• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
03 Aralık 2020

Ne zaman dış güçlerin emrinde olmayan bir muhalefet olacaksınız?

Ülkemizde de, dünyada da kış mevsimi yaklaştıkça, havalar soğudukça, koronavirüs vakaları da, ölüm vakaları da hızla artmaya başladı. Çok dikkatli olmamız gerekiyor. Hükümetiyle muhalefetiyle, devletiyle milletiyle toplumun kenetlenmesi, bu felâketle müştereken mücadele etmemiz şart. Nemelazımcılık, egoizm, fırsatçılık, menfaatçilik, hiç olmamalı.

Tıpkı bir deprem âfetinde olduğu gibi herkesin omuz omuza vermesi, bütünleşmesi şart. İmtihan dünyasında imtihan içinde imtihan yaşıyoruz.

Bu yaşadıklarımıza hiç aldırmayan, ekonomik sıkıntıların devamını arzu eden, milletin bunalımdan bunalıma düşmesinden memnun bir muhalefet! Sanki bu ülkenin düşmanlarıyla işbirliği içinde bir muhalefet! İsrail, ABD, Ermenistan, Fransa, Yunanistan, vs. (Türk milletinin, Türk devletinin ve bizi ‘biz’ yapan ne kadar değerlerimiz/kutsallarımız varsa hepsine düşman olanların birleştiği muhalefet âdeta…) Ortak sevinçlerin, ortak üzüntülerin, ortak değerlerin, ortak felaketlerin yekvücut yapmadığı bir toplum ‘millet’ olur mu? Buna sebebiyet verenler insan suretinde şeytanlaşmış hilkat garibeleri değil mi? Hıyanet, iğrençlik değil mi bu? Kendi düşüncesinden olmayan öğretmene hakaret et, eskisi gibi darbe yaptıramadığın için orduya vatan düşmanlarının ağzıyla konuş, kendi menfaatlerine uymayan her şeyi kötüle. Ayağı kendi toprağına basan bir muhalefet olsan ne olur?

Din/dil/tarih/medeniyet/insanlık gibi bilmesi, yaşaması, hissetmesi, gerektiği halde taşlaşmış kalpler/kararmış gönüller, maddi manevi hiçbir özellik taşımayan insanlarla ne yapabiliriz?

Koronavirüs konusunda toplumda ortak bir mücadele ve dayanışma ruhu yok, ne yazık ki.

Türkiye gibi ekonomik açıdan büyüyen, uğraşan didinen hükümetin himayesinde hayatlarını bizim için tehlikeye atmaktan çekinmeyen, her tür takdiri hak eden bütün sağlıkçılarımızdan, PKK gibi terörü bitirme gayretleri gösteren ordumuz, emniyet güçlerimiz bir taraftan çalışırken, yardımcı olup sahip çıkılması gereken bu mücadele ve hizmeti verenlere yapılan muameleyi ancak düşmanlar yapar. 

Bir toplumu maddî tahribat çökertmez; manevî tahribat çökertir. En zor şartlara bile direnmemiz, bütün zorlukların üstesinden gelebilmemiz millî manevi değerlerimize (her şeye rağmen) sahip çıkıp yaşamamızla mümkündür. Sabır, şükür, kanaat, sadelik, fedakârlık, cömertlik, diğergâmlık, yardımlaşma, gibi ahlâk-ı Muhammediye’yi yaşamamız, yaşatmamız gereken zor günler yaşıyoruz. Buna rağmen bu sıkıntılı zamanlarımızda bile bütün derdi hâlâ laikliğin, sekülerizmin, kemalizmin demokrasinin kutsallaştırılması olan insanlarımızın varlığı ayrı bir dert. İşleri güçleri imaj ve algı oluşturma, milleti birbirine düşürme, kurgu masasında oluşturulan spekülasyonlarla meşgul etme. Böylesine büyük bir küresel felâkete karşı ortak mücadele ruhu geliştirmemiz gerektiğini; bu Batı’nın uşaklığını yapan, onlardan gelen emirlere göre hareket eden muhalefetteki siyasilere nasıl anlatacağız? Maalesef bunların içindeki milliyetçi, muhafazakâr geçinen bütün partiler, bu şer ittifakındalar. Yazıklar olsun! Salgın sonrası çok tehlikeli bir süreç de bizi bekliyor. Maddi/manevi tedbirleri, çareleri gayretle devreye sokarak yapacağımız güzel işlerle amel defterimizi doldurmalıyız. Çok iyi hazırlanmamız, siyasî kaygıları bir tarafa bırakarak kenetlenmemiz şart! Yoksa belimizi doğrulatmayız. Yaşadıklarımız; aşıyla ilgili yapılan iğrenç spekülasyonlar, üretilen yanlış, uydurma ürpertici haberler, meydana getirilen koronavirüs kaosu… Her şeye rağmen içinde bulunduğumuz durum, tahriklerle tehlikenin çok fazla büyümesi kendi ölçülerimizle tahlil yapmamızı gerektiriyor. Şunu söyleyebiliriz: Aşıyı bulan ülke veya o ülkedeki bir güç, virüsü de üretmiş olabilir. Temkinli, tedbirli, çare üreten ümit ülkesi olmalıyız. Hep mazlumun yanında, zalimin karşısında, insanlığın kurtuluşu olan ‘İslâm Medeniyeti’nin temsilcisi ülkeyiz biz. Bütün dünya zor bir süreçten geçiyor. Türkiye’de başka bir felâket daha yaşanıyor koronavirüs felâketiyle canhıraş bir şekilde boğuşulurken. Muhalefet partilerinin ve sivil örgütlerin bir felâket üzerinden felâket üreterek, toplumun psikolojisini bozarak hükümete vurmak için, ‘fırsat bu fırsat’ diyerek hükümeti bu şekilde zayıflatıp yıkma çalışması iç ve dış düşmanların ittifakıyla yapılıyor. Partisiyle, sivil toplum örgütüyle bütün muhalif oluşumlar; hükümetin salgınla mücadele biçimlerini eleştirir, yanlışlıklara dikkat çeker, varsa doğru teklifleri sunar, bunları beyan eder, yük alır, yük olmaz. Ama Türkiye’de yaşanan bu değil. Hükümetin zaaflarını alabildiğince büyütmek ve bu zaafları fırsat bilerek yıkıcı, her şeyi tarumar edici saldırılar yapmak. Ve sanki bu virüsü hükümet icat etmiş gibi ülkeyi kaosa sürükleyecek faaliyetler, fütursuz, duyarsız açıklamalar yapmak! Partizanlık yapılamaz böylesine hayatî ve hassas bir konuda. Bu salgın, tarihte benzeri görülmeyen bir salgın. Koronavirüs sonrasında bizi, insanlığı, nasıl bir dünya bekliyor, bunu bilmiyoruz. Bilmek, kafa yormak, bir mü’min kimliği ile milletini ve insanlığı düşünmek bizim asli vazifelerimizden. 

Rabbim yardım etsin. Bütün şer güçlerin hilelerini, tuzaklarını başlarına çevirsin. “Ve mekerû ve mekerallah vallahü hayrül mâkirîn.” (3 Âli İmran 54)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sadetdin

ALLAH Razı olsun Hocam Bu Orduya niye Düşmanlar ONLARIN DOSTLARINI PERİŞAN ETTİĞİ İÇİN MAAŞINI BİZDEN ALAN PERİŞANYAN DOSLARI BU ÜLKENİN DÜŞMANLARI ONLARIN DOSTUDUR BU ÜLKENİN SEVENLERİ ONLARIN DÜŞMANIDIR
  • Yanıtla

Aziz Toprak

Zulum karsinda susan dilsiz seytandir.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23