nolu ayeti " Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece, bağı uğruna yaptığı masraflardan ötürü ellerini oğuşturup kaldı. Bağın çardakları yere çökmüştü. «Ah, diyordu, keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!» " Kuran-ı Kerim 348. sayfasında bulunan, Mü'minum süresinin 114 nolu ayeti " Buyurur: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız! " Kuran-ı Kerim 361. sayfasında bulunan, Furkan süresinin 27 nolu ayeti " O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! " Kuran-ı Kerim 361. sayfasında bulunan, Furkan süresinin 28 nolu ayeti " Yazık bana! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim! " Kuran-ı Kerim 370. sayfasında bulunan, Şuara süresinin 102 nolu ayeti " Ah keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da, müminlerden olsak! " Kuran-ı Kerim 394. sayfasında bulunan, Kasas süresinin 79 nolu ayeti " Derken, Karun, ihtişamı içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı; doğrusu o çok şanslı! dediler. " Kuran-ı Kerim 400. sayfasında bulunan, Ankebut süresinin 41 nolu ayeti " Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi! " Kuran-ı Kerim 403. sayfasında bulunan, Ankebut süresinin 64 nolu ayeti " Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı! " Kuran-ı Kerim 426. sayfasında bulunan, Ahzap süresinin 66 nolu ayeti " Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler. " Kuran-ı Kerim 460. sayfasında bulunan, Zümer süresinin 26 nolu ayeti " Bu suretle Allah, dünya hayatında onlara rezilliği tattırdı. Ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bunu bilselerdi! " Kuran-ı Kerim 464. sayfasında bulunan, Zümer süresinin 57,58 nolu ayeti " Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum, diyeceği, yahut azabı gördüğünde: Keşke benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam! diyeceği günden sakının. " Kuran-ı Kerim 491. sayfasında bulunan, Zuhruf süresinin 38 nolu ayeti " O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! der. " Kuran-ı Kerim 508. sayfasında bulunan, Muhammed süresinin 20 nolu ayeti " İman etmiş olanlar: Keşke cihad hakkında bir sûre indirilmiş olsaydı! derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur! " Kuran-ı Kerim 564. sayfasında bulunan, Kalem süresinin 33 nolu ayeti " İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi! " Kuran-ı Kerim 566. sayfasında bulunan, Hakka süresinin 25,26 nolu ayeti " Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keşke, der, bana kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim! " Kuran-ı Kerim 569. sayfasında bulunan, Nuh süresinin 2,3,4 nolu ayeti " Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz! "
  • aldatanlar ve aldananlar (saf salaklar)aldatanlar ve aldananlar (saf salaklar)1 ay önce
    Günümüz ilahiyat ekolü üç kategoriye ayrılıyor: 1- imanlı ve müslim olan ilahiyatçılar; ki bunlar zaten sessiz sedasız kendi kenarlarında oturup kendi işlerine bakıyorlar. 2- dinsiz olanlar; karşılarına aldıkları yavşak sunucu karılarla habire vır, vır, vır, vır, ekranda gevezelik yapmaktalar. 3- imansız gavur münafık ilahiyatçılar, ki; nalına da mıhına da vura vura eğleniyorlar, günlerini gün ediyorlar. 2 ve 3 kategorisi olanları mütemadiyen; türbeye çaput bağlayıp mum yakan öküz tarikat taklitçisiyle, imam rabbani hazretlerini haşa özdeşleştirme gayretindeler. Sürekli olarak vitrine yanlışı koyup, cühelâya 'bakın!' diye habire onu göstererek, onu bahane edip doğru olana vuruyorlar! (Başları olan -yö- gitti, kuyrukları ise şu an daha da haraketli kıvrılıyorlar; yılan gibi...)
  • peşin hüküm yok!peşin hüküm yok!1 ay önce
    ABD' nin gençlerinin yüde 33' ünün dünyanın tepsi kimi dümdüz olduğuna inandıklarını öğrendik bugün Engin Ardıçtan! Fikir zenginliği ne güsel bir olay değil mi! Yakında tas gibi içe doğru bükük olduğunu savunan bir ekip de gelecek, daha da bi zenginlik oluşacak!
  • İsmail İsmail 1 ay önce
    Ehl-i Sünnet ilkelerine uymayan, ittifakla İslam dışı olduğu kabul edilmiş bulunan bir söz, bir davranış kimden gelirse gelsin onu reddedecek, kabul etmeyecek. Bunlara riayet etmeyenler, körü körüne tabi olarak dindar olma yolunu tutanlar ve bu sebeple hataya ve günaha düşenler bir gün gelecek o önderlerin kendilerinden kaçtıklarını görüp pişman olacaklar ama iş işten geçmiş olacak! Ne kadar güzel analiz keşke buna riayet edebilsek:"
  • Delilleri Delilleri 1 ay önce
    Kurandan getirelim. Kuran tek ve hak
  • Herşeye rağmen kervân yürür..!Herşeye rağmen kervân yürür..!1 ay önce
    Tek kurtuluş İslâm'ı, Ehl i Sünnet ve Cemâet İtikâdı dâiresinde imkân nisbetinde yaşayıp yaşatmaktır. Sözde "kurtuluş" efsânelerine itibâr etmemek gerekir...
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Kamer suresi 17_22_32 ve 40 - Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?
  • Peşin hükümPeşin hüküm1 ay önce
    KURAN’A UYAN PEYGAMBER’E DE UYMUŞ OLUR !De ki “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.”21–Enbiya Suresi 45Böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete, sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik.13-Rad Suresi 30Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu.6–Enam Suresi 19Bu ayetleri okuyup , Hala gerçeği göremiyorsanız. Kalbiniz mühürlenmiş yada Aklınızı kullanmıyorsunuz
  • Peşim hüküm! Peşim hüküm! 1 ay önce
    Biz bu Kitap’ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. (En’am, 38)Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye. (En’am, 65)İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık. (En’am, 98)Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, “Sen ders aldın!” desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım. (En’am, 105)Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (En’am, 114)Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitaptır. (Hud, 1)Sana bu Kitap’ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun. (Nahl, 89)Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkârdan başka bir şeyde diretmediler. (İsra, 89)Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir. (Yasin, 69)Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler. (Sâd, 29)Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var? (Kamer,
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Biz bu Kitap’ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. (En’am, 38)Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye. (En’am, 65)İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık. (En’am, 98)Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, “Sen ders aldın!” desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım. (En’am, 105)Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (En’am, 114)Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitaptır. (Hud, 1)Sana bu Kitap’ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun. (Nahl, 89)Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkârdan başka bir şeyde diretmediler. (İsra, 89)Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir. (Yasin, 69)Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler. (Sâd, 29)Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var? (Kamer,
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Kuran yetmez diyenler peşin hükümleriniz den VAZ GECMELİSİNİZ. KURAN’A UYAN PEYGAMBER’E DE UYMUŞ OLUR !De ki “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.”21–Enbiya Suresi 45Böylece biz seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete, sana vahyettiklerimizi okuman için gönderdik.13-Rad Suresi 30Bu Kuran, bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu.6–Enam Suresi 19Bu ayetleri okuyup , Hala gerçeği göremiyorsanız. Kalbiniz mühürlenmiş yada Aklınızı kullanıyorsunuz.Biz bu Kitap’ta, herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. (En’am, 38)Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye. (En’am, 65)İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık. (En’am, 98)Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, “Sen ders aldın!” desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım. (En’am, 105)Allah size Kitap’ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (En’am, 114)Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitaptır. (Hud, 1)Sana bu Kitap’ı indirdik ki her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun. (Nahl, 89)Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkârdan başka bir şeyde diretmediler. (İsra, 89)Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/layık olamaz da. Ona vahyedilen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değildir. (Yasin, 69)Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler. (Sâd, 29)Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var? (Kamer,
  • ÖmerÖmer1 ay önce
    İster tasavvuf diyelim isterse tarikat asıl hedef İslam’dır bunu bilelim arada ufak tefek münferit şeyleri bahane edip islama dine saldırıyorlar onlara kafirun suresini okumalarını tavsiye ediyorum sizin dininiz size bizimki bize o kadar
  • FerhatFerhat1 ay önce
    Malesef islam ümmeti şeriatı, yani istişare ve şura sistemini emevilerin islam mülkünü gasp ederek saltanat sistemini kurdukları tarihten günümüze kadar yasaklanmıştır. Nitekim islam başsız kalmiş ve yetersiz bir şekilde icra edilerek gercek manadindan saptırılmıştır. Dolayısıyla müminlerin biat ettikleri sapkin düzen ve saltanat sistemleri halkı kör etmiş ve imanlarını bulandirmistir. Bu basibozukluk, yani istişare ve şura sistemi ile tayin edilmesi gereken müminlerin emiri EMIRUL MUMİNİN in olmayışı ve sapkin düzen ve saltanatların tekelinde islamın icra edilmesi insanların islamın yaşayişının ve anlayışının yanlış algilanip uygulanmasinda sebebiyet vermektedir. Nitekim deccalizme bağlı olan tağuti recim ve ideolojilerin asıl gayeside zaten budur islami kendi tekellerine alarak islamin yanlış icra edilmesini sağliyarak islamin yanlış algilanmasını saglamak.
  • AbdullahAbdullah1 ay önce
    Bu tasavvuf düşmanlığı yapanların akıbetleri y.n.ozturk gibi oluyor. m.islamoglu gibi 

Günün Özeti