--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Özgürlüğe Kavuşturulmuş Zaman “Özel Mülkiyet ve Hürriyet Devri”

Vehbi Kara
Vehbi Kara
1

Batı dünyasında 1789 Fransız devriminden hemen sonra ücretli sistemin yaygınlaşması ile birlikte toprak ağalığı yani feodalizm neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. Fakat bu sefer de toprağa bağlı köleliğin yerine emeğin metalaştırılması süreciyle karşı karşıya kalınmıştır. İşte ücrete bağlı bu sistemin diğer bir adına da “modern kölelik” denilmektedir.

Kapitalist sistem, belirli bir oranda ücretli emek ilişkisinin ve özel mülkiyet hakkının sürekliliğinin ve genişlemesini güvence altına almıştır. Bununla birlikte insan emeğinin sömürülmesi ve özgürlüklerinin kayıtlar altına alınmasına engel olamamıştır. Bu nedenle kapitalist sistemin anlaşılması ve değerlendirilebilmesi için ücret sistemlerini gözden geçirmek önemlidir.

Michel Husson, “Çalışma Hakkı Ya da Evrensel Gelir”, başlıklı makalesinde “Ücretliliğin köleliğinden sadece yarı zamanlı kurtulmak mümkün değildir: günde iki saat dahi olsa sömürülmek, yabancılaştırılmış bir çalışmaya mecbur olmak zamanın geri kalanında köleleşmektir” demektedir. Böyle söylemesine rağmen özgürleşmek için ücretli emek alanını mevcut efendilerine terk etmeyi öngören her projeye “bir serap” olarak bakan Husson, özel mülkiyet ve hürriyet sistemini anlamakta güçlük çekmektedir.

“Ücretli kölelik” kavramına yer vermekle birlikte “emek örgütlenmesini” esas amaç olarak benimseyen Husson, belli ki sosyalizm kalıplarından kurtulmakta zorlanmaktadır. Zira ücretli dönem sonrasını hayal dahi edememektedir. Bundan 90 yıl önce “Malikiyet ve Serbestiyet Devri” fikrini ortaya atan Bediüzzaman Said Nursi’den bu anlamda çok şey öğrenmesi gereklidir. Zira “özgürlüğe kavuşturulmuş zaman” kavramını ancak bu şekilde anlayabilecektir.

“Özel Mülkiyet ve Hürriyet” devrini tanımlayabilmek ve özelliklerini ifade edebilmek için ücret konusunun geniş bir biçimde ele alınması ve anlaşılması şarttır. Zira insan, doğası gereği esir ve bağımlı olarak çalışmak istemediği gibi ücretli olarak da çalışmak istemez. Bu konuda Nursi’nin “insanlık esir olmak istemediği gibi ecir de [ücretli işçi] olmak istemeyecektir” tespiti önem kazanmaktadır.

Bediüzzaman’a göre insanlığın yaşadığı devirler 5 dönemde (Vahşet ve Bedevilik, Kölelik, Esir, Ücretli, Malikiyet ve Serbestiyet Devirleri) olarak ele alınmıştır. Sanayi devrimiyle birlikte insanlığın dördüncü dönemi olan ücretli sistem yaygınlaşmıştır. Bu döneme her ne kadar kapitalizm adı verilse de bu tanım yetersiz kalmaktadır. Çünkü Kapitalizmden sonra gelmesi hayal edilen sosyalizm ve komünizm, ücretli sistemden başka bir şey olmayıp devlet kapitalizmi de denilmektedir. Bu nedenle yaşadığımız döneme kapitalizm yerine “ücretli dönem” adı verilmesi daha kapsamlı ve şümullü olması nedeniyle çok yerinde olacaktır.

Özel mülkiyet ve hürriyet devrinde ise serbest çalışan ve girişimcilerin sayısı; ücretlilerin sayısından çok fazla olacaktır. Günümüzde özellikle Batı dünyasında ücretli çalışanların oranı % 92 gibi maksimum bir düzeye yükselmiştir. Demek ki Bediüzzaman’ın öngördüğü bu yeni devirden hala uzakta bulunuyoruz. Kendi işinin sahibi olarak çalışanlar, ücretli olanlardan daha fazla olursa işte o gün Malikiyet ve Serbestiyet devri gelmiş diyebiliriz.

Bununla birlikte Korona virüs sonrasında insanların ücretli sistemi bırakarak kendi işinin sahibi olma sürecinin hızlandığını söylemek abartılı olmayacaktır. Çünkü bu salgın hastalık iş dünyasında önemli ölçüde davranış kalıplarının değişmesine yol açmıştır. Geriye dönmek ve ücretli sistemin insanların başına açtığı sorunlarla tekrar baş başa kalmayı öngörmemekteyiz.

Korona sonrasında gelişen teknoloji ve iletişim imkânları ile insanlığın sınıf değiştireceği, yani işçi olanın devamlı işçi olarak kalmayı istemeyeceği, elde ettiği bilgi ve eğitimi sayesinde kendi işinin patronu ve emeğini kendi imkânları ile pazarlayabilecek konuma geleceği artık daha çok dillendirilmektedir.

İşte özel mülkiyet ve hürriyet devrinde insanlar ücretli değil işyerlerinin sahibi veya ortağı olarak çalışmak isteyeceğini rahatlıkla öngerebiliriz.Bunun sonucunda gelir dağılımının da eskiye oranla nispi ölçüde düzelmesini beklemek pekala mümkündür.

Bu konuda Apple, Pixar, iPod, iTunes ve daha birçok şirketin kurucusu ve yöneticisi olmuş Steve Jobs’un ücret ile ilgili tutumu çok ilginçtir. Ücretli olmak yerine kendi işinin sahibi olmayı tercih etmenin en çarpıcı delillerden bir tanesi olarak yıllar önce ölen bu zatı örnek gösterebiliriz.

Jobs, ilk yıllarda NeXT’ten hiç maaş almamış; ta ki evliliğinde sosyal güvenlik yasaları gereğince Pixar’da 50 dolar almak zorunda kalmıştı. Apple’da bile, şirket ayağa kalktıktan ve CEO’su için ciddi bir bütçe ayırabilecek hale geldikten sonra dahi maaşı sadece sağlık sigortası alabilmek için kabul etmişti. Çünkü Jobs, bir işin sahibi olmakla maaşlı çalışmak arasındaki ayırımı net bir şekilde belirlemişti. Maaş kabul etmek ona sevimsiz bir fikir gibi geliyordu ve geleceğin farklı bir şekilde olacağını kavramıştı.

İnsanların Korona salgınından sonra ortaya çıkan ekonomik kriz ve işsizlik sorunlarına karşı özel mülkiyet ve hürriyet devri ile ilgili çözümlere daha fazla ilgi duyulacağını ummak mümkündür, vesselam…

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Proletarier

13 Mayıs 2020 13:09

Kapitalizm ülkede yayılmışken herkes için özel mülkiyet söz konusu olabilir mi? 

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle