• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
28 Mart 2019

Niçin Cumhur İttifakı’na oy vereceğiz?

Yeni nesiller, insanımızın bugünlere hangi yangınların içinden geçip geldiğini, imanlarını korumak için ne bedeller ödediğini bilmiyorlar. Dolayısıyla dün ile bugün arasındaki farkı, bu fark için verilen mücadeleyi ve bu mücadelenin sonunda kendilerine düşen payı bilmiyorlar. Dünü bilmeden, bugünü anlamanın imkânsızlığını, dün bu ülkede İslâm’ı ‘yasadışı’ ilan eden çevrelerin bugünkü hırçınlıklarının hakiki sebebini bilmiyorlar. 

Kız öğrencilerin başörtü meselesinden başörtüsü ile yemin ettirilmeyen milletvekiline, memurlara başörtüsü yasağından kurumlara mescid açılmamasına, İHL’den mezun olanlara yapılan katsayı zulmünden kazansa dahi o okuldan mezun olanlara burs vermemeden iş hayatına sokmamaya varıncaya kadar bütün zalimlikleri yapanlarla ittifaka sıcak bakılabilir mi? Yaptıkları zulüm ve katliamlar bir makaleye sığmaz. Bir de bunlara ilaveten devletimizi yıkmak isteyen, büyümesinden rahatsız olan, bütün ihanet şebekelerine sahip çıkan dış şer güçlerle ortak hareket etmeleri, onlar tarafından ağırlanmaları, sahip çıkılmaları hiçbir iz’an ve insaf sahibinin kabullenemeyeceği hususlardır. 

Bütün bunlara rağmen bazı cemaat, cemiyet, camia, vakıf, dernek, vs.(ki ben ‘gönüllü kuruluşlar’ diyorum.) seçimlerde net tavır sergilememeleri affedilir bir hata değildir. ‘Tayyip Düşmanlığı’ akl-ı selim ve kalbi selimle hareket edemez hale gelmiş/getirilmişlerdir. Yanlışlığı, yolsuzluğu, hak ve hakkaniyete uymamalar yaşanmışsa kim yaparsa yapsın cezasız kalmaz. Çekecekler/hesabını mutlaka vereceklerdir. Bu tesbitimizle beraber AK Parti ve Tayyip ERDOĞAN meselesinde ‘şer ittifak’ta değil, ‘millî/manevî ittifak’ta, ‘zillet ittifakı’nda değil, izzet ittifakı’nda birleşmek/bulunmak gerekir. Bu seçimin öneminden, sonuçlarının millet/ümmet meselesi olacağından bile bahsetmeye gerek yoktur. Gayet açık bir şekilde ortadadır. Doğruları/tercihleri görememek hak ve hakikate karşı ‘kör’ olmayı gerektirir. Vicdanlarını, ‘müftü fetva verse bile kalbindeki fetvaya danış’ buyuran Peygamber Efendimizin sözüne riayet edilmesinin şart olduğunu hatırımızdan çıkarmayalım. Unutmayalım! Cemaate göre din değil, dine göre cemaat, vakfa göre din değil, dine göre vakıf, vs. Uyulması gereken ölçü Allah ve Resülü’nün ölçüsüdür. Diğer bir ifade ile Âyet (Vahiy) Hadis (Sünnet) Sahabe (Eshab-ı Kiram) sıralamasına riayettir. Günümüzde müşahede ettiğimiz husus, din ve dindarlık konusunda seküler ve dindar çevrelerde yaşanmakta olan ihmal ve abartıdır. Aslında ihmal de ‘kayıtsızlıkta aşırılık’ sayılır. İçi boşaltılmış bir dindarlık olmaz/olamaz. Dindarlık, ‘dinde olanı yaşamak’tır. Dinin belirlediği ilkelere ve koyduğu sınırlara uymak yerine, birtakım keyfi yorumlar ve abartılı eylemlerle kendi inanç ve duruşlarını dinin sınırları dışına taşımakta seküler çevrelerle birleşmektedir.

Cumhurbaşkanı/Başkanımız Tayyip ERDOĞAN, küçük iddiaların, küçük adımların, küçük hesapların adamı ve partisi değillerdir. Ismarlama ittifaklarla, projelerle, siyasi söylemlerle, tayin edilmiş liderlerle, dışarıdan dayatılan Türkiye tasarımlarıyla bu mücadele durmayacak/durdurulamayacaktır. Bu parti ve lideri tarihi sorumluluklarımızı bilen ve bildiren bir yapının temsilcileridir. Sahip çıkmak tarihi bir vecibedir. Verilen bu büyük mücadele, dünyanın yeniden biçimlendiği, coğrafyanın yeniden inşa edildiği, bütün haritaların yeniden çizildiği, Türkiye için parçalanmış haritaların masa masa dolaştığı dönemde verilmektedir. Bu milletin has evlatları bu mücadeleyi verenleri yalnız bırakamaz/bırakmamalıdır. Lider Türkiye’ye, ümmet ve millet derdiyle dertlenen lider Tayyip ERDOĞAN’a tahammülsüzlük masa başında sınırları çizenlerin sınır tanımayan gönül dünyamıza sınır koymaya çalışmalarındandır. 

Harita taslaklarını başlarına geçireceğiz korkusu, kendi haritalarımızı çizeceğiz endişesi, kendi istikametimizde yürüyeceğiz iradesi, tarihi yükselişimizi ihyanın tedirginliği, bütün iç ve dış şer güçlerin ittifakını oluşturmuştur. Büyük mücadele budur. Saldırıların sebebi budur. Türkiye’yi kuşatma çabasının arkasında yatan irade ve hesap budur. 31 Mart Belediye seçimleri basit bir seçim tarihi değil, bir tarih hesaplaşmasıdır. Seçime normal verilen oy olarak değil, bu açıdan bakmamız icap eder. 

Avrupalılar, Türkiye’yi Avrupa’nın sömürgesi, kendilerini de sömürge valisi olarak görüyorlar. İsrail, Mescid-i Aksa’da terör havası estiriyor! Netanyahu, Erdoğan’a “diktatör” diyor! Avrupa Parlamentosu, yayınladığı bildiride, Erdoğan’ı, Türkiye’yi tehdit ediyor, hedefe yerleştiriyor. Türkiye, açık hedef artık!

Türklerin, Türkiye’nin hedef gösterilmesi, bizi silkeleyip kendimize getirmeye yetmez mi? Müslümanlar olarak basireti ve teyakkuzu elden bırakamayız.

Bugün Venezuela’da gerçekleştirilen darbe girişimini, yarın Türkiye’de de deneneceğini hiç unutmayalım. Bunun en temel sebebi; dün, Batılı emperyalistlere, biz ‘dur’ dedik. Yarın da, yine biz ‘dur!’ diyeceğiz. Bu anlaşıldı artık. Bunu bütün dünya anladı ama içimizdeki Batı’nın uşaklığını yapan ‘Tayyip düşmanları’ hâlâ anlayamadı. 

15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin püskürtülmesi, Batılıları çıldırtmıştı. Venezuela benzeri bir darbe girişiminin Türkiye’de de denenmek isteneceğinden asla şüphe duymayalım. Bu belediye seçiminde (her türlü yanlışları, hataları, kusurları olsa dahi) AK Parti’ye oy vererek bu ‘şer ittifakı’na gereken cevabı verelim. Feraseti, basireti de elden bırakmayalım. 

Devletini, İstiklal Marşını, vatanın bölünmezliğini tanımayanları Meclise taşıyanlar nasıl hesap verecekler? 15 Temmuz’u yapanlar, yaptıranlar, katliam emrini verenler, TBMM’yi bombalatanlar, nasıl insan diye aramızda dolaşabilirler? 

Bütün meselemiz, meselelerin meselesi olan temel meselemiz; ‘fikri şuur’ planındadır.

Şu son zamanlarda ‘Feto Terörü’nün virüs gibi her tarafa hulul edip, kendileriyle irtibatlı olduğunu her fırsatta ihsas eden birçok ifadesi bulunan bir kadına parti kurdurttuğu bilindiği halde ‘emri bil ma’ruf nehyi anil münker’ için kapı vurmayan, iletişim vasıtalarını kullanmayan, irşad ve tebliğ için salih amel cümlesinden faaliyette bulunmayanların ‘İYİ Parti’ye utanmadan, sıkılmadan, hâyâ etmeden oy istemeleri, sağduyu sahibi insanlara yakışır mı? Bilhassa din düşmanı CHP, bölücü vatan/devlet ve din düşmanı HDP’nin ittifakı, İYİ Partinin de bunlarla beraber hareket ettikleri oy verirken de unutulmamalı!

Seçimdeki ‘şer ittifakı’nda bulunmanın, desteklemenin, kendisine emir veren hocasının, idarecisinin, cemaatinin tutum ve davranışlarının meşrû olup olmadığını sorgulamayan, ‘Allah’a isyanda kula itaat edilmez. Meşrû emirlere itaat edilir’ hadisi şeriflerini bile hatırına getirmeyenlere ‘nefs muhasebesi’ yaptırabilir misiniz? Bütün yapılan amellerin Allah ve Rasulüne arz edilip o ölçüye vurularak değerlendirilmesi gerekirken, çeşitli düşünce ve mülahazalarla (tasavvuf, tarikat, cemaat, vs.) herkes kendi koyduğu ölçüye uyar oldu. Kendi yaşayış ve yetişme tarzını kutsallaştırdı, uyulması gereken din haline getirdi. Bu hercümercden ancak itidalle ve istikametle hareket ederek kurtuluruz.

Suriye sınırından, Ege’den, Doğu Akdeniz’den, ‘içeriden işgalciler’ tarafından, coğrafyadaki bütün terör örgütleri ve müttefik bildiğimiz ülkeler tarafından tehdit ediliyoruz. Kısaca bütün sınırlardan saldırı altındayız. Suriye’ye, Irak’a, Gazze’ye, Saraybosna’ya, evladı fatihan’a, Türk Dünyası’na Afrika’ya, bütün coğrafyaya yakın oluşumuz millet ve ümmet şuurundan, zalimin karşısında mazlumun yanında oluşumuzdan, terörist devletlerle mücadele edeceğimiz lider TÜRKİYE oluşumuzdandır. 

Venezuela’da halkın % 67’inin desteğiyle seçilen devlet başkanına karşı dünyanın gözünün içine baka baka darbe yapmaya kalkıştılar. Emperyalizm, sınır tanımayan, kural tanımayan, hak-hukuk tanımayan batasıca Batı ve onun uşaklığını yapan içimizdekilere en güzel cevap; seçimlerde kullanılacak oyu AK Partiye vererek olacaktır.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı