İslam ile insanı buluşturmalıyız

24 Mart 2019 Pazar

Kur’an’da, İslâmî hayatı gerçekleştirmekle yükümlü kılınan varlık insandır. Çünkü İnsan, Allah’ın buyurduğu ve Elçisinin duyurduğu İslami bir hayata çağrılmaktadır. Öyleyse insanın seçeceği ve gerçekleştireceği hayat, Hazreti Peygamber Efendimizin emanet bıraktığı İslâmî hayat olmalıdır.

Kur’an, sadece İslâm’ın Allah katında geçerli din olduğunu, Hz.Muhammed aleyhisselamın risaletinin de bütün insanlığı kapsadığını bildirir. Kur’an’ın beyanına göre Peygamberimizin görevi; irşat, tebliğ ve davetten ibarettir. Bunun için İslam’da ilke olarak dinde zorlamaya başvurmak yasaklanmış, gerçek olanla olmayanın birbirinden ayrıldığı belirtilerek iman edip etmeme, insanların kendi isteklerine, iradelerini kullanmalarına bırakılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimiz, “Allah’ın davetçisi” olarak nitelendirilmiş ona yüklenen davet görevi de “davet et” emrinin yanı sıra “tebliğ et”, “hatırlat” ve “uyar” gibi başka kelimelerle de dile getirilmiştir. Davet kelimesi genellikle “insanları İslam’a ve onun ilkelerini uygulamaya çağırmak” anlamında kullanılır. Kur’an’da da insanlar, “imana, İslam’a, Allah yoluna, Allah’ın kitabına, hakka, hayra, kurtuluşa, hayat kaynağına ve esenliğe” çağrılır. Bu yüzden davet, hem İslâm’ı kabul etmeyenlere hem de Müslümanlara yönelik olabilir. Davetin amacı, insanların doğru inanıp yaşamalarına yardımcı olmak; hedefi de İslami ilkelerin ve değerlerin insanlar tarafından kabul edilmesini ve uygulanmasını sağlamaktır. Peygamber Efendimiz, cahiliye müşrikliğinin devlet olduğu bir dönemde ve toplumda davet görevini üstlendi. O, insanları Allah’ı tanımaya ve Onun dinine uymaya çağırdı. Onlara şirksiz inancı, doğru yaşayışı ve güzel ahlakı öğretti. Tevhid sistemine dayalı bir düzen oluşturarak insanlığın hayrı ve dünyanın ıslahı için çalıştı. Rasulüllahın eğitiminden geçen ilk nesil Müslümanları, yeni dinin tarihte eşine rastlanmamış bir fedakârlık örnekliğini göstererek hem İslam’ı hayatlarına hem de başkalarına taşıdılar. Böylece beklenen ve özlenen nizamın yeryüzündeki ilk temsilcileri ve tebliğcileri oldular.

İslâm’ın yaşanarak tebliğ edilmesi, irşâdın en güzel şeklidir. Ashâb-ı kirâm, dünyanın en ücra köşelerine kadar iman sadâsını duyurmak ve insanları hidayete kavuşturmak için kendilerini İslâm’a adamışlardır. Bugün aynı vecd ve heyecanla İslâm’ın güzelliklerini dünyaya sergilemek, en güzel bir tebliğ metodudur. Kalplerin/gönüllerin fethi, beldelerin fethinden önce gelir.

Allah’ın vahyini insanlara tebliğ etmekle vazifeli olan Peygamber Efendimizin Sünnetini ve hadis-i şeriflerini anlamadan İslâm anlaşılamaz. Dinimiz, Rasulüllahın fiil ve kavillerindeki mesajla uygulanabilir. Peygamberimizi ve sünneti hayatın dışına çekerek, ‘Kur’an İslam’ı’ denerek Kur’an’ın uygulayıcısı Peygamberimizi devreden çıkaran bir din anlayışı sakat bir din anlayışıdır. Rasulüllahın hayatı, Kur’an’ın tatbiki ve pratiğe dönüşmüş şeklidir. Onun içindir ki mü’minlerin annesi Hz. Aişe’ye O’nun ahlakı sorulduğunda, “Siz hiç Kur’an’ı okumuyor musunuz? O’nun ahlakı Kur’an’dı” diye cevap vermişlerdi. 

Peygamberlerin verdiği tevhid ve onur mücadelesinden günümüze ve gündemimize düşen önemli ortak tavırlar bulunmaktadır. En başta geleni, hiçbir peygamber, toplumun yöneticileri veya bir kesimi istemiyor, tehdit ediyor diye hiçbir mümini sosyal durumu ne olursa olsun çevresinden uzaklaştırmamış, kovmamış, onların onuruna yönelik baskılara boyun eğmemiş, aksine inananlara kol kanat germiş, onları korumuş, desteklemiş, inananlardan yana tavır almış, ağırlık koymuştur. Peygamberlerden günümüze intikal eden sünnet, insan onuruna temelden sahip olan muvahhid nesiller yetiştirme gayret ve sorumluluğudur. Bu konuda, Taif dönüşü her ne isterse yerine getirileceği, istemesi halinde Mekkeli müşriklerin toptan helak edileceği Cebrail aleyhisselam tarafından kendisine bildirildiği zaman Rasulüllah Efendimizin söylediği şu sözler fevkalade dikkat çekmekte ve meseleyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. “Ben Rabbimden, onların yok edilmesini değil, soylarından muvahhid bir nesil getirmesini dilerim.” İnsan onuruna sahip ve saygılı ilk muvahhid nesil ashab-ı kiram sayesindedir ki İslam, kısa zamanda insanları yeni hak din İslam’la insanları buluşturmuştur. İnsanlığın buna ihtiyacı had safhadadır. Kötü örnekler yüzünden hayat tarzı olan dinimizi yaşamamız/yaşatmamız insanlığın kurtuluş sebebidir. Hayatın içinde bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu da unutmayacağız. Tavsiyeleri, kaçınmamız gereken hususlar, bireysel ve sosyal bir dinimizin olduğu, vicdanlara hapsetmenin, satırlarda bırakmanın büyük vebal ve sorumluluk olacağını hatırımızdan hiç çıkarmayacağız.

Müslümanlara karşı davet veya irşad görevi, din ve dünyalarına faydalı olan şeyleri kendilerine göstermek, öğretmek, emir bi’l-ma’ruf ve nehiy ani’l-münker yapmak, kendi nefsi için istediğini onlar için de istemek, onlara karşı böylesine samimi bir iyilik düşünce ve uygulaması içinde olmaktır. İslam anlayışında, Allah’a giden yolun adı “sırat-ı müstakim,” yani “dosdoğru yol”dur. Bu yolun yolcusunun imandan sonra en önemli sıfatı da Kur’an-ı Kerimden ve Rasulüllahtan öğrendiklerini yaşadığı hayata yansıtmaktır. Dinimizi güzel temsil etmektir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’deki ifadesiyle “üsveyi hasene” güzel örnek olmak mecburiyeti vardır.

Vahiy, sünnet ve hadis, mü’minin aklını, şahsiyetini, hayatını inşa eder. Gerek siyer kitaplarımızı, gerekse hadis-i şerifleri dikkatli okuyup amel edersek ifrat ve tefride düşmeden itidalli ve istikametli bir yol izleyebiliriz. Son zamanlarda mü’minler olarak, ölçü ve dengenin kaybolduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bu hercümerçden ancak ‘ehli sünnet vel cemaat’ ölçüsüyle kurtulabiliriz. Kitabımız Kur’an-ı Kerim’e, onun pratiği olan Sünneti Seniyyeye müracaat edilmeyince ‘yaşanması zor bir din’ algısı yerleştiriliyor. Rahatlarının kaçacağını düşünenler de inandığı gibi yaşamak yerine ‘yaşadığı gibi inanmak’ yoluna girerek yozlaşma ve dünyevileşme ‘hayat tarzı’ haline getiriliyor. Yaşanmayan, hayata intikal etmeyen, vicdanlara hapsedilmiş bir din ve iman sadece bir iddiadır. Dindarlık ise iddia ile olmaz. Dindarlık/dine saygı, dini olanı, dinde olanı yaşamakla ispat edilebilir. 

Şeffaf, samimi, mert, dost, kardeş, temiz, güzel olacağız. Hoş gönüllü, hoşgörülü olacağız. Saygıyla, sevgiyle, vakarla, inanç aydınlığıyla, iman/amel/ihlas istikametinin heyecanıyla dolacak içimiz. Birbirimizin bakışlarında sadece muhabbet dolu berrak ışıltılar göreceğiz. Hep beraber dualar edeceğiz, hak ve hakikati söyleyeceğiz; alnımızdan emeğin ve gayretin terleri süzülürken... Hidayet ışığına doğru, Allah’ın rızasına doğru, yürüyeceğiz. Unutmayalım ki yaşanmayan, hayata nüfuz etmeyen, sosyal tezahür imkânlarından mahrum bırakılan her inanç zayıflar, solar, küllenir. 

İnsanlık, İslam’ın kardeşlik idealine dönerek, yeni bir çıkış yolu bulabilir. Kur’an-ı Kerim, “bütün mü’minler kardeştir” diyerek, bu kardeşliğin temelinin iman olduğunu, yani Allah’a ve onun bildirdiklerine inanma olduğunu ilan etmiştir. Şekil bakımından olduğu kadar öz bakımından, iman kardeşliğine dönmek, insanlığın çırpınışına bir çare, hatta tek çaredir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • gflgfl1 ay önce
    cüveyriye yi bilir misin sen?
  • EmekliEmekli1 ay önce
    Başkan doğru söylemekte 1500 yıl önce gezdikleri kum çölü asfalt-kum harç tan yapılan evler şimdi gökdelen deveyle 6 ayda gidilen yollar 1 saatte Kandil’le aydınlanan evler şimdi gündüz işte sadece giyim kuşam evlilik zina Riba yetim kul hakkı yeme ahlak vicdan bunlar değişmeyen kurallar ancak ilmi yönlerini bir tarafa bırakırsak o ilmide yabancılardan alırsak bizde Kuran’daki ilim görmez den gelir 1500 önceki hayatı yaşamaya çalışırsak zaten Kuran’ın bilgeliğine kavuşamayız ne diyor Kuran insanlara en faydalı olanınız nasıl en faydalı olunur yararlı ilaç gibi örneğin icatlar buluşlar o kadar dergahlara gidenler vaaz verenlerin ağzından bulutların ağırlığı -Evren’in nasıl genişletildiği-svriseneğin neden misal olarak verildiğini-denizin nasıl ayrıldığından-dağların nasıl yürümekte olduğundan-iki denizin aradındaki perdeden-biz evrenin kapılarını açtığımızda çıkacaksınız gibi ilmi ayetlerden bahsetmezler çünkü okudukları hadislerde hiç yazmamıştır o hadisleri yazanlar o günkü ilmi Bilgi ve anlayabildiklerini yazabildiler çünkü Kuran her çağa bu şekilde hitap etmektedir ve bu gün bizim ilmimizde bu kadarını anlamaya yetmektedir
  • Allah GörüyorAllah Görüyor1 ay önce
    Allah razı olsun sayın hocam. Gerçekten çok doğru konuşuyorsunuz. Ama üç maymunu da iyi oynuyorsunuz. Yaptığımız laf ebeliği oluyor. doğruyu herkes söylüyor da uygulamaya dökemiyoruz. Yaşamayı bırak tam tersini uyguluyoruz. Yani tam bir fitnelik. Hem de 17 yıllık adı adalet olan siyasilerle beraber. Önce at izini it izine karıştıracaksınız. Sonra hiç alası olmayanları iftiralar ile hain ilan edeceksiniz. Hainler yerine masumları yakacaksınız. Hainler ise asılmayıp beslenecek. Buna adalet diyeceksiniz. bu din tüccarlığı değil de nedir? Kime neyi anlatıyorsunuz. Anlamak isteyen var mı? Nereden nereye... Gerçekten dosdoğru dini yaşamak istiyor muyuz? Gerçekten adımız gibi Müslüman mıyız? Yoksa göstermelik günü birlik mi yaşıyoruz? Bir zamanlar BAŞÖRTÜSÜ mücadelesi yapıp görevi bırakmak zorunda olan biri olarak soruyorum. Hiçbir suçum yokken hemde devlet eliyle eski adıyla çocuk esirgeme yurdunda büyümüş olmama rağmen, ne idiği belli bile olmayan neyle suçlandığımı bile bilmeden 2 yıldır yargısız infaz yapılıp ihraç edilmiş, hatta yapılan yargılamam sonucunda da takipsizlik almış biri olarak suçsuz yere görevimden alınarak cezalandırılmaya devam ediliyorsam adalet ne zaman yerini bulacak.Allah Müslüman kardeşlerime akıl fikir fersin. Konya Halk Sağlık Müdürlüğü, Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Hizmetleri Biriminde hemşire olarak görev yapmaktayken 05/09/2016 tarihinde açığa alındım. 06/01/2017 tarihinde 679 KHK ile ihraç edildim. 2 yıldır adaletin yerini bulmasını bekliyorum. Yürütülen soruşturmam sonucunda; •FETÖ/PDY terör örgütüne ait Bank Asya isimli bankada hesabının bulunmadığı, •Konya İl Dernekler Müdürlüğünün 29/11/2017 tarihli yazısı ile KHK ile kapatılan derneklerde üyeliğinin bulunmadığı, •Konya Milli Eğitim Müdürlüğünün 14/12/2017 tarihli yazısı ile çocuklarının KHK ile kapatılan kurumlarda eğitim görmediklerini, •Konya SGK İl Müdürlüğünün 05/12/2017 tarihli yazısı ile terör örgütüne ait kurum veya kuruluşlarda çalışmadığı, •Konya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünün 12/06/2018 tarihli irtibat analiz raporu ile yapılan görüşmelerin olağan değerlendirildiği, •Konya İl Emniyet Müdürlüğünün 15/03/2017 tarihli yazısı ile FETÖ/PDY terör örgütü üyelerince kullanılan Bylock isimli programı kullandığına ilişkin her hangi bir kayda rastlanılmadığı, •FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin ihbar kaydı veya tanık beyanının bulunmadığı görülmüştür. Dosyam değerlendirildiğinde Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR karar verildi. Halen kuldan değil Allah(CC)'tan korkan, ağzından adaleti düşürmeyenlerden, kul hakkına girmekten korkanlardan ADALETİN YERİNİ BULMASINI BEKLİYORUM. Bir zamanlar BAŞÖRTÜSÜ mücadelesi yapmış ve bundan dolayı görevini bırakmak zorunda olan bir vatandaş olarak soruyorum. Nereye gidiyoruz. CHP den ne farkımız kaldı. Geciken adalet gerçekten zulüm oluyor ve bizzat bunu da adı Müslüman olan kardeşlerimiz yapıyor. Gerçekten nasıl helalleşeceğiz. Yoksa gerçekten Allah(CC)'tan artık korkmuyor muyuz? Kimi kandırıyoruz? Yaşın yanında kuruyu yakmak moda olmuş. Lafla dini yaşıyoruz. laf çok uygulama yok. Sabra devam... Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • engineerengineer1 ay önce
    reis buyurdu; önce güncellenecek sonra buluşma başlayacak ,yoksa siz hâlâ 1500 yıl önceki hükümlerle hüküm verileceğini mi düşünürsünüz, hem ab uyum yasaları varken muasır batı medeniyeti ile buluşmak varken ab ye girmek varken değil mi efendim, bakınız ab uyum yasalarıyla aile kurumu kökünden yıkıldı, çürümüşlük kokuşmuşluk had safhada, ahlak ve maneviyatı sorgulayan yok, büyüme oranı kaç olacak, ekonomi ne olacak,dünyalıklarımız ne olacak, ahiretimizi sonra düşünürüz, helaket ve felaket devrindeyiz, dünyalık için ahiretin yıkıldığı devirdeyiz, bizim bize ettiğimiz yahudile ve nasraniler biraraya gelseler yapamazlar.
  • RahmanRahman1 ay önce
    1500 yildir basaramadiniz mi?

Günün Özeti