• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
04 Aralık 2020

İslâmsız hayat olmaz!

Kardeşlerim! 

Allah Resûlü, genç sahabî Muâz’la yolculuk yapıyordu. Peygamberimiz, üç defa “Muâz!” diye seslendi. Muâz ise her seferinde “Buyur ey Allah’ın Resûlü, emrine amadeyim!” diyerek gönülden teslimiyet, sevgi ve hürmetini dile getirdi. Nihayetinde Peygamberimiz, kendisini merakla dinleyen bu sahabiye, “Allah’ın kulları üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun?” diye sordu. “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” cevabını verdi Muâz. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdu: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, onların Allah’a ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.” Peygamberimiz, bir müddet sonra “Peki kulların Allah üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ardından da şu müjdeyi verdi: “Kendisine kullukta bulunması ve hiçbir şeyi ortak koşmaması halinde Allah’ın, kuluna azap etmemesi ve onu cennete koymasıdır.” (Buhârî,) 

Aziz Müminler! 

Yüce Rabbimizin üzerimizdeki en büyük hakkı, O’nu tanımamız, O’na kul olmamızdır. O’na teslimiyet ve sadakat göstermemizdir. Zira yaratılış gayemiz, Allah’ın varlığına ve birliğine şeksiz şüphesiz iman etmektir. Her türlü azamet ve yüceliğin, yalnızca Allah’a ait olduğunu kabul etmektir. O’nun emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürmektir. 

Kardeşlerim! 

Bütün mahlûkatı yaratan Rabbimiz, kerem ve cömertlikte eşsizdir. O’nun bizlere ihsan ettiği nimetler saymakla bitmez. Aldığımız nefesten, içtiğimiz suya; yediğimiz lokmadan, harcadığımız zamana, her şey O’nun bizlere lütfudur. Aklımız, gönlümüz, sevgi ve merhametimiz, birbirimize olan muhabbetimiz hep O’nun bizlere ikramıdır. O halde bize ömrümüzü, türlü nimetleri, hâsılı varlığımızı bağışlayan Allah’a ne kadar şükretsek az değil midir? Rabbinin bunca nimetini görmezden gelerek, insanın sorumluluklarını ihmal etmesi ve başıboş bir hayat sürmesi hiç insana yakışır mı? 

Kardeşlerim! 

Varlık amacımız, Allah’a iman ve kulluğun yanında yeryüzünü imar etmektir. Yeryüzünde sevgi, saygı, şefkat ve merhameti yaymaktır. Hepimizin ortak yurdu olan dünyamızda iyiliği egemen kılmaktır. Her daim adaleti yüceltmektir. Hakk ve hakikate tercüman olmaktır. Batıla karşı hakkın, zalime karşı mazlum ve mağdurun, cehalete karşı ilim ve irfanın yanında yer almaktır. Fitne, fesat, zulüm, savaş, katliam gibi her türlü kötülüğün karşısında durmaktır. 

Aziz Kardeşlerim! 

Bugün, genelde insanlık özelde ise İslam coğrafyası, barış ve huzurun, emân ve selamın, güven ve sükûnetin özlemini duymaktadır. Unutulmamalıdır ki; bütün bu güzellikler Kur’an’ın bâkî hakikatlerinde, Peygamber Efendimizin çağlar üstü örnekliğinde mevcuttur. Yeter ki müminler olarak bizler, hayatımızı bu güzelliklerle tezyin edelim. Yeter ki bu güzellikleri uygun bir lisanla, hikmetli bir üslupla insanlık ailesine takdim edebilelim. Kardeşlerim! 

Yüce Rabbimiz, ölümü ve hayatı hangimizin salih amel (daha güzel işler) yapacağını sınamak için yarattığını haber vermiştir. (67 Mülk 2) Öyleyse şu kısacık imtihan dünyasında bize düşen, muhabbetullah ile dolu bir gönle, Allah’ı zikreden ve O’na şükreden bir dile, salih amellerle geçirilen bir ömre sahip olmaktır. Fâni dünyamızı imar ederken, ebedi yurdumuz olan âhireti mamur etmeyi unutmamaktır. Yüce Rabbimizin, rızası uğrundaki hiçbir gayreti zayi etmeyeceği ümidi ile yaşamaktır. Yeter ki bizler, sadece O’na dayanıp güvenelim. Yeter ki “Benim namazım, her bir ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”  (6 En’am 162) diyerek her daim Rabbimizle, Rabbimiz için yaşayalım. 

Kardeşlerim! 

Geliniz! Gaye-i hayatımız üzerinde bir kez daha düşünelim. Varlık gayemiz doğrultusunda bir hayat yaşamaya gayret edelim. Dinimiz İslâm, hayatta hiçbir boşluk bırakmamıştır. Bir hayat nizamıdır. Rabbimize yüz akıyla dönmeye çalışalım. Böylelikle ömrümüzün nihayetinde şu ilahi müjdeyi duyabilmek için ümidimiz her daim diri kalsın: “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan, O da senden razı olarak Rabbine dön! İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” (89 Fecr, 27-30) 

Yüce Rabbimiz, Peygamberimiz Muhammed Mustafa aleyhisselam vasıtasıyla İslâm mesajını bütün insanlığa tebliğ etti. Allah’ın varlığına ve birliğine iman etmek, O’na hiçbir konuda ortak koşmamak ve sadece O’na kullukta bulunmak, bu ilahi mesajın temelini teşkil ediyordu. Bu mesaj, değerler manzumesi olarak öldürmeyi değil yaşatmayı, zulmetmeyi değil hakkı gözetmeyi, batıla değil hakikate tâbi olmayı, hâyâsızlığı değil iffeti kuşanmayı ve erdemli duruşu takdim ediyordu. Bu mesaj, cehaleti değil bilgi ve hikmeti öğütlüyordu. Bu mesaj, savaşı değil barışı, terör ve vahşeti değil vicdan ve merhameti, fitne ve fesadı değil sulh ve salahı öğretiyordu. Bu mesaj, vurdumduymazlığı değil sorumluluğu, bencilliği değil paylaşmayı, bölüp parçalamayı değil birleştirmeyi esas alıyordu.

Hadis-i şerifte de Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların güvende oldukları kişidir. Mümin ise canları ve malları hususunda insanların kendisinden emin oldukları kişidir.” (Tirmizî, İmân)

Yüce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda “Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”

(94 İnşirah sûresi 5,6) buyurmaktadır. 

Bizler inanıyoruz ki; millet olarak, İslam dünyası olarak bugün yaşadığımız sıkıntılar, ebedi değildir. Geçmişte içinden geçtiğimiz zorlu süreçler, bizim için yeni dirilişlerin habercisi olmuştur. Bugün de hep birlikte yaşadığımız acıların, çektiğimiz zorlukların akabinde yepyeni bir dirilişin, Rabbimizin lütuf ve rahmetinin bizleri beklediğine olan inancımız tamdır. Yeter ki bizler, bu inancımızı, ümidimizi asla yitirmeyelim. Yeter ki bu uğurda üzerimize düşen görev ve sorumlulukları hakkıyla yerine getirelim. Şehitlerimizin uğrunda canlarını verdikleri değerlerimizden, birlik-beraberlik ve kardeşlikten, hak ve adaletten asla taviz vermeyelim. Gönüllerimizi hiçbir ayrım gözetmeksizin birbirimize sımsıkı kenetleyelim. Aramızdaki ülfet ve muhabbeti zedeleyecek her türlü söylem ve eylemden uzak duralım. Her türlü hile, tuzak ve oyuna karşı uyanık olalım. Hiçbir insani ve ahlaki değer tanımayan cinayet şebekelerinin işlediği cürümler karşısında sükûnet ve itidali elden bırakmayalım.

Öyleyse geliniz dünyada huzura, ahirette kurtuluşa erebilmek için İslâm’ın rahmet yüklü mesajlarına yeniden sımsıkı sarılalım. Çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkalım. Onlara inanç ve değerlerimizi doğru öğretelim. Sahih dini bilgiye ulaşma ve sahip çıkma çabasını hiç elden bırakmayalım. Sunulan her dini bilgiyi araştırma ve incelemeden kabul etmeyelim. İslâm’ın rahmet iklimini en güzel şekilde temsil etmek için gayret gösterelim.

Hutbemizi şu dua ile bitirmek istiyorum: “Rabbimiz! İlmimizi, anlayışımızı artır ve bizi salih kullarından eyle!”

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

D. Karakaya

Hadis-i şerifte de Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların güvende oldukları kişidir. Mümin ise canları ve malları hususunda insanların kendisinden emin oldukları kişidir.” (Tirmizî, İmân) Ne hoş bir söz bize! En sevdiğim hadislerde biri bu. Bu devirde böyle bir insana rastlamak imkansız gibi. Elbette vardır. Lakin köşede bucakta olmalı. Kim bilir ki onun nice dertleri vardır.
  • Yanıtla

kamil

neden olmasın? ben dinsizim, ahlaklıyım, çevreme saygılı ve duyarlıyım.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23