• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Bayram sonrası düşünceler

23 Temmuz 2021


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Kurban; Mümine Allah rızası uğrunda paylaşma, ihtiyaç sahibine el uzatma alışkanlığı kazandırır. Onu cimrilikten, dünya malının esiri olmaktan kurtarır. Komşuları, akrabaları, dostları hâsılı bütün müminleri birbirine bağlar ve kaynaştırır. Bizi, binlerce kilometre uzaktaki kardeşlerimizle yakınlaştırır, bütünleştirir, ümmet olmanın şuuruna erdirir.

Kurban; tokluğa hasret kalmış insanların sofrasına bir nebze de olsa katkı sunabilmektir. İnancı ne olursa olsun, muhtaç olan herkesin imdadına koşmaktır. Mazlumların sevincine, bayram neşesine vesile olmaktır. Dünyanın en ücra köşelerinde, adını dahi duymadığımız diyarlarda yaşayan, hiç görmediğimiz, tanımadığımız din kardeşlerimize uzattığımız bir iyilik elidir. Onlara bir kurban etinden ziyade ümit, güven ve muhabbet takdim edebilmenin adıdır.

Allah için olan kardeşliğin mükemmel bir kulluk çeşidi olduğunu biliriz. Bu kulluk çeşidi yeri gelir sevap olur, yeri gelir imanı tamamlar, yeri gelir bizi cennete götüren amel olur. Bu ameli elde etmek için sevdiklerimizden hoşumuza gidenlerden verir ‘infak ahlakı’nı uygularız. 

Âdem aleyhisselamdan bu yana devam eden kurban uygulaması, bizi Allah’a yakınlaştıran ibadetlerden biridir. Kurbanın anlamı sadece bayram günlerinde hayvan kesmek değildir. Aksine kurban; sadakatin, Allah’a itaat ve teslimiyetin göstergesidir. Gerektiğinde malımızı, canımızı ve bütün varlığımızı Allah yolunda feda etmenin sembolik bir ifadesidir. Bizler, her kurban bayramında, Hz. İbrahim ile oğlu İsmail’in, Cenâb-ı Hakk’a mutlak teslimiyetlerinin hâtırasını tazeleriz. Hayatımızın böyle bir iman, teslimiyet, sadakat ve samimiyet üzerine inşa edilmesi gerektiğini yeniden hatırlarız.

Kardeşliğimizin ortak değeri imandır. Toprak ve ırk farkı kardeşliğimizden bir şey kaybettirmez. Kardeşlerimize moral kaynağı oluruz, arkalarından dua ederiz. 

Din kardeşliğimizi dünyevî işlerde harcamayız. Allah için sever, Allah için sevilmeye çalışırız. Camilerimizi, mukaddeslik vasfı ile koruduğumuz gibi, kardeşliğimizi de korumaya çalışırız. Gönül dünyamız coğrafi sınırlar tanımaz. Çünkü İslam kardeşliği haritaları aşan, bizi cennette buluşturan bir kardeşliktir. 

Selam parolamızdır. Selam verir, selam alır, musafaha ederiz. (Tabii içinde bulunduğumuz salgın hastalık dolayısıyla dikkat ederek, kurallara uyarak, mesafeyi ihmal etmeyerek, tedbiri, takdiri, tevekkülü, maddi/manevi hususlara riayet ederek… ) Peygamberimizin kurbanını keserken okuduğu şu ayeti de unutmayız. Her ‘andımız’ tartışıldığında da asıl andımızın bu ayet olduğunu da. De ki: “Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” (En’am 162) Bütün peygamberlerin benimseyip tebliğ ettikleri ilâhî ve değişmez ilkeleri, mesajları kapsar ve genellikle bütün hak dinlerde var olduğu halde unutulmuş veya tahrif edilmiş bulunan evrensel ilkeleri benimseyip tebliğ ettiği ve bu bakımdan geçmiş peygamberlerin bir devamı olduğu fikrini vurgular. Bu ayet Kuran-ı Kerim’in müminlerine talim ettirdiği anddır. Eğer insan emanete sadakat göstermek istiyorsa, kendisini Allah’a adayacaktır. Zira insanın kendisini adayacağı ve aldanmayacağı tek kapı Allah’ın kapısıdır. Allah dışındaki bir kapıya adanış; aldanıştır. İnsana değerini Allah verir. 

Bayramı uğurlarken; kullara kulluktan, paraya/makama/mevkiye/heva ve hevese kul olmaktan sıyrılıp Allah’a kulluğa döndüğümüz gün olsun. Özgürlüğün, Allah’a kulluk ile başladığı da unutulmasın. 

Hayatı boşa harcadığımız günleri, cennete hazırlık için kullandığımız günlere dönüştürelim. Nefsiyle, inadıyla, öfkesiyle değil; aklıyla, idealiyle, yüreğiyle düşünenlerin insanıyız biz. Aileyi gözbebeği gibi koruyan, yaşlıları, hastaları, muhtaçları, ilahi emanetler gibi gören müminleriz. Ziyaretleşmeyi kardeşlik haklarından görürüz. Mutluluğuna katılır, acısını paylaşırız. 

Din kardeşimize mali destekte bulunmayı o kardeşin de bu desteği suiistimal etmemesini, birbirlerine dinleriyle zarar vermemelerini önemser, küçük hataların bağışlamalarını arzu ederiz. İhmal edilsek de ilgileniriz. Vermeyene verir, zulmedeni affeder, kötülük yapana iyilik yaparız. İyiliği emreder, kötülüğü önlemeye çalışırız. Küçüğe merhameti, büyüğe saygıyı imani bir sorumluluk görürüz. Hasta kardeşini ziyaret eden mümin, o hastanın yanında Rabbini bulduğunu biliriz.

Üstünlüğün mensubiyet ve âidiyetle değil, ‘takva’ ile olduğunu unutmayız.

Allah için olan kardeşliğin mükemmel bir kulluk çeşidi olduğunu biliriz. Bu kulluk çeşidi yeri gelir sevap olur, yeri gelir imanı tamamlar, yeri gelir bizi cennete götüren amel olur. Bu ameli elde etmek için sevdiklerimizden hoşumuza gidenlerden verir ‘infak ahlakı’nı uygularız. Bollukta ve darlıkta infak eder, öfkemizi kontrol altında tutarız.

Sevgide de, nefrette de ölçüyü kaçırmaz, sevdiklerimizden bir gün ayrılacağımızı, kızdıklarımızla da bir gün barışıp yüz yüze geleceğimizi unutmayız.

Helâla-harama azami hassasiyet gösterir, hududa riayet eder, sınırları aşmayız. İnandığımız gibi yaşamaya çalışırız. Dünyevîleşmeyiz. ‘Yığma ve çoğaltma tutkusu’ bizi oyalayıp durmaz. Sade hayat yaşamayı tercih ederiz. Geçinen ve geçinilen mümin oluruz. ‘Geçinilemeyende hayır yoktur’ ikazını unutmayız.

Müminlerin ‘kardeşlik ilkesi ortada kalmasın diye’ gıybetin haram kılındığını, hasedin çirkin görüldüğünü, iyiliği emir kötülüğü nehiy prensibinin konduğunu Müminin ayıbını örtene ecir vaat edildiğini, kardeşliğin içi dolsun diye sadaka ve infakın teşvik edildiğini, sırf bu kardeşliğin bereketi ‘yüzleri güldürsün’ diye tebessümün dahi sadaka sayıldığını hiç hatırımızdan çıkarmayız. Selam vermenin, selama cevap vermenin, dinden imandan bir parça kabul edildiğini de… 

İslam, toprak bulduğu ilk yerde kardeşlik uygulaması yaptı. Asırların kinini toprağa gömdü. Birbirlerini görmeye tahammül edemeyenleri, omuz omuza aynı safta namaza durdurdu. Din kardeşliğinin namaz gibi oruç gibi dinin içini dolduran kavramlardan olduğu görüldü. Kardeşliğimiz de dinimizin bir parçası olarak vazedildi.  

Rabbimizden gelen şu ilahi mesajları dilimizden ve gönlümüzden düşürmeyiz:

“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla göçüp gitmiş olanları bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı en küçük bir kin bırakma!

Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak, bundan dolayı bizi sorguya çekme! 

Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme!

Rabbimiz! Tâkat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi sorumlu tutma! Günahlarımızı affet, bizi bağışla, bize merhamet et! Sen bizim Mevlâmızsın, Kâfirler güruhuna karşı Sen bize yardım et!

Duam, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah’a armağan olsun.”

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

hasan guler

lütfen yazilariniz kisa ve özolsun. uzun yazi okuyucuyu sıkıyor. okuyucu kaybediliyor. sol basin bunu cok guzel yapiyor. yazilari çok kisa ve öz .
  • Yanıtla

Vicdan

Hepimizde biliyoruzki süresiz nafaka haram ve ailenin baş düşmanı.Sizin deyiminizle aile göz bebeğimiz ise bu zulumü neden bitirmiyoruz?6284 yine ailenin baş düşmanı, neden kaldırmıyoruz.Size ve hükümete burdan haykırıyorum:Boşanmalar artık kutlamayla yapılıyor,üçbuçuk evlilikten biri boşanma ile sona eriyor ve çoğunlukla bunu istiyenler kadınlar Ey sayın ulemamız:Ayağa kalkın ve bağrın:Aile göz bebeğimizdir.Ya İslam'ın dediği olacak yada bundan habarsiz veya üstünkörü haberli kadın derneklerinin.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23