• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Gündeme uymayacak, gündemi biz belirleyeceğiz

08 Aralık 2021
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Sadece siyasiler mi aksıyor?  Öyle bir sistem anlayışı türedi ki ‘insan’ unutuldu. Sistemi yürüten insandır. İnsan çürümüşse, en gelişmiş sistem bile yürümez. Elbette ki sistemin önemini ihmal ediyor değiliz. İtirazımız, sistem meselelerini de aslen muallakta bırakan, ‘sistem mazeretçiliği’ tavrına karşıdır. Malum çevreler yeni uygulanan Başkanlık sistemiyle ilgili değerlendirmelerinde hep endişeliler, hep tedirginler, hep güvensizler. Teklif, tenkit, iyi niyet, önce yaşanan kaoslardan kurtulma yerine hep eskiye devam etme hastalığı! Bir siyasi iktidar, ülkenin meselelerini halletmek için iş başına gelir. Siyasi çekişmelere bir Cumhurbaşkanını seçememe, yaşatılan krizlerle yaşamayı amaçlayan bir demokrasi anlayışı! Kast sistemi gibi çalışan kurumların başkanları da devam etsin anlayışı. Temsili yolla da kendi saltanatları sürer gider. ‘Demokratikleşme’ dedikleri de bu! Önce anarşi yaşanır, sonra buraya varılır. Bugün yazılı kurallar dışında bir düzen var. Sistemsizlik ifade eden bir düzen. Bu düzen, bir zihniyet yapısının ürünüdür. Siyasilere yüklenilmesinin sebebi, onları tenkit etmenin kolay oluşu. Aslen toplumun her kesimi, küçük farklarla, siyasi kesimin bir benzeridir. ‘Bu siyasiler aldatıyor. Yalan söylüyorlar, sözünde durmuyorlar, hırslı ve ihtiraslılar’ şeklindeki söylemlerimiz ve benzer cümleler bizim için de geçerli değil mi? Samimi olarak cevap verelim. Herkes birbirini aldatmıyor mu? Görev ve sorumluluk şuurundaki zaafı sadece siyasiler mi taşıyor? Mimarlar, mühendisler, doktorlar, hukukçular, esnaf ve sanatkârlar, tüccarlar, sanayiciler, gazeteciler, memurlar, âmirler, işçiler, patronlar hepsi mükemmel bir ‘görev ve sorumluluk şuuru’ içinde çalışıyor da, sadece siyasiler mi aksıyor? Tabipler Odası’ndan tutun, Baro Başkanları’na Ticaret Odaları’ndan, bazı sol sendikalara varıncaya kadar. Hiç kendi sahalarında olmayan, konuşma yapmalar, demeçler, basın açıklamaları, vs. Sosyal medya ve dijital işgal de hazırladıkları planların yapay algıları. 

Düşünce yapımızla bu düzeni biz oluşturuyoruz. Batılı olmaya çalışırken kendisi olmaktan çıkan insanlarımızla. Onları kullanıyorlar. Ana mesele, öyle ‘yazılı statü’ meselesi değil. Rahatsızlık toplumun kalbindedir, ruhundadır. Bunu görmezsek, görmeye cesaret edemezsek, düşünmeye başlayamayız bile. Kaygan zeminde, imtihanlar içinde ayakta durmaya çalışıyoruz. Dayananlar, direnenler, mukavemet göstererek sürüklenmeyenler! Metanet gösterildiğinde neler olabileceğini bu millet göstermiştir. Dış güçlerin, şer ittifakının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin düşmanlığını yapanların emrine giren, onların ağzıyla konuşanlara bakın. 15 Temmuz’un verilen bir ders olduğunu anlamazlar, anlayamazlar. İbret almalarına, kendilerine gelip öze dönmelerine vesile olan bir dersi de.

Çarpık düzenin koruculuğunu yapmak, bundan nemalanmak, kurdukları vesayet rejiminin ellerinden alınacağı korkusuyla saldırmak! Hep bunu yaptılar. Mağlubiyeti bile kabullenmeyip zorlama tevil ve mazeretlerle tam bir ‘Batı uşağı’ olduklarını gösterdiler, gösteriyorlar, gösterecekler. Hak ve Bâtıl mücadelesi bitmez/bitmeyecek. Yeter ki bizler hep hak ve hakikatin yanında olalım. Devlet, millet, ümmet düşmanlarıyla mücadeleye devam edelim.  Referandum sonrası yaşananlar bu! Şekli ve yüzeysel olaylarla oyalanmayı bir çare gibi görmek ve göstermek suretiyle gerçek değişimi (ruh ve zihniyet değişimini) unutturmak tek gayeleri oldu. Aydınlar da öyle. Çünkü milletin özünden alacağı ışığı alamayıp düşünce için bilgiyi yeterli görüyorlar. Bugüne baktığımızda terörden-şiddetten fayda umanlar, her zaman ve her yerde, müspet değişimlere karşı çıkanlardır. ‘Devrimci’ yahut ‘liberal, muhafazakâr’ etiketi taşımaları değer ifade etmez. Dünyadaki değişim ve gelişmeler, Türkiye’nin stratejik-kültürel öneminin çok artmış olduğunu gözler önüne seriyor. Dünyayı yönetmek iddiasında olanların gündemlerindeki ciddi konulardan biridir bu. Liderini bulan, lider Türkiye’yi durdurmak! Zulme ve katliama Batı uygarlığı diyenlere kendi medeniyetimizi (İslâm Medeniyetini) devlet ve millet olarak göstermek. Tıpkı Osmanlı gibi. Medeniyetin ne olduğunu gösteren (her duygu, düşünce, kültür, vs.) taşıyanlara hayat ve yaşama hakkı tanıyan, asimile ve asimilasyon yapmayan, himayesindeki millete kendi hayat tarzlarıyla yaşamalarına izin veren Osmanlı! Bütün Batı; muhteşem devleti yıkmaktan başka çare görmeyip Lozan’ı ile Cumhuriyet ve devamındaki inkılaplarla, tek parti dönemiyle, yaptıkları ihtilallerle (27 Mayıs, 12 Eylül) ‘Batı Uygarlığı, Laiklik’ adına kendi insanını katlettiler. İstiklal Mahkemeleri’yle de farklı düşüncede olanları idam ettiler. İlmi, objektif, yalan söyleyen resmi tarihin dışında kendi tarihimiz yazılmadan, hakkaniyet yerleştirilmeden olmaz. Bu yapılmazsa tarih tekerrür eder. Tarihi düşünerek, ders çıkararak, ibret alarak okumadan olmaz. En son yaşanan ekonomik krizin izlerini bile siyer’de bulabilirsiniz. Peygamberimize yapılanlara ekonomide (konan ambargoyu, iman edenlerle alışverişi yasaklamaları, ticaret yapmama yasağını, pahalılık ve aç susuz bırakmada) yaşananları, bugüne taşıyarak okuyalım. Küreselleşme adına insanlığın yok edildiği günümüzde aidiyetimizi kaybetmeden, aşağılık kompleksine düşmeden, bu sıkıntıları aşacağız. Günü değil geleceği kurtarmalıyız. Köklerimize inmeden göklere yükselemeyeceğimizi, kültürel inkârın kültürel intihar olduğunu, fiilen değil, zihnen işgal edildiğimizi bilelim. İslâm’dan başka insanlığa umut sunabilecek hiçbir sistem yok. İnsanlığın namusunu, şerefini, haysiyetini, asaletini koruyabilecek, yaşayacak, yaşatacak tek nizam İslâm! Bu gerçekleri unutmayacağız. Unutturmayacağız! Terör ve bölücülük musibetinin aydınlar tarafından ‘insan hakları ve özgürlük’ maskesiyle sahiplenenlere ‘Özgürlüğün Allah’a kullukla başladığını’ haykıracağız. Dünyayı, kendimizi, hayatı anlamak zorundayız. Gündelikçilik alışkanlığını sıyırıp atacağız. Kavli, fiili dualaşmaya devam edelim. Rabbimiz muvaffak eder. İnşallah. Gündeme uymayacak, gündemi biz belirleyeceğiz. Peygamberimiz gibi.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ayşe

ALLAH razı olsun inşallah islamla yoğrulmuş bu aziz vatanı şuurlu müslümanlar ile yeniden ihya ederiz

METİN SEBATİ

Nasıl olacak hocam o? 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23