• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Vehbi Kara
Vehbi Kara
TÜM YAZILARI
11 Temmuz 2020

Sanal Şirketler ve Esnek Çalışma İlişkileri

Korona Sonrası dönemde çalışma ilişkileri çok farklı olacak demiştik. Son zamanlarda özellikle esnek çalışma modelleri üzerinde ciddi tartışmalar yürütülmektedir. Yeni dönemde internetin daha çok kullanılması ile birlikte “sanal şirket” kavramı da ön plana çıkmıştır. Bu kavramlar üzerinde durmakta yarar vardır.

Sermayenin küresel ve esnek örgütlenmesi emeğin niteliğinde meydana gelen çeşitlenme ve bunun bir ifadesi olarak ortaya çıkan yeni istihdam ilişkileri salgın sonrasında daha da önem kazanmıştır. Emeğin vasıfsal özelliğindeki dönüşüm en açık ifadesini, mesleki kompozisyonu değişime uğratarak bilgi ve becerilere olan talebi farklılaştırmasında bulmaktadır.

Hem nicelik yani yeni işlerin ve mesleklerin ortaya çıkması hem de nitelik olarak mevcut işlerdeki vasıfların ve becerilerin değişmesi, hızla büyüyen meslek grupları olan profesyoneller ve hizmet işçilerinin emek piyasası içerisinde istihdam oranlarının artmasına neden olmuştur.

1970’lerden sonra meydana gelen ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler çalışma sürelerinin kısaltılmasına karşılık “Çalışma Süresinin Esnekliği-Working Time Flexibility” fikrini ön plana çıkarmıştır. İşçi sendikalarının çalışma süresinin kısaltılması taleplerine işverenler esnekliği ileri sürerek iş yasalarının katılıklardan arındırılmasını talep ederek cevap vermişlerdir. Günümüzde çalışma sürelerinin kısaltılması güçleşmiş buna mukabil çalışma sürelerinin esnekliği daha az tartışılır hale gelmiştir.

Korona sonrası çalışma ilişkileri “Sanal Devrim” adı verilen internet üzerinden çalışma sistemlerini daha da geliştirmiştir. İnsanların günlük yaşantıları evden çalışma ile birlikte kökten değişikliklere maruz kalmıştır. Aileler, devlet daireleri ve hükümet, kentler, fabrikalar, çiftlikler hatta eğitim ve sanatın dahi çehresi değişmiştir.

21.Yüzyılda en önemli güç bilgi işlemede meydana gelen sürattir. Bilgi işlemenin buhar makineleri olan yarıiletken entegre devreler ve bilgisayarlar son yıllarda daha fazla aşama göstermektedir. 1945 yılındaki depo büyüklüğündeki bir bilgisayar şimdi küçücük bir cep telefonuna sığabilmektedir.

Daha önceden iş dünyasında bu derece süratle karşılaşılmamıştır. Eğer ayakta kalmak ve küresel piyasalardaki güçlerle rekabet edebilmek isteniyor ise bu hızlı işlem yapma kapasitesini de arttırmak gerekmektedir.

Sonuçta Sanayi Devrimi’nden çok daha kapsamlı ve uzak hedefli yeni bir çalışma döneminin tam ortasındayız. Dünyada ve ülkemizde bu yeni döneme ayak uydurmak hayati derecede önem kazanmıştır.

“Sanal ürün” adı verilen yeni bir ürün ortaya çıkmış bilgi işlemlerindeki en son yenilikler, organizasyonel dinamikler ve imalat sistemleri sayesinde neredeyse her türlü imalat yapılmaya başlanmıştır. Her türde, her yerde ve her zaman kolayca elde edilebilen bu ürünler klasik olarak üretim yapan işyerlerini batırmaya yeminlidirler.

Her alanda örneğin ulaşım araçlarında elektronik ortamda bilet alınması artık sıradan bir işlem haline gelmiştir. Şirketler arasında para transferleri çok kısa süreler içinde gerçekleştirilebilmektedir. İhtiyaç duyulan bir sanayi maddesi istenilen yer ve zamanda müşterisine teslim edilebilmektedir.

Bu ürünlerin ve servislerin ortak noktası “en uygun fiyat ile anında hizmet verip müşterilerini memnun etmek” olmaktır. Bu sürat çağının etkileri ise her geçen gün daha da artarak önem kazanmaktadır. İşte bu sanal ürünlerin fikri, tasarımı ve imalatı, birlikte çalışan ekiplerin akılları, bilgisayarları ve esnek üretim hatlarında saklıdır.

Bir şeyin sanal olması demek başka bir şeyin gücünü ve yeteneğini içermesi anlamına gelmektedir. Örneğin “sanal bilgisayar” adı verilen birkaç kişinin aynı anda kullanabildiği fakat kullanıcıların bilgisayarı tek başına kullandıkları izlenimini verecek kadar hızlı makineler ve sosyal ağlar geliştirilmiştir.

İnternet sayesinde kullanıcı istediği zaman ve yerde bilgilerine erişim imkânı bulabilmekte ve“sanal gerçeklik” adı verilen bir olayın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Sanal ürünler sadece müşteri için değer taşımakla kalmamakta aynı zamanda üretildikleri şirketleri de başarıya götürecek şekilde yapılandırma imkânı kazandırmaktadır. Bu yeteneklerin gelişmesi için organizasyonel ve üretim becerilerinin devamlı surette yenilenmesi ve öğrenilmesi gerekmektedir.

Sanal ürünlerin ortaya çıktığı sanal şirketler dışarıdan izlendiği zaman; şirket, satıcı ve müşteri arasında sınırların olmadığı ve devamlı surette değişikliklerin yaşandığı görülmektedir. Şirketin içindeki manzara biçimsiz olup geleneksel ofisler, bölümler ve işletme birimleri gereksinime göre sürekli olarak yenilenme eğilimi taşımaktadır.

Bu arada çalışanlarına fazlasıyla sorumluluk yükleyen sanal şirketlerin “insancıllıktan uzak sömürücü bir tehdit taşımamakta” olduğu iddia edilmektedir. Bu yeni sistemin insan yaşamı üzerindeki olumsuzluklarına her gün daha fazla dikkat çekilmekte olsa da eski çalışma ilişkilerine dönüşün olamayacağı da ifade edilmektedir.

Bugün bilgisayar ve internet hatları sayesinde bilgiler çok daha doğru ve insan emeğinden daha ucuza toplanmakta, elektronik hızla özet çıkarıp karar mekanizmalarına bilgileri ışık hızıyla göndermek mümkün olmaktadır.

Bilimsel yönetimi icat eden F. Winslow Taylor ile seri üretimi mükemmelleştiren Henry Ford’un sisteminde, yatırımı güvenli kılan eden anahtar kelime “değişmezlik” idi. Fakat gelişmiş ekonomilerde değişmezlik geçerliliğini yitirmiş, bir zamanlar verimi tehdit eden esneklik ve duyarlılık şimdilerde rekabetin anahtar kelimesi haline gelmiştir.

Sanal şirketler, esnekliği ve hızı sayesinde sipariş üzerine seri üretilmiş ürünler ve hizmetlerin esas olduğu iş çevresine karşı belirgin bir üstünlük kurmuş, çağdaş iş yaşamına yeni bir yön vermiştir. 21. yüzyıl şirketlerinin önem vermesi gereken sanal şirket ve esnek çalışma ilişkileri şu başlıklardan meydana gelmektedir:

· Tam zamanında hammadde akışı

· Ekip çalışması

· Esnek imalat

· Tekrar kullanılabilen mühendislik

· Çalışanlara yetki verilmesi

· Organizasyonel akış

· Bilgisayar destekli tasarım

· Topyekûn (toplam) kalite yönetimi

Bütün bu başlıklar yönetimde yassılaşmayı yani dikey yönetim organizasyonlarının yerine orta kademe yöneticileri ve hatta personel yöneticilerinin ortadan kalktığı yassı bir organizasyona bağlıdır. İşletmenin bilgi etrafında yeniden yapılandırılması genel yönetim işleyişinde çalışan sayısında önemli bir azalmaya neden olmaktadır.

İş hayatındaki bu devrim daha önceki devrimler gibi beraberinde sadece ticari değişikliği değil aynı zamanda sosyopolitik değişimi de kapsamaktadır. İş, işveren ve işçi ilişkilerinin kavramı değişmektedir.

Artık bu yeni süreçte zaman, öğrenme, uygulama, sahiplik duygusu ve özgürlük ön plana çıkmıştır. Öyle bir döneme doğru ilerlenmektedir ki müşterilerin bilgisayarları ile fabrikalara bağlanıp direkt olarak imalat sistemine ulaşarak ihtiyacı olan ürünleri elde edebilmesi mümkün olmaya başlamıştır.

Artık klasik çalışma ilişkileri yerini bambaşka bir döneme bırakmaktadır. Zira gelecekteki fabrikalar öyle donanımlı olmaktadırlar ki toplumun ihtiyaç duyduğu malları üretmek için çok fazla çalışana ihtiyaç duymamaktadır. Hatta her geçen gün sayısı artan robot makineler işçilerin yerini almaktadır. Çalışma ilişkilerine dikkat edildiğinde ise ücretli sistemden ziyade daha esnek ortaklık biçimlerinin göze çarpmakta olduğu görülmektedir.

Katı bürokrasi biçimlerini eleştiren, risk almaya vurgu yapan ve esnek iş modellerine karşı eleştirel yaklaşanların sayısı artmıştır. İnsanların kendi yaşamlarını şekillendirmede daha fazla özgürlük tanındığı esnek iş düzenlerinde, geçmişin yürürlükten kaldırılan kurallarının yerine yeni kontrol biçimleri konulmuştur.

Esnek çalışma ilişkileri ile yeni yeni ortaya çıkan çalışma ilişkileri, sosyal gruplar, takım çalışması, insanlar arasında yüz yüze etkileşimden doğan sinerji, çalışan örgütlenmesi gibi kavramları ele almayı gerektirmiştir. Çalışanların işyeri dışında kendi çalışma planlarını yapabilme becerisi, farklı sosyal çevreler ve iletişim kanallarının açılmasına yol açmış; çalışanların bireysel davranmaya teşvik edildiği ve sosyal ihtiyaçların dengelendiği farklı alanların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi, rekabetin giderek artması ve küresel bir hale gelmesi ekonomik modellerde önemli değişiklikleri zorunlu hale getirmiştir. Bu değişim çoğunlukla gelişmiş sanayi ülkelerinde kendisini göstermektedir. Değişimin dinamikliği ise ortaya çıkan sorunlara çözümler bulunmasını zorunlu hale getirmektedir.

Geleneksel kitle üretiminin yerine esnek uzmanlaşma adı verilen sistem insan kaynaklarının yer ve işlevlerini rahatlıkla değiştirebilmelerine imkân tanımaktadır. Böylece maliyetlerde etkinlik sağlanarak iş gücünün verimliliği artırılmış olmaktadır.

1948’de Marx, işçilerin kapitalist efendilerine karşı ayaklanacağını düşünmüştü. Fakat seri üretim devriminin işçilerin yaşam kalitesini artıracağı, orta sınıfın gelişeceği, sivil toplum örgütleri ve sosyal haklar sayesinde çalışanların refahının artacağı düşünülmemişti.

İşte bu sanal devrim Marx’ın öngörüsünden çok farklı bir şekilde ortaya çıkmış işçi devrimi diye bir beklenti ortadan kalkmıştır. Marx’ın aklına dahi gemlemeyen daha derinden ve köklü bir çalışma devrimi gerçekleşmeye başlamıştır.

Aslında bu gelişmeler çalışanların kendi işinin sahibi olduğu ve sömürünün olmadığı, gelir adaleti ve özel mülkiyet alanlarında yeni bir dönemin altyapısını hazırlamaktadır. Biz buna “malikiyet ve Serbestiyet Çağı” adını veriyoruz. Çünkü erdemli bir toplumda insanların bir başka insanı köleleştirmesi ve onu sömürmesi düşünülemez, vesselam…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

SOKAĞIN SESİ

 AYASOFYA İBADETE AÇILDI.
  • Yanıtla

ayşe gül

ayasofyanın cami olarak açılmasına dair sayısız yazılarınız var iken, bugünkü yazınız ilginç! duymadınız mı yoksa?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı