• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
17 Ocak 2021

Güzel kul olma mücadelesi vereceklere örnek 

Hatıralar, belgesel gibi yaşananlar, ‘demokrasi ve laiklik’in kutsallaştırıldığı, devlet memurunun (hangi memuriyet olursa olsun) verilen emirlerin uygulattırıldığı, uşak muamelesi gördüğü, inancını yaşayabilmenin zor olduğu, yaşamaya çalışanların suçlu olarak lanse edildiği, inanılanın yaşanmasının yasaklanıp yaşanılan gibi inanılmasının istendiği bir zeminde yazılmış bir hatıra okuyorum.  

‘Güzel kul olma mücadelesi’ veren bir imamın orijinal hatıraları. Nasıl ve kim?   

Devlet memuru olsa da Allah’ın memuru olduğunu unutmayan, âyet ve hadisi gölgede bırakmayıp dinimizin bir hayat nizamı olduğunu gösteren imam. Hiçbir hususta boşluk bırakmamış, bireyin, toplumun, milletin, ümmetin, insanlığın kurtuluş reçetesi bir din; bu şartlarda nasıl temsil edilir? Vicdanlara hapsedilmekten hayata nasıl taşınır? Süleymaniye Camii gibi muhteşem bir eser. İstanbul’un göz bebeği, yapısıyla, konumuyla, mâzi hal istikbal çizgisini taşıyan bir mabed. İstanbul üniversitesinin hemen yanında bu mabedde imamlık!  

Ali Rıza Demircan da genç yaşında oranın imamı. Çıkarılan zorluklara, her türlü riski göze alarak verdiği mücadele ve mücahede, mazeretlere sığınmadan engelleri aşarak ‘örnek olma’ peşinde koşarak Kur’an-ı Kerim (vahiy) diliyle “üsvetün hasenetün” Peygamberimizin izini sürmeye çalışma ve gayret. Hedefe kilitlenme, idealini gerçekleştirme, devlet memuriyetinde Allah’ın memurluğunu unutmama, mesuliyet ve mükellefiyetin gereğini yerine getirme! Çıkarılan her türlü zorluğa ve zorbalığa, ‘buna rağmen ne yapabilirim?’ sorusunu sorup ‘Allah’ın Rızası’ kazandıracak salih amellerle dolu dolu bir imamlıkla cevap!  

Nasıl mı? ‘Bir Kuşluk Vakti’ Güzel Kul Olma Mücadelem’ -Hatıralar- kitabında; düşünerek ‘nefs muhasebesi’ yaparak, şimdi sağlanan rahatlığın getirdiği ‘rehavet ve dünyevileşme hastalığı’ndan nasıl kurtulabiliriz?’in cevabını usul ve üslubuyla bulabilirsiniz.  

Batı’nın kavramlarıyla yetişmiş/yetiştirilmiş insanımıza kendi değerleriyle düşünme, onların ufkunu açma, meselelerdeki çareyi (çözümü) müracaat kaynağımızda arama/bulma ve pratiğe (uygulamaya) dönüştürmenin yapılabileceğinin de ispatı.   

‘Mü’minler imanlarını nasıl yitiriyor? Kâfirlere bakışımız ve görevlerimiz, İslâm ve demokrasi, İslâm ve cumhuriyet, İktidar alanlarımızı İslâm’laştırmalıyız, Araçlar da amaçlar gibi meşrû (helal) olmalıdır, Her alanda Müslümanın referansı İslâmdır, İslâm dışılığa saygı değil, ancak tahammül gösterebiliriz, İslâm’la çatışanlar saygıdeğer olamazlar, hayırları ve hayırlıları tercih etmeliyiz, televole kültürü şeytanidir, vs.   

Süleymaniye Camii’nde okuduğu hutbe başlıklarının bazıları bunlar. Şimdi bile okunması/okutulması çok zor. Müslümanlara özgürlüğün tanınmamasının âdeta kanunlaştırıldığı (şimdi kaldırılan 163. Maddeye bakabilirsiniz) önemli bir zaman ve mekanda bir metin haline getirilerek ‘Cuma Hutbesi’ okunmasını, sırf kabiliyete bağlamak yanlıştır. İrademizi kullanırken zarafeti, nezaketi, basireti, feraseti, gayreti aşk ve şevkle yaşayarak bize düşen yapılırsa; takdir ve muvaffakiyet Allah’tan beklenmiş, ‘Allah Rızasını kazanma/kazandırma!’ hedefi de yapılan faaliyetlerle gösterilmiş olur.    

Bu duygular içinde günümüz diyanetinin bu hatırat kitabının verdiği ve vereceği mesajları günümüze taşımalı. Yüzlerce din hizmetleri görevlisi olduğu halde bu kötü gidişattan ‘bizlerin de irşad, emri bil ma’ruf, nehyi anil münker, vs. vazifeleri’ni lâyıkıyla yapmadığımız da ortadadır. Hocamızla röportajlar yapılmalı, belgesel gibi programlar çekilmeli. Böylece ‘özgüven, şahsiyet, kimlik, kazandırılmalıdır. Aşağılık kompleksinden de kurtulmalı/kurtarılmalıdır. Böyle yapılan hizmetlerin semeresi özgüvendir.  

Sefih, seküler ve tek dünyalı Batı kültürünün karşısında dimdik duracak yegane dinamik olan İslâmi kimliğin yaşaması/yaşatılması düşüncesini hiç kaybetmeyen, rejimin talimatlarına ‘dur!’ diyen bir imamın neler yapabileceğinin ispatını bu hatırat kitabında bulabilirsiniz. Ali Rıza hocanın bazı söylediklerini, fetvalarını, hal ve hareketlerini beğenmeyebilirsiniz. Ancak İslâm’ı laikliğin içine sokmanın (laikleştirmenin) bu toplumu bitireceğini, çürüteceğini, dine uymak yerine dini kendilerine uydurmayla mücadele edilmesinin şart olduğunu da kitaplaştırılmış hutbelerinde pek güzel anlatmıştır. Ayrıca bu hutbelerin nasıl câzip hale geldiğini/getirildiğini ‘hatıralar’ kitabından okuyabilirsiniz.  

Rabbim, hepimize ‘güzel kul olma’yı, ‘imtihan dünyası’nı kazanarak öbür âleme gitmeyi ve rızasını kazandıracak salih ameller işlememizi de nasip etsin. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Erzincanlı

Haydi kızlar okula kampanyasının amacı;haydi sokağa imiş.Islamda kadının yerimi kaldı.Evlilik artık tarih oluyor.Başörtüsü modanın kontrolünde takılır oldu.Islamda haram olan nafakayi,kadınlarımız helal görüyor.Boşanmaya İslam'ın iyi baktığını saniyorlar.Geçen haftadaki Cuma hutbesinde miras konusu işlendi.Ama kadınlara erkeğin aldığının yarısı kadar verilir diyilemedi.Ayrıca Cuma hutbelerinde boşanma ve nafaka anlatıldığını hiç hatırlamıyorum.Devlet bu işi çözemiyorsa,kursüler,vaizler bu işi çözsün.
  • Yanıtla

Mustafa

Mücadele suresi 22 - Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir. Tevbe suresi 23 - Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir. 24 - Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُٓوا اٰبَٓاءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَٓاءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْا۪يمَانِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ Ey iman edenler! Şayet babalarınız ve kardeşleriniz, küfrü imana tercih ederlerse onları dost tutmayın. Sizden kim onları dost edinirse işte bunlar, zalimlerin ta kendisidir. (Kâfirleri dost edinmenin hükmü hakkında bk. (9/Tevbe, 23) قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَش۪يرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَٓا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَجِهَادٍ ف۪ي سَب۪يلِه۪ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ De ki: “Şayet babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elinize geçen mallar, zarara uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, size Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli olursa, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayet etmez.” (9/Tevbe, 24) لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun -babaları, oğulları, kardeşleri, aşiretleri dahi olsa- Allah ve Resûlü ile sınırlaşan insanlara sevgi beslediğini göremezsin. Bunlar, (Allah’ın) kalplerine imanı yazdığı ve onları kendinden bir ruhla desteklediği kimselerdir. Onları altından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennete sokar. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da (Allah’tan) razı olmuşlardır. Bunlar, Allah’ın taraftarlarıdırlar. Dikkat edin! Hiç şüphesiz Allah’ın taraftarları, galip gelecek olanlardır. (58/Mücadele, 22) Kuvvetine gücüne güvenme 30/9. Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazıp altüst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler. 35/44 - Yeryüzünde gezip bir bakmadılar mı, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Halbuki onlar, bunlardan daha kuvvetliydiler. Ne göklerde ve ne de yerde hiçbir şey Allah'ı aciz bırakamaz. Çünkü o her şeyi bilendir, her şeye kâdir olandır. 40/82 - Daha yeryüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserlerinin sağlamlığı bakımından daha çetindiler. Öyle iken o kazandıkları şeyler, kendilerini kurtaramadı. 83 - Çünkü onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey onları kuşatıverdi. 43/8 - Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur'an'da öncekilerin örneği de geçmiştir
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23