• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Kutsal hale getirilen ‘Gün’lerle Hesaplaşma!

01 Ağustos 2021


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

(Lozan, Kemalizm yazımın devamı)

Dış politikada 18 yıllık AK Parti iktidarının en büyük stratejik başarılarına imza attığımız lider Türkiye sürecinde Kemalizm tartışması yapılması son derece anlamsız ve tehlikelidir.

 Kemalistler arasında bu toplumu birbirine kenetleyen İslâm konusunda, İslâmî kimlik ve değerlerimiz konusunda daha özenli, saygılı davranmalarının şart olduğunu duyacak var mı/kalmış mı? Bu millete de tepeden bir kimlik, kültür, hayat tarzı, uygarlık dayatılmadı mı?

 Son dönem; derinliği, muhtevası olmayan sığ, popüler, ezberci, slogancı bir Kemalizm biçimi yaygınlaştı. Bu yaygınlaşan Kemalizm ortak payda haline getirildi. Bir şekilde Atatürk’le ilişkilendirilen günler de normal gün olmaktan çıktı. Özel günler olarak kutlanıp kutsala dönüştürüldü. 

Yaşadıklarımız üzerine, eleştirilerimize tahammül ederek ortaklaşa düşünme, tahlil yapma, görüşme, konuşma (fikir alış verişinde bulunma) mutlaka yapılmalı. Saplantılı yaklaşımlardan (ön yargılardan) tartışılmaz doğruymuş gibi dayatmalardan mutlaka kurtulmalı. Aydınlarımız boşuna mı söylüyor: ‘Kemalizm’le yüzleşmeden ve hesaplaşmadan yol alamayız!’ diye. ‘Batı uygarlığı’ ile yatıp kalkanlar; Kemalizm bir ‘Batılılaşma projesi’nin Türkiye üzerinde uygulanışı değil mi? Kemalizm, bir redd-i mirastır. Bu milletin İslâmî tarafının tasfiyesidir. Topluma seküler bir din dayatılmasıdır. Kemalizm, tartışılabilmeli. Ama entelektüel seviyede, zemin ve zamanda. Kemalizm, bir din katına yükseltildiği için seviyeli bir dille, kırmadan dökmeden tartışılmalı. M. Kemal’in yaptığı/yaptırdığı inkılap günleri de ‘gün olmak’tan çıkarılmalı. Zor ama imkansız değil. ‘Batı uygarlığı’ ile yatıp kalkan Kemalistlere bütün yapılanların ‘Batılılaşma projesi’nin yerleştirilmesi olduğunu ve bunun yanlışlığını da izah edemezsiniz. Kemalistlerin İslâm’ı sadece bireysel bir inanç meselesi olarak gördükleri, vicdanlara hapsederek hayata sokmadıkları, Kur’ân’ı reddettikleri ve Batı’nın böyle isteyip yaptırdığı için yapıldığı unutulmasın.

Birinci meclis, ikinci meclis, Erzurum, Sivas kongreleri, Samsun’a çıkış (‘senelerce gizlice vatan haini Vahdettin’e rağmen’ denilen, üstelik tabutuna haciz konulan, devletin malına azami dikkat göstererek yanında kıymetli bir yüzük dahi götürmeyen padişaha atılan yalan ve iftiralar. Necip Fazıl’dan, Sabahattin Selek’e, M. Armağan’dan İ. Oltaylı ve M. Bardakçı’ya kadar sağ-sol-İslâm’cı-Kemalist olanlar da dahil Vahdettin’in 60-70 bin altın vererek ‘memleketi kurtar da nasıl kurtarırsan kurtar!’ diyerek.) Bir makaleye hangisi sığar ki. Sadece kitap listesi versem yazıya yer kalmaz. (Mustafa Armağan’ın Küller Altında Yakın Tarih Dizisi’ni, Cumhuriyet Efsaneleri kitaplarını okusunlar yeter!) 

 İnkılapların yapıldığı/yaptırıldığı günler de ‘kutsal günler’ gibi kutlanmaktan kurtarılmalı; ibret alıp ders çıkaracağımız günler olarak bilinmelidir. Mesele ne M. Kemal, ne İ. İnönü, ne K. Karabekir, R. Nur, ne de başka şahıslar meselesi değil, doğru tarihin bilinme meselesidir! 

Şimdi Lozan, yarın hilafetin kaldırılışı, medeni hukuk adı altında İslâm hukukunu terk günü.

Yaşadığımız ülkeyi bize bırakanların (on milyon kilometrekare yüzölçümünden 780 bin kilometrekareye düşürdüğümüz) Lozan’ından, inkılaplar tarihine, Birinci TBMM’den ikinci meclise kadar. Sonra İstiklal Harbi’nin başlangıcından 1923 Cumhuriyetin ilanını, 23’ten sonrasını bilmeli. Tek parti döneminden DP iktidarına, ezberledikleri ve ezberlettikleri demokrasiye ihanetleriyle ihtilalleri 27 Mayıs’ta başlatmasından 15 Temmuz’a ve sonrasında yaşadıklarımıza kadar öğretilmesi şart değil mi? Ne zaman kafanızdaki şablonun dışına çıkacaksınız? Kendi değerlerinizi yaşamasanız bile ne zaman öğrenip, sloganlardan kurtulacaksınız? Algı operasyonu yapmaktan, yaptırmaktan ne vakit vazgeçeceksiniz? Bu milletin değerlerine, mukaddeslerine yapılan ihanetleri savunmanın avukatlığını ne zaman bırakacaksınız? Ne zaman Batı uşaklığından kurtulacaksınız?

Sadece peşin hükümsüz bir tarih okunmalı, okutulmalı, direkt veya dolaylı Osmanlı düşmanlığı yapılmamalı. Milletin/ümmetin/insanlığın tek ümidinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğu unutulmamalı/unutturmamalı. Kurtuluş Savaşı Ayasofya’yı kapatmak, şapkayı kanunlaştırmak giymeyenleri idam ettirmek, harf inkılabı yaparak geçmişimizle bütün bağlarımızı koparmak, ezanı Türkçeleştirmek, Kur’an’la irtibatımızı kesmek ve laiklik için mi yapıldı.  Yalanlara, iftiralara bulaşmadan, bir tarihi muhasebe yapılıp, düşülen yanlışlıklardan, Osmanlı düşmanlığından vaz geçilmelidir. Siyasilerimizin ve devlet adamlarımızın bile dikkat etmediği, son dönem çok yaygınlaşan bir husus daha var: ‘Bayrak kanunu’. Ölçüsü, zemini, rengi, kanun maddesi olarak yazılmış; ay yıldız bulunma şartına rağmen, bu kanun ihlal ediliyor. Ay yıldız gölgede (geride) kalıyor, portre öne çıkıyor. O portredeki zat, ay yıldızlı bayrağımızdan daha mı mühim? O mu ortak değer, ay yıldızlı bayrağımız mı? Bayrakta hiç kimsenin portresi, silueti olmaz/olamaz. Alıştık, alıştırılıyoruz. Bayrağımız değişir hale getirilmiş, orijinalinin bozulmasına yavaş yavaş alıştırılmışız. Kimse farkında değil. Lozan diye diye bedenimiz/cesedimiz kurtarıldı. Ruhumuz kaybettirildi. Toprakları kurtardık ama bu topraklara ruhunu veren İslâm’ı kaybettik. 

İçinde yaşadığımız çağ körleşirken, bütün insanlık Batılıların kurdukları ağın içinde yaşamaya mahkûm edilirken, zihnimiz ‘çağdaş hurafeler çöplüğü’ne dönüşmüşken, ‘bunalımın dünyası’ kurulup kutsal değerler yok edilirken, kim direnecek? BİZ! Gittiği yere, şartlara uyan değil; çevreye kendi mührünü vuran, rengini veren Müslümanlar. İnsanca yaşanabilecek bir dünyayı Müslümanlardan başka kim kurabilir? Başka kültürlere, başka dinlere hayat hakkı tanıyacak, tek medeniyet tecrübesi; İslam Devleti ve İslâm Medeniyeti.  

Bütün farklı kültürler, farklı toplumlar farklılıklarını koruyarak bu devlette ve bu medeniyette yaşadılar, yaşattılar. Nasıl mı? Üstad Sezai KARAKOÇ’un Nebevi usulü nasıl kavramamız gerektiğinin ifadesiyle bitirelim. 

“İslâm’ı öyle yaşa ki seni öldürmeye gelen sende dirilsin!”

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

H.Y.E

Türkiye Cumhuriyeti devleti KEMALIZM dinine tabidir.Halkin dini de Iman,ibadet ve ahlak olarak tanımlanmış bir dinidir. Bir milletvekili bir memur devletin herhangi bir biriminde göreve başlayacağı zaman Kemalist ilkelere uyacağına yemin ederek adımını atar.Yoksa hicbir zaman memur veya milletvekili olamazsın.
  • Yanıtla

Vatandaş

Sayın yazar hadi senin dediğini kabul edelim.Kemalizm yüzünden islamdan uzaklaştık. 60 tane Müslüman ülke daha var onlardamı Kemalizm yüzünden islamdan uzaklaştı.O ülkeler bizden çokmu Müslüman. 1400 yıllık İslam tarihinde şeriatla yönetilen ülkelerden hangisi adaleti,huzuru, eşitliği, refahı, gelişmeyi sağlayabilmiş bir örnek göster sana inanalım.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23