• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Vehbi Kara
Vehbi Kara
TÜM YAZILARI
27 Ağustos 2019

Necip Fazıl’ın Kitabı Toplatıldı

Acaba dünyanın hiçbir yerinde 15 yıl bir siyasi partinin başkanlığını yapmış ve devleti yönetmiş birisinin; eleştirilmesini engelleyen bir yasa var mıdır?

Diyelim ki; faşist yönetimler altında yaşayan ülkelerde bir dönem 5816 sayılı yasa benzeri eleştiriyi suç sayan kanunlar vardır. Peki, hala böyle bir yasanın yürürlükte olduğu ve çok önemli kişilerin böyle bir kanun nedeniyle yargılanıp hüküm giydiği bir ülke var mıdır?

21. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna gelindiği bir tarihte Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli şair, tarihçi ve edebiyat üstadı Necip Fazıl Kısakürek gibi bir zatın kitabının toplatılmasına ne denir?
Çok şey söylenir elbette. Fakat uslubumuzu bozmayacağız. Sadece bu baskıcı yönleri ile ne derece çirkin olduklarını ve hiç utanmadan özgürlük adına yalan söylediklerini yüzlerine vuracağız.

T.C. İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 22 Ağustos 2019 tarihinde vermiş olduğu  Necip Fazıl Kısakürek’e ait olan “Put Adam” kitabına “el konulması, dağıtım ve satışının yapılmasının yasaklanması” kararından bahsetmek istiyorum. Bu karardan dolayı vicdanı olan her Türk Vatandaşı derin acılar hissettiğinde şüphe yoktur.

Bundan 12 gün önce bu kitaptan bahsederek “Eski Bir Türk Subayı” başlığı ile bir makale yazmıştım. Yazının başında “Dünyada örneği var mıdır, bilinmez fakat ilginç bir kitaptan söz etmek istiyorum. Aslı Türkçe olup Arapçaya çevrilen ve daha sonra tekrar Türkçeye çevrilmiş bir eserden bahsedeceğim. Bu kitabın orijinal ismi “er-Raculü’s Sanem” Türkçe tercümesi ise “Put Adam” ismini taşıyor” diyerek; okuyucularımın dikkatini çekmeye çalışmıştım.

Lakin Türkiye’de özgür düşüncenin konuşulmasını ve tartışılmasını istemeyen mihrakların daha fazla dikkatini çekmiş olmalı ki derhal savcı ve hakimleri harekete geçirerek kitabın toplatılmasına dair karar çıkarttılar. Hukuk sürecinin bu kadar çabuk işlemesi, yıllarca süren mahkeme kararlarından mağdur halkımızın dikkatini çekmiş olabilir. Zira basit bir karar için dahi en az 2 yıl mahkeme kapılarında sürünürken bir iki hafta içinde bahse konu kitabı toplatma kararı çıkarılması mümkün olabiliyor. İnsan sormadan edemiyor tabii…

Kitabı okuduğumda öylesine çok yeni bilgi ile karşılaştım ki; Türkiye’nin yakın tarihini bilmek isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir kaynak olduğu kanaati perçinleşti. Resmi tarih yalanlarının aksine; çeşitli kaynakları referans göstererek bir çok tarihi olayın içyüzünü okurlarla paylaşılıyor. Cevabını bulmakta zorlandığımız sorulara karşı ikna edici gerçeklerle ortaya çıkıyor.

Elbette Necip Fazıl gibi bir edebiyat dahisinin elinden çıkmış olması kitabın değerini ve içeriğini de zenginleştiriyor. İki defa tercüme edilmiş olması yani Türkçeden Arapçaya ve Arapçadan tekrar Türkçeye çevrilmiş olması dahi üslubunu bozmuyor. Fakat asıl önemi; yakın tarihimizde cereyan eden olayların içyüzünü açıklamış olmasıdır.

Yıllarca 1924-1946 yılları arasındaki tek parti yönetimini özgürlük ve hürriyet olarak yutturmaya çalışanların suratına çarpan bir tokat olarak bu kitabı takdim etmekte yarar vardır.

Kitapta geçen ve insanı hayret içinde bırakan bahisler var. Örnek olması bakımından sadece bir tanesine; medeni kanunun çıkış macerasına yer vereceğim. Yazar Rıza Nur’un “Hayat ve Hatıratım” isimli kitabından alıntı yaparak şöyle bir eleştiri getiriyor:

“Kanun Mecliste düşünmeksizin ve münakaşa etmeksizin kabul edildi. Boyacı küpüne girer gibi çıktı. Bu medeni kanun Hıristiyan geleneğine haizdir. Biz Türkler ise hemen on asırdır Müslümanız. Kanun demek örf demektir. Zavallı Türkün ne talihsiz başı varmış. Bütün zıddına olan örfler tepesine biniyor… Sonra bunun esası Roma Hukukudur. Bunlarda biraz rötuş lazımdı. Aynen almak hata idi. Aldılar hatta bunda pek ileri gittiler. Sonunda gülünç şeyler oldu. Mesela Hıristiyanlarda da bizdeki gibi sütkardeş vardır.

Sütkardeşlerin evlenmesine Fransa’daki kiliseler müsaade etmez. İsviçre kanununda da böyledir. Aynısını aldı diye kanun metninin yazarı Mahmut Esat’la alay edilmiş… Mahmut Esat da değişikliği yaparak hile ve sahtekarlığa başvurmuş. “Matbaa hatasının tashihi” diye bir hata sevap cetveli yapıp bunu da Meclisten geçirdi. Bu suretle cetvel de mercii oldu… Bu suretle sütkardeşlerin evlenmesini men eden kaydı da kaldırmıştı. Artık Türkler sütkardeşleriyle de evlenebilirler. Hıristiyanları bile geçtik”   

İşte yakın tarihimizden çok küçük bir kesit olarak sunduğumuz medeni kanun ile ilgili küçücük bir kesit. Toplatılan kitapda bunun gibi yüzlerce bilgi ve belge var. Bunları tartışmak; şurası doğru burası yanlış diyerek itiraz etmek yerine ne yapılıyor? Tiz toplatın ve kaldırın…

Sonra medya kurumları aracılığı ile özgürlük, hukuk devleti vs. diyerek şaklabanlık yapan zavallılara şahit oluyoruz. Ulan bir parça utanın be!

Kitap toplatıp yasaklayarak bir yere varılamayacağını bu gafil insanlara nasıl anlatacağız. Yahu artık internet var. En aykırı bilgilere dahi birtuşa basarak erişim imkanı buluyorsunuz. Bu girdiğiniz yol çıkmaz sokak! Daha nasıl söyleyeyim.

Faşist yazar ve konuşmacıları karşılıklı dizerek açık oturum yapıp bir de basit konularda kavgaya tutuşturuyorlar. Gören de “abov! ne biçim tartışıyorlar” desin diye. Halbuki konuşanların neredeyse hepsi aynı türden insanlar. Tek parti yönetimine; demokrasi ve cumhuriyet diyerek beyni yıkanmış koyun sürüsünden pek de farkı olmayan insanlar.

Bunun yerine resmi tarih yalanlarını çürüten eserleri gündeme getirip tartışsalar ya! İşin kötüsü bunları dile getiren birisine hemen çıkıp ağza alınmayacak derecede galiz küfürlerle hakaret ederler. Yetmedi hain! Yaftası ile hücum ederler. Bu faşistler hakaret ederken nedense savcıların aklına suç gelmez. Fakat resmi tarihin aleyhinde küçük bir eleştiri yapanı gördükleri andan itibaren derhal kodese tıkmaya çalışırlar. Ana adı, baba adı diyerek mahkemelerde süründürürler. Daha sonra kalkıp kanun devleti, hukuk devleti diyerek konuşmaya başlarlar. Yuh olsun!

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kocasolak

Hocam biz SÖZDE 18 yıldır iktidardayız, hiç alakası yok. Batı mandasını kabul etmiş, köşebaşlarını kimselere kaptırmayan, sözde kuvvetler ayrılığı KUVVETLERİ yönetiyor ülkemizi. Bu kafayı ancak EĞİTİM ile değiştirmek mümkündü. Biz de eğitim konusunu SAVSAKLADIK. Ak parti içinde öyle SIKI adamları vardı ki eğitimi onlar aracılığı ile savsaklattılar. Bu kitabı koyun internete herkes okusun. Mahkeme davasını da reklamı olarak KULLANALIM, gündemde tutalım.
  • Yanıtla

Fazıl hayranı

Bahçeli ve Perinçek gillerin gemisinde Necip Fazıl olmaz o fazla İslamcı . yazar bey ,neyse....
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23