--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Materyalist Eğitim Bakanlığı Nasıl Milli Olur?

Vehbi Kara
Vehbi Kara
9

2020-2021 Eğitim yılı salgın hastalık nedeni ile yine farklı bir yöntemle başladı. Aileler çocuklarının okulda veya uzaktan eğitimle devam etmesi için yetkili kılındı. Yıllarca hocalık yapmış birisi olarak bu eğitim konusundaki düşüncelerimi arz etmek isterim.

Öncelikle Covid-19 salgınından çok daha dehşetli bir salgın hastalıktan bahsetmek gerekiyor. Ne yazık ki; çoğu insan bu hastalığın farkında değildir. Peki, bu hastalık nedir?

Hastalığın adı; maddeye tapma ve gücün maddeden geldiğine inanmaktır. Buna kısaca “materyalizm” adını veriyoruz. Bu hastalık 20. ve 21. Yüzyılda öylesine güçlenmiştir ki dünya kurulalı beri hiçbir çağ bu kadar dehşetli bir inançsızlık hastalığını görmemiştir.

Evet, insanlar ilk, orta ve yakın çağlarda taşa, toprağa, Güneşe, putlara veya Nemrud gibi insanlara tapınırdı. Lakin inançsız değildi. Batıl inançları vardı ve Allah’a ortak koşuyorlardı. Ama dalalet içinde, inançsız, dinsiz ve ateist değildi.

Materyalizmin etkisi ile koca Çin gibi devletlerden tutun da küçücük ülkelere kadar dünyanın hemen hemen her yerinde çoğunluğa ulaşmışlardır. Allah’a inanmayan dinsiz, kitapsız insanlar hiçbir asırda bu kadar çoğalmamışlardı.

Maalesef ülkemizde bu hastalıktan nasibini almıştır. Devletin başına geçen yöneticiler “biz ilhamımızı gökten, gaibden almadık” diyerek açıkça Kuran’a hücum etmiş ders kitaplarında materyalizmin esasları saf ve temiz beyinlere adeta zorla çakılmıştır.

Tahrip kolay; tamir ise zordur. Bir gemiyi bazen iki yılda onca masraf ve zorluklarla inşa edersiniz fakat bir denizci 10 dakika içinde batırabilir. Aynen bunun gibi tamir, onarım ve inşa çok daha zordur.

Gözünüz gibi baktığınız evladınızı bir fena insan küçük hediye ve iltifatlarla baştan çıkarıp kötü yollara düşürebilir. Elbette her insan yaptığının karşılığını bu dünyada ve muhakkak ruz-i mahşerde görecektir. Bundan şüphemiz yoktur. Lakin “yapılan dehşetli tahribat karşısında sen ne yaptın?” sorusuna muhatap olacağımızı da unutmamamız gerekiyor.

İşte Milli Eğitim Bakanlığı, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren devamlı surette materyalizm esasları ile eğitim, öğrenim yapmış zavallı çocuklarımızı dinden uzaklaştırmaya çalışmıştır. Allah’a şükürler olsun ki bazı hamiyet sahibi insanlar bu dehşetli yangının farkına vararak söndürmeye çalışmış hapis ve işkenceleri göze alarak dinsizlik karşısında mücadele etmiştir.

Okullarda dehşetli dinsizlik eğitiminden geçirilen evlatlarımız gayretli ve dindar anne babalar, bazı sivil toplum kuruluşları sayesinde bir parça düzelebilmiştir. Fakat yeterli değildir. Bu tehlikeli gidişe “dur” demesi gereken oylarımızla iktidara gelen hükümet yetkilileridir.

Şimdi şu suali hükümetimize ve Sayın Erdoğan’a sormak istiyorum: Başında “milli” olan eğitim, öğretim gerçekten milli midir?

Materyalist, Batıcı, ırkçı, faşist ve ezberci eğitim ve öğretimin milli olduğunu söylemek saçmalıktır. Satuk Buğra Han ile başlayan Türklerin İslam şecaati, Selçuklu ve Osmanlı ile devam etmiş Müslümanların kahraman ordusu ve evladı olan bizler; ne olmuşta bu seviyelere düşürülmüştür.

Uyuşturucu çetelerinin fink attığı okullarda milli kimliğimiz, şahsiyetimiz büyük yaralar almıştır. Batıya karşı aşağılık duygusunu içselleştirmiş öğretmenlerle gençlerimiz perişan edilmiştir.

İşte kişilikli ve özgüven sahibi, Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayan bu kahraman milletin evlatlarına sahip çıkmak hükümetin ve Milli Eğitim Bakanlığının öncelikli görevlerinden bir tanesidir.

Değerli bir yazarın kaleme aldığı şu hususları ele alarak çareler üretmeye başlayabiliriz:

Gençlerimiz hatta çocuklarımız uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklardan madde bağımlılıklarından korumak için İslam’ın alkol ve uyuşturucu maddeler ile ilgili hükümlerini ve bunların büyük günahlardan olduğunu öğretmeliyiz.
İslam inancından uzaklaşmış çocuklarımızı materyalist baskıdan kurtarmak amacı ile dini eserlerin okul kütüphanelerinde ve öğretmenlerimizin ellerinde dolaşmasını sağlamalıyız.
Camilerle okulları birbirinden uzak ve kopuk kamu binaları olmaktan kurtarmalıyız. Camilerimizi, çocuklarımızın gerektiğinde oyunlarını oynayıp ibadetlerini de yapabildiği mekanlar olarak görmeliyiz. Camiden korkmamaları için cami görevlilerini bu konuda uyarmalıyız.
Karma eğitim yerine gençlerimizin fıtri ve çok daha rahat bir ortamda eğitim göreceği okulları açmalıyız.
Çocuklarımıza “Allah ve melekleri, bizi insanlar görmediklerinde de görüyorlar, gözetliyorlar ve amel defterimize hepsi kaydediliyor, ahirette de önümüze konacak.” İman ve şuuru vermeliyiz.
Din kültürü derslerini sevdirerek Allah indinde tek geçerli dinin İslam olduğu, İslam’ın hayatımızın her alanını kapsayacak, her zaman ve coğrafyada geçerli hikmet ve adalet yüklü hükümlerini kapsadığı gerçeğini öğretilmeliyiz.
Vesselam…

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Rıfat

12 Eylül 2020 01:33

Lâik Kamalist ve ateistlerin hüküm sürdüğü bakanlıktan bir cacık olmaz, yıllardır da olmuyor zaten!

Şahika

11 Eylül 2020 22:17

Her anne-baba çocuğunu kendi eğitmelidir.Ne demişler "el elin eşşeğini türkü çığırarak ararmış"

Fira

11 Eylül 2020 19:33

Sayın Yazar iyi niyetle çok hayati konulara el arıyorsunuz.... ancak üzülerek söylüyorum analizleriniz çok yüzeysel ve ilmi muhakemeden yoksun, çözüm önerileriniz ise bugünün gerçekleri ile uyuşmuyor... İnsanlar neden materyalist ve inançsız oluyor? Cevap : inananlar iyi örnek olamıyor...neden hakikati anlatamıyoruz? Cevap: bütün iletişim kanalları materyalizme hizmet ediyor... artık doğrudan birşey anlatmak etkili değil...bebekten, en yaşlısına kadar herkes akıllı tlf kullanıyor... çizgi filminden, sinemasına, dijital oyunlardan, yarışmalara kadar öyle kurgular yapmalı ki her seviyede insanlar hem seyredecek/eğlenecek/oynayacak hem de iman' güzel ahlâk, milli kahramanlarımızı öğrenecek... küresel kalitede yapacağınız bu gibi çalışmalar eminim sonuç verecektir.... şimdi kimse doğrudan nasihat almak istemiyorum.. Vesselam...

Erkan

11 Eylül 2020 19:09

Eğitim Bakanlığının gayesi öğrencileri hayatta ve meslekte lazım olabilecek gerekli bilgilerle donatmak olmalı. Madde, enerji ve vakumun milli veya gayri millisi olmadığı gibi bilimin de olmaz.  

Hayretrin hatunoflu ve digerlerine

11 Eylül 2020 13:03

Mademki laik cagdas sizin tabirinizle materyalist egitim sistemine karsisiniz samimi olun ve ateist budist hristiyanlarin icat ettigi araba tv gps kablolu video akilli tlf bilgisayar kullanmayin.hssta olunca yahudilerin icat ettigi diyaliz makinaai mr tomografi cihazi dikissiz ameliyat kok hucre naklini kullanmayin.girin afganistanda yemende bir magaraya aksama kadar uyuyun

Mardinli

11 Eylül 2020 12:27

Sayın vehbi hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam buyurduğunuz gibi türkiyenin milli eğitim milli değil.milli demek milletin dinine imanına saygılı olacak.Ama maalesef milli eğitim buyurduğunuz gibi emperyelesit fikrini okutuluyor.Tabiki bu okullarda bu müfredat işleyen ister istemez çocuk etkilenecek.Çünkü çocuğun dimağı tezedir ve okuduğu fikirden etkilenecek.Çare eğitim kurumları düzeltmesi gerekir dindar öğretmen yetiştirmek lazımki İLK öncede şimdiki milli eğitim bakanı görevden alınmalıdır bununla hiç bir yere varilmaz.Buyurduğunuz gibi okullarda düzenlemesi gerekir yoksa durum böyle devam edecek böyle devam ettikçe toplum bozulur toplum bozulursa devlet yıkılır Allah cc islâm alemi ve türkiye halkı bu küfür güçlerin şerrinden muhafaza etsin amin selam ve dua ile

Hayrettin HATUNOĞLU

11 Eylül 2020 11:11

Sayın Yazar, sizi materyalist dediğinin eğitime ateistler çağdaş, modern eğitim diyorlar. Onların dinle, imanla ilişkileri yoktur. Onlar akıllarına ve bilime taparlar. Aklı kimin yarattığını düşünmezler. Milli eğitim onların emrindedir. Onun için eğitim hiç bir zaman milli olamamış hep zilli olmuştur.

Okuyucu

11 Eylül 2020 09:33

Sayın Yazar, toplumdan bu kadar uzak bir yazı yazılamaz. Milli Eğitim Bakanı ile yazdığınız yazının alakası ne kuramadım ama bildiğim bir gerçek var. Pandemi sürecinde değerli Ziya Selçuk çok iyi işler çıkardı. Ayrıca din eğitimi değil ahlak eğitimi verilmeli ki tutarlı olsun. Aile uyuşturucu satıcısı bu onların mesleği ahlak olmadığı için herşeyi yapabilir. Okulda yada camide verilen eğitimle bu sorunlar çözülemez. Çocuk mu var karşıda "Bak yaptıklarını Allah görur cisss yapar" mı deyicegiz. Sayın Bakanı desteklemek ideolojik saplantilardan çıkarak geleceğimiz için yanında olmak gerekir, diye dusunuyorum.

SOKAĞIN SESİ

11 Eylül 2020 08:54

5-10 YAŞ ARASI ÇOK ÇOK ÖNEMLİ. ANNE BABA LAR BURADA TRENİ KAÇIRIYOR!! 11-12 YAŞINDAN SONRA ÇOCUKLARINI EĞİTMEYE ÖĞRETMEYE ÇALIŞIYORLAR, ARTIK ÇOK GEÇ. TV TELEFON İNTERNET ÇOCUĞU ELE GEÇİRMİŞ OLUYOR. MÜSLÜMAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ, 1-4 SINIF DA; AHLAK, GÖRGÜ KURALLARI VE VATAN MİLLET DEVLET SEVGİSİNİ ÖĞRETMELİDİR. ( DEVLETE SEVGİ SAYGI JAPONYA DAN ÖRNEK ALINABLİR.)

Vehbi Kara Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle