--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye Libya’da Büyük Bir Katliamı Önledi

Vehbi Kara
Vehbi Kara
8

22 Şubat 2020 tarihinde Anadolu Yakın Doğu Araştırmaları merkezinin (AYAM) düzenlemiş olduğu “Berlin Konferansı Sonrası Türkiye’nin Libya’daki Rolü” başlıklı panele iştirak ettim. Çeşitli akademisyen ve basın mensuplarının bir araya gelmesi ile çok verimli ve güzel bir toplantı oldu.

Panel dili Türkçe ve Arapça idi ve her iki dile çeviri yapılıyordu. Çok sıcak ve güncel gelişmelerin de tartışıldığı bu panelde birkaç defa söz alarak Libya ile ilgili görüşlerimi ifade etme fırsatı da buldum.

Toplantı esnasında beni en çok etkileyen husus; bir Libyalı konuşmacının “Türkiye sayesinde Libya’nın başkenti olan Trablus’ta Hafter birliklerinin yapacağı büyük bir katliam önlendi” sözleri idi. Gerçekten de Avrupa ülkelerinin uyguladığı silah ambargosuna rağmen devamlı suretle yardım alan Hafter güçleri, bazı şehirlerde yaptığı gibi büyük bir sivil kıyımına yol açabilirlerdi.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in (BM) tanıdığı Libya’nın resmi hükümetine yapmış olduğu yardımlar sayesinde Trablus’a 8 kilometreye kadar yaklaşan paralı güçler, durdurulabilmişti. Panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu’nun da ifade ettiği gibi meseleyi sadece çıkar odaklı bakmamak gerekiyor. Türkiye, bir türlü doymak bilmeyen Avrupa’nın sömürü çarklarını ve her geçen gün artan İslam düşmanlığını bir şekilde önlemişti. Bunu yaparken petrolü değil bu ülkede yaşayan sivil halkı düşünüyordu. Nitekim Myanmar’da Somali’de Kosova ve Bosna Hersek’te daima Müslümanların imdadına koşmuştu.

Panel’de Libya’da mevcut kabile ve sosyal guruplar, askeri hakimiyet alanları, petrol çıkarılan bölgeler konusunda AYAM’ın yapmış olduğu çalışmalar yansılarla anlatıldı. Ne yazık ki hazırlanan bilgiler sadece Arapça idi. Bununla birlikte Arapça’yı bir parça okuyabildiğim için çeşitli notlar alarak Libya hakkındaki bu çalışmadan istifade etme imkanım oldu.

Libya topraklarının % 70’lik bir bölümü Hafter güçlerinin elinde olsa da endüstri merkezleri ve halkın büyük bir çoğunluğunun yaşadığı Tarblus ve üçüncü büyük şehir olan Misurata, Ulusal Mutabakat Hükümetinin (UMH) elinde bulunmaktadır. Ülkenin güneyinde bulunan ve tamamı çöl olan bir bölgede ise bazı aşiretler iki taraf dışında üçüncü bir tarafı meydana getirmektedir.

İki petrol bölgesi dışındaki bütün hidrokarbon üretim tesisleri Hafter güçlerinin elinde bulunmaktadır. Bu durum Körfez ülkeleri, Rusya ve Batılı güçler tarafından desteklenen Hafter çetesinin asıl maksadının petrol ve enerji kaynaklarını ele geçirmek olduğunu net bir şekilde göstermektedir.

Elbette panelde bir çok konu ayrıntıları ile ele alınarak gündeme getirilmiş olsa da bu makalede önemli gördüğüm hususlara ve kendi konuşmalarıma yer vermek istiyorum. Aksi takdirde yazı sınırlarını çok fazla aşmış olurum.

Libya konusunda en çok dikkatimi çeken husus; Fransa’nın varlığı ve etkileri olmuştur. Bazı konuşmacılar ABD ve Rusya’dan daha fazla Fransa’nın bölge için tehdit olduğunu zira çevre ülkeler olan Çad, Mali ve Nijer’de çok sayıda askeri bulunduğunu dile getirmişlerdir.

Bazı konuşmacılar, Libya’da yaşanan ve Hafter güçlerinin insanlık adına utanç verici olan katliamların medya kuruluşlarında yeterince dile getirilmediğinden yakındılar. Bu nedenle AYAM’ın düzenlediği bu panelin çok önemli olduğunu dile getirdiler. 

Panel’de Türkiye’nin Libya’ya müdahale etmesi sonucunda meydana gelen değişiklikler konusunda benimde değerlendirmelerim oldu. Özellikle gemi kaptanı olarak Libya’nın her iki bölgesine yaptığım yolculuklarla ilgili olarak yaşadığım olayları anlatma fırsatı buldum. Özellikle Avrupa savaş gemilerinin uyguladıkları silah ambargosu denetlemelerinin sadece UMH güçlerine karşı olduğunu dile getirdim.

2019 yılında Libya limanlarına genelde tahıl yükü götürmüş bu arada uyruklarını söylemeyen Avrupa savaş gemilerinin denetlemelerine bizzat şahit olmuştum. İspanyol savaş gemisinde Hırvat ve İtalyan askeri timleri vardı ve koordineli bir şekilde çalışıyorlardı. Hafter güçleri genellikle Mısır tarafından silah yardımı aldıkları için neredeyse hiç denetlenmiyorlardı. Avrupa’lılar buna karşılık BM’nin tanıdığı Trablus Hükümetinin silah yardımı alarak güçlenmesini önlemek adına her türlü ikiyüzlü politikaları uygulamakta idiler.

Trablus’un düşmesini son anda önleyen Türkiye, bölgedeki ağırlığını arttırınca ilk önce İtalya saf değiştirmek zorunda kaldı. Sonrasında ABD, açıkça Libya’nın tanınmakta olan Trablus hükümetini desteklediğini bildirdi. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tunus ve Cezayir’e yapmış olduğu ziyaretler Libya’daki gidişatı tamamen tersine çevirmişti.

Bundan sonra yapılacak en önemli iş UMH’nın en zayıf olduğu konu yani dağınık bir yapıdaki savunma güçlerinin bir araya getirilmesi hususudur. Düzenli askeri birliklerin meydana getirilmesinde Türkiye çok önemli bir görev yapmaktadır.

Bundan sonra zaman Trablus Hükümetinin lehine ve Hafter güçlerinin aleyhine işlemektedir. Kısa bir zaman içerisinde Libya’nın Batı bölgelerinden başlayarak Doğuya doğru hükümet güçlerinin ilerlemesine şahit olacağız. Birleşik Arap Emirliklerinin göndermiş yüzlerce uçak dolusu askeri malzeme, paralı askerlere karşı vatan savunmasını yapan Libya halkının karşısında direnemeyecektir, vesselam…  

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali

26 Şubat 2020 22:29

Adı İslam Devleti olan halkının büyük coğunluğu Müslüman olan devletler ümmet Devleti olmaya karar versinler ALLAH SUBHANEHU VE TEALA NIN izniyle her iş yoluna girer.

Said

26 Şubat 2020 21:32

Helal size Vehbi Komutanım.Super bir yazı ve süper bir yorum.İcimi aydınlattı.Basarilar

Orhan İNAN

26 Şubat 2020 19:38

INŞALLAH. HAFTER VE DESTEKÇİLERİ LİBYADA KAYBEDECEKLER. TÜRKİYE DOSTTUR VE SAMİMİDİR. DAİMA HAKLININ YANINDADIR.

cesurlar

26 Şubat 2020 14:58

Cumhurbaşkanına 'lan' diye hitab eden bir .... var; yazdığı gazetede 'leş' gibi kokup duruyor. Bu herif korkusuz yazarmış, öyle diyor gazetesi.

Pislik kolay temizlenemiyor

26 Şubat 2020 14:35

Kaddafi, Saddami, Esedi gibi eşkiyalar bulundukları yerlerde müslümanların üzerlerine çökmüşlerdi. İlk ikisi geberdi, esed debelenmeye devam ediyor ama artlarında onarılamayan çok büyük yaralar bıraktılar. Bu arada ölümlerinin ardından müslümanlardan bazı kaddafi ve saddam sevicileri de türedi ülkemizde. Şu an Libya ne dehşet bir durumdadır, hâlâ kuyuya atılan taş çıkarılamıyor.

Erzurumlu

26 Şubat 2020 10:21

Türkiye, daima mazlumun yanında zalimin karşısında olmuştur. Paraya petrole tapanlara en büyük dersi vermiştir. Bu hususları daha sık dile getirmeli...

Zaytung

26 Şubat 2020 09:24

Birader son bir aydır bu yazarı okuyorum. Bir arkadaşım tavsiye etti. Zeitung maytung hava gazı:))) Hakikaten adam usta abi! Makaranın böylesi egemence bile yok:))))))

Baybars

26 Şubat 2020 08:02

Reis'imiz; Ümmet-i Muhammed'in umudu, Ululemrimiz, dolandırmaya gerek yok; HALİFEMİZ.ALLAH AZİMÜŞŞAN BAŞIMIZDAN EKSİK EYLEMESİN. Nerede Müslümanlara zulüm yapılıyorsa hemen gereğini yapıyor. İspanyol gemisindeki Hırvat ve İtalyan askerleri size bir şey ifade etmiyor mu ey Tayyip düşmanları! Aklınızı başınıza alın. Bu saatten sonra Reis'imize itaatsizlik direkt İslam'a ve Vatan'a ihanete girer. Ayrılıkçı Müslüman kardeşlerimedir bu ikaz. Kriptolara değil.

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle