• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI
10 Kasım 2020

10 Kasım ve düşündürdükleri

Her 10 Kasım’da bizde olmayan her şeyin yaşatıldığı, itiraz edenlerin susturulduğu günler olmaya devam ediyor. Demokrasi deyip duranlar kendilerinin dışındakine hayat hakkı tanımayan, bir söz hakkı dahi vermeyen, hiçbir şeyi düşünmeyen/düşündürtmeyen, insanlara sürü muamelesi yapan zihniyet, değişmiyor. Her 10 Kasım’da bu zihniyet, çaldırdığı sirenlerle hayatı durdurmaya çalışmasıyla, ülkeyi ve insanlarını cehalet dönemine götürüyor. Şu iktidar döneminde (sebepleri ne olursa olsun) laisizmin, sekülerizmin hâkim olduğu bir dönemi yaşıyoruz. 

Her kesim; Atatürk kutsaması ve tabulaştırması yapıyor. Kemalizm, bir din katına yükseltildi. Anıtkabir tapınak gibi gösterilmeye çalışılıyor. Kemalizm, seküler bir dine dönüştürülmek isteniyor. İslâm sadece bireysel bir inanç olarak gördürüldü. Kur’an-ı Kerim’in reddettiği din algısını, bunlar ‘din’ haline getirdi/getirildi. Aydınlarımızın ifadesiyle bu yapılanlar ‘kültürel inkâr’dır. Dinde olmayan uygulamalarla ‘İslâm’ın karşı karşıya getirmesine toplum alıştırıldı. Anormaller normalleşti. İslâmî kimlik de yok edilme sürecine sokuldu. Ülkedeki güç ve çıkar odakları güçlerini ve menfaatlerini pekiştirmekte kullandıkları bir sömürü aracı işlevi gördü. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Herkes birbirine düşman, herkes birbirini susturmakla meşgul. 10 Kasım’ları bile konuşmadan, sadece tartışılmaz dogma hâline getirerek normal gün olmaktan çıkardık. 

Şunu herkese hatırlatmamız lazım..

Sirenlerle kısmak istenilse de ölümün sesi bütün seslerin üstündedir. Hayatı veren, hayatı durdurabilir. O’ndan başka da hayatı durduracak kimse yoktur. Zira hayatı da ölümü de O yarattı. Ölen ölmüştür. İnansanız da inanmasanız da hakikat bu. Ne yaparsanız yapın, hayatı durduramazsınız. 

O hayatı siz vermediniz. Hayatı ancak onu yaratan durdurabilir. Bu ülkenin enerjisini, gücünü, dinamizmini yok etmek isteyen şer şirret güçler, toplumda yapay gündemler oluşturdu. (Hem din istirmarcıları, hem de Atatürk istirmacıları.) ‘Müslüman’ım’ demek kolay, fakat tasavvurumuzu, aklımızı, şahsiyetimizi Müslüman etmek zordur. 

Bazıları, İslâmsız bir Türkiye hayal ettikleri için önemli günleri, hayallerini gerçekleştirmede çok iyi kullanıyorlar. Kullandıkları insanlar; kullanıldıklarının farkında değiller. Zihni işgalden, başına ne geldiğini bilememe felaketini yaşıyoruz/yaşatıyorlar. Bu sun’î (yapay) gündeme getirilen basitlikler; çok önemli mesele haline getirilerek toplum meşgul edildi/ediliyor. Öyle ki dindar, muhafazakâr kitle bile yapılanları ayıramayacak kadar uyuşturuldu. Herkes dilediği kutsala ibadet edebilir, bir ölüyü diri yerine koyup ona derdini, problemlerini anlatabilir. 

Ancaaak bunu kabul etmeyenlere bu dayatma, bu psikolojik baskı, bu tecrit etme, bu aşağılama da neyin nesi? Hani demokrasi tahammül rejimiydi? Anıtkabir ziyaretine normal bir kabir ziyareti diyebilir misiniz? Binali Yıldırım Fatiha okudu diye yapmadıkları kalmadı. Biraz tarih bilenler, biraz geçmiş kavimlerin hallerini değerlendirenler, bu yapılanların tamamen cehalet döneminin değişik bir versiyonu olduğunu kabul ederler. Şahısların tabulaştırılması ve ortak payda olarak görülmelerinden kurtarılması gerekiyor. Bu toplumu birbirine kenetleyen İslâm konusunda, İslâmî kimlik ve değerlerimiz hususunda yaşasın/yaşamasın daha dikkatli, titiz, itinalı, (özenli), saygılı davranarak dillerinden düşürmedikleri ‘demokrasi’nin gereğini yapmaları şarttır. 

Geldiğimiz noktada, gerek muhafazakâr/demokrat partililerin, gerekse cemaatlerin, diğer İslâmî oluşumların ‘dünyevileşme hastalığı’ ve inandığı gibi yaşamanın terk edilip yaşadığı gibi inanmaya başlamaları, ekonomik, siyasî güç ve çıkarları olduğunda İslâmî ölçüleri kolaylıkla terk edebilmeleri esas itibariyle İslâm’ı yaşanmayan/yaşatılmayan bir din haline getirmişlerdir. 

Gerek siyasette, gerekse toplumda sivil toplumdakilerin İslâmî ölçüleri hiçe saymaları, kul hakkına riayet etmemeleri, toplumun boşluğa sürüklenmesine yol açtı. 

Çare; Müslüman Türk’ün kendi kutsalımıza/değerlerimize, kaybettiğimiz medeniyetimize dönmesidir.  

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Bu ülkenin kurucusu, kurtarıcısı olan milletin sevdiği saygı duyduğu özlediği bir insana olan bağlılığını göstermek amacıyla ölüm yıldönümünde mezarı başına anılması, kiminin bir Fatiha okuması sizi neden rahatsız ediyor.
  • Yanıtla

Ali veli

Sayın yazar, Atatürk'ü seven insan dinden çıkar mı? Ölmüş bir insandan bu kadar korkmaya gerek var mı? Siz insanların Atatürk'e tapındığını mı zannediyorsunuz? Yapmayın zannetmeyin. Korkmayın. Anıtkabir ziyareti yapın. Emin olun tüm korkularınız geçecek. Anıtkabir türbe filan değil. Kutsal bir mekan da değil. Kimse dilek filan dilemiyor. Artık insanların imanını sorgulamayın. Büyük vebal alıyorsunuz haberiniz olsun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23