• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
22 Kasım 2020

Ahlak-ibâdet irtibatımızı gözden geçirelim!

Günümüz Müslümanlarında yaygın olan iki hastalık türü vardır. Bir kısmı ‘benim kalbim temiz, ahlâkım güzel, ibadet edemiyorsam da falan hacı, filan hoca gibi şu yanlışları da yapmıyorum’ diyerek kendi kendilerini aldatmakta, böylece bir çeşit savunma mekanizmasına sığınmaktadırlar. Huyu güzel olan bir Müslüman ibadeti ihmal ediyorsa manen bir bacağı topal demektir. Bir de bunun aksi, elinden geldiğince zahiri ibadetlere dikkat eden, ancak İslam ahlakından çok uzak olan Müslümanlar da mevcut. Bunların ibadetleri var ama güzel ahlâk yönleri eksiktir. Dolayısıyla bu tür Müslümanların da manen bir ayağı topal demektir. Oysa İslam; sağlıklı insan, sağlam Müslüman istemektedir. İstediği hem ibadetini en güzel biçimde yerine getirmeye gayret eden ve hem de güzel ahlak sahibi olan insandır. Güzel ahlak ve ihlaslı ibadet bir arada olduğu zaman değerlidir.   

Peygamber Efendimiz “Hiçbir mü’min yarın kıyamette teraziye güzel ahlaktan daha ağır bir şey koyamayacaktır” buyurur. Bu hadis-i şerif ile dindar olarak bilinenler amel etmeyince (sadece ibadetle yetinip, ibadetin ahlâk olarak tecellisi görülmeyince) ibadetlerin toplumda müeyyidesi (yaptırımı) kalmıyor. İbadetlerini yerine getirenlerde ‘ahlak zafiyeti’ kendini gösteriyor. Güzel ahlak olmayınca o güzel insan çirkinleşiyor.  

Namaz, Oruç, Hac Müslümanda ahlaki bir şuur meydana getirmeyince maksat hasıl olmuyor. Benzer şekilde; ahlaki davranışlar da ‘ibadet şuuru’ vermiyorsa, ibadet-ahlak istikameti (yönü) kaybolmuş/kapanmış demektir. Eğlenceyle, magazinle, malayani (boş şeyler) ile. Zaman gibi en önemli emaneti lüzumsuz meşguliyetlerle bitiriyor. 

Ahlâk, dinin emir ve yasaklarının amacıdır. Ahlâk, ibadetin değil imanın cilasıdır. İman yürekte yeşeren bir gülse, ahlâk bu gülün sahibine sinen kokusudur. Bu kokuyu kaybettik. İbadeti ahlâkın yerine ikame ettiğinizde, ortaya bir tür ahlaksız abid çıkıyor. Ahlâkımız bize, ibadetlerin şuurunu; ibadetlerimiz de ahlâkın şuurunu vermeli. Ne ibadetsiz ahlâkla, ne de ahlâksız ibadetle olur. İbadet ve ahlâk olmadan mü’min bir hayat sergilenemez. Meselâ tesettür! Allah’ın bu emri; ibadet ve ahlâk ile birleşerek yapılırsa ‘tesettür emri’ gayet güzel yapılmış olur. Böyle olmazsa Peygamberimizin ifadesiyle “giyinik çıplaklar” olarak yapılmış olur. Tesettür de örtü olmaktan çıkar, aksesuar haline getirilir.    

Önce, Resûlullah aleyhisselamın hayatını, gücümüz nisbetinde iyi bilmeliyiz. Sonra, O’nun yolunda olan rehberleri olabildiğince iyi öğrenmeliyiz. Bu okumalar, öğrenmeler okuduklarımızı, öğrendiklerimizi yaşamalar, yaşatmalar hem tahammülü ayarlar, hem de huzurlu bir hayat yaşamamızı kolaylaştırır. Onları düşünelim. Öyle düşünelim ki bugün yaşıyor olsalardı ne yaparlardı, biz ne yapıyoruz? Yaşasalardı bugünün bunalımlarını nasıl çözerlerdi sorusunu düşünelim.  

İslam’ın alnı ak ahlâki kavramları, tıpkı annelerinden İslam fıtratıyla doğan çocuklara benzerler. İslam fıtratı üzerine doğan gül yüzlü güzel çocuklar büyüdükçe çevreleri tarafından yanlış istikametlere yönlendirildiği gibi İslâm’ın gül yüzlü güzel kavramları da  onlara en çok sahip çıkması gerekenler tarafından kirletilir, örselenir ve tacize uğrar. Kirletilen ahlâki kavramlarımıza mı yanalım, İslam adına ortaya konan çirkinliklere mi yanalım, Allah adına aldatılan binlere mi yanalım, ‘ihlas’ diye diye ‘diyalog’ diye diye ‘hizmet’ diye diye tüketilen değerlerimize mi yanalım, hoyratça kırılan umutlara mı yanalım, örselenen güven duygusuna mı yanalım, yoksa mağdur edilen insanlara mı yanalım? Söyleyin, hangi birine yanalım? İnsanlar örnek olması gereken Müslümanların halini görünce dinden soğuyorlar, başkalarının kullandığı malzeme haline geliyorlar. Örneklik sergileyelim! İslam’ın nasıl bir insan inşa ettiğini merak edenler aradığını bizde bulsun. Müslüman şahsiyeti görülmeli ki, İslam’ın insanda nasıl güzellikler inşa ettiği ortaya çıksın. Bu, tebliğ demek. Sözle değil, yaşayarak tebliğ demek bu. Kalbin nasıl bir kalbe, ellerin nasıl bir iradeye, insanın nasıl bir insana dönüştüğünü örneklemek demek. Şahsiyet ve örneklik! “Mümin dil uzatıcı değildir, lânet okuyucu değildir, kötü iş yapan değildir, kötü söz söyleyen değildir. 

‘Ben Müslümanım’ diyenler, gerçek bir ‘Müslüman şahsiyeti’ ile donandığında yeryüzünde İslam için aydınlık bir yolculuk başlayacak. Davet, bütün varlığımızı kaplamalı. Suyun ağaçta, kanın vücutta yayılması gibi hayatımızı kaplamalı. Uygulamalarımız;  nutuk ve söylem yerine, inanç/akide, amel haline dönüşmeli.  

Allah’ı gerçekten seven, O’ndan korkan, O’nun rızasını kazanmayı hayatının amacı bilen insan güzel ahlâklı olur. Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamberimize ve onun şahsında bütün mü’minlere “emr olunduğun gibi dosdoğru ol!” buyuruyor. Kur’an’ın emrettiklerini yapan, yasaklarından kaçınan gerçekten dosdoğru olur. İnsanımız da bunu bekliyor. 

İslam’ı anlatmamız çok fazla bir şey ifade etmez; çünkü bu dünyada her türlü inanç, her türlü düşünce bir şekilde var ve olmaya da devam edecek. Kur’an’ı hâkim kılabilmek, Kur’an’ın temsil ettiği hakikati hâkim kılmakla mümkündür. Bunu yapabilmek için Kur’an’ın konuşan dili, işleyen eli, yaşayan bedeni olmak gerekiyor; aynen Peygamberimiz ve arkadaşları örneğinde olduğu gibi. İşte o zaman güçlü oluruz; işte o zaman özne oluruz; işte o zaman hakkı ayakta tutan şahitler oluruz. Bu durumda da zorlukları kolaylıkla aşarız; çünkü hak olan, hakikat olan bize bugün tahayyül bile etmediğimiz yeni ve büyük imkanlar sunacaktır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şahika

Hepsine yanalım hocam, hepsine....
  • Yanıtla

Mustafa Ersöz

Ortada bir şey yok. Benzer şeyleri duya duya, okuya okuya bıktık. Akıl verenlerin akılları kendilerine faydasız!
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23