Milli Yeminimizi Lozan’da Bize Yedirdiler

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Lozan Osmanlı topraklarının tapu dağıtım töreni olup Misak-ı Milli’den (Milli Yemin’den) vazgeçtiğimizin bir delilidir. Mondros Ateşkes anlaşması esnasındaki sınırların esas alındığı ve bu sınırlar içinde kalan vatanın bölünmez olduğunu kabul eden Misak-ı Milli, Osmanlı Devletinin Meclis-i Mebusan’ında aldığı son karardır. Milli Mücadele, misak-ı milli hedefleri ve “Halifeyi korumak” meselesi esas alınarak yapılmıştır. Milli yemin sınırları dâhilindeki işgalciler defolup gidinceye kadar devam etmesi bütün kongre ve toplantılarda deklere edilerek; halkımızın desteği sağlanmıştı.

Lakin Türkiye’yi temsil eden 1. Murahhas İsmet’in, Misak-ı Milli diye bir derdi yoktu. Neredeyse bütün sınırlar milli yeminimizin aksine değiştirilmişti. Birçok madde Osmanlı Meclisinin kabul etmediği ve padişah’ın onaylamadığı Sevr Anlaşmasının aynısı idi. Her iki anlaşmanın bazı maddeleri yan yana getirildiğinde; noktasına varıncaya dek aynı olduğu görülmüş bununla ilgili olarak bir çok yazı yazılmıştı.

Meclis’te Lozan anlaşmaları ile ilgili olarak “misak-ı milliyi gerçekleştirdik” sözlerine karşı Kocaeli Mebusu Sırrı Bey “Doğru değil” diye cevap vermiş itiraz gelince de “Misak-ı Milli’yi Meclis-i Mebusan’dayken ben yazdım” demiştir. O yıllarda böyle cesurca konuşmak kolay değildi. Çünkü Lozan’a karşı çıkan deniz subayı ve Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey ve Halit paşa gibi pek çok hamiyetli zatlar öldürülebiliyordu. Çünkü Meclis Kürsüsünden saltanat ve halifeliğin kaldırılması görüşmeleri esnasında “ihtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” tehditleri yapılmıştı. 

Hahambaşı Haim Naum, Lozan'daki Türk heyetinde yer almış İsmet İnönü'nün başdanışmanıydı. Esther Benbassa'nın yazdığı “Son Osmanlı Hahambaşısı'nın Mektupları” adlı kitaptan tanıdığımız Haim Naum’un Lozan’da ne işi var diyeceksiniz. Lakin kambersiz düğün olur mu? Elbette heyetimize destek bahanesi altında her türlü bilgiyi İngilizlere verecek birisi gerekiyordu.  Naum, elinden geleni yapmış Lozan’ın aleyhimize şekillenmesinde büyük bir gayreti olmuştu. Lozan Konferansı'nda görüşmelerin sürdüğü dönemde Paris gazetelerinden birinde çıkan bir haberde Haim Naum'un “Endişe edilmesin. İsmet, benim ahbabımdır. Sözümden çıkmaz. Lozan'da işleri düzeltirim” dediği yazılmıştır!

Elbette bütün İslam düşmanları Lozan’ı “zafer” olarak ilan edeceklerdi. Çünkü misak-ı milli dahilindeki vatan topraklarında” hilalli” sancağımız yerine “haç” bulunan Hıristiyan bayrakları sallanıyordu. Fakat şükürler olsun ki Lozan sınırlarının neredeyse tamamı değişti. Bugün “Suriye ve Irak’ta ne arıyorsunuz?” diye soranlara en güzel cevap “misak-ı milli sınırlarına ulaşmaya çalışıyoruz” olmalıdır. Yoksa neredeyse her maddesi aleyhimizde olacak şekilde şekillenen Lozan Anlaşmasını “zafer” diye yutturmaya çalışanları ciddiye almamak gereklidir.

Lozan’da en önemli husus; “Halifeliğin kaldırılması” meselesidir. Evet, Lozan maddelerinde açıkça “Hilafet Meselesi” yazmaz; lakin görüşmelere konu edildiğini çok iyi biliyoruz. Örneğin ABD’de bir araştırmacı; ABD diplomatının halifeliğin kaldıracağını Washington'a bildirdiğini belgesi ile yazmıştı. Rapor Washington'a 25 Şubat 1924'te ulaşmış Türkiye'deki insanların haberi olmadan önce, Fransa ve ABD yetkilileri halifeliğin kalkacağını öğrenmişlerdi.

Zaten 3 Mart 1924’de hilafet kaldırılmış Lozan kanun tasarısı da İngiliz Avam Kamarası'nda Nisan 1924'te gündeme alınıp kabul edilmiştir. Ağustos'ta diğer taraf devletler tarafından da onaylanmış Eylül 1924’te ise Cemiyet-i Akvam tarafından da tescillenmiştir. Türkiye’yi tanımayan Batılı devletler nasıl ki Halifelik kaldırılmış işte o zaman sıra ile meclislerinde kabul etmişlerdi.

Kazım Karabekir, 1946-1948 yılları arasında yani İsmet İnönü zamanında Meclis Başkanı olmuştu. Araları gayet iyi idi. İsmet Paşa kendisine “1. Dünya Savaşı'nda Macarlar ve Bulgarlar da bizim gibi yenildikleri halde bağımsızlıklarına Hıristiyan oldukları için dokunulmadığını… Biz kendi kuvvetimizle bağımsızlığımızı kazansak bile Müslüman kaldıkça sömürgeci devletlerin ve bu arada özellikle İngilizlerin daima aleyhimize olacaklarını, bağımsızlığımızın daima tehlike altında kalacağını anlattı." Demiştir.

Zaten halifeliğin kaldırılması ile birlikte İslam dünyası başsız düşmüştür. Bugün her ne kadar 2 milyarlık bir nüfusa ulaşmış olsa bile halifelik gibi bir kurum olmayışından dolayı Müslümanlar zillet ve işgal altında; inim inim inlemek durumunda kalmışlardır.

Yıllar önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Lozan hezimettir" sözleriyle başlayan tartışma bugün yine Erdoğan’ın “Milli Mücadele, ülkemizin bağımsızlık belgesi olan Lozan Anlaşması’yla taçlanmıştır” noktasına gelmiştir. Demek ki Lozan’da yürütülen müzakerelerde tongaya düşürüldüğümüzü yeniden açıklamak lüzumu vardır. Aksi takdirde milli yeminimizin ayaklar altına alındığı bu feci anlaşma; halkımıza zafer gibi tanıtılmaya devam edecektir.

Tüm şartları aleyhimizde olan ve Sevr anlaşması öne sürülerek “Ölümü gösterip sıtmaya razı olmaya” benzeyen Lozan hakkında düşünmek gerekiyor. Yunan, Fransız ve Ermeni Savaşlarında başarılı olduğumuz ve zaferle çıktığımız halde nasıl oldu da Lozan’da büyük bir hezimetle karşılaştık? Bu sorunun cevabını verirken anlaşma ile çizilen sınırlarımıza da bakmak gerekiyor.

İşte Misak-ı Milli hudutları dâhilindeki; Batı Trakya, Musul-Kerkük, Kıbrıs, 12 Ada-Rodos, Boğazlar hepsi Lozan’da kaybedilmiştir. Sayılan bu yerlerin dışında başka kayıplarımız da vardır. Halifelikten başka da hezimet ve zillet yaşadığımız noktaları da dile getirmemiz gerekiyor.

Öncelikle Lozan hezimetine geçmeden önce niçin Hamidiye Kahramanı Rauf Bey değil de İsmet İnönü Türkiye’yi temsilen baş murahhas üye olarak bu konferansa katılmıştır? Bu sorunun cevabını vermek gerekir.

Rauf Orbay, İngilizceyi çok iyi konuşabilen, uluslararası ilişkileri iyi bilen, diplomasi uzmanı olduğu gibi Heyet-i Temsiliye Reisi Ünvanı (Yani Türkiye Başbakanı)  olan yurt dışında da itibarlı bir insandı. Sadece Türkiye’de değil uluslararası kamuoyunda da takdir ediliyor başarıları dillere destan bir gemi komutanı olarak kendisinden söz ediliyordu. Konferansa gitmeye de talipti zira Mondros Mütarekesini imzaladığı için çok üzgün olup bu sayede yapılan haksızlığı önleyeceğini düşünüyor vatanına karşı kendini borçlu hissediyordu.

Fakat İngilizler bunu istemiyordu. Çünkü Rauf bey, kimsenin keyfi emirlerini dinlemiyor doğru bildiğinden asla şaşmıyordu. Buna mukabil İsmet İnönü, emir dinleyen bir askerdi. Lozan’a kalpaklı gidip melon şapka ile dönecek kadar inançları ve dini değerleri zayıftı.

İngilizler, öncelikle Halifeliğin kaldırılmasını istiyorlardı. Zira 1. Dünya Savaşında Hintli Müslümanlar, İngiliz Ordusunda Müslümanlarla savaşmamak için isyan çıkarmışlardı. Ne yapıp edip halifelik kaldırılmalıydı. Zaten Halifeliğin kaldırıldığının hemen ertesinde İngiliz Meclisi Lozan Anlaşmasını onaylamışlardı.

Asıl mesele buydu. Bu nedenle Rauf Bey’i istemediler. Zira bu konuda Rauf, bütün planları boşa çıkartabilirdi. Bu yüzden İsmet gibi silik birisinin seçilmesini istediler. Bundan sonrası ise tam bir tiyatro idi. İngilizler Lozan’da istedikleri her şeyi aldılar. Buna mukabil vermek istemedikleri bütün bölgeleri de muhafaza ettiler. Peki, nasıl oldu bu iş? Madde madde sayalım:

Batı Trakya: Halkı Müslüman olan bu bölge savaştan önce Bulgar sınırları içerisindeydi.  Burada bağımsız bir Türk devleti kurulmuştu. Fakat hiçbir dönemde burada egemenlik kuramamış olan Yunanistan’a bırakıldı.

Kıbrıs: Osmanlı devleti tarafından İngilizlere kiralanmıştı. Yani tapusu Osmanlının mirasçısı olan bizdeydi. Lakin Duyun-u Umumiye borçları mirasçı olarak bize bırakıldığı halde Kıbrıs İngilizlere bırakıldı.

Musul-Kerkük: Diğer bölgeler gibi Misak-ı Milli sınırları içerisinde olan bu bölge, Mondros Ateşkes anlaşması imzalandığında hala Osmanlı toprakları içerisindeydi. Lakin ateşkese rağmen İngilizler bölgeyi işgal ederek fiili durum meydana getirmişlerdi. Bu bölgeyi Lozan’da alamayan İngilizler kurnazlık yaparak önce ikili anlaşmaya, sonra da kendi hâkimiyetleri altında olan Milletler Cemiyetine taşıyarak bağırta bağırta Musul ve Kerkük’e el koydular. İşin daha kötüsü Türkiye’yi bu şekilde ahmak yerine koymuş üstüne üstlük dalga geçmişlerdi.

12 Ada ve Rodos:  Trablusgarp (Libya) savaşları esnasında işgal edilen bu adalar savaşın sonucunda imza edilen Uşi Anlaşması gereğince Osmanlı Devletine iade edilecekti. Fakat bu anlaşma maddesi dahi uygulanamadı. Hâlbuki en kolay madde buydu. Adalar İtalyan işgaline bırakıldı. Nitekim yıllar sonra İtalyanlar ve Almanlar çekilirken adaları Türkiye’ye vermek istediler. Fakat İsmet baştaydı ve vatanın küçülmesi için çok gayret gösteriyordu. 12 Ada, Rodos ve Meis’i Yunanlılar işgal etti.

Ege Adaları: Midilli başta olmak üzere boğaz önü adaları Türkiye’ye verilmesi gerekiyordu. Burada çeşitli kepazelikler sonunda Limni gibi bir kısım adaların Türkiye’ye verilmesi kabul edilmiş olduğu halde Lozan heyeti tarafından unutularak Yunanlılara bırakıldı. Karasuları dahilindeki 3 millik küçük ada ve kayalıklar Türkiye’ye verilmişti. Fakat 1936 yılında Yunanistan karasularını tek taraflı olarak 6 mile çıkardı. Biz ise 1982 yılında 6 mile çıkardık fakat 6 mil sınırları içindeki küçük ada ve kayalıkları ülke sınırları içine almayı akıl edemedik. 

Boğazlar: İstanbul ve Çanakkale boğazı askerden arındırılarak serbest bölge haline getirildi. Kısaca Türkiye, boğazlardaki egemenlik haklarının neredeyse tamamını bu şekilde Lozan’da kaybetmişti.  1936 senesinde Sovyetler Birliği devreye girerek “limanlarım her türlü tehdide açık” diyerek yeni bir düzenleme istedi de bu sayede Montrö Anlaşması ile bazı egemenlik haklarımızı geri aldık. Hala bu anlaşma yürürlüktedir.

Suriye-Halep: İstiklal savaşında her türlü yardımı yapan ve ahalisinin büyük bir kısmı Türk olan bu topraklar Fransız egemenliğine bırakıldı. Nihayet 1938 yılında İskenderun Sancağı oylama yapılarak Türkiye’ye bağlandı.

Boğazlar, Hatay, 12 Ada, Kıbrıs ve daha birçok sınır Lozan Anlaşmasına rağmen delinmiştir. Hatta Boğazlar Tüzüğünün onaylanarak yürürlüğe girmesi gibi üçüncü defa değişiklikler olmuştur. Lakin Lozan’a aynı Yunanistan gibi bizim bazı partilerimiz kimseyi dokundurtmamaktadır. Yahu zaten neredeyse bütün maddeleri yürürlükten kalkmıştır. Dokunsan ne olur dokunmasan ne olur?

Galiba Lozan değişirse tüm dünya ülkemizi tanımayacak diye korkuyorlar. “Lozan’ı reddettiğiniz için sizi tanımıyoruz” diye ahmakça bir inançları var. Yok eğer mesele ahmaklık veya aptallık değilse işin rengi değişir. Çünkü aleyhimizde gelişen statükonun bozulmasından rahatsızlık duyuyorlar demektir ki; bu ise milli bilincin ne derece sukut ettiğine bir delil olur. Yahu! Ezik ve zillet içinde bir Türkiye’den kime ne hayır gelir? Niçin Osmanlı dedemiz gibi başı dik, onurlu ve büyük bir devlet olamaya gayret etmiyoruz? Başımızı dik tuttuğumuz zaman bundan gocunan kimler acaba?

Lozan anlaşmasının toprak parçalarındaki egemenlik hakları ile ilgili bölümleri bu şekildedir. Batum ve daha nice toprak parçası ile ilgili haklarımız terk edilmiş olup bir hicran yarası olarak kalmıştır. Hala Lozan için “zafer” diyenler ya su katılmamış ahmaktır ya da kasıtlı olarak tarihimizi çarpıtmaya çalışan kurnaz İslam düşmanlarıdır. Yahu toprak parçaları ile ilgili bölümler bu kadar açık ve net bir biçimde elimizden alınmış ve millet olarak bizi aşağılayan devletlere karşı hala Lozan’ı övüp hayran kalmanın anlamı nedir?

Şimdi Kıbrıs, Boğazlar, Irak ve Suriye konusunda kaybettiklerimizi 95 yıl geçtikten sonra geri almaya çalışıyoruz. Diğer taraftan Kanal İstanbul sayesinde Boğazlar Türkiye’nin tam egemenliği altına alınacak Boğazlardan geçişte artık eskiden olduğu gibi beleş geçmek olmayacak.

Aslında güçlü bir siyasi irade olsa 6 mil dahilindeki bütün küçük Ege ada ve kayalıklarını da sınırlarımız dahiline alma imkanımız dahi vardır. Çünkü bizimkiler uyurken Yunanlılar bir çok ada ve kayalığa kendi bayraklarını çekmişlerdir. Bir gece ansızın gidip o bayrakları kaldırıp yerine “Ay Yıldızlı” İslam sembolü sancağımızı dikmemiz gerekiyor. Nasıl ki Suriye’ye girerek PKK paçavralarını kaldırdığımız gibi, Lozan’da kaybettiğimiz milli yeminimizin kalan parçalarını geri almaya çalışmamız şarttır.

Lozan’ın içyüzünü anlatan Necip Fazıl Kısakürek, yıllarca memleket hapishanelerinde çile çekmiştir. Aynı şekilde Bediüzzaman Said Nursi de; Emirdağ Lahikası aşağıdaki şu kısımda geçtiği üzere Lozan’da yaşadığımız kayıpları dile getirmiştir. Bu nedenle her iki İslam kahramanını pek sevmezler. Bera-yı malûmat arz ediyorum:

Büyük Doğu’nun yirmi dokuzuncu sayısında; "Lozan’ın İçyüzü" diye yazılan makaleden. 
İngiliz murahhas heyeti reisi Lord Gürzon, nihayet en mânidar sözünü söyledi. Dedi ki: 
"Türkiye İslâmî alâkasını ve İslâmı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve Hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz." 
Lozan’da Türk murahhas heyeti başkanı bulunan ve henüz hakikî kasıtları anlayamayan İsmet Paşa, bir aralık bütün Hıristiyan emellerinin Türkiye’yi mazisindeki ruh ve mukaddesat kökünden ayırmak olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz ve teminatı veriyor ve diyor ki: 
"Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden, yani an’ane-i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri -yâni İsmet’in beslediği- azmin, inkâr edilmez delilidir." 
Harfi harfine iktibas ettiğimiz bu sözlerle, Türk başmurahhasının, yâni İsmet’in, eskiden kökleşmiş ve köhne olmuş engellerden kurtulmak hususunda Türk milletine beslediği kat’î azimle ne kasdettiğini ve bunu hangi maksat altında İslâmiyet düşmanlarına ivaz diye takdim ettiğini sormak lâzımdır… Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, "Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?" diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon’un verdiği cevap: 
"İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları, mâneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz”
vesselam… 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • DenizDeniz1 ay önce
    Vehbi abi, osmanlıdan kalan donanma vardı da kibrisa adalara müdahele mümkün müydü, salla mi alınacaktı o adalaar Musul kerkük o zamanın en kuvvetli devleti ingilizler üzerine oturmuştu irak çöllerinde savaşacak ordu kalmış miydiBatum da ruslar oturmuştu, biz ruslardan silah alıp yunanlılarla savaşmıştık, o yıllarda yerli cephane yerli tüfek mi vardı neyle savaşacaktıkAbi böyle aklına geleni yazmak senin gibi eski tsk personeline yakışmıyor abi,,, selamlar
  • Lozan da gizli maddeler var abi Lozan da gizli maddeler var abi 1 ay önce
    Kaleminize sağlık Vehbi Bey. Sizi saklanan , yazılamayan , gizli tarih bilginizden dolayı hayranlıkla takip ediyorum. Bu yazınızda da belirttiğiniz gibi ;Mondros Ateşkes anlaşması esnasındaki sınırların esas alındığı ve bu sınırlar içinde kalan vatanın bölünmez olduğunu kabul eden Misak-ı Milli, Osmanlı Devletinin Meclis-i Mebusan’ında aldığı son karardır. Lakin bu konuyu bu kadar kısa geçip , ayrıntılarından bahsetmemek bu milletinin , aziz milletinin , necip milletinin , millet milletinin bilgi edinme hakkını yemek gibi olur.Bu nedenle ben de sizinle kimsenin bilmediği gizli tarihten bazı vesikalar aktaracağım.Bilindiği gibi Osmanlı 1.cihan harbinden galip çıkmış ve İngilizlerle mondros anlşaşmasını imzalamıştır.Bu anlaşmanın gizli maddelerine göre; ( Gizli ama ben biliyorum.Hep siz mi bileceksiniz canım gizli tarihi?) 1-İngilizler 16 Mart 1919 da donanmasıyla birlikte İstanbul'a gelecek ve teslim olacak.2-Yunanlar 15 Mayıs 1919 da İzmir' e çıkarma yaparak teslim olacaklar.Bunlar aynen uygulandı.Sıkıysa uygulamasınlardı.Neden ? Çünkü Osmanlı galipti bunları yedi cephede perişan etmişti.Teknolojik üstünlüğünü çok iyi kullanmış , denizde karada , havada bu İngilizleri büyük bir bozguna uğratmıştı.Neyse uzatmayalım.Bunlar İstanbula gelip teslim olduktan sonra , İngiliz Muhipleri Cemiyeti nin kurucuları Kuvayı milliyeciler bu işe çok bozuldular.Bunların başı M.Kemalİngilizlerle gizlice görüşerek bu anlaşmayı tanımayın , ben size sultan vahdettinle bir randevu ayarlarım dedi.Siz şimdi Sevr anlaşmasını hazırlayın ve saraya sunun dedi.İngilizler sevr anlaşmasını hazırladılar.Osmanlıya hitaben ; Abi biz ettik sen etme , taaa ingiltereden istanbula koskoca donanmayla ve orduyla gelip teslim olduk.Artık sal bizi de gidelim diye yalvardılar. Sevr anlaşmasını herkesin bildiği gibi hem gizli tarihte , saklı tarihte , ve sadece sizin ve benim bildiğim tarihte hem de aleni tarihteOsmanlı yı temsileneski Maarif Nazırı (milli eğitim bakanı) Bağdatlı Mehmed Hadi Paşa, eski Şura-yı Devlet (Danıştay) reisi Rıza Tevfik Bey ve Bern Sefiri Reşat Halis Bey imzaladılar. Bu anlaşmaya göre İngilizler dize getirilmiş , Osmanlı toprakları Kuzeyde Grönland dahil olmak üzere İngiltereyi de kapsayacak şekilde ve güneyde Papua Yeni Gineye kadar uzatılmış , Ege , Akdeniz , Atlas okyanusu , pasifikte ne kadar ada varsa Osmanlıya kalmıştı. Kuvayı Milliye Sevr anlaşmasını işte bu yüzden tanımadığını bildirip derhal Lozan da bir konferans toplamış. Ve bu vatan hainleri Osmanlı Osmanlıya darbe yaparak bütün toprakları İngiliz ve Yunanlılara teslim etmişlerdir. Bir hezimet vesikası olan Lozanı resmi tarihte bir zafer gibi yutturmaya çalışan ve keşke yunan galip gelseydi diyecek kadar alçalan bu Cehape zihniyetinin yüzüne bu gizli tarih belgelerini her yıl Lozanın yıl dönümünde bir tokat gibi çarpan siz kıymetli hocama saygılar sunuyorum.
  • Geldi İsmet Gitti kısmetGeldi İsmet Gitti kısmet1 ay önce
    Bu söz geçmişteİnönüiçin halkın bulup kullandığı meşhur bir sözdür.Yakın tarihini okul kitaplarından öğrenen zavallılar gerçekleri değil yazdırılan tarihi ezberledikleri için İnönü’yü kahraman sanır.
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Diyanet hırsızların dolandırıcıların cenaze NAMAZINI KILDIKCA KILDIRDIKCA HAKSIZLIKLAR ARTIYOR ATACAK TA. DİYANET CEK SENET BORCU OLAN MAHKEME DE DAVASI DEVAM EDEN BORCLU ÖLEN MEFTALARIN CENAZE NAMAZINI KILDIRMASIN.
  • MardinliMardinli1 ay önce
    Sayın vehbi hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam buyurduğunuz gibi bu lozan anlaşması türkiye için hezimettir.Çünkü chpliler tarihi sapıtıyorlar gerçeği sapıtıyorlar böylece yalanla dolanla lozan anlaşması zafer diyorlar laikçiler devleti işgal ettiler müslümanlara düşmanlik yaptılar ve hale bu zihniyet sahipleridir.Fırsat eline geçerse aynı zulmü müslümanlara baskı hakaret düşmanlik yapacaklar.Zaten zihniyetleri böyledir yalan söylemekten utanmazlar.Kesinlikle lozan anlaşması türkiye için hezimettir ne kadar onlar lozan anlasmas zafardir deseler yalandır zaten işleri güçleri yalandır dolandır yaptıkları bir şey yoktur
  • Vatandaş AdemVatandaş Adem1 ay önce
    Sayın yazar,bir insanın inancını ölçecek bir aracinmi var ki İsmet İnonu'yu inançsız ilan ediyorsun.Birde İnönü"Vatanın küçülmesi için gayret gosteriyor'diyorsun.İsmet İnönü,nun vatanın büyümesi için katıldığı Kurtulus Savaşında yaptığı savaşları ve başarıları nereye koyacaksın.
  • ErzurumluErzurumlu1 ay önce
    Lozan konusu malesef Kadir Mısıroğlu ve birkaç kişiden başka yeteri kadar anlatılmadı. Hala yarasa gibi gündüzden ve gerçeklerden korkan insanlar var. Bunlar milletimizi aptal yerine koyarak Lozan ı zafer diye yutturmaya çalışıyorlar. Bunlara kanmamak gerekir. Yazara teşekkür ederim. Bu konuları cesurc yazan pek az kişi var çünkü...
  • Xgiopa3bXgiopa3b1 ay önce
    Yorumlara bakarak yanıt vermek için beyninden ışık hızıyla cevaplar geçiyor.Toparlayabildigim yakalayabileyim kadarıyla kırık dökük, el içine çıkmaz ifadelerle;Emperyalistler,masonlar ,siyonistler birkaç asırdır çaba içindeydi,ciddi mesafeler almışlardı.Dunya onularındı zaten.Tek engel Abdülhamid han di Türkler di taraftarlarıydı.Onuda kaldırınca çocukluğundan beri batıya gönül vermiş,hayalleri olan siyasi askeri akademik vs yetkililer, genclik aradığı ortamı buldu.Millete düşman olanlar Islama düşman olanlar milletin öz değerlerine hasmolanlar sarhoş edici bir fırsat yakaladılar.Bu dönemlerde fedakarlık görmüyorum nefs düşkünlüğü görüyorum.Onlarin hesabına çalışırsan güvenirlerse sana ,100 yılda yapılamayacak icraatları yapıp sana maledip seni kahramanda ilan ederler.Istersen aylarca evden çıkma,hapiste ol,hastanede ol,hovardalikta olonlar seni efsane destan kahramanda yapar.Konuyu dağıtmadan...Fanatık ailelerimizden okuldan küçük yaşta beynimize kodlananlarla ömür boyu bozuk plak gibi körü kötüne saplantı sani içinde olmamalı.Pâşa bilinenlerin paşa olup olmadığını öğünlü devlet bilir.Devlet deyince akla gözle görünen bir teşkilat gelmemeli.Devlet sırrı ilahidir,ilahi sırlarla bezenmiştir,derindir dibini bulamazsın.idrak edemezsin,birkaç asırlık hesaplar yapar.Yani o dönem paşa dediklerinizin mazisini varsa gizli faaliyeti ,kökü kökeni devletçe bilinmektedir.Ama öyle bir sürgü çekildi ki tarihin üzerine,masal oldu adeta gerçekler.Gercek gösterildi masallar.O sürgünün altından bize bildirilende iftira yalan dolan.Buyuk bir illuzasyon yapıldı.Yeter yazmak istemiyorum.Selamlar...
  • tartışması bile hatadır!tartışması bile hatadır!1 ay önce
    Bir çocuk düşünün ki gayri meşru ilişki sonucu dünyaya gelmiş; onun dünyaya gelmesine sebep olan iki kişi için; "çocuğa çok iyi ana babalık yapıyor olmasından" bahsedebilir mi? chp, "ülkeyi kurtarıyorum" adı altında 625 yıllık bir sülaleyi cengiz han gibi gasbetmiş gangster bir örgüt olarak hangi lozan zaferini miras bırakacaktı ki bize? Bu mümkün müydü?
  • Kıyametten bir öncesi arifeKıyametten bir öncesi arife1 ay önce
    Feto vukuatı bize çok şey öğretti. Herkesin eteklerindeki taşları artık taşıyamayıp orta yere saçtığı bir süreçti çünkü bu! Mesela demirel ahir ömründe açıkça dinsizliğini ilan etti, aslen chp' li olduğunu ortaya koydu bu dönemde. Akyol gibi, Zeybek gibi, sol karşıtlığıyla bilinen kişilerin aslında dinle, islamla uzak yakın bir alakalarının olmadıklarını; bu gibi zevatın, chp' nin tam göbeğindeki kişilerden çok daha tehlikeli olduklarını gösterdi! Hele bir de ilahiyatçılara bakın, her biri zehir saçan birer yılan! Pandoranın kutusu 28 şubatla açıldı, hâlâ sürüyor!
  • ULUSLARARASI BOS KAFALILAR CEMIYETIULUSLARARASI BOS KAFALILAR CEMIYETI1 ay önce
    Sayin yazar,simdi aradan gecen 100 yil sonra emperyalistle intikam duygulari icinde didismenin hic bir anlami ve sansi da yoktur.Tecavuz olmustur ve bitmistir.Simdi bu emperyalistin gayri mesru cocuklari da orantisiz sekilde cogalmistir.Yani demografik yapi da emperyalistin lehinde.Osmanlida bu demografik oran 30 za 70 gibi Turklerin lehindeydi,simdi ise yari yariya gibi.Istanbul secimleri bu demografik yapidaki degisimi(kurt komunistlerinin ne denli arttigini) net bir sekilde ortaya koyuyor.Ayrica Turkler ne kadar bir olsalar bile emperyalist mutlaka liderlerini satin alarak hedefine mutlaka ulasir Ataturk ve Ismet Inonu) orneginde oldugu gibi.Bugun bile gormuyormuyuz "kardesim Gulu cumhurbaskani oneriyorum" diye davar kadar bir degeri olmayan bir adami cumhurbaskani yapan adami komunistlerle bir olup arkadan vuranlari gorunce Emperyalistin satin alamayacagi bir Turkun olmadigini akilli bir insan hemen gorur.Dolayisi ile emperyalistle iti gecinmenin yollarini ara ona dusmanlik gutmeden.
  • memosmemos1 ay önce
    Sayin yazar yalan dolan Tarihle milletimizi kiskirtmayin Kuran in ilk emirlerinden biri oku tarihi oku Atatürkten 1929 önceki türkiye haritasina bak sonra dil uzat Allah sizi hicbir zaman AffetmiyecekÖncesözü geçen adaların irili ufaklı 20 den fazla olduğunu belirteyim. Bunlara 12 Ada denmesinin nedeninin Osmanlı döneminde 12 kişilik yerel meclislerce yönetilmiş olmasından kaynaklandığı sanılmaktadır. Bu adalar Balkan Savaşlarından hemen önce Italyan'lar tarafından işgal edildi, zaten az sonra da İtalya ile Trablusgarp'da kapıştık. Bu savaşın sonunda imzalanan 1912 Ouchy antlaşmasına göre Libya'yı kaybettik ama bu adalardan Italya geri çekilip Osmanlı'ya geri verecekti, ancak sözlerinde durmadılar. Birinci dünya savaşı sonrasındaİtalya çekilince, zamanın süper gücü Büyük Britanya Imparatorluğu bu adaları Yunanistan'a verdi.Neticede bu adalar daha 1910'larda elden çıkmıştı, ne cumhuriyet hükümetleri ne de İsmet İnönü bu konuya müdahil değildir. Ancak burada beni üzen genç arkadaşlarımızın duydukları her söze, (Hasanemir üstüne alınma sakın kişisel bir eleştri değil, kendi oğluma bile hergün defalarca söylüyorum), hiç araştırma yapmadan inanmaları ve de bazen ortalığı velveleye vermeleri. Unutmayın ki benim kuşağımın elinin altında internet yoktu, şekildeki örnekte herhangi bir arama motoruna 12 Ada ya da Sporat Adaları yazın, bakın neler bulacaksınız.
  • Doğrusu...Doğrusu...1 ay önce
    Lozan, çok büyük bir hezîmettir..! Pek açık ve seçik yazmışsınız, teşekkürler..!
  • analşılmzanalşılmz1 ay önce
    çok güzel bir yazı olmuş. içimizde hala lozanı savunanların saltanat ve hilafetin aleyhinde olanların dış mihraklı düşmanların uzantıları olduğu aşikardr.
  • hüseyinhüseyin1 ay önce
    Bu düşman değiştirme operasyonunun bir diğer ayağı da Türkiye içinde Suriyeliler üzerinden yürütülüyor. Türkiye'deki Suriyelilerin çok önemli bir bölümü Suriye kuzeyinde ABD-PKK işgalindeki bölgeden gelenler. Suriyelilerin göçe zorlandığı bölgeleri işgal eden ABD-PKK Suriyelilerin geri dönmesini istemiyor. Çünkü kendi devletçiklerini kuruyorlar.Türkiye'ye göçe zorlanmış kayıtsızlarla birlikte 5.3 milyon Suriyeli ise iktidarın yanlış politikalarıyla Türkiye içinde küçük bir Suriye oluşturmaya doğru gidiyor.İktidarın öngörüsüz iç politika endeksli müsamahakâr politikası Suriyelileri Türk vatandaşlarından öncelikli bir konuma getirdi.Bunu fark eden, kendilerine vatandaşlık yolunun açık olduğunu gören Suriyeliler adeta "dağdan gelip bağdakini kovan" bir davranış sergiliyorlar. İstanbul'da kayıtlı olmayan Suriyelilerin şehirden ayrılmasına ilişkin valiliğin kararını protesto için bir miting olarak planlanan ama sadece bazı sözde STK'ların basın açıklamasına dönüşen gösterideki pankartlar, öncesinde sosyal medyada paylaşılan afişler, Suriyeli sözde temsilcilerinin açıklamaları (Türkler defolsun, burada Araplar hep vardı hep var olacak, milliyetçilik cahiliyesine karşı tek bir ümmetiz) dehşet vericiydi."Türkler Arap düşmanı, Suriyelilere ırkçı yaklaşım sergiliyorlar" algısı yaratan bu tür afişlere, pankartlara, açıklamalara İçişleri Bakanlığı ve istihbarat teşkilatı nasıl izin verdi, bunları yapanlar hakkında neden işlem yapmaz anlaşılır değil.Çünkü yaratılacak Türk-Arap düşmanlığının sonu Türkiye'de PKK'nın da tahrik edeceği ve rol alacağı bir iç savaştır. Kitle imha silahına dönüşen emperyalizmin kitlesel göç projesinin bir parçası olan Suriyeli göçünün hedefi de budur.Suriyelilere ilişkin en iyi ve olması gereken çözüm onların kendi vatanlarına dönmesini sağlamaktır. Çünkü bu bir insan hakkıdır. Bunun haricindekiler emperyalist projeye hizmet eder.
  • Mustafa BozdemirMustafa Bozdemir1 ay önce
    Lozan'nın yıldönümünde güzel bir analiz.Konunun özü :LOZAN OSMANLI'NIN TAPU DAĞITIM TÖRENİDİR...işte gerçek bu .ismet inönü ( atatürkün iktidarı ve cumhurbaşkanlığı semboliktir.Gerçek iktidar lozan da osman'lıyı satan İsmet'tedir.) 27 yıllık iktidarı boyunca buna hizmet etmişdir.
  • abdulmetinabdulmetin1 ay önce
    Lozan adeta Osmanlı topraklarının tapu dağıtım töreni olup, aksini iddia etmek ise beyhude bir çabadır..
  • CEVDETTCEVDETT1 ay önce
    O DÖNEM ŞARTLARINDA DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE NE ZAFER NE HEZİMET. PAÇAYI ANCAK KURTARABİLDİĞİMİZ BİR ANLAŞMA. HER DÖNEM KENDİ ZAMANINA GÖRE DEĞERLENDİRİLİR.DÖNEMİN ŞARTLARINİ İYİ BİLMEK LÂZIM.
  • İlkerİlker1 ay önce
    12 Adanın ne zaman kaybedildiğini iyi araştırsanız iyi olacak. Çünkü hep aynı teraneleri yazmak yerine bu adaların kaybedildiği yılları araştırmak iyi olacaktır.12 Ada hapını yutturacağınıza bu günü yazın. Bu ülkede her gün neler oluyor? İnsanları kandırmayın! Bizim siyasiler Söğüt'e gittiklerinde Şeyh Edebali'den sözler aktarırlar. Şeyh Edebali'nin ilk sözlerinden biri de şudur: ''İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.'' Acaba bu gün bu ülkede insanlarımızı yaşatabiliyor muyuz? Hemen hemen her gün bu ülkede yüzlerce kötü olayları duyuyoruz. Peki bu ülkenin durumunu düşünüp kafa yoruyor musunuz? Dün dünde kaldı, biz bu günü yaşıyoruz. Geçmişi geri getiremeyiz, ama bu günü iyi şekillendirebilirsek geleceğe umutla bakmak daha iyi olacaktır.
  • Modernleşme adı altında Modernleşme adı altında 1 ay önce
    adı altında değerlerimizi kaybettik. 1950 den başlayarak Çok partili hayat ve Menderes ile kalkınma hız kazandı. O zamana kadar yapılan birkaç fabrika ve tren hattı (demirağlarla ördük yalanı vs) şiir nakaratı olup sadece slogan üreten devletçi CHP nin özetidir. Devletçi zihniyetle kalkınan ülke var mı?
  • VatandaşVatandaş1 ay önce
    Lozan hezimetinin ve müsebbiblerinin mümessili olan, İslam düşmanlığı fikriyyatı üzerine kurulmuş ve halen aktif olarak faliyetini yürüten partinin adaylarını İstanbul' a, Ankara' ya ve birçok büyükşehire belediye başkanı yaptık. Cumhurbaşkanımızı patates soğana sattık. Şimdi de bunların yediği haltları temizlemesini istiyoruz. Katiline aşık olmuş bu milletle nereye gideceğiz. Vefa zihnimizde bir boza markası olarak kalmış. Ne zaman kendimize çeki düzen verir, aslımıza rücu eder ve Kuran ve Sünnete göre hayatımızı tanzim edersek o zaman ege adalarını da, musulu ve kerküğü de alır tüm dünya mazlumlarının hamisi ve dünyanın en güçlü ülkesi oluruz. Yoksa patatese soğana dolara liderinden desteğini çeken bu milletle değil12 adaları musulu kerküğü almayı mevcudu da muhafaza edemeyiz Allah korusun. Ha bu arada bir önerim var; chp nin kurulduğu günden bu yana yapmış olduğu icraatlar ve çıkardığı yasalarla bu ülkeye vermiş olduğu zararları araştıran bir komisyon kurulsun ve araştırma sonucu kamuoyuyla paylaşılsın. Çünkü anamuhalefet partisinin belediyelerinin icraatları karşısında herkes suspus. Hiçbiri liderini ve belediye başkanını eleştirmiyor aksine her ortamda çok sevdiklerini ifade ediyorlar. Bizim cenah ise en ufak bir hatada bırakın dua etmeyi adeta infaz edip gömüyor. El insaf vel istikamet. Allah sonumuzu hayreylesin.
  • Ali R. YardimogluAli R. Yardimoglu1 ay önce
    Kanber (r.a.), Hz.Ali (r.a.)' in, kolelige son veren Hz. Peygamberimiz (saws)' in emrine uyup, azad ettigi, derin alim, 1 Sahabe' dir; bu elmas Sahabe o sekilde atf edilerek haim nauma benzetme yapmak, belki dikkatten kacsa da, aziz hatirasina reva olmaz.....(bu 1 iyi niyetli hatirlatma ve boyuna borc mudafaadir, tenkid maksadi yoktur)
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    Sadece lozanımı yedirdiler. Ashabın hatalarını ders diye değilde din diye yedirdiler. İtikadı tevhîdi alıpyerine namazı iman diye yedirdiler. Tagutu şirki unutturup Liderlerin İslam dışı hareketlerini din diye yedirdiler. Namaz iman değildir imanı ayakta tutan büyük bir ameldir. İman itikad la başlar TEVHİD le güclenir tagutu Red ve şirkten beri olmakla zirve yapar Mâûn Sûresindeki namazla zirvede tutulur iman.
  • Maşaallah barekallah!Maşaallah barekallah!1 ay önce
    Her harfine katılıyorum!Allah muvaffak kılsın!Selametle kalın.
  • GaziGazi1 ay önce
    Gerçekten değil Gerçeğin ta kendisidir yazı ! Ders olaraktan okutulması şart.. Ey Devlet ey Hükümet ey millet Duy dinle izle gör istiklal mücadelesi yapıyoruz ama hüsrana uğrayan bir millet olarak kabul etmemiz mümkün değil derim ! Ya istiklal ya ölüm Vatansa gerisi teferruat UNUTMA Azîz Necip Türk milleti Allah'a emanet olun zaferiniz mübarek olsun amin
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminize..yüreğinize..sağlık.Cesur..Yürek.
  • Kadri BuğdayoğluKadri Buğdayoğlu1 ay önce
    chp' nin lozan' dan başarı paketiyle dönmesi mümkün değildi. Ülkenin anasını ... bir partinin, lozan' da o ülke niye umurunda olsun ki? Kendi nefislerinin zaferleri önemlidir onlar için. Lozan' ın zafer olduğuna inananlar ise: Cesedi bizim aramızda; ruhu ve kalbi cumhuriyet ve sözcü gazetesinde bağlı olan t. akyol gibi adamlardır; işleri güçleri ismet propagandası yapmaktır onların.

Günün Özeti