Türkiye Ortadoğu’nun En Güçlü Devletidir

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Politikayı yönlendiren kişiler tarihi kimliğimizi ve Osmanlı Devletinin devamı olduğumuzu ne yazık ki yeteri kadar bilmiyorlar. Bunu “reaktif dış politika” anlayışında görmek mümkündür. Attığımız her adım; ABD ve Batı ülkelerinin hamlelerine göre oluyor.

Hâlbuki başkalarının kendi ülkemizin politikalarına yön vermesini beklemeden adımlar atmasını bilmemiz gerekiyor. Şunu yaparsan, ben de karşılık olarak bunu yaparım demek yerine; “eğer bana düşmanca bir tutum gösterirseniz cezasını çekerseniz” benzeri bir politika uygulamamız şarttır.

Örneğin savunmamız için çok acil olan S 400 füzelerini aldığımız için ABD’nin yaptırımları ile karşı karşıya kalmış durumdayız. Dış Politikamıza yön veren siyasetçiler adeta ABD Başkanı Trump’a yalvaracak şekilde “aman ne olursunuz yapacağınız yaptırımlar hafif olsun” bekleyişi içine girmiş durumdadır.

Savunmamızı güçlendirdiğimiz için neredeyse özür dileyen bir politika üretiyoruz. Peki, dış politikadaki bu ezik ve kişiliksiz tavrın sebebi nedir?

En önemli sebeplerinden bir tanesi; Tevfik Rüştü Aras’ın 1925’ten 1938 yılına kadar Dışışleri Bakanı olması ile başlayan milli duygulardan uzak tavırlardır. Aslen doktor olan bu zat, Yunanistan ile yapılan mübadelede de görev almıştır. Fakat asıl hüneri; Sabetay Yahudilerinin hariciye nezaretine doldurulmasında olmuş devlet kadrolarının Sabetaycılar tarafından işgal edilmesinde büyük bir rol oynamıştır. O gün bu gündür hariciyemiz monşerlerle dolup taşmış; ülkemizi onurlu bir şekilde temsil kabiliyeti olmayan Sabetay Yahudilerinin eline geçmiştir.

Bu durum silahlı kuvvetler başta olmak üzere devlet kadrolarının tamamında benzeri bir şekilde devam etmiştir. Ne yazık ki; Ak Parti iktidarında da durum fazla değişmemiştir. Hangi toplantıya gitseniz bunları, dinimizde içilmesi yasak olan alkollü içki bardakları ile görürsünüz. İşin kötüsü sizin içki içmediğinizi görürlerse pis pis bakıp “ne münasebetsiz adam” diye arkanızdan konuşmaya başlarlar.

Orduevlerinde ve devletin sosyal tesislerinde son zamanlarda büyük bir alkollü içki patlaması yaşanmaktadır. Yurt dışındaki devlet konutlarında ve elçiliklerde de alkollü içkilere ödenen meblağın haddi hesabı yoktur. İşin kötüsü bunun hesabını tutan veya “ayıptır, günahtır” diye hesap soran dahi yoktur.

Deniz Kuvvetlerinde yaşadığım bir olaydan bahsederek durumun ne derece ciddi boyutlarda olduğunu arz edeyim:

Yıllarca önce bir deniz tatbikatı sonrasında İzmir Orduevinde akşam yemeğine katıldım. Yemekte gemi komutanı bana bir bardak alkollü içki göndermişti. Her ne kadar görmezlikten gelmeye çalışsam da bana; “komutan seninle konuşacak” dediler. “Buyrun Komutanım” dediğimde “sana içki gönderdim niye içmiyorsun” diye bir soru sordu.

Komutana “alkollü içki içmediğimi bunun benim için bir hayat prensibi olduğunu” söyledim. Fakat aldığı alkollü içkinin tesiri ile olsa gerek birden bağırmaya başladı. “ben komutanım, emrediyorum” vs. sözler söyledi. Fakat komutanın tehditlerine beş para ehemmiyet vermiyordum. Daha teğmen rütbesinde olmama rağmen bu tehditler hiç umurumda bile değildi. En fenası gider hapiste paşa paşa yatarım fakat “bu zıkkımı ağzıma sürmem” duygusunu yaşıyordum.

Fakat komutan sesini yükselttikçe masadaki herkes bana pis pis bakmaya başladı. Sanki suçlu benmişim gibi “iç şu zıkkımı, senin yüzünden herkese rezil olduk!” diye bakışları ile dövmeye başlamışlardı. Sonunda Çarkçıbaşımız araya girdi ve rezalet daha fazla büyümeden sona erdi.

Sonrasında bir daha gemi yemeklerine katılmadım. Aslında ben gitmek istemiyordum. Tekrar benzer bir rezalet yaşansın istemiyordum. Başkasının nöbetini alıp yemeğe katılmamak için bir bahane bulmaya çalışmıştım. İşte bu içki belasının ne derece büyük olduğunu varın siz hesap edin.

Şimdi bazı okuyucular diyebilir ki; “Şimdi durum değişti. Artık kimseye içki içme konusunda ısrar edilmiyor”

Ben bu kanaatte değilim. Özellikle askeriyede şimdi manevi baskı çok şiddetlidir. Zira askeriyeye ait sosyal tesislerde bir çok masada içki görmek mümkündür. Müslüman bir ülkede yaşadıklarını unutan bu insanlara ne söylenir veya buna müsaade eden devlet yöneticisi ve komutanlara ne denir? Bilemiyorum. Fakat ülkemi bu hale getiren Sabetay Yahudilerine karşı mücadele azmimin daha çok kuvvetlendiğinden şüpheniz olmasın.

Bu söylediğim acı gerçekleri ve benzerlerini, benim gibi yaşayan milyonlarca vatan evladı vardır. Lakin çıkıp söyleyemezler veya böyle bir imkanları yoktur. Benim gibi yazma fırsatı bulan çok az sayıda insan vardır. Ülkemizin yıllardır kalkınamaması ve gerekli her şey mevcut iken; ekonomik ve sosyal gelişmeyi sağlayamamasının temel sebeplerinden bir tanesi işte bu “Sabetaycı Yahudi” gerçeğidir.

Sabetay Yahudilerinin kökenini araştırmak için mezarlıklarına gidip aile kökenlerini öğrenmeye gerek yoktur. Nerede halkı aşağılayan ve rakı içen bir devlet görevlisi görürseniz bilin ki; bu kişi yüzde elli ihtimal ile bu menfaat grubunun üyesi veya esiridir. Kendisi Yahudi inancı taşıdığı ve Yahudi ismi de olduğu halde Türk gibi görünür. Hatta bazen Cuma namazlarına giderek, insanları kandırdığını zannederler. Kendi aralarında Türklerle alay etmekten çekinmezler.  

İşte bunları devlet mekanizmalarından temizleyip vatanperver asker ve bürokratın işbaşına gelmesi oylarımızla iktidara getirdiğimiz siyasetçilerin işidir. Eğer bu kan emici keneden farksız Sabetaycı güç odaklarını temizleyemez isek daha yıllarca uğraşsak dahi bir adım ileriye gidemeyiz.

İşte orta gelir tuzağı denilen ve son beş seneden beri çakılıp kaldığımız ekonomik sefaletin en önemli nedenlerinden bir tanesi budur.

Fakat siyasetçilerin böyle bir derdi takıntısı yoktur. Onlar “nasıl koltuklarını sağlamlaştırırım” hesabını yapmaktadırlar. Bazıları da “yerime gelmesi muhtemel olan şu rakibimin başına nasıl bir çorap öreyim” telaşı içinde; Sabetay Yahudilerine yaranmaya çalışırlar.

Şimdi bu Sabetay Yahudilerini bir kenara bırakıp 105 yıl önce yaşadığımız bir örnekten yola çıkarak yöneticilerimize onurlu ve ülke menfaatlerini daha güçlü bir şekilde korumasına yarayacak bazı dış politika tavsiyelerinde bulunalım.

Örneğin ABD’nin 1.4 Milyar Dolar ödediğimiz halde ortağı ve üreticisi de olduğumuz F-35 uçaklarını vermemesini değerlendirelim. ABD’nin bu kararına karşı reaktif olmayan bilakis aksiyoner yani ön alan bir tavır belirlememiz gerekiyor.

Tarihi gerçekleri göstererek ABD’nin bizi tehdit etmesini beklemek yerine bizim bu “modern eşkıya” politikası uygulayan devlete; dişlerimizi göstermemiz gerekiyor. “Türkiye’nin silahlarına hukuksuz bir şekilde el koyan bunun maliyetine katlanır” sözünü daha gür biçimde söylememiz gerekiyor.

Peki, bunu neyle yapacağız?

Ülkemizin elindeki çok güçlü silahları hatırlatmak gerekiyor. Çünkü Sabetay Yahudileri ülkemiz insanını çok fazla derecede aşağıladığı için kişiliğimiz ve kendimize güvenimiz kalmamıştır. Öncelikle gavurlara dilencilikten başka bir şeye benzemeyen politikalarla bir yere varılmayacağını bilmek gerekiyor.

Bir kere herkes şunu kafasına sokmalıdır. Türkiye Ortadoğu’nun en güçlü devletidir. Bizim desteğimiz olmadan ne ABD ne de Rusya etkili bir politika uygulayamaz. Hepsinin oyunlarını bozup perişan etme kabiliyetimiz vardır.

ABD, pervasızca PKK terör örgütlerini destekleyip Feto’yu semirtmeye devam ettikçe Ortadoğu’daki tüm menfaatlerini kaybetmek zorunda kalacaktır. Hele hele parasını verip gasp edilen uçaklarımızı vermez ise Türkiye’den kovulacağını hiç tereddüt etmeden kabul etmek zorundadır.

Nasıl ki; 1975 yılında Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun kaldırılmaması nedeniyle; ABD’ye ait 21askeri üs ve tesis kapatılmış 5 bin ABD askeri ve sivil personeli ülkemizden kovmuştuk. Şimdi ABD aynı korkuyu yaşamalıdır.

Hem ABD hem de Hükümet şu tarihi olayı unutmamalıdır. 1914 yılında Osmanlı Devletinin malı olan Sultan Osman ve Reşadiye isimli iki savaş gemisini; o tarihte dünyanın en güçlü devleti İngiltere gasp ederek büyük bir yanlış yapmıştı.

Osmanlı Hazinesinde İngiltere’ye ödenecek para olmamasına rağmen 1909’da kurulmuş olan Donanma Cemiyeti gemilerin parasını temin edebilmek için devreye girdi ve imparatorluğun en ücra köşesine kadar uzanan bir yardım kampanyası başlattı. Halkımız yemesinden içmesinden kıstı, arttırdığı paranın yanına ziynet eşyalarını da kattı, götürüp cemiyete bağışladı, gemilerin bedelleri böyle toplandı ve son kuruşuna kadar ödedi.

Sultan Osman’ın Newcastle’da tezgâhtan denize indirilmesi töreni yapıldı, törende gemilerin baş kısmında şampanya şişesi kırılması geleneği de Müslümanlaştırıldı. Büyük günah yani kebair kabul edilen şampanyanın yerine bir şişe gülsuyu kondu ve şişeyi o sırada Londra Büyükelçisi olan imparatorluğun son sadrazamı Tevfik Paşa’nın ortanca kızı Naile Hanım kırdı.

Bin civarındaki Osmanlı denizcisi aylardır İngiltere’de bekliyordu. 2 Ağustos 1914’teki teslimi beklerken dünya ticaret ve askerlik tarihinin en utanç verici olaylarından biri gerçekleşmişti. İngiliz Hükümeti gemilere Türk sancağı çekilmesi töreninden yarım saat önce Sultan Osman’a el koyduğunu açıkladı, sonra Reşadiye de aynı şekilde gasp edildi.

Bunun bedeli İngiltere’ye ağır oldu. Çünkü savaşa girmek istemeyen Osmanlı Devleti; tarafsız kalmak yerine İngilizlerin birlikte olduğu ülkelere savaş açtı. Çanakkale’de, Kut’da, Gazze ve Yemen’de on binlerce İngiliz askeri öldürüldü ve esir edildi.

Birinci Dünya Savaşı bittiğinde İngiltere dünyanın “üzerinde güneş batmayan ülkesi” değildi artık. Evet, Osmanlı Devleti de bitmişti lakin onurumuzu korumuştuk. Sonrasında Milli Mücadele ile Anadolu’da yeniden ayaklarımız üstünde durmasını bilmiştik. O gün bu gündür İngiltere hep aşağı yuvarlanmakta biz ise Sabetay Yahudileri yüzünden biraz ağır olsa da gelişmeye devam etmekteyiz, vesselam…

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • DenizDeniz1 ay önce
    Abi duzelteyim musaade et.. 1. Dunya savasindan once 18 milyon osmanli vardi. 5 milyonu savasta vefat etti. Osmanli batti. En mutevazi soylemle bize soykirim uyguladilar rezil olduk. Sebebi sifir sanayimiz olmasiydi Çelik dokemiyorduk. Igneden ipliğe almanlar veriyordu. Bulgaristan tren yolu kapandi biz bittik. 2. Ingiltere savastan galip cikti. Superguc statusunu 2. Dunya savasinda kaybetti bizimle alakasi yok soylediginin. Hatta 1. Dunya savasinda iran irak petrollerini kudusu ele gecirdiler. Saglam ganimet elde ettiler. Kuvvetlendiler.
  • AykırıAykırı1 ay önce
    Selamın Aleyküm sayın hocam yazılarınızıtakip ediyor ve zevkle okuyorum. Fakat İslamiyete tek günah, haram içki değil. Birazda devletin başındakilerden tutup en küçük mağazanın müdürüne varana kadar ki eleştirilerinizi de okumak isteriz. Mesela biz vatandaşlar oylarımız ile bir makama getirdiğimiz kişiler tarafından günaha sürükleniyoruz. Onun içindir ki ben de oy kullanmamaya özen gösteriyorum. Bakın bir yönetici kendi çıkarları için herhangi bir kişinin hakkını yer ise ve biz de o yöneticiyi kendi irademiz ile o makama getirmiş isek onun yaptığı her günaha ortak oluyoruz. Haa sakın yok olur mu öyle şey demeyin bana. Peygamberimiz (s. a. v) bir hadisinde buyuruyor ki ; Hayra vesile olan o hayrı yapan gibidir. Evet eğer o bizim seçtiğimiz yönetici de kul hakkı yiyip devletin kasasından çalar, çıkar sağlar ise bizi bu yaptığı günah ve haramlara ortak eder. Şöyle düşünün, ortada bir cinayet var bu olayda azmettirici ve tetiği çekip cinayet işleyen suçlu doğrudur. Ama bunlar kaçıp bir yere sığınınca onları saklayan da suça ortak olur. Yani hayra vesile olan hayrı yapmış gibi ise o yöneticileri de oraya getirip bunlara vesile olan da bu günahların ortağıdır diye düşünüyorum. Ben ancak Allah'a hamd eder bu gibi insanların hepsini O'na havale ederim. Yani tek günah içki olsa o kolay sayın hocam o kolay.
  • Zalim analizciZalim analizci1 ay önce
    Muhtemelen edip sabbah' ın adamı.., yorumlatılmamalı burada?
  • Her gazeteye Her gazeteye 1 ay önce
    Bir Vehbi Kara lazım. Bu askeriye çooooook önemli.
  • hercaihercai1 ay önce
    Soyadi kanunu ile aramiza munafik gibi karistilar, simdi isimleri ahmet, mehmet, abdullah vesaire! Bu onemli, fakat asil onemli olan soru bunlari nasil devre disi birakmamizdir.
  • zalim analizcizalim analizci1 ay önce
    rahmetli M ŞEVKİ EĞRİ TC deki gizli yahudiler sebataycılar pankurudililergenel olarak devleti ele geçiren gayri müslümlerin ülke üzerindeki cenabet emellerini senelerdir yazdı rahmetli olunca o cenabetler başlıkları ile hemen ortaya çıktı onun için devletteki ve kuruluşlardaki bilhassa basındaki bu cenabetleriin hareketlerini iyi takip edelim
  • FondipFondip1 ay önce
    İçki içmenin serbest olduğu cennet nerede? Kanunen üretimi serbest olan bir madde , maliyetinin vergilerle birlikte üç katına satılıyor. Yani bir bira içiyorsunuz , devlet te yanınıza oturup iki bira içiyor. hesabı ödemeden de çekip gidiyor. Burada kim mağdur...
  • EKOLL EKOLL 1 ay önce
    Bu ülkeye bir deli lazım. Koltuğu düşünmeyen bir daha iktidar olurum hesabı yapmayan ülkeyi tüm kurum ve kurulları ile düzeltecek ve sonra gidecek. İnançlı azimli ve kararlı kısaca DELI biri.
  • Yusuf beyYusuf bey1 ay önce
    Vehbi Bey yorumallarına katılıyorum sen bizim elimiz gözümüzsünyüreğine sağlık sağ ol.h
  • vatandaşvatandaş1 ay önce
    Sayın yazar,bir grubu hedef almak yerine sistemi tartışalım.sebetayci Yahudilere rahmet okutacak müslümanlar türedi bunun sebebi ne olabilir?müslümanların genetiği ile oynandı ve oynanıyor.ornegin said Nursi'nin kitaplarının uhrevî bir kitap gibi okunmasinin İslam'da yeri olmadığını düşünüyorum.osmanlinin yıkılması için çaba sarf eden said Nursi gibi din alimleri bugünün musebbibleridir.gunun müslümanlarının rehber edindikleri kaynak ve kişilerinin saibesi ortadan kalkmadan bu sömürgeci zihniyetten kurtulamayacagiz.saygilarimla
  • İlkerİlker1 ay önce
    Bazı gazeteler bir zamanlar dünyanın en önemli devletlerinden birisinin Türkiye olduğunu yazıyorlardı.Ortadoğu'ya mı düştük?Demek ki her yazılan ve söylenene inanmamak gerekir. Demek ki siyasiler halkı kandırdı. Fazla söze gerek yoktur.
  • Z65t7rcvhZ65t7rcvh1 ay önce
    Neden dünyanın en güçlü devleti olmuyo?Insanortalarda gezmemeli ,mensubu olduguda.Ya dorukta ya tabanda.Ya hep ya hıç...Menace...
  • darbeciler yunandan zalimdirlerdarbeciler yunandan zalimdirler1 ay önce
    İhtilal döneminde askere alındık.  bölük komutanı bölükteki bizlere atatürk ilke ve inkilaplarını saydırırken, biz de birbirimize yakın bir kaç arkadaş atatürk ilke ve inkilaplarına  ... siz bizi buraya ülke müdaafası için mi bir araya topladınız...

Günün Özeti