• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Vehbi Kara
Vehbi Kara
TÜM YAZILARI
03 Mart 2021

Mayınlı Sahada Yazı Yazmak

Bazı okuyucularım isim belirtilmediği için özellikle yakın tarihle ilgili yazılarımın tam olarak anlaşılamadığından yakınmaktadır. Özellikle yurt dışından mesaj yollayanlar haklı olarak yazılarda boşluk olduğunu ifade ederek makalenin daha iyi anlaşılabilmesi için tarih ve şahısların net bir biçimde belli olması gerektiğini ifade ediyorlar.

Bu değerli okuyucularıma cevap vermem gerekiyor ta ki; içinde bulunduğum durumu anlayışla karşılayabilsinler. Konunun daha net görülebilmesi için başımdan geçmiş bazı kötü örnekleri anlatayım:

İki yıl önce “Osmanlı’nın Kanını Emen Yahudiler” başlıklı bir yazı yazmış ve özellikle faiz ve tefecilik yüzünden Osmanlı devletinin ekonomisinin çöktüğünü ifade etmeye çalışmıştım. Konu ile ilgili olarak çok bilinen altı kişinin isimlerini ve yapmış oldukları icraatları anlatmıştım.

Bir müddet sonra basın işleri ile ilgili savcılıktan “hakkımda soruşturma açılması” ile ilgili bir yazı aldım. Yazıda kin ve nefret suçu işlediğim ifade edilerek yakalanarak hapse atılmam gerektiği birkaç avukat tarafından dile getirilmişti.

Bunun üzerine avukatımız aracılığı ile bir savunma hazırlayıp savcılığa bildirilmesini sağladım. Ayrıca beni hapse attırmak isteyen Türkiye Hahambaşılığına bir yazı göndererek yazımın yanlış anlaşıldığını ifade eden bir mektup kaleme aldım.

Mektubumda Yahudi inancına sahip insanlara karşı herhangi bir nefret duygusu yaşamadığımı, makalemde yazıya konu olmuş kişilerin 350 yıl önce bu vatanda yaşamış tarihi kişilikler olduğunu ifade etmeye çalıştım. Bunlardan başka ekonomi doktorası yaptığımı ve İstanbul Üniversitesinde altı yıl boyunca akademisyenlik yaptığımı söyleyerek faiz ve tefeciliğin ülkemiz için ne derece zararlı olduğunu anlatmaya çalıştım.

Üstüne üstlük faizin bütün dinlerde hatta komünizm ideolojisinde de ribanın yasaklı olduğunu örnekleri ile açıkladım. Hatta Yahudilerin kutsal kitabı olan Tevrat’tan faizin ne derece kötü olduğunu ifade eden iki alıntıyı da ilave ettim.

Gerçekten de maksadım Yahudiliği yermek ve bu dinin mensuplarını rencide etmek değildi. Yapmaya çalıştığım iş yazıda da belirttiğim üzere ülke sanayisini öldüren, ekonominin canına okuyan, zengini daha zengin fakiri daha fakir yapan faiz ve tefeciliğin iyi bir şekilde anlaşılmasını tarihsel gerçekliklerden yararlanarak ifade etmeye çalışmaktan ibaretti.

Aradan uzun bir zaman geçti. Sanırım soruşturma açılmadı. Fakat yaşamış olduğum başka olaylar nedeni ile defalarca karakola ve savcılığa gidip ifade vermiş bir kişi olarak bu durumun insanın fikir ve düşüncelerini ne derece kötü etkilediğini anlatmam gerekiyor. Özellikle karakollara davet mektuplarının ailem üzerindeki tesiri beni en fazla üzen olaylardan birisidir.

Belki de en acı husus benim yazımdan dolayı gazetenin yazı işleri müdürünün suçlanması ve onunda ceza almasının istenmesiydi. Sözde suçu ben işlediğim halde cezasını internet sitesi yöneticisine ödetilen olaylarla karşılaştım. Mecburen bu kişinin cezasını ben ödedim.

İşte bu ve benzer durumları bilmeyen okuyucular haklı olarak niçin bazı konularda boşluk bıraktığımı şimdi daha iyi anlayabilirler. Özellikle de böylesine düşünce ve fikir özgürlüğüne aykırı tutumları Batı Avrupa ülkelerinde hiç görmeyen insanlarımızın beni anlayışla karşılayacaklarını umuyorum.
Yazılarımda elimden geldiğince açık ve net bir şekilde düşüncelerimi ifade etmeye çalışıyorum. Sıra isimlere gelince bu kısmı soruşturma açılmaması veya dava konusu olmaması için hiç değinmeden geçmeye çalışıyorum.

21. Yüzyılın ilk çeyreği bitmek üzere iken ülkemizdeki yazarların yaşadığı bu üzücü durumdan utanması gereken çok sayıda insan vardır. Akıl dışı yasaklar ve eleştiriye dahi tahammül edemeyen faşist zihniyete ne kadar söz söylense azdır. Ayrıca bu durumun devam etmesine sebebiyet veren neredeyse 20 yıldır iktidarda olan hükümetin de büyük sorumluluğu vardır.

Düşünebiliyor musunuz dünyanın neresinde vardır böyle bir icraat? Bir siyasi parti genel başkanını eleştirmek Türkiye’de yasaktır. Yüzlerce düşünce insanımız ve yazar, bu anlamsız 5816 sayılı yasağından dolayı hüküm giyip hapse atılmıştır. Bu yazıyı yazdığım ay içerisinde çok değerli iki akademisyen yasaya aykırı olarak suç işlediği gerekçesi ile hapis cezasına çarptırıldılar.

“Bahsettiğin yazarlar eleştiri yüzünden değil hakaret yüzünden hapisle cezalandırıldılar” diye soranlara şu hususu hatırlatmak isterim.

Bir kere hakaret suçu belirli bir şahsa değil de kime yapılırsa yapılsın suçtur. Dünyadaki bütün yargı kanunlarında ve ülkemizde de hakaretin cezası bellidir ve işleyenler hakkında kanunlar yerine getirilmektedir.

Ülkemizdeki uygulama ise belirli bir şahsın eleştirilmesini hakaret olarak kabul edip yargıyı “Demoklesin kılıcı” gibi kullanan fikir ve düşünce özgürlüğüne karşı faşist anlayıştır. Bunu anayasamıza bakarak kolayca fark edebilirsiniz.

Örneğin Çin, İran ve Kuzey Kore gibi baskıcı ülkelerden dünya üzerinde sadece yedi ülke anayasasında şahıslara sadece bir kere atıfta bulunulmuş iken ülkemizde tam 17 kez bir siyasi parti genel başkanına atıf yapılarak belirli bir ideoloji zihinlere çakılmıştır. Elbette faşist darbeci Kenan Evren’in yaptırdığı 1982 Anayasasında böyle absürt durumlar olacaktır ve anormal görmüyorum. Lakin aradan 40 yıl geçmesine rağmen bu duruma müsaade edenlere de bir iki söz söylemek gerektiğine inanıyorum..

Ülkemizde sağcısı ve solcusu ile bir araya gelerek fikir ve düşünce özgürlüğü karşısında hep birlikte hareket etme zorunluluğumuz vardır. Eğer bunu yapmaz isek nasıl ki şu anda Batılı ülkeler bizim yasakçı anlayışımızla alay ediyorlarsa gelecek nesiller ve çocuklarımız da aynı şeyi yapacaklardır. Bundan hiç şüpheniz olmasın, vesselam…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Belgeli kayıtlı hırsız ve dolandırıcı nın cenaze namazı kılınmasın bilerek kıldıran aynı suçu işlemiş gibidir. Çalıntı malı alandan ne farki var çalanın cenaze namazı kılmanın. Çalanın ailesini onure etmek aklamak değil mi. Diyanet hırsız dolandırıcı nın cenazesini kıldığın da kıldırdığın da borcu kabul etmiş sayılır sın.
  • Yanıtla

Süleyman Sırrı Dinçer

Kalemine sağlık CESUR YÜREK .selamlar,sağlıklı günler.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23