--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Âşûrâyı ve Hz. Hüseyin Efendimizin Şahadetini Düşünelim!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
16

Yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de bildirdiği üzere “Allah katında ayların sayısı on ikidir.” Bu aylardan biri de içinde bulunduğumuz Muharrem ayıdır. Muharrem ayı, Rabbimizin rahmetine mazhar olmuş müstesna bir zaman dilimidir. Sevgili Peygamberimiz “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur” buyurarak bu ayın manevi bereketine işaret etmiştir.

Muharrem ayının tarihimizde ve kültürümüzde de ayrı bir yeri vardır. Muharrem ayı, âşûrâ ayıdır. Âşûrâ, birlik ve beraberliğimizin, paylaşma ve dayanışmamızın sembolüdür. Aşure aşındaki farklı nimetlerin kaynaşarak ortak bir tada dönüşmesi gibi, milletimiz de asırlardır birlikte yaşama ahlakının gereği olarak sevinci ve kederi, nimeti ve külfeti, muhabbeti ve meşakkati paylaşmıştır.

Muharrem ayı aynı zamanda hepimizin ortak acısı, tarihimizin yürek yarası olan Kerbelâ olayının yaşandığı aydır. Hz. Hüseyin Efendimiz ve çoğu Ehl-i Beytten olmak üzere, beraberindeki yetmişten fazla Müslüman, Kerbelâ’da şehadet şerbeti içmiştir. Kerbelâ, çetin bir imtihanın ve derin bir hüznün adıdır. Kerbelâ, Sevgili Peygamberimizin aile efradından asırlara miras kalan ağır bir derstir. Bugün Kerbelâ, İslam ümmetinin, bütün müminlerin asırlardır dinmeyen ortak hüznü ve kederidir. Dünyanın neresinde bulunursa bulunsun; mezhebi, meşrebi ne olursa olsun, kalbinde iman taşıyan, Resulullah Efendimizi, ashabını ve ehl-i beytini sevip sayıp onlara muhabbet besleyen her müminin ortak acısı ve kederidir. 

Kerbelâ’yı anlamak için Hz. Hüseyin’i tanımak lazımdır. Hz. Hüseyin, dedesi olan Hâtemü’l-Enbiyâ Muhammed Mustafa aleyhisselamın yolunda yürüyen şerefli bir mümindir. Hz. Hüseyin, haksızlığın ve zulmün karşısında duran; hakkın, adaletin, vefanın, sadakatin ve erdemin yoluna baş koyan haysiyetli bir Müslümandır.

Hz. Hüseyin’i sevmek, onun, uğruna can verdiği değerleri sahiplenmeyi gerektirir. Zira o, bütün nesiller ve çağlar için onurlu bir hayatın ve asil bir duruşun muhteşem örneğidir. Hz. Hüseyin’in imanını ve ahlakını kuşanmak, aynı zamanda onun yiğit ve fedakâr şahsiyetini gençlerimize aktarmak bizim görevimizdir. İhmal etmeyelim. 

Muharrem ayının bize en büyük mesajı; birliğimize ve dirliğimize sahip çıkmak, kardeşliğimizden asla ödün vermemektir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizi şöyle uyarır: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” Sevgili Peygamberimiz ise bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Birbirinize nefret ve düşmanlık beslemeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun.”

Yeni Kerbelâ’lar yaşamamak için, aynı imanı, acıyı, özlemi taşıyan kalplerimizi birleştirelim. Gönüllerimizde birbirimize yer açalım, hayatlarımızı muhabbetle buluşturalım. Ortak acılarımıza ve çözüm bekleyen sorunlarımıza ferasetle, basiretle, sorumluluk ve duyarlılıkla yaklaşalım. Bunu yaparken de bu dinin ‘matem/yas dini’ olmadığını gösterelim. 

Olaylar, katliamlar, ölümler, cenazeler genelde ders alma, ibret çıkarma yerine ‘tören’ haline getirildi. Resmi zevat da bu yanlış uygulamalara meşruiyet kazandırdı. Çelenkten, yakalara takılan siyah fotoğraflardan, vakit namazı için girmeyip dışarda cenaze namazı için beklemeye, cenazenin evinden çevresine, çalıştığı kurumdan konumuna göre dolaştırılıp nutuk atılmasına, alkışlarla uğurlanmasına kadar. Bu vesile ile yapılan, yaygınlaşan bu ve benzeri yanlışlıklara da temas etme ihtiyacı hissettim. Kerbelâ ile ilgili kısmındaki zincire vurmalar, vücutlarda iz bırakacak durumların dini bakımdan yanlışlıkları, uygun olmayan davranışları, yapılanları düzeltmemizi, samimiyet içinde yapmalıyız. Bunu folklorik hale getirdiğimiz aşure dağıtımında da düşünebilirsiniz. 950 sene yaşayan ömrünü ‘İslam’a davet’e vakfeden bir peygamberin, yediklerinden mülhem kuş üzümünden, narına, cevizinden diğer malzemelere varıncaya kadar yapılmış aşure mi ön planda, yoksa dinini yaymak için karada gemi yapan bir Peygamberin davası için parçalanması mı? Bu ay “aşure” den ibaret değil! Bu ayın idraki için de Aşure dağıtmak yetmiyor ne yazık ki! Vesileler, gayelerle karıştırılmamalı, esaslar, tali şeylerle yer değiştirilmemeli, âdetler ibadetleştirilmemeli. Hükümler örfe feda edilmemeli. Dinimiz, akidemiz mutlaka ama mutlaka ciddiye alınmalı. Bu din; ne Belediyelerin sosyal faaliyetlerine, ne Devletin ‘örf mühendisliği’ne ne de protokol toplantılarına malzeme olacak bir din değildir. Hoşgörü adı altında, bizleri yanlışlar karşısında tavırsızlığa sevk etmemelidir. Ebedî kurtuluş reçetemiz olan Dinimizi anlamayan, idrak edemeyen, ahkâmına aklı yatmadığı için ona ‘radikal yahut fundamantalist’ diyenlerin cerbezesi, sloganları, oluşturdukları kamuoyu, vs. bizlerin hak ve hakikatleri söylememize mâni olmamalıdır.

Küffarın mezhep, meşrep, mektep demeden Müslümanların geleceğini toptan yok etmek için seferber olduğu böyle bir zamanda, Müslümanların ortak sembol ve değerlerinden ilham ve güç alarak geleceği inşaya yönelmekten başka çıkar yol yoktur. Her gün kanayan İslâm coğrafyası, ülkemizde her gün verdiğimiz şehitlerimizin kanları, zalimlerin zulmü altında inleyen insanlarımızın ızdırapları, makam/mevki düşkünü insanların halleri, kaybettiği mukaddeslerinin yerini alıp dünyevîleşenlerin içler acısı vaziyetleri, Kerbela’da yaşananlardan/yaşatılanlardan farksız mı? Irak. Suriye, Filistin, Arakan, Türk Dünyası’nda, Mısır’da yaşananlar/yaşatılanlar. İhanet eden “Kûfe’liler” var oldukça, ‘Hüseyinler’i bitmez bu dünyanın. Bizi biz yapan mukaddes değerlerimiz etrafında kenetlenelim. Hz. Hüseyin’in asaletini ve güzel ahlakını kendimize şiar edinelim. Biz de şu âyeti, mealiyle (11 Hûd 113) beraber hatırlatıyoruz. “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” 

Bu vesileyle şehitlerin Hz. Hüseyin Efendimiz başta olmak üzere Kerbelâ’dan bugüne kadar, kendini Allah’a adamış, canını feda eden bütün şehitlerimizi, rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. 

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ne Zulüm Biter Ne Hüseyinler

28 Temmuz 2023 20:40

Sayın yazar millet dediğimiz zengin-fakir, zalim-mazlum, sömüren -sömürülen, tefeci -borçlu vb farklı çıkar ve farklı toplum kaymanlarının ortak adıdır. Kederde, kıvaçta bir olur mu hiç? Biri yoksul olmasa diğeri zengin olmaz. Birinin kvancı diğerinin daima üzüntüsüdür. Deprem, sel gibi doğal afetlerden her toplumsal sınıf aynı sorunlarla karşı karşıya kalır mı? 

hepsinin amacı başka, ahirette ortaya dökülecek

28 Temmuz 2023 15:08

Resulullah as’ın torunlarına zulmetmiş bir avuç insan yüzünden hiç alâkası olmayan bir çok insana da hakaretler yağdırılıyor bu bir; ikincisi: kızılbaşların gözüne girmeye gayret eden ilahiyatçı bozuntuları bu şehadetleri kullanıp kendilerine kendi gayelerine uyan alan açıp amaçlarına ulaşıyorlar; yaşar’ın chp milletvekili olup kasayı doldurması gibi

Kerbela niye olmuş...

28 Temmuz 2023 15:06

Ne olmuş niye ANLATMIYORSUN

Selam olsun

28 Temmuz 2023 10:01

Hüseyinlere selam, Yezite Lanet olsun

Kemal-i Şerif

28 Temmuz 2023 09:11

karbela olayı ile şeyh said isyanı çok benziyor; mahkemede şeyh saide hakim sorar: - neden isyan ettin cevap; - din elden gidiyordu. hakim; -istanbul 5 yıl boyunca ingiliz, fransız ve italyan işgali altında kaldı, o zaman neredeydin ? cevap: yok! hain şeyh said'in torunları aynı yolda devam ediyorlar!

Keytullah

28 Temmuz 2023 09:08

karbela olayı ve hilafet müslümanların birliğine değil aksine ayrılığına sebep olmuştur. hz osman,hz ali,hz hüseyin halifelik için öldürüldüler. sünni şii ayrılığı halifelik yüzünden oldu.muaviye ,yezit,mervan, mansur gibi zalimler ve bizim sarhoş selim de halifeydi.bizim padişah halifeleri arap müslümanlar tanımamıştır. birinci dünya savaşında cihat çağrısına uymadıkları gibi hıristiyan ingilizlerle bize karşı savaşmışlardır.halifenin hiç bir etkisi olmadığı gibi hatta ıngilizlerin kuklası halindeydi. engelleyen mi var kendine güvenen müslüman ülke halifeliği ilan etsin. bakalım hangi müslüman ülke tanıyacak.

Rumeysa

28 Temmuz 2023 09:06

karbela olayı; hazreti ali nin ölümünden sonra halifeliği ele geçiren muaviye, ve muaviye nin ölümünden sonra kendisini halife ilan eden yezit, hz. hüseyin den kendisine biat etmesini istemiştir. hazreti muhammed in torunu, hazreti ali nin oğlu hz. hüseyin bunu kabul etmemiş, kendi destek olacağını söyleyen küfe'lilerin yanına gitmek için 680 yılında, 70 yandaşı, ehlibeyti ile birlikte yola çıkmıştır. durumu öğren yezit, kerbela da, 4500 adamıyla birlikte hz. hüseyin e ve 70 yandaşına savaş açmış, çölde susuz bırakmış, hz. hüseyin in kafasını keserek şehit etmiştir.

iKRA

28 Temmuz 2023 09:06

hz. hüseyin’in kerbelâ’da konuşması diyor ki, allah rasulünün reyhan kokulu torunu, karşısındaki, peygamber hukukundan azıcık nasibi olabileceğini düşündüğü, peygamber hatırasına azıcık hürmet edebileceğini umud ettiği, içlerinde yürek taşıdığını sandığı canavar gürühuna: “ey insanlar! soyumu söyleyin, ben kimim? sonra kendinize gelin, nefsinizi kınayın. bakın, beni öldürmeniz, hürmetimi gözetmemeniz size caiz midir? ben, peygamberinizin kızının oğlu değil miyim? ben, peygamberinizin vasisi ve amcası oğlunun oğlu değil miyim? ben, herkesten önce allah’a iman eden ve peygamber’in risaletini tasdik eden kimsenin oğlu değil miyim? seyyid-uş şüheda olan hamza, babamın amcası değil midir? cafer-i tayyar amcam değil midir? peygamber’in benim ve kardeşim hakkındaki: “bu ikisi cennet gençlerinin efendileridir” sözünü duymamış mısınız? “eğer sözümü tasdik ederseniz, bu söylediğim sözler bir gerçektir. allah’a andolsun ki, allah teala’nın yalancıya gazab ettiğini ve uydurduğu sözün zararını kendisine çevirdiğini bildiğim günden beri yalan söylemiş değilim. eğer beni yalanlarsanız şimdi müslümanların arasında peygamber’in ashabından olan kimseler mevcuttur; bunu onlardan soracak olursanız size söylerler. cabir b. abdullah-i ensari, ebu said-i hudri, sehl b. sa’d-is saidi, zeyd b. erkam ve enes b. malik’ten sorun, öğrenin; şüphesiz onların hepsi, resulullah’ın benim ve kardeşimin (hasan’ın) hakkında buyurduğu sözü duymuşlardır. bu sözler, sizi kanımı dökmekten alıkoymuyor mu?” “ben ve kardeşim hakkında peygamber’in buyurduğu bu sözde şüpheniz varsa benim peygamberinizin kızının oğlu olduğumda da mı şüphe ediyorsunuz? allah’a andolsun ki, doğu ve batı arasında (bütün dünyada), sizin ve dışınızdakiler arasında da resulullah’ın benden başka torunu yoktur. yazıklar olsun size! acaba öldürdüğüm bir kimse veya zayi ettiğim bir mal ya da (size vurduğum) bir yara karşılığında mı beni cezalandırmak istiyorsunuz?“ey insanlar! allah’a andolsun bundan sonra süvarinin bineğe binerek meydanda gezdiği süre miktarınca dünyada kalırsınız. bu sözü babam, ceddim resulullah’tan bana nakletti. bilin ki hüseyin’in ümidi ancak yüce allah’adır. çünkü hayatı allah’ın kudreti elinde olmayan kimse yoktur. “yok, yok, yok!yürekler harekete geçmez. yüreklerin içi boşalmıştır sanki… orada, göğüslerin içinde yürek yerine bir kaya parçası vardır sanki… oklar, kılıçlar ve mızraklar konuşur yürekler yerine… kan konuşur. söz, vahşetindir. hazreti hüseyin’le birlikte medine’den gelenler birer birer şehit olurlar. herbirinin şehadeti ayrı bir destandır. onlardan biri ebuzer-i giffari’nin kölesi cevn’dir. işte onun can pazarına yansıyan pırıltısı:“cevn, imam hüseyin’in huzuruna çıkarak meydana gitmek için izin istiyor.hazreti hüseyin: “ey cevn, diyor, sen afiyet ve asayiş ümidiyle bizimle buraya kadar geldin; şimdi kendi yoluna gidebilirsin.”cevn hazreti hüseyin’in (a.s) ayaklarına kapanarak şöyle diyor: ey benim imamım! ben kötü kokulu, hasebi düşük ve rengi siyah bir köleyim. güzel kokulu, şerif hasebli ve beyaz renkli olmam için cennete girmeme müsade edin. allah’a andolsun ki, benim siyah kanım siz resulullah’ın (s.a.) ehl-i beyt’inin pak kanlarına karışıncaya kadar sizi bırakmam.bunun üzerine hazreti hüseyin cevn’a izin veriyor. cevn meydana gidiyor, vuruşuyor ve şehid oluyor. hazreti hüseyin onun başı ucuna gelerek buyurdu ki: “allah’ım! onun yüzünü ak et, kokusunu güzelleştir, onu salih kişilerle haşret ve onu muhammed ve ehl-i beyt’iyle haşret. ”artık sıra ehl-i beyttedir. ehl-i beyt’ten savaş meydanına ilk çıkan hazreti hüseyin’in büyük oğlu ali ekber olur. ali akber, torunlar içinde rasulullah efendimize en çok benzeyendir. o savaşa giderken hazreti hüseyin “allah’ım! şahid ol ki, halk içinde peygamber’in muhammed’e en çok benzeyeni bu kavmin üzerine gidiyor. biz peygamber’i görmek istediğimizde ona bakıyorduk. allah’ım!” diyerek uğurlar. ali ekber parça parça edilir vahşet güruhu tarafından.hazreti hasan’ın oğlu kasım, girer savaşa ve şehit olur. henüz 13 yaşındadır. hiçbir şey, hiçbir şey yüreklerinde bir kıvılcım oluşturmaz vahşet güruhunun. sonra… sonra… hiç anlatılamayacak şeyler oldu. savruldu göklere şehit hüseyin’in ve ehl-i beyt’in muazzez kanları… ondan beri dinmeyen bir ağıt vardır mü’minlerin gönlünde… bir yara… bir sancı… bir fay hattı, bir uçurum…bir de ders olsa keşke…

Hubeydullah

28 Temmuz 2023 09:03

hz. muhammed'in soyundan gelen hemen hemen herkesin öldürülduğü, islamin tekelinin sunnilere geçtiği garip olay karbela olayı. 100 kusur kişiyi çölde sıkıştırıp aç bırakmak, sonra kılıçtan oktan geçirmek, sonra Sünniliğin islami yönetmesi, Şiileri Arapların sevmemesi. türkiye'de de hiç anlatılmaz bu olay. büyük acı der herkes. adam gibi anlatılsa toplumun yüzde 2'si Müslümanlığı bırakır. peygamberin soyunu yok eden adamların dinine inanmak. burası işte dilemma. olaydan sonra kimseye yezid ismi verilmez, hz. ali tarafına inanlar dinden kabul edilmez. bu nasıl istir, nasıl mantık, nasıl olay.

ADİL

28 Temmuz 2023 08:33

HOCAM TESETTÜRLÜ ÇIPLAKLARI YAZIN BİKAÇ AY

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle