Sahabeye Dil Uzatan Aşağılık Soytarılar
Günümüzde İran ve Suudi Arabistan devletleri, birçok sivil toplum örgütüne parasal destek sağlayarak ehli sünnet düşmanlığı yapmaktadır. Öyle ki; fonladığı bu kurumların televizyonları dahi vardır. Bu gurupların işleri güçleri, Şia propagandası yapmak ve Vehhabi aşırılıklarını bu vatanda tesirli kılmaktır.
Bu işlere teşne olan sayısız sözde ilahiyat fakültesi hocası vardır. Mübarek üç ayların başlaması ile birlikte televizyon ekranlarını doldurarak zehir kusmaya yeniden başlayacak bu kişilere karşı çok dikkatli olmak gereklidir. Bu bedbahtlara söyleyecek çok sözüm var. Öncelikle şu önemli hususu tespit etmek gerekiyor.
Günümüzde ilahiyat fakülteleri ateizm ve deizm gibi İslam düşmanlığı yapan kurumlar haline gelmişlerdir. Örneğin Mustafa Öztürk hadisesi buzdağının sadece görünen yüzüdür. Bundan daha başka Kuran, hadis ve sahabe düşmanlığı yapan yüzlerce profesör ve öğretim görevlisi vardır. Din ve vicdan özgürlüğüne aykırı bu tutum ve davranışları sürdüren kişilere karşı Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) sessiz kalarak büyük bir suç işlemektedir.
Eğer bir şekilde canımız ciğerimiz yavrularımızı ilahiyat fakültelerine göndermişsek çok dikkatli olmalarını ve ehli sünnet düşmanı bu hocalardan olumsuz etkilenmemeleri için çok emek vermeliyiz. Çünkü bunlar İslam’ı öz kaynaklarından değil Batı bakış açısı ile öğrenmektedirler. Zihinleri Roma ve Yunan felsefesi ile kirletilmiştir. Maalesef önemli bir kısmı ehli sünnet çizgisinden çıkarak sahih hadisleri dahi inkar etmektedirler.
Bazı hadis inkârcılarının Mutezile, Cebriye, Vehhabi ve Şia etkisi altında kaldığı pek açıktır. Zihinlerini ehli sünnete kapatmış olmalarından dolayı gerçekleri anlamaları çok zordur. Bir de bu devletin maaşından başka İran ve Suudi paraları ile ehli sünnet düşmanlığı yapmaya devam etmektedirler.
Şia ve Vehhabi düşüncesini yaymak için ilk yaptıkları icraatlardan bir tanesi hadisleri inkâr etmektir, demiştik. Bu saygısız kişiler; icma ve kıyası zaten kabul etmezler. Çünkü bunlar ehli sünnetin muhteşem eserlerine tenezzül edip bakmazlar bile. Fakat bir felsefecinin veya Batılı düşünürün sözü bunların yanında çok kıymetlidir. Adeta kutsal metin gibi bu materyalist ve İslam düşmanları gafillere taparcasına meftundurlar.
Bu ahmaklara göre Kuran yeterli olup hadislere asla itibar etmemek gerekir. Çünkü zehirlerini kusmak için hadisler büyük bir engeldir. Ehli sünnet âlimlerinin kitapları ise bunlar için yasaklıdır. Çünkü Müslümanlar arasında fitne çıkarmak için hazırladıkları bütün tuzaklar bu kitaplar sayesinde kolayca çürütülmektedir. Utanmadan ehli sünnet alimlerine hakaret ettikleri halde savcılıklar bunlar hakkında en küçük bir soruşturma bile açmazlar.
Bu aşağılık soytarıların yaptıkları diğer bir icraat da kâinatın birer yıldızı olan sahabelere dil uzatmaktır. Burada özellikle konu üzerinde durmak istiyorum.
Fetih Suresi 29 Ayet meali sahabeler hakkındadır ve şu şekildedir:
“Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vaat etmiştir”.
Bu ayette; Peygamber Efendimiz (asm) ile birlikte bulunan ve ona sahip çıkan Sahabelerin üstün vasıfları hakkında İncil ve Tevrat’ta dahi ayetler bulunduğu açıkça ifade edilmektedir. Şimdi kalkıp sahabelere dil uzatan insan bozması bu mahluklara ne demelidir? Değerli okuyucularımın yorumlarına bırakıyorum.
Elbette sahabeler hakkında başka ayetler de vardır. Fakat yazı hacminin sınırlaması nedeni ile bunu yeterli görüyoruz. Bir tane de hadis-i şerif meali verelim:
“Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.” (Beyhakî, el-Medhal, s.164, Kenzu’l-ummal, h. no: 1002)
İşte Sahabeler Şanlı Nebi hazreti Muhammed (asm) katında ne kadar değerli olduğunu anlamak için zeki olmak gerekmemektedir. Sahabelerin üstün vasıflarını gösteren yüzlerce hadis vardır. Fakat bir tanesi ile yetiniyoruz.
Şu husus iyi bilinmelidir ki; İslam alimlerinin en büyüğü dahi sahabelere yetişemez. Çünkü Nübüvvetin nurundan istifade etmişlerdir. Bu meseleyi en güzel bir şekilde bediüzzaman’ın eserlerini okuyarak anlamak mümkündür. Zira Peygamberimizin (asm) bir sohbetinde bulunma şerefine nail olmuş bir insan, İslamiyetle öylesine güçlü bir bağ kurmuş olur ki; bunu ifade etmek benim gibi aciz bir insan için çok güçtür.
Belki bir kitap yazarak bu büyük hakikatin bir parçasını gösterebilirim. Bu nedenle ehli sünnet alimlerinin kitaplarına müracaat etmelidir. Fakat asla Batı düşüncesi ile hareket eden ve ehli sünnete savaş açmış sözde ilahiyatçıların fitnelerine kanmamak gerekiyor.
Okuyucularım çok değerli ilahiyat hocalarının bulunduğunu söyleyerek bana itiraz edebilirler. Elbette doğrudur. Kendisinden çok istifade ettiğim değerli hocalarımızı yok sayamam. Fakat maalesef bunların sayısı o kadar azdır ki; bu birkaç zatı istisna saymak gerekir.
Son söz olarak “her sözü kabul etmemesini” ve muhakkak surette mihenge vurulması gerektiğini hatırlatmak isterim. Zira öylesine çok silik söz ve sahte alimler var ki; piyasayı bunlar doldurmuş. Maazallah itikadımızı sarsacak kadar fitne üretmeyi becerebilmektedirler. Şeytan bu insanları gördükçe bana ihtiyaç yok diyerek pek de keyiflidir, vesselam…


